Kişisel arşivlerde İstanbul belleği
İstanbul Şehir Üniversitesi, “Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği” projesi çerçevesinde ünlü araştırmacı, biyografi yazarı ve vakanüvis Taha Toros‘un uzun yıllar boyunca biriktirdiği ve özenle koruduğu arşivini kütüphanesine kazandırdı. “Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği” projesi Ünlü araştırmacı, biyografi yazarı ve “vakanüvis” Taha Toros, 1910’da Adana’nın Tarsus ilçesinde doğdu. 2012’de öldüğünde ise ardında 37 kitap ve çok büyük bir arşiv […]
Read MoreYaşar Kemal’i niçin seviyoruz?
Yaşar Kemal öldü, çok üzgünüz. O yüzden bir ay kadar önce, 18 Ocak’ta yayınladığım bu yazıyı yeniden okumanın tam vakti… Türk edebiyatının yaşayan en büyük ismi Yaşar Kemal’in hastaneye kaldırıldığı haberini duyalı çok olmadı. O yüzden onu çok sevdiğini bildiğim bazı yazarlara ve şairlere gidip Yaşar Kemal’i anlattırdım. Hem usta iyileştiğinde okursa eğer biraz neşelensin ve gücünü daha […]
Read MoreSteely Dan’den The Doors’a, Veruca Salt’tan House of Love’a adlarını romanlardan alan müzik grupları
William S. Burroughs’un Çıplak Şölen’de anlattığı yapay penis… Virginia Woolf’un fare renkli mütevazı insanları… William Faulkner, Anais Nin, David Foster Wallace, Don DeLillo, Ranier Maria Rilke, Arthur Janov… İşte isimlerini romanlardan, yazarlardan, roman kahramanlarından hatta romanlarda geçen ayrıntılardan alan müzik grupları… Ve elbette parçaları. Steely Dan’den The Doors’a, Veruca Salt’tan House of Love’a adlarını romanlardan […]
Read MoreHırsız avcıları Dixie ve Percy, İhtişam Oteli’nde…
Gökçe Gökçeer gene yapacağını yaptı ve bana bayılacağım türden bir kitap keşfettirdi. (Tabii size de.) Shirley Hughes ve kızı Clara Vulliamy’nin yazıp resmettiği kitabın adı, “Dixie ve Percy Elmas Hırsızlarının Peşinde”… Eski usul havaları ve tatlılıklarıyla kalbimi çalan Dixie ve Percy’inin maceralarını hemen alıp okuyacağım. İçimde öyle bir his var ki bunu yaptığımda kendimi çok sevgili, canımın içi, […]
Read MoreAnılarıyla, şarkılarıyla ve son röportajıyla FİKRET ŞENEŞ
Bir süredir pop gecelerinde şunu fark ediyordum: Şarkıları uslu uslu dinleyenler sıra onun şarkılarına gelince canlanıyor, adeta şarkıyı yaşar hale geliyordu. “Anlamazsın”, “Bambaşka Biri”, “Uykusuz Her Gece”, “Kimler Geldi Kimler Geçti”; herkesin bir Fikret Şeneş şarkısı vardı. Ve istisnasız hepsi kadının özgürleşmesine, bağımlılıklarından, mecburiyetlerinden kurtulup kendi ayakları üzerinde dimdik durabilmesine dairdi… Pop müziğimizin ilk kadın […]
Read MoreErdal Beşikçioğlu: “Televizyon sıradanlığını muhafaza ettiği sürece tiyatro hep var olacak”
Bir süredir dünya tiyatro sahnelerinde Woyzeck fırtınası esiyor. Halbuki epey eski bir oyun. Alman yazar Georg Büchner 1800’lerin başında yazmış ve tamamlayamadan ölmüş. Eleştirmenlerse bugün oyunu “ilk gerçek modern drama olarak kabul ediyorlar. Woyzeck şimdi 200 yıl sonra hâlâ dünyada en çok sahnelenen oyun… Türkiye’de bile halihazırda birkaç farklı yorumu izlenebilir. Geçen hafta Tatbikat Sahnesi’nde […]
Read More“Failin bir, kendini kurban görenin iki şeytanı vardır…”
“Toplu çekilmiş kalabalık aile fotoğraflarını düşünün ve bir süre sonra ilk bakışta fark edilmeyecek silüetler görmeye başladığınızı hayal edin. Ölenler, intihar edenler, onlarca yıl önce cinayete kurban gidenler, savaşta yitenler, kürtajla aldırılan bebekler; hiç kimsenin bir yere gittiği yok aslında, oralarda bir yerlerde durarak aileyi etkilemeye devam ediyorlar.” Çünkü yazar Mitch Albom’un dediği gibi; atalarımız öldükten […]
Read MoreGöksel: “Aşkta acı çekmekten korkma, öğretiyor çünkü”
Çok eski arkadaşım olan Göksel’in yeni albümü Sen Orda Yoksun’u her zaman olduğu gibi çıkar çıkmaz dinledim ve çok sevdim. Göksel’in şarkıları yine tekrar tekrar dinlemek isteyeceğim kadar şahaneydi. Ama bu kez bir fark vardı: Onun aynı anda hem kırılgan hem şakacı olabilen ve hep bir hüzün aurası yayan sesine bu kez gümbür gümbür davullar eşlik […]
Read MoreMine Soysal: “Gençlerin deneyim özgürlüğüne ihtiyacı var”
Mine Soysal’ın yeni romanı Uzakta’nın kahramanları birbirlerinden çok farklı hayatlar yaşayan iki genç. Biri yoksul bir ailenin yaralı oğlu Erdo, diğeri zengin bir ailenin kızı olan ve en az Erdo kadar yaralı Dünya… Bütün romanı acaba birbirlerini görecekler mi, görseler ne olacak diye merak ederek okuyoruz ama kısacık, varla yok arası bir rastlaşma oluyor onlarınki, denizin ortasında karşılaşan iki […]
Read MoreKağıt bebekler mi? Yok canım, büyük edebiyatçılar…
Literary Greats Paper Dolls, illüstratör Tim Foley‘nin kitabı. Foley, çocukken pek sevdiğim kağıt bebekler tarzında 35 bebek çizmiş, her birine de üçer kıyafet hazırlamış. Kağıt bebekler mi? Yok canım, büyük edebiyatçılar… Bu bebeklerin her biri, çok sevdiğimiz, hayran olduğumuz ünlü yazarlar aslında, kıyafetler de yarattıkları edebi karakterlere ait. Bu kitap aracılığıyla yazarı kendi karakterlerine, mesela Agatha Christie’yi Hercule Poirot veya […]
Read MoreJean-Paul Sartre usulü bademli (varoluşçu) helva
Aşağıdaki üç alıntı arka arkaya sıralandığında, kelimelerin İngilizcedeki tınısına dayalı bir espri içeriyor. Sokrates “To be is to do” demiş. (Olmak yapmaktır manasında.) Jean-Paul Sartre “To do is to be” diye tamamlamış bunu. (Yapmak olmaktır manasında.) Noktayı Frank Sinatra koymuş, “Do be do be do” diyerek… Pek tabiidir ki bunun helvayla bir alakası yok. Öte yandan herkesin, büyük düşünürlerin […]
Read MoreKöprüleri, gölgeleri ve gizemli atmosferiyle Prag’ı geziyoruz
Praha, yani Prag “kapı eşiği” anlamına geliyor. Zaten Çekoslovakya’nın başkenti olan bu “ruhlu” şehirde 13 devasa kapı bulunuyor. Geçen ay Çek birası Kozel’in davetlisi olarak iki günlüğüne yüksek kuleleri, sivri çatıları ve gotik yapılarıyla bu gölgeli ve çok güzel şehre gitmiştim ya; orada öğrendim. Ne yaptığımı, neler gördüğümü da hiçbir ayrıntıyı unutmamaya çalışarak yazdım. Böylece […]
Read MoreCEYL’AN ERTEM: “Gecenin sonunda kendimi hep Müzeyyen Abla’yla baş başa buluyordum”
İsminin bir kesme işaretiyle yazılmasını istiyor. Ânın içinde olmak ve tadını çıkarmaya ithafen… Ayrıca sanıyorum ismini bu şekilde yazarak, taa 2000 yılında kurduğu ilk grubu Anima’ya bir selam gönderiyor. Ceyl’an Ertem’le daha önce tanışmamıştık. Fakat Anima’dan beri sesini, şarkılarını, “deneme cesaretini” seviyordum. Bu röportaj vesilesiyle tanıştık ve ben onun tavrını, titizliğini, işine saygısını, açık sözlülüğünü, […]
Read More









