Egoist okur

Sağlıklı olmak arzusu hastalığa dönüşünce…

Farklı türlerde 3 kitap… Birincisi sağlıklı yaşam çılgınlığına dair. İkincisi Georges Perec’in kaleminden hayatın olağan keşmekeşinin tablosu. Üçüncüne gelince; işte o, büyük yazar Tolstoy’un kaosu düzene sokma çabasının ürünü olan bir bilgelik takvimi.

Gülenay Börekçi

Tolstoy, Perec ve büyük soru: Kim en mutlu, kim en sağlıklı?

Her şeyi bilen ama hiçbir derde derde deva olmayan sağlık kitaplarından bıkıp usandınız mı? O halde size Carl Cederström ve André Spicer’ın yazdığı “Sağlık Hastalığı”nı önereceğim. Sağlıklı ve kusursuz olma arzusunun artık bir ideolojiye dönüştüğünü dile getiren ve bu durumun günümüz insanında yarattığı patolojileri ele alan yazarlar, diyet yapmanın suçluluk hissettiren hazzından, o “kötücül” ve sınırsızca bencil mutluluk biliminden söz ediyor, sağlık ve mutluluk üzerine bu kadar yoğun kafa yormanın bizi eskisinden çok daha narsisistik ve kaygılı yaptığını söylüyor. Kitabın ‘Hasta olma özgürlüğü’ adını taşıyan bölümündeki temel referansları, altı ciltlik otobiyografik roman “Kavgam”ın yazarı Karl Ove Knaussgaard’ın köprücük kemiğini kırmasıyla başlayan bir olaylar zinciri… Sonlarda yer alan ‘Şişmanlığa Övgü’ bölümününse beni bir parça irkilttiğini söyleyebilirim ama yapacak bir şey yok, demek bu konuda hassasım. Bana esas enteresan gelen şeyse, Cederström ve Spicer’ın teoriyle yetinmeyip pratiğe yönelmeleri ve kitapta anlattıkları her şeyi sonradan bizzat tecrübe etmeleri oldu. Yani biri İsveç’te, diğeri Londra’da yaşarken, bir yıl süren bir sağlık ve kişisel gelişim deneyi yapmış, sabırla ve sebatla her ay hayatlarının belirli bir alanını ileri sağlık teknolojileri, popüler kişisel gelişim kitapları ve spiritüel öğretilere uygun olarak iyileştirmeyi denemişler. Gerçi 265 günün sonunda en başa dönme konusundaki acelelerine bakılırsa, sonuç tam anlamıyla felaket olmuş. (Sağlık Hastalığı, Carl Cederström, André Spicer, Yapı Kredi Yayınları)

Olanca karmaşıklığıyla hayat

Georges Perec’in Paris’in merkezinde bir binanın tüm katlarını, dairelerini, odalarını kurgunun bir parçası haline getirerek yazdığı” bir kitap “Yaşam Kullanma Kılavuzu”.

Perec, bütün o öyküleri, anekdotları, gezi notlarını, fragmantal parçaları, listeleri, kusursuz cinayet planlarını, hayali kara büyü muhtevalarını, mini tarihçeleri ve sayısız kitap içinde kitabı toplayıp bir wunderkammel’e yerleştirmiş sanki. Ardından bu malzemeyi bilmeceler, kelime oyunları ve yapbozlarla köpürterek şahane bir roman yaratmış. Tabii okuması zor bir yandan da, çünkü boşluklar bir türlü dolmuyor, problemler çözülemiyor, hikaye bitmiyor. Eksik bir şey hep var, tıpkı hayatın kendisi gibi.

Kim demişti hatırlamıyorum, büyük bir romancının inşa ettiği bu binaya adım atmak, baş döndüren bir dünya seyahatine çıkmaya benziyor. Unutmadan; wunderkammel, 18. yüzyılda evlerin en güzel köşesinde duran çekmeceli dolaplara verilen ad. Avrupalılar bu çekmecelere hayatları boyunca topladıkları irili ufaklı nesneleri, başkaları için değilse bile kendileri için kıymetli şeyleri yerleştiriyorlardı. Wunderkammel’lerden esinlenen bir tek Perec değildi. “Müzelerin geleceği evlerimizin içindedir” diyen Orhan Pamuk da Masumiyet Müzesi’ni buradan ilhamla yarattı. (Yaşam Kullanma Kılavuzu, Georges Perec, İmge Kitabevi)

Her güne bir Tolstoy

Tolstoy’un “Bilgelik Takvimi”ni duydunuz mu? Devrim öncesi Rusya’da çok popüler olan ama komünizmle beraber yasaklanan ve yüz yıl boyunca bir köşede unutulan bu takvim yeniden keşfedildikten sonra bizde de yayımlandı. 1 Ocak tarihinde alıyorsunuz elinize, 31 Aralık’a kadar her gün 1 sayfa okuyarak tamamlıyorsunuz. Tolstoy usulü Saatli Maarif Takvimi denebilir. İşe bakın ki ben sabırsız bir tipim. Küçükken Saatli Maarif Takvimi’nin yapraklarını hızlı hızlı çevirip baştan sona bir çırpıda okuyuverirdim. Buna da aynısını yaptım ve 365 yaprağı bir gecede okudum. Tolstoy’un onaylayacağı bir şey değil bu, farkındayım. Zaten önsözünden anladığım, büyük edebiyatçının takvimi hazırlaması koca bir ömür sürmüş. En büyük yardımcısı da henüz 18 yaşındayken belirlediği ve hayatı boyunca sıkı sıkıya riayet ettiği “10 altın kural” olmuş. Egoist Okur’da var, “Kişisel gelişimde Tolstoy etkisi” başlıklı yazıyı bu linkten okuyabilirsiniz… (Bilgelik Takvimi, Lev Tolstoy, Kaknüs Yayınları)

Gülenay Börekçi

 

Leave a Reply

  Subscribe  
Notify of