Egoist okur

Edebiyatın Marlon’u: TREVANIAN

“Senin en büyük kusurun tecrübesizliğin değil, kayıtsızlığın. Yenilgilerini senden daha zeki ya da yetenekli olanların elinden tatmayacaksın. Seni yenenler, sabırlı, sinsi, vasat insanlar olacak, çünkü sen kendi parlaklığının ortasında dururken gözlerin öylesine kamaşıyor ki, odanın kuytu, karanlık köşelerini göremiyorsun.”

Bunları “Şibumi” adlı kitabında Trevanian yazmıştı.

İlk okuduğum yıllarda, Trevanian’ın kimliği meçhuldü, kendisi benim için âşık olunacak biriydi ama gene de gölgeler arasında gizleniyor gibiydi ve açıkçası bu bir parça ürkütücüydü.

Yıllar sonra İspanya’da yaşayan ve kendi de romancı olan kızını buldum ve ona babasını anlattırdım. Hatta babasının bir fotoğrafını bile aldım, linki burada.

Böylece gerçek Trevanian’ın meçhul ve hakkında binbir rivayet dolaşan düşsel Trevanian’dan çok daha sevilesi biri olduğu çıktı ortaya.

Kızının anlattıklarından okuyalım:

“Babam çok tatlı, oyuncu biriydi. Hikaye anlatmayı seven, büyüleyici ve yakışıklı bir adamdı; çocuklara karşı sonsuz sabırlıydı. Ama ruh hali değişken olabiliyordu, çabuk öfkelenirdi. Özellikle toplumsal adaletsizlik karşısında. Dağcılık, mağaracılık gibi sporlara düşkündü ve bu konularda çok iyiydi. Deri ceket giyer, motosiklet kullanırdı. Bilirsiniz, gülümseyişiyle odayı aydınlatan insanlar vardır, babam onlardan biriydi.”

Derken onu bizzat tanımış hatta birlikte çalışmış eğitimci Wayne Danielson’la yapılmış bir röportaja rastgeldim ve Trevanian zihnimde çok daha da müthiş biri oldu. Okuyunuz. Ama önce…

Eksilmeyen nadir şahaneliklerden olduğunuz için teşekkürler Bay Whitaker…

Gülenay Börekçi

Edebiyatın Marlon’u: TREVANIAN

Bir sinema dergisinin eski sayılarından birinde çok sevdiğim Trevanian’ın pek yakışıklı bir gençlik fotoğrafını gördüm. Trevanian’ı, Reagan döneminde ABD’yi terk etmeden hemen önce Texas Üniversitesi’nde birlikte çalıştığı Wayne Danielson anlatıyordu.

Trevanian’ın gerçek adının Rodney Whitaker olduğunu zaten öğrenmiştim ama gençlik yıllarında kampüsteki lakabının, “Marlon” olduğunu bilmiyordum. Deri kıyafetler giyip sürekli motosikletle gezdiği ve fena halde “Wild One” filmindeki Brando’ya benzediği için… Favori yazarlarımdan birinin favori aktörüme benzemesi de güzel sürpriz! Danielson’ın anlattığına göre biraz eğlenmek için ders çıkışlarında motosikletlerine atlayıp otoyola çıkar, aklı bir karış havada yeniyetmeler gibi, gözlerine kestirdikleri otomobillerin arkasına takılıp yarış yaparlarmış.

Görüyorsunuz, bazı insanlar bizi bu dünyadan göçüp gittikten sonra da şaşırtmaya devam ediyor.

Gülenay Börekçi

Subscribe
Notify of
0 Comments
Inline Feedbacks
View all comments