Egoist okur

Hande Öğüt: “Yeni bir cinsellik tasavvuruna doğru…”

“En seksi roman kahramanı hangisi?” sorusunun cevapları geliyor… Tavrından ve muhtevasından ötürü beni mutlu eden yazılardan biri olduğu için Hande Öğüt’le başlıyorum dosyaya. Eleştirmen Hande Öğüt hem ona göre kışkırtıcı olan roman karakterlerini anlattı bu yazıda, hem de daha önemlisi konuyla ilgili genel bir değerlendirme yaptı.

“Baştan çıkarıcılık, erotiklik ya da seksilik, heteroseksist patriyarkanın erkek hazzına yönelik biçimde yapılandırdığı ve yücelttiği dişil stereotiplerdir. Ne var ki seksi kadın ve bedeni, erkeğin mülkü haline geldikçe eril arzunun tasarrufuna girer; cinselliği hazdan kopartılıp üremeye hizmet eder. Ortada gerçek bir kadın değil bir stereotip, manipüle edilmiş bir aygıt vardır.”

Kadınların yüzyıllarca sustuktan sonra yazmaya başladıklarında çoğu zaman erkek adı kullanmak zorunda kalmalarını ve kendi adlarına da seslerine de daha yeni yeni sahip çıkabildiklerini düşününce Hande’nin söylediklerine tamamen katılıyorum.

“Benim için ‘seksi roman kahramanı’ yok.” diyor Hande. “Ama kadın bedenine ve cinselliğine dair söylemi ve stereotipleri altüst eden, heteroseksist eril pratikleri sorgulayan, hatta beyaz, heteroseksüel, burjuva öznenin bütünlüğüne karşı bir tehdit olan romanları ve dolayısıyla kahramanları, yeni bir cinsellik tasavvurunun, dişil erotizm, arzu ve hazzın alternatif yollarla da temsil edilebilirliğinin imkânları olarak görüyorum.”

Gülenay Börekçi

Hande Öğüt

“Kadın bedeni erkek egemen sistemde önemli bir toplumsal fantezidir.”

Roman kahramanlarını “seksi” olarak değerlendirmek, onlara bir seksapel biçmek elbette mümkün; tartışılır olan, bu imgenin neyin taşıyıcısı olduğu ve ideolojik olarak nasıl yapılandırıldığı… Egemen ideolojinin ve ona dayanak olan psişik yapıların ilkelerine göre, erkek bedeni cinsel nesneleştirilme yükünü taşımaz. Kadınsa yalıtılmıştır, teşhir edilmektedir, cinselleştirilmiş, fetişleştirilmiştir. Kadın bedeni erkek egemen sistemde önemli bir toplumsal fantezidir. Anaakım anlatılarda vamp, erotik, seksi olan çoğunlukla kadındır. Baştan çıkarıcılık, erotiklik ya da seksilik, heteroseksist patriyarkanın erkek hazzına yönelik biçimde yapılandırdığı ve yücelttiği dişil stereotiplerdir. Ne var ki seksi kadın ve bedeni, erkeğin mülkü haline geldikçe eril arzunun tasarrufuna girer; cinselliği hazdan kopartılıp üremeye hizmet eder. Ortada gerçek bir kadın değil bir stereotip, manipüle edilmiş bir aygıt vardır.

Kadın cinselliğini bastıran, denetleyen heteroseksist erkek değerlerinden, hegemonik eril dilin tanımlamalarından her ne kadar arındığımızı düşünsek de cinsel olarak kendini özgür olarak tanımlamak ya da seksi olmanın arzu edilirliği nereye denk düşer? Patriyarkal ilişkilerin ve erkek merkezli cinselliğin kadınlara dayattığı haz duyma biçimlerinin ve heteroseksüelliğin dar ufku içinde kalarak cinselliğin potansiyellerini keşfetmek, erotizmi tanımlamak mümkün değildir. Dolayısıyla bu anlamda benim için “seksi roman” kahramanı yok. Ama kadın bedenine ve cinselliğine dair söylemi ve stereotipleri altüst eden, heteroseksist eril pratikleri sorgulayan, hatta beyaz, heteroseksüel, burjuva öznenin bütünlüğüne karşı bir tehdit olan romanları ve dolayısıyla kahramanları, yeni bir cinsellik tasavvurunun, dişil erotizm, arzu ve hazzın alternatif yollarla da temsil edilebilirliğinin imkânları olarak görüyorum. Bu bağlamda arkaik bedene ve dişil kitonyenliğe meyleden, toplumsal cinsiyeti istikrarsızlaştırabilecek farklı cinsel pratiklere, kadınsı erotizmdeki cinai güce yer veren Isabelle Broué, Virginie Despentes, Angela Carter, Charlotte Roche ve Kathy Acker’ın kurmaca kahramanları önemlidir. Yanı sıra Elfriede Jelinek’in Piyanist’inin kadınlığa dair aykırı imgelerle donatılmış kahramanı Erika Kohut’un mazoşist arzusu ve tercih ettiği s&m pratikleri, bedensel hazzı cinsel organların sınırlayıcılığından kurtarır. Georges Bataille’ın, seks, ölüm, aşağılama, müstehcenlik ve kötülüğün yüceltildiği başyapıtı Annem’in, hem kadınlara hem de oğluna erotik bir aşk duyan Helene’i, oğlu ve kadın arkadaşlarıyla yaşadığı seks oyunlarında, çılgınlık derecesinde bir coşku bulur. Yaşadığı orji deliliğe, ölüme, tutkuya varan bir ivme kazanır; ritüel, haz ilkesine mutlak egemenlik tanır.

Anais Nin İçsel Kentler adlı erotika dizisinde ataerkil şifrenin otoritesini yıkacak kadınlar yaratmıştır; sevgililikten düşmanlığa, yapıcılıktan yıkıcılığa, tekeşlilikten çokeşliliğe, heteroseksüellikten lezbiyenliğe ve biseksüelliğe geçiş yapabilir bu kadınlar. Dizinin ilk kitabı Ateş Merdivenleri’nin kahramanı Lillian, Nin’in dostluk kurduğu pek çok kadının izdüşümüdür. Durmaksızın devinen, medcezirli, erotik, kışkırtıcı bir kadındır. Âşıklarından Djuna ise bağımsızlığına düşkün bir feministtir. Djuna’nın maceraları Albatros Çocukları ve Dört Odalı Kalp’te de devam eder. Helen ve Sabina, June’a göndermede bulunan kadınlar olarak Lillian’ın aşk üçgenini oluştururlar. Cinsel arzusu hayli güçlü, tehlikeli tutku oyunlarıyla zevkin peşinde koşan Sabina ile Aşk Evinde Bir Casus’ta da karşılaşırız. Nin, toplumsal cinsiyet, cinsellik klişelerini alaşağı ettiği kadar, edebi söylemin normlarını da yıkar. Ayrılıkçı lezbiyen aktivist ve yazar Rita Mae Brown’un Rubyfruit Jungle romanının kahramanı Molly Bolt da çok “seksi”dir bu bağlamda. Her açıdan üstün, çok güzel, dört dörtlük bir kadındır o. Dişi bir Tom Jones ile adalet peşinde koşan bir şövalyenin bileşimi… Bu kusursuzluk, lezbiyenliğiyle bağdaştırılır. Bir transgender klasiği olarak da anılabilecek roman, lezbiyen feministlere, kendileriyle özdeşleşebilecekleri, 20. yüzyılda yaşamda ve yazında lezbiyenlere yapılan tüm haksızlıkların intikamını alan bir kahraman kazandırmıştır.

3
Leave a Reply

3 Comment threads
0 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
2 Comment authors
  Subscribe  
newest oldest most voted
Notify of
efsun

henry james, güvercinin kanatları… cate croy’u sinemada helena bohem carter başarıyla canlandırdı ve oscar’a aday gösterildi. zavallı aşığıyla, bir kedinin fareyle oynadığı gibi oynar.

Ananis Nin diyorum ben de :)

Venüs Üçgeni

hatta Venüs Üçgeni kitabının içindeki 3 ayrı hikaye:
Sanatçılar ve Modeller
Tüllü Kadın
Elena