Yasemin; geleceğimizden koparılmış bir çiçek…
İnsan bazen o kadar üzülür, o kadar şaşırır ki nutku tutulur, belki de şok eden o olayı aklı hafızası almadığı, o çok değer verdiğiyle birleştirmediği için kendini ve sevdiğini korumaya alır; sadece birlikte yaşanan, sırlarlarla sakladıklarını hatırlar. Dokunduramaz o sahneyi ona, oysa ona en çok dokunan kişidir bunu yaşamış olan. Yasemin, benim en yakın arkadaşımdı. […]
Read MoreEfkâr Karması / Elif Şafak: Her biri birkaç roman gücündeki şarkılar
Elif Şafak okurken bir yandan da müzik dinlersiniz. Yani gerçekten müzik dinlersiniz. Şafak, hikayenin ruhuyla, karakteriyle, atmosferiyle paralel giden şarkıları birer yol gösterici olarak ikide bir okur karşısına çıkarır. Birçok romanında, özellikle Araf’ta böyledir. Yayın tarihimizin en güzel hadiselerinden biri olan ve bir+bir’e rağmen hâlâ çok özlediğim Roll dergisine verdiği bir röportajda da müzikle ilişkisinden […]
Read MoreEfkâr Karması / Replikas: Bugün yapayalnız!
1960’larla 70’lerin Anadolu Pop’una adadıkları yeni albümleri Biz Burada Yok İken’i yayınlayan Replikas’la, daha doğrusu grup üyelerinden Gökçe Akçelik, Selçuk Artut ve Orçun Baştürk’le Habertürk için bir röportaj yaptım ya, hazır onları bulmuşken Egoist Okur’un meşhur efkâr karmalarından birini de istedim. Biraz düşünüp “Eh, tamam” dediler. Bir süre sonra da “Tek başına dinlenecek şarkılar listesi” […]
Read MorePaul Auster’dan şahane bir yeni yıl hediyesi
2011’e veda ederken Egoist Okur’un mesajı kısa: 2012’de hepinize sağlık, mutluluk, huzur ve aşk diliyorum. Yeni yıl sıkıntısız geçsin, bir de güzel kitaplarımız olsun, yeter… Tabii aranızda daha uzun, daha dolu dolu bir yeni yıl mesajı isteyenler olabileceğini de düşünmüyor değilim. Onlara da harikulade bir yeni yıl hikayesi yazan Paul Auster’a kulak vermelerini tavsiye ediyorum. […]
Read MoreHikmet Hükümenoğlu: Defter, çalışma masası, Hellboy ve diğer mühim şeyler
“Roman yazarken, daha doğrusu herhangi bir şey yazarken, defterlerle çarpık bir ilişkim var. Elimde kalem, önümde boş bir sayfa olunca kafam daha iyi çalışıyor, o yüzden defter tutmayı seviyorum. Ayrıca fiziksel olarak defterleri ve kalemleri seviyorum, yazı yazma sevgisini onlardan ayrı tutmam imkansız.” “Buraya kadar gayet normal. Normal olmayan tarafı defterlerimi okumaktan karabasanlardan kaçar gibi […]
Read MoreAğırlığınca hüzün…
“Popülist politikalara sığınıp kültürü elitizm olarak görüp küçümseyenler, ticari olanı yüceltip bunu kültüre tercih edenler çok yanılıyor. Bir de şöyle bir gerçek var: Siyasi ve yerel yönetimler kültür politikasına sahip değilse, bu alanda sağlam bir planı yoksa popülizmden güç alıyorlar, aslında bu, görevden kaçmanın bir diğer adı. Kültür politikası olmayan toplumların artık çağımızda yaşama şansı […]
Read MoreGünlük ölümlerden kurtulma yolları: Yaşamak sevişmektir!
“Dişi narla erkek incir. İncirin dişiyle ilişkili resmi söylencesi, erkekliğe ilişkin gizli edebiyatı. Akdeniz’in her yanına dağılmış, ayıplı bir sözcük olmaya varmış. Erzurumlu manav bile, benim “incir” diye sormam karşısında, bastıra bastıra “yemiş”in fiyatını söylediydi… İyidir öyle oluşu. Her serüven düşü, incirin altında başlar, incirin altında biter. Deniz, incir, güneş, kumsal, yaşamak istediğimiz, yaşayalım yaşamayalım […]
Read MoreDAHA: Cehennemden cennete atlama arzusu
“İlk romanı Kinyas ve Kayra’da hatırı sayılır bir okur kitlesi yaratan Hakan Günday, sonraki her kitabında bu sayıyı katlayarak artırmayı başardı. Okurunda ‘karnına yumruk yemiş’ hissiyatı uyandıran ağır meseleleri, ağır hikayelerle anlatan Günday, ‘Daha’ romanıyla sekizinci kez buluştu okurlarıyla. Yazar, ‘insanlık denen tarihte çıktıkları sokaklara bir devlet töreniyle diri diri gömülen hayatlara’ ithaf ettiği yeni […]
Read MoreAlain de Botton kimdir, nedir, ne işe yarar?
“Eğer negatif bakış açısından sıyrılırsak, pozitifinden sıyrılmak nedir bilmediğim için söylüyorum; bir yerlerde, güzel bir şey yaptığına inanıyorum ben bu adamın. parmakla gösteremesem de, her zaman olduğu gibi gerilerde bir bildiğim olduğunu düşünüyorum. evet, edebi bir vurgun yapıyor, kariyerinde bir hinlik var. kanıtları olan bir hinlikten ziyade, insana ‘seni seniiii…” diye parmak sallatan bir hinlik. […]
Read MoreSevin Okyay’la polisiyenin harikulade serüveni
Bazı insanlar vardır, kıskanmakla hayran olmak arasında gidip gelirsiniz. Sevin Okyay onlardan biri. Ben hayran olmayı seçenlerdenim. Gazeteciliğine, yazarlığına, çevirmenliğine, eleştirmenliğine, bir çırpıda sayamayacağım daha birçok maharetine… Bu gece bir ödül aldı bi tanecik Sevin Okyay’ımız, Sinema Yazarları Derneği SİYAD’ın verdiği Tuncan Okan Sinema Emek Ödülünü… Orada değildim, alkışlayanlar arasında olamadım. Kendimi affettirmek için de […]
Read MoreVe nihayet huzurlarınızda Osmanlı’da Bir Vampir
“Aşk insanı zaten yaşayan bir ölüye çevirmez mi? Kan içse de içmese de kanı içilmiştir bir âşığın, kanı çekilmiştir en azından, sırf bu yönüyle bile aşkı vampirliğe çok yakıştırdım. Cennetini de cehennemini de bir arada yaşayan, olağanüstü tarihi bir dokunun içinde süzülen bir karakter oldu Béla… Ölümlü hayatında aşkı hiç tatmamış, kitaplardan okumamış, filmlerde görmemiş. […]
Read More











