Posted by gülenay börekçi on March 29, 2015 · 11 Comments
Azra Kohen nöro-psikoloji doktorası yapan genç bir kadın. Ve bir yayıncılık fenomeni… Okurları onu “Akhilah” takma adıyla yazdığı roman serisiyle tanıyor. Destek Yayınları’ndan çıkan ve 40 küsur baskı yapan ilk romanı “Fi”nin ardından gerçek adını açıklayarak “Çi”yi yayınladı. Gene çok okunan bu kitabın ardından sırada serinin son kitabı “Pi” var… Röportajımızda ona önce kitaplarının adlarının ne […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on March 29, 2015 · Leave a Comment
Bedenimizde neremizi seviyoruz ve neremizi sevmiyoruz, neden? Oya Baydar’ın kitabını okurken zihnime takılan sorudan sonra birkaç kadın yazara bedenlerine dair takıntılarını sordum. Beğenmedikleri ya da tam tersi, onlara gurur veren fiziksel özelliklerini… “Ömrüm yeterse, 70’lik bir nine olana kadar kırmızı saçlarımı bayrak gibi sallayacağım” diyen Deniz Durukan iyi ki var, iyi ki saçlarını kırmızıya boyuyor ve […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on March 29, 2015 · Leave a Comment
Kuzey ve Masumlar gibi romanların yazarı Burhan Sönmez’in üçüncü kitabı “İstanbul İstanbul” İletişim Yayınları’ndan çıktı. Sönmez romanını İtalyan yazar Giovanni Boccaccio’nun ölümsüz klasiği Decameron’dan ilhamla yazmış. Orada bir veba salgını sırasında karakterler birbirlerine 10 gün 10 gece boyunca hikayeler, masallar anlatıyorlardı; aynısını burada hapishanedeki mahkumlar yapıyor. 10 gün ve 10 gece boyunca hücrede İstanbul konuşuluyor. […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on March 29, 2015 · Leave a Comment
Acıklı bir hikaye “Eve Yolculuk”; o yüzden çocuklarla kitabı okurken biraz hüzünleneceğinizi baştan söyleyeyim. Umudumuzu yitirmek istemiyoruz tabii ama filleri, pandaları, kutup ayılarını ve orangutanları koruyabilecek miyiz gerçekten? Dodolar gibi mi olacak sonları? Şehirlerin büyümesi duracak mı, avlanma bitecek mi gerçekten? Yazar Frann Preston-Gannon, aslında açık ve net olarak bunun artık çok zor olduğunu söylemek […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on March 22, 2015 · Leave a Comment
Mabel Matiz’in yeni albümü “Gök Nerede” çıktı. Şahsen albümü çok beğendim; Mabel’in sesini, şarkılarını, yazdığı sözleri, atmosferin usul usul başlayıp sonlara doğru “delirmesini”, Prag’da çekilmiş fotoğraflarını… “Dandy” kelimesinin vücut bulmuş hali gibiydi o fotoğraflarda. Bu çok sevdiğim eski kelime, “sözü olan bir şıklığı” anlatıyor. İnsanın kılığıyla, kıyafetiyle, saçıyla, duruşuyla, bu kelimeyi ilk kez tanıtan Oscar […]
Read More
Filed under müzik, vitrin · Tagged with bomonti, brasserie bomonti ortaköy, david bowie, deniz durukan, gök nerede, gülenay börekçi, mabel matiz, mabel matiz röportajı, mete özgencil, nazan öncel, zeki müren
Posted by gülenay börekçi on March 22, 2015 · Leave a Comment
“Bir Mister Fa var, 1980’lerin devrimcisi, modernist kollektivizmden bireysel özgürlüğe, özgür aşka giden yolu, ‘… kişinin kendine, biricik yurduna, bedenine kavuşmasının yolunu’ arayan… Bir Rakıyı Karanfille İçen Adam var, uzun ama etkili söylevler veriyor; hayat arkadaşı Çingene bilgesi Gülbahar Hanım’la tanışmasından sonra uygarlığın ulus devletler dışında, onlara rağmen gerçekleştirilebileceği anlayışını olgunlaştırmış, yaşamın sırlarını deşeliyorlar… Bir […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on March 22, 2015 · Leave a Comment
Faşizmin günümüzde nasıl durmadan “yeni kan” ve “yeni ruh” aradığını, insanları, bilhassa gençleri nasıl baştan çıkarıp zehirlediğini anlatan “Vahşi Sürü”, Alman yazar Daniel Höra’nın kaleme aldığı muazzam bir roman. Höra’nın kitapta dile getirdiği sorular sadece Almanya için değil burası için de geçerli: Kağıt üstünde tamamen karşı olacağımız fikirleri nazik görünümlü ve düzgün giyimli bir yabancıdan […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on March 22, 2015 · Leave a Comment
Bedenimizde neremizi seviyoruz ve neremizi sevmiyoruz, neden? Oya Baydar’ın kitabını okurken zihnime takılan sorudan sonra birkaç kadın yazara bedenlerine dair takıntılarını sordum. Beğenmedikleri ya da tam tersi, onlara gurur veren fiziksel özelliklerini… İşte biriciğimiz Aslı Tohumcu’nun cevabı… Kırmızılı bordolu bir cevap oldu onunki, iç ısıtan, ferahlatan, gülümseten… Okuyunuz, seviniz :) Aslı Tohumcu: “İnsanları sadece yazdıklarıyla değil, […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on March 21, 2015 · 3 Comments
Komplo teorisyeni David Icke’ın çok çok garip şeyler anlattığı 700 küsur sayfalık kitabı “İnsanoğlu Ayağa Kalk” Destek Yayınları’ndan çıktı. Meğer binlerce yıl önce, Sümerler döneminde dünyamıza sürüngene benzeyen uzaylılar gelmiş ve bizi insan olduklarına inandırmanın bir yolunu bulmuşlar. Bugün de aramızdaymışlar ve bilinçlenmemizi önleyerek bizi yönetmeye devam ediyorlarmış. Tıpkı ben çocukken yayınlanan televizyon dizisi “Visitors”daki […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on March 15, 2015 · Leave a Comment
Orhan Pamuk “Bejan Matur’un zarif ve şiddetle hissedilen şiirleri”nden bahsetmişti bir yazısında. İngiliz yazar ve eleştirmen John Berger ise onun “bir haykırışı andıran” şiirlerine hayranlığını dile getirmiş, okurların bu şiirleri “kelime kelime değil el ele takip etmesi gerektiğini” yazmıştı. Uzun yıllar sürdürdüğü köşe yazarlığını artık bırakan Bejan Matur’un yeni kitabı “Son Dağ” Everest Yayınları’ndan çıktı. Kürt […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on March 15, 2015 · Leave a Comment
Annelerimiz, annelerimizin arkadaşları, arkadaşlarımızın anneleri hatta arkadaşlarımız, kısacası çevremizdeki bütün evli kadınlar bizi de bir an evvel hayırlı bir kısmetle “başgöz etmek için” yarışıyorlar. Sanki evlilik şahane bir kurummuş ve mutluluğun garantisiymiş gibi. Öte yandan yeni kuşak birçok genç kadın, evliliğin nimetlerinden o kadar emin değil. Evlilik bu yüzden en çok eleştirilen ama gene de […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on March 15, 2015 · 2 Comments
Bedenimizde neremizi seviyoruz ve neremizi sevmiyoruz, neden? Oya Baydar’ın kitabını okurken zihnime takılan sorudan sonra birkaç kadın yazara bedenlerine dair takıntılarını sordum. Beğenmedikleri ya da tam tersi, onlara gurur veren fiziksel özelliklerini… Beni kırmayarak açık yüreklilikle cevap verenlerden biri de annelik ve yazarlığı şahane bir şekilde barıştıran Aslı E. Perker oldu. Aslı Perker: “Karnım bir daha eskisi […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on March 14, 2015 · Leave a Comment
Açgözlüler, varyemezler, hüsnü kuruntular, çabuk heyecanlanıp zor gözyaşı dökenler. Sezer Duru sanki büyük bir müzikale karakter seçiyor. Sahne, sürekli yeni insanlarla doluyor. Bir karakteri, hemen, öteki takip ediyor. Herkes nefes nefese kalırken, Duru konumundan zerre sarsılmıyor. Duru edebiyatının özeti bu, daralan anlara sığdırılan öz ve herkesin gelip geçiciliğinde kendi kalabilmek. “Hoş Hikayeler”, bu bağlamda yazarın […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on March 10, 2015 · Leave a Comment
Ömer Açık adını ilk kez duymuştum. Günışığı Kitaplığı’ndan çıkan romanı Menekşe İstasyonu da okunacaklar listemdeydi fakat acele etmek için de bir sebebim yoktu. Bir sabah öylesine çantama attım, işe giderken, vapurda okumak için ideal olabilir diye düşünerek… Şimdi bu söylediğimi abartılı bulacaksınız ama kitap gerçekten kendini bana okuttu. Kendi iradesi ve isteğiyle. Nasıl oldu bilmiyorum ama oldu. Başladıktan sonra […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on March 10, 2015 · Leave a Comment
Bedenimizde neremizi seviyoruz ve neremizi sevmiyoruz, neden? Oya Baydar’ın kitabını okurken zihnime takılan sorudan sonra birkaç kadın yazara bedenlerine dair takıntılarını sordum. Beğenmedikleri ya da tam tersi, onlara gurur veren fiziksel özelliklerini… O yazarlardan biri de Müge İplikçi’ydi… Müge İplikçi: “Dikkafalı, sevecen ve uzlaşabilir. Uzlaşmayabilir de!” “Yaşım ilerledikçe bedenimi dinlemeyi öğrendim. Bedenin harika bir işleyişi ve […]
Read More