Egoist okur

Genç Ursula K. Le Guin, Ged’i yaratırken kimden ilham aldı?

Portlandlı tutkulu okur Ursula K. Le Guin, bir süre sonra kendi hikayelerini yazmaya karar veriyor. Her gece çocukları uyuttuktan sonra sabahlara kadar yazdığı öyküleri beğenen yok. Hangi dergiye gönderdiyse red cevabı alıyor, şurada burada tek tük şiirleri çıksa da editörler onun yazdıklarıyla ilgilenmiyor. Peki ya sonra? Okuyalım… Gülenay Börekçi Küçük Ursula kitaplara gömülmüşken. Fantastik edebiyatın […]

Read More

Ursula K. Le Guin: “Bu yaşımda, yapmadığım hiçbir şey beni utandıramaz”

Son röportajlarından biriyle “Güle güle” diyorum Ursula’ya. İyi ki yazdın, iyi ki okudum seni. Gülenay Börekçi Ursula K. Le Guin: “Bu yaşımda, yapmadığım hiçbir şey beni utandıramaz” Kütüphanesine gizlice süzüldüğümüz yazarlardan biri de “Mülksüzler”, “Yerdeniz Büyücüsü”, “Aya Tırmanmak”, “Lavinia” ve “Dünyaya Orman Denir” adlı kitapların yaratıcısı Ursula K. Le Guin oldu. Onun Neil Gaiman gibi […]

Read More

Neil Gaiman: “Okuduğum hiçbir kitaptan boşanmadım”

“Amerikan Tanrıları”, “Yokyer”, “Coraline”, “Sandman” ve son olarak “Kırılgan Şeyler”le tanıdığımız Neil Gaiman, yaşlandığı için eskisi kadar kitap okuyamadığından yakınıyor hatta anladığım kadarıyla bu konuda epey dertli. Daha doğrusu dertliymiş. Fakat bir arkadaş tavsiyesi üzerine derhal okuma gözlüğü edinmiş, böylece sorun mucize bir hızla çözülmüş. “Benim için atomun parçalanması kadar büyük bir keşif oldu” diyor. […]

Read More

Fantastik başyapıtları: Kim korkar ejderhalardan?

Fantastik edebiyat olmasaydı eğer; mitler, masallar, efsaneler… Özgür, gerçekten özgür bir edebiyattan da söz edemezdik… Çünkü hayal kurmak ne kadar özgürleştiriyorsa benliğimizi, fantezi de o ölçüde özgürlüğün peşindedir. Hayal kurmak ne denli uzaklaştırıyorsa bizi gerçeklerden ve hayattan, işte fantezi de ancak o denli kaçış edebiyatı yapıyor demektir. İlk Bahçeyazı’da yayınlanmıştı bu yazı. Fantastik edebiyatın içinden […]

Read More

Ursula K. Le Guin + Omelas’ı Bırakıp Gidenler

Ursula K. Le Guin’in Omelas’ı Bırakıp Gidenler öyküsünde bir kasaba var. Kasabalının mutluluğu ve refahı, kurban olarak seçilen küçük bir kızın sonsuza dek zindanda tutulmasına bağlı. Anlaşma açık: Kız eğer özgürlüğüne kavuşursa, kasaba halkı mutluluğundan olacak… Le Guin bize bu durumu güzel güzel anlattıktan sonra, Omelas’ı bırakıp gidenlerle bitiriyor öyküsünü. Yani kızı kurtaramayan ama onun acı […]

Read More