Egoist okur

Yekta Kopan: Masaldaki cadı + romandaki vampir

Yekta Kopan’ın Aile Çay Bahçesi’ni okuduktan sonra onunla bu röportajı yaptım. Aklımda ne varsa sordum. Hatta Yekta’nın müzikle alakasını bildiğim için ve daha önce Kediler Güzel Uyanır için hazırladığı listenin tadı damağımızda kaldığından ondan bu romanın şarkılarını hazırlamasını istedim. “Yağma yok, olmaz” dedi. Yani tam olarak öyle demedi ama buna benzer şeyler söyledi. sonuçta anlaşıldı, […]

Read More

Kırmızı Pelerinli Kent: Oryantalist ve kolonyalist bakışın gölgesi

Edebiyat dergisi İzafi’nin Aslı Erdoğan sayısında Ahmet Ergenç’in de bir yazısı vardı. Kırmızı Pelerinli Kent’ten yola çıkarak Erdoğan’ı gayet sıkı bir şekilde -ve bence haklı olarak- eleştiren bu yazının Egoist Okur’da yer alması beni mutlu ediyor. Dokunulmazlarımızın gittikçe arttığı ve eleştiriye tahammülümüzün her geçen gün sanki biraz daha azaldığı günlerde bu tür yazılara daha fazla […]

Read More

Latife Tekin, Baudrillard ve o gün yanlarında olmayanlar

“Ormanları biçip imitasyon siteler kuracaksak, kol gücüyle sökemeyiz ağaçları,” deyince o gür üslubu ve kanlı canlı ironisiyle Latife Tekin, “Bu,” diyor Baudrillard “türün boşluğa salınımı.” Ellerini masanın üzerinde kenetliyor ve belki de bir tür toplu intihara yöneldiğimizi söylüyor Fransız. “İnsandışı” olan her şeyi yok etmeye yöneldiğimizi ama bunun paradoksal olarak kendimizi de yok etmek olacağını […]

Read More

Efkâr Karması / Murat Menteş: Bir doz keder, iki ölçek elem…

Bazı hikayeler gerçeklerden daha güzel ve bazılarının yaşam öykülerini okumak diğerlerininkinden daha sürükleyicidir. Tıpkı Murat Menteş’in yaşam öyküsü gibi… İstanbul’da doğdu. Bisiklet tamiriyle uğraştı, ufak tefek sihirbazlık numaraları öğrendi ve amatör olarak boksla ilgilendi. Yediği yumruklar dayanılmaz bir raddeye gelince, ringlere veda edip şiir yazmaya koyuldu. Dergilerde, yayınevlerinde, gazetelerde çalıştı. Kaosa Mütevazı Bir Katkı’da medyanın […]

Read More

UMAY UMAY: “Tanrı’yla kavga etmesem kiminle edeceğim?”

“Çok güzel seviştim. Her şeyle seviştim. Hayatla, müzikle, her şeyle. O seks yaptıklarını sananların ulaşmak istedikleri yerde o kadar çok vakit harcadım ki. Bazı insanların tenine bak Deniz. Doyup doymadıklarını tenine bakarak anlarsın. Bu ekmek ve suyla açıklanacak bir şey değil. Meslekle açıklanacak bir şey de değil. Şöyle tenine bakarsın ve aşık olunduğunu görürsün. Ben […]

Read More

Peter Straub’dan özel ders: “Yazmak gerçekliği icat etmektir!”

Ünlü müzisyen Nick Cave’in bile hayranlık ifadesi olarak iki şarkısını ithaf ettiği korku romanları yazarı Peter Straub aşağıda genç hayranı ve meslektaşı Christopher Morris’e içini döküyor, yazmaya ilişkin tavsiyelerde bulunuyor. Daha doğrusu Morris ona bir mektup yazıp yazarlıkla ilgili kafasını karıştıran birkaç soruyu cevaplayıp cevaplayamayacağını soruyor, o da üşenmeyip cevaplıyor. Hatta sonra hem Morris’in mektubunu, […]

Read More

Efkâr Karması / Yekta Kopan: “Bir kedi uykusundan nasıl uyanır bilir misiniz?”

Fildişi Karası. Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri. Yedi Derste Vicdan Muhasebesi. Kara Kedinin Gölgesi. Karbon Kopya. İçimde Kim Var. Bir de Baktım Yoksun. İsimleri kışkırtıcı kendileriyse müthiş eserler. Geçen yıl çok önemli ödüller kazanan Bir de Baktım Yoksun’un şahsi favorim olduğunu söylemek isterim. Bu şahane külliyatın yaratıcısı Yekta Kopan bu ay Milliyet Sanat dergisindeki köşesinde bana […]

Read More

Mehmet Eroğlu: “Serüven seven kendi denizini içinde taşır”

Mehmet Eroğlu, 2009’dan bu yana yayınladığı üç romanında Türkiye’nin son 30 yılını ele almak gibi zor bir işe girdi. “Mehmet”, “Emine” ve yeni çıkan “Rojin”, “Fay Kırığı” adı altında toplanan bir üçlemeyi oluşturuyorlar. Eroğlu’na yakın tarihimizin derin fay kırıklarını anlatmaya nasıl karar verdiğini sorarak başladım. Şöyle cevap verdi: “Türkiye’nin 1990 sonrasını yazmayı ilk kez 93’te, […]

Read More

Yaşasın, NaNoWriMo vakti geldi çattı: Üşümeyin, roman yazın!

Amerika’da başlayıp prestijli birer uluslararası etkinlik haline gelen NaNoWrimo ve Script Frenzy, roman ya da senaryo yazmak isteyip de bir türlü nereden başlayacağını bilemeyenler için birer fırsat. Üstelik Neil Gaiman, Dave Eggers, Philip Pullman ve Tom Robbins gibi yazarların da destek verdiği bu etkinlikler, dünyanın neresinde yaşıyor olursanız olun romanınızı ya da senaryonuzu yayınevlerine ya da […]

Read More

Yerli edebiyatın korkuyla aşılmaz mesafesi

Ben korku edebiyatını önemseyenlerdenim. Arkadaşım Tolga Meriç de öyle… Bu yüzden yaklaşık beş yıl önce, korku edebiyatının okura çıkardığı ateşten ihlal davetiyelerini kurcalamaya karar vermiştik. Korkunun din, cinsellik ve ölümle ilişkisini sorgulayacaktık. Bir de Türkçe edebiyatın korku türüyle aşılmaz görünen “mesafesi”ni… Bu yüzden türle öyle veya böyle alakalı olduğunu düşündüğümüz yazarlara birkaç soru sormuştuk. (Sorular […]

Read More

Yunuslara özgürlük!

“4 Ekim dünyada Hayvan Hakları Günü olarak kutlanıyor. Türkiye’de Hayvanları Koruma Günü olarak da anılan bu özel günde, aslında bildiğimiz anlamda bir kutlama yapılmıyor. İsabet oluyor, çünkü ne yazık ki hayvan hakları konusunda sınıfta kalmış durumdayız; ortada pek de kutlanacak bir durum yok. Hayvan sevgisinin evcil hayvan beslemekten ibaret olmadığını anladığımız gün, dünya daha da […]

Read More

Sahnede kime bakmalı, oyuncuya mı, Ay’a mı?

“Sana ‘Ay’a bakma’ hareketinin bütün kalıplarını öğretebilirim. Sana gökyüzüne uzanan parmağının ucuna kadar bütün hareketi öğretirim. Fakat parmağının ucundan Ay’a kadar olan kısım tamamen senin sorumluluğundur.” Geleneksel Japon tiyatrosunun en büyük aktörlerinden Yoshi Oida oyunculuk sırlarını kitap haline getirdi. Görünmez Oyuncu adlı kitabında bir aktöre sadece yeteneğin değil, bedensel temizliğin, güzel ruhun ve sorgulayan aklın […]

Read More