Egoist okur

Zuhal Olcay: “Aşk güzel ama geçici bir delilik hali…”

Tiyatro ve sinema oyuncusu Zuhal Olcay’ın yeni albümü “Başucu Şarkılarım 3” çıktı. Olcay, Cem Karaca, Ahmet Kaya, İlhan Şeşen, Fecri Ebcioğlu ve Onno Tunç gibi çok önemli müzisyenlerin şarklarını kendine has tarzı ve güzel sesiyle yeniden yorumluyor. “Sevdiğin, inandığın bir insanla konuşursun, belki senin başını okşar… İnanın daha iyi gelen bir şey yok” Nasıl anlatırsınız bu […]

Read More

Lüset Kohen Fins: “Keşkistan’da yaşamayı hiç istemezdim…”

Bedenimizde neremizi seviyoruz ve neremizi sevmiyoruz, neden? Hayatın anlamını Ayakkabı Takas Merkezi’nde öğrenin Lüset Kohen Fins: “Yol uzun ama teknolojinin bunca ilerlediği çağımızda tünelin ucunda ışık var” İnsanoğlu sahip olduklarının kıymetini hep iş işten geçtikten sonra anlar. Bu teoriden yola çıkarsak; bedeninin kıymetini de ancak aksaklıklar baş göstermeye başlayınca fark eder. İnsanların özgüvenlerini perçinleyen ve […]

Read More

Şarlatanlığın, hurafelere teslim olmanın, aptallığın tarihi

“Tarihi iki defa okuruz, ilk okumada kullanılabilir ‘gerçeklerin’ peşine düşeriz. Bu bir papazın İncil’i okuması gibi bir şeydir. İkincisinde bu işin aslı neymiş diye okuruz. Bu da bir bakıma şeytanın İncil’i okuması gibidir.” Lars Morris Şarlatanlığın Tarihi’nde okuyucuyu ikinci tür bir tarih okumasına kışkırtıyor. Değişik çağlarda yaşayan insanların ruhsal labirentlerinde dolaştırıyor, çalınmamış kapıları aralıyor. Şarlatanlığı […]

Read More

AZRA KOHEN: “Nasıl sevişiyorsanız siz aslında o’sunuz”

Azra Kohen nöro-psikoloji doktorası yapan genç bir kadın. Ve bir yayıncılık fenomeni… Okurları onu “Akhilah” takma adıyla yazdığı roman serisiyle tanıyor. Destek Yayınları’ndan çıkan ve 40 küsur baskı yapan ilk romanı “Fi”nin ardından gerçek adını açıklayarak “Çi”yi yayınladı. Gene çok okunan bu kitabın ardından sırada serinin son kitabı “Pi” var… Röportajımızda ona önce kitaplarının adlarının ne […]

Read More

Burhan Sönmez: “Edebiyat yalanı yalan olmaktan çıkarır…”

Kuzey ve Masumlar gibi romanların yazarı Burhan Sönmez’in üçüncü kitabı “İstanbul İstanbul” İletişim Yayınları’ndan çıktı. Sönmez romanını İtalyan yazar Giovanni Boccaccio’nun ölümsüz klasiği Decameron’dan ilhamla yazmış. Orada bir veba salgını sırasında karakterler birbirlerine 10 gün 10 gece boyunca hikayeler, masallar anlatıyorlardı; aynısını burada hapishanedeki mahkumlar yapıyor. 10 gün ve 10 gece boyunca hücrede İstanbul konuşuluyor. […]

Read More

Mabel Matiz: “Güzel, görkemli ve ürkütücü bir aşktı…”

Mabel Matiz’in yeni albümü “Gök Nerede” çıktı. Şahsen albümü çok beğendim; Mabel’in sesini, şarkılarını, yazdığı sözleri, atmosferin usul usul başlayıp sonlara doğru “delirmesini”, Prag’da çekilmiş fotoğraflarını… “Dandy” kelimesinin vücut bulmuş hali gibiydi o fotoğraflarda. Bu çok sevdiğim eski kelime, “sözü olan bir şıklığı” anlatıyor. İnsanın kılığıyla, kıyafetiyle, saçıyla, duruşuyla, bu kelimeyi ilk kez tanıtan Oscar […]

Read More

Ömer Faruk’un Yarabıçak’ının gizli kahramanları Çingeneler

“Bir Mister Fa var, 1980’lerin devrimcisi, modernist kollektivizmden bireysel özgürlüğe, özgür aşka giden yolu, ‘… kişinin kendine, biricik yurduna, bedenine kavuşmasının yolunu’ arayan… Bir Rakıyı Karanfille İçen Adam var, uzun ama etkili söylevler veriyor; hayat arkadaşı Çingene bilgesi Gülbahar Hanım’la tanışmasından sonra uygarlığın ulus devletler dışında, onlara rağmen gerçekleştirilebileceği anlayışını olgunlaştırmış, yaşamın sırlarını deşeliyorlar… Bir […]

Read More

Daniel Höra: “İyi kalpli, zeki insanlar nasıl oluyor da kötülüğe, faşizme yenik düşüyor?”

Faşizmin günümüzde nasıl durmadan “yeni kan” ve “yeni ruh” aradığını, insanları, bilhassa gençleri nasıl baştan çıkarıp zehirlediğini anlatan “Vahşi Sürü”, Alman yazar Daniel Höra’nın kaleme aldığı muazzam bir roman. Höra’nın kitapta dile getirdiği sorular sadece Almanya için değil burası için de geçerli: Kağıt üstünde tamamen karşı olacağımız fikirleri nazik görünümlü ve düzgün giyimli bir yabancıdan […]

Read More

Aslı Tohumcu: “Kırmızı ve bordo ojelerle deneyler yapıyorum…”

Bedenimizde neremizi seviyoruz ve neremizi sevmiyoruz, neden? Oya Baydar’ın kitabını okurken zihnime takılan sorudan sonra birkaç kadın yazara bedenlerine dair takıntılarını sordum. Beğenmedikleri ya da tam tersi, onlara gurur veren fiziksel özelliklerini… İşte biriciğimiz Aslı Tohumcu’nun cevabı… Kırmızılı bordolu bir cevap oldu onunki, iç ısıtan, ferahlatan, gülümseten… Okuyunuz, seviniz :) Aslı Tohumcu: “İnsanları sadece yazdıklarıyla değil, […]

Read More

Bejan Matur: “Siyasetin içinde de şiir olmalı”

Orhan Pamuk “Bejan Matur’un zarif ve şiddetle hissedilen şiirleri”nden bahsetmişti bir yazısında. İngiliz yazar ve eleştirmen John Berger ise onun “bir haykırışı andıran” şiirlerine hayranlığını dile getirmiş, okurların bu şiirleri “kelime kelime değil el ele takip etmesi gerektiğini” yazmıştı. Uzun yıllar sürdürdüğü köşe yazarlığını artık bırakan Bejan Matur’un yeni kitabı “Son Dağ” Everest Yayınları’ndan çıktı. Kürt […]

Read More

AYBİKE ERTÜRK: “Aşk hâlâ en vazgeçilmezimiz…”

Annelerimiz, annelerimizin arkadaşları, arkadaşlarımızın anneleri hatta arkadaşlarımız, kısacası çevremizdeki bütün evli kadınlar bizi de bir an evvel hayırlı bir kısmetle “başgöz etmek için” yarışıyorlar. Sanki evlilik şahane bir kurummuş ve mutluluğun garantisiymiş gibi. Öte yandan yeni kuşak birçok genç kadın, evliliğin nimetlerinden o kadar emin değil. Evlilik bu yüzden en çok eleştirilen ama gene de […]

Read More

Aslı E. Perker: “Karnım bir daha eskisi gibi düz olur mu? Hiç sanmam…”

Bedenimizde neremizi seviyoruz ve neremizi sevmiyoruz, neden? Oya Baydar’ın kitabını okurken zihnime takılan sorudan sonra birkaç kadın yazara bedenlerine dair takıntılarını sordum. Beğenmedikleri ya da tam tersi, onlara gurur veren fiziksel özelliklerini… Beni kırmayarak açık yüreklilikle cevap verenlerden biri de annelik ve yazarlığı şahane bir şekilde barıştıran Aslı E. Perker oldu.  Aslı Perker: “Karnım bir daha eskisi […]

Read More

Ömer Açık: “Bu kitabın kahramanları bir tren istasyonu ve göl”

Ömer Açık adını ilk kez duymuştum. Günışığı Kitaplığı’ndan çıkan romanı Menekşe İstasyonu da okunacaklar listemdeydi fakat acele etmek için de bir sebebim yoktu. Bir sabah öylesine çantama attım, işe giderken, vapurda okumak için ideal olabilir diye düşünerek… Şimdi bu söylediğimi abartılı bulacaksınız ama kitap gerçekten kendini bana okuttu. Kendi iradesi ve isteğiyle. Nasıl oldu bilmiyorum ama oldu. Başladıktan sonra […]

Read More

Müge İplikçi: “Dikkafalı, sevecen ve uzlaşabilir. Uzlaşmayabilir de!”

Bedenimizde neremizi seviyoruz ve neremizi sevmiyoruz, neden? Oya Baydar’ın kitabını okurken zihnime takılan sorudan sonra birkaç kadın yazara bedenlerine dair takıntılarını sordum. Beğenmedikleri ya da tam tersi, onlara gurur veren fiziksel özelliklerini… O yazarlardan biri de Müge İplikçi’ydi… Müge İplikçi: “Dikkafalı, sevecen ve uzlaşabilir. Uzlaşmayabilir de!” “Yaşım ilerledikçe bedenimi dinlemeyi öğrendim. Bedenin harika bir işleyişi ve […]

Read More

Kate Atkinson’un bol ödüllü romanı: Hayat Sil Baştan

İngiliz yazar Kate Atkinson’un yazdığı bol ödüllü “Hayat, Sil Baştan” çılgın, trajik, komik ve şaşırtıcı derecede dokunaklı bir roman. Dikkatimi çekmesinin sebebi, “Gone Girl” romanının yazarı Gillian Flynn’in övgü dolu sözleri oldu ilkin. “Yaşadığımız yüzyılda okuduğum en iyi romanlardan biri. Bu zekice yazılmış kitabı tarif edebilmek için sıfatlar yetersiz kalıyor: Etkileyici, büyüleyici, keyifli, hüzünlü, göz kamaştırıcı, baş […]

Read More