İnsanlar diyarında cezalı büyücüler
“… Ancak ne olduysa, yönlerini kaybedip aynı yollardan geçmek zorunda kalmış ve bu topraklarda hiçbir şeyin onların bildiği gibi yürümediğini anlamışlar. Ormanlar yine yağmalanmış, ruhsuzlar kitapları yakmış, ajanlar iki katına çıkmış, kedilerin kuyrukları kesilmiş, devler huzursuz edilmiş. Kaos ve kötülük kol geziyormuş…” Suya, toprağa, gökyüzüne, ağaçlara hatta rüzgarda uçan yapraklara yazan Hande Şarman bu kez […]
Read MoreHüzünle hatırlıyoruz: HALİL İNALCIK
Yıllar önceydi, İstanbul tarihine çok acı bir kayıt düşülmüş, Haydarpaşa Garı bombalanmıştı. Ölü sayısının bini aştığı söyleniyordu. İşte o facia günün ertesinde, tarihin akışını değiştirecek bir hadise daha gerçekleşti. Günün birinde Osmanlı’yı merak ederek, araştırarak, inceleyerek ve çözerek efsaneleşecek bir karakter, Halil İnalcık dünyaya geldi. Arkadaşım Emine Çaykara bu kez dün kaybettiğimiz Halil İnalcık’ı yazdı. […]
Read MoreGülcan Özer: “Madem iletişimle zehirlendik o vakit dibini bulacağız”
Psikiyatr Dr. Gülcan Özer, “Gücünüz yeterse kendi ruhunuzla tanışın, onunla ahbaplığın zevkine varın, kendinize karşı samimi davranmanın hafifliğini yaşayın” diyor, “Herkes Kendi Hayatının Kahramanı” adlı kitabında. Anlattıklarının kalbinde, ikili ilişkiler var… Aşkın ve evliliğin hangi kritik noktalarda tökezlediğinden, hepimizi bir biçimde esir eden yaşlanma korkusu ve gençlik kültünden, hem şifa hem zehir olabilecek iletişimin gücünden […]
Read More7 farklı SHAKESPEARE
“Shakespeare Müslüman’mış, gerçek adı da şeyh Pir’miş.” Haydaaa! Ortalık birbirine girdi tabii. Bana gelince, Shakespeare hakkında o kadar çok söylenti işitmiştim ki, şaşırmadım.Yine de işin aslını astarını araştırmayı ihmal etmedim tabii… Burada bazı Shakespeare’lerin hikayesini bulacaksınız: Müslüman Shakespeare, Kraliçe Shakespeare, Hırsız Shakespeare, Kasap Shakespeare, Casus ve Anarşist Shakespeare, Çapkın Shakespeare, Ayyaş Shakespeare… Şahsi fikrim, hiçbiri […]
Read MoreSaffet Murat Tura: “Bilimde sadakat diye bir şey yoktur”
“Öznellik problemine ayırdığımız bu uzun tartışmanın sonunda nöro-biyolojik (nöro-bilimsel), nörolojik ve psikiyatrik olgu durumlarına dayanarak şunu söylemiş oluyoruz: naif gerçekçi tutumumuzda diş ağrımızı, şu masanın üstündeki kırmızı domatesi, bilincimizi, bedenimizi, uzayı, uzak yıldızları, başka insanları, ağaçları ‘ben’ duygumuzu ve daha pek çok şeyi içeren bu dünya, beyinde onu kuran nöral faaliyetlerle ontolojik olarak özdeş fenomenal […]
Read MoreZamanla oynayan at
Yine çok güzel bir masal yazdı Hande Şarman. Bir zamanda yolculuk masalı… Yani tam öyle değil ama sussam ve daha fazlasını söylemesem iyi olur. Zira ilk masalı yayınladığımda aldığım itiraz mesajlarını düşünerek bu defa temkinli davranıp masalın sonunda ne olduğuna, kahramanımızın neyi keşfettiğine dair bir imada bulunmayacağım. Ama okuyalım ve zamanda dörtnala dolaşırken “istemeden de […]
Read MoreMüren Beykan: “Okumadığımız her kitap yeni kitaptır”
Kışın zorunlu okumalar çocukları kuşatmışken, işte artık gönüllerince eğlenceli, hayaller dünyasına fütursuzca dalan kitapları da sere serpe okuyabilirler; yıl içinde okuyamadıkları kitapları da. Bu her dem “yeni” kitaplardan bir demet analım burada, çeşitli edebiyat türlerini selamlayalım. Müren Beykan Günışığı Kitaplığı’ndan: Deniz Olsun Adı, Adil İzci +Muhteşem İkili, İsmet Bertan +Mutsuz Palyaçolar Örgütü, Neslihan Önderoğlu +Bolbadim […]
Read More“Bilmem yeter mi?”
Dağınıktı dünya. Her şey zamanla toparlandı. Yeni kurulmuş bir evin, uykudan uyanmış bir bedenin, yıllandıkça güzelleşen bir şarabın kendini toplayışı gibi… Bilmem yeter mi? Seni unutmaya ömrüm yeter mi? Dön desem tersine, dünya döner mi?” Birhan Keskin Dağınıktı dünya. Her şey zamanla toparlandı. Yeni kurulmuş bir evin, uykudan uyanmış bir bedenin, yıllandıkça güzelleşen bir şarabın […]
Read More














