Posted by gülenay börekçi on February 11, 2017 · Leave a Comment
Sezgin Kaymaz’ın “Lucky” adlı kitabı unutulmazlar arasına çoktan girmişti. Kahramanı Lucky’nin seveni, hayranı da çoktu. Bu dünya akıllısı köpeği bir roman kahramanı yapan şeyi çok düşündüm… Ve en iyisi yazarına sormak dedim kendi kendime… Her zamanki üslubuyla anlattı o da… “Kimse kendisinden fazlası değildir, ama çok kimse bunu bilmez. Lucky biliyordu; ona göre davrandı hep. […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on February 11, 2017 · Leave a Comment
Kurt çocuklar, konuşan kediler, hain su samurları, aksi geyikler, zavallı kaplancıklar, hınzır çocuklar, zeki genç kadınlar ve sivri dilli genç adamlar, yazmak için kendine Saki adını seçen Hector Hugh Munro’nun öykülerinde statükonun temsilcisi olarak karşımıza çıkan eskiye sıkı sıkıya bağlı aristokratlara ve sonradan görme zenginlere dünyayı dar ediyor. Dünya gerçekten de dar gelsin öylelerine. Saki’nin bizde […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on February 11, 2017 · Leave a Comment
“İçinde resimler yoksa, kitap okumak neye yarar!” Alice’in Harikalar Diyarı’ndaki macerasının benim için anahtar cümlelerinden biri sanırım buydu. Çocuk kitaplarına merakım resimleri yüzünden olabilir. (Gerçi ben yetişkinler için yazılan kitapları da resimli oldukları zaman sanki daha çok seviyorum ama bu ayrı bir konu.) Sadede gelirsek; bu hafta… James Joyce torunu için yazdığı masalda kedi sevgisini açık […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on February 11, 2017 · Leave a Comment
Çağnam Erkmen, ilk romanı “Öl”de zamandaki ölüm izlerini takip ederken, doğamızın ölümle nasıl biçimlendiğini sorguluyor. Fotoğraftaki Proust. Öldüğünde Man Ray çekmiş. ÖL: Bir doğum lekesi olarak ölüm Diyelim ki ellili yaşlarda, eğitimli, hali vakti yerinde, evli bir kadınsınız. Amansız bir hastalık kapınızı ikinci kez çalmış ve ne kadar zamanınız kaldığını neredeyse günü gününe biliyorsunuz. Yani […]
Read More