Egoist okur

VİDEO: Gölgeler ve Hayaller Şehrinde…

Murat Gülsoy’dan Osmanlı’nın çalkantılı bir dönemindeki toplumsal histerinin, bir akıl tutulmasının romanı: Gölgeler ve Hayaller Şehrinde… Gülenay Börekçi Bence önce kitabın kimin hazırladığını çok merak ettiğim bu şahane animasyon videosunu seyredin, sonra da bir an önce okumaya başlayın… Bana öyle geliyor ki bu romanı önümüzdeki dönemde çok düşünecek, çok konuşacak, tartışacağız… “Babamın ölürken yazdığı o […]

Read More

Aşk neden acıtır?

“Eva Illouz’un Jaguar Kitap’tan çıkan Aşk Neden Acıtır adlı bu kitabını kadınlara tavsiye etme sebebim, yanlış insanı seçtikleri için ya da çok fazla sevdikleri için sürekli kendilerini suçlamaya zorlanmalarının kültürel yanını görmelerini sağlamak. -Çünkü yazar göstermiş.- Kitabı erkeklere tavsiye etme sebebim ise, kimyasal bir durumun etkisini en aza indirgemeye gayret ederek kendi üzerlerindeki kontrolü sağlamlaştırmaya […]

Read More

“Edebi” lezzetler gerçek hayatta

Türk edebiyatından lezzetleri gerçek yemeklere dönüştürmeyi ve fotoğraflamayı istesem, mesela bir Gülbeşeker Tatlısı tasarlayıp çekmeyi düşünebilirdim. Bilirsiniz, Çalıkuşu’nda vardır. Daha doğrusu yoktur da, bizim delifişek Çalıkuşu Feride var olduğunu sanır. Halbuki o tatlı aslında tatlı falan değildir de… Neyse ya, size romanı anlatmayayım, okumuşsunuzdur zaten. Her neyse, böyle bir işe bizde girişmiş biri var mı […]

Read More

Proust’tan Salinger’a iştah açan -veya kapatan- yemekler

Tasarımcı ve yazar Dinah Fried’ın Fictitious Dishes: An Album of Literature’s Most Memorable Meals (Kurmaca Yemekler: Edebiyatın En Hatırlanan Yemeklerinden Bir Albüm) adlı kitabını yine önce Maria Popova’nın Brainpickings’inde gördüm. Bakmasam olmazdı. Fried tasarımcılık ve yazarlığın dışında fotoğrafçı ve aşçıymış aynı zamanda. Bu gördüğünüz yemekleri de zaten o pişirmiş, sofra düzenlerini falan o tasarlamış. Gülenay […]

Read More

Yaz(a)mamak ya da RED EDEBİYATI

1983 Samsun doğumlu Gülşah Köksal Çekici, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümü mezunu. Dört yıldır köy öğretmenliği yapıyor. Edebiyat başta olmak üzere, felsefe, tarih, sosyoloji gibi alanlarda okuyor, yazıyor. yazdıklarına hem çeşitli dergilerde hem de  şahsi blogunda rastlayabilirsiniz. Aşağıda Enrique Vila-Matas’ın yazdığı ve Doğan Kitap’tan çıkan “Bartleby ve Şürekâsı”yla ilgili yazısını bulacaksınız. En sonda Richard Brautigan […]

Read More

Yazarlar hakkında ne dedikodular, ne sırlar, hikayeler…

Shakespeare hakkında çok şey biliyordum ama onun döneminde tiyatroların önünde çürük domates satıldığından, oyunları beğenmeyenlerin hislerini sahneye domates fırlatarak ifade etmesinin olağan sayıldığından habersizdim. Neyse ki Shakespeare’in hiçbir oyununda sahneye çürük domates atılmamış. Tek bir tane bile… Eh, onun bugün bile süren hipnotize edici etkisini bundan iyi ne anlatabilir! Edgar Allan Poe’nun ilk ünlü şiiri […]

Read More

Murat Bardakçı ile İttihadçı’nın Sandığı’ndan çıkan 220 belge üzerine

Gazeteci-tarihçi Murat Bardakçı, İttihad ve Terakki liderlerinin özel arşivlerindeki belgeleri yayınlamaya devam ediyor. 2008 tarihli Talât Paşa’nın Evrak-ı Metrukesi‘nin ardından üçlemenin ikinci cildi olan İttihadçı’nın Sandığı da İş Bankası Kültür Yayınları‘ndan çıktı. Bu kez konu, Atatürk ve İnönü dönemlerinde Ermeni gayrımenkulleri konusunda alınmış bazı kararlar… Ben de geçen hafta HT PAZAR için Murat Bardakçı’yla 1915 tehcir olaylarının […]

Read More

Korhan Atay, 1 Mayıs 1977 katliamını anlattı

Bir Gabriel Garcia Marquez ve Kırmızı Pazartesi örneği daha… Araştırmacı yazar Korhan Atay Metis Yayınevi’nden çıkan 1 Mayıs 1977 adlı kitabı için olaylara bizzat tanık olmuş 13 kişiyle röportaj yaptı. Atay, 1 Mayıs 1977 Katliamı’nı Gabriel Garcia Marquez’in Kırmızı Pazartesi romanında anlattığı hikayaye benzetiyor. Herkesin korktuğu, bildiği ama bir yandan da neredeyse beklediği bir felaket… Kırmızı […]

Read More

Hıristiyanlık tarihinin resim defteri

“Binbir çeşit kıyafetle dolaşan dervişlerin, manastırlara kapanmış keşişlerin ve dahi pek çok aşkın ve meczup karakterin yaşadığı bu şehirde üç dilek tutmam istense biri kesinlikle zamanda yolculuk yapabilme gücü olurdu. Kısa süreliğine de olsa kimseler beni görmeden ben onları görsem, tepelerinden süzülsem, bu şehrin tüm zamanlarında vakit geçirsem. Alaaddin’in sihirli lambasına dokunsam… Kariye’de duraklasam, Theodoros […]

Read More

ANGELOPOLIS: Naziler insan değil miydi?

Son yılların gözde canavarları Alacakaranlık dizisi dolayısıyla vampirlerdi. (Sadece canavarları değil tabii aynı zamanda arzu ve cazibe odakları da.) Danielle Trussoni’nin Asi Melekler (Angelology) adlı tozu dumana katan romanıysa bizi yarı insan-yarı melek bir ırkla, yani nefillerle tanıştırmıştı. Fakat bu “yanrı insan-yarı melek” meselesine pek kanmayın derim; zira Trussoni’nin nefilleri Sevgililer Günü kartlarında görmeye alıştığınız pembe beyaz tenli, tombul […]

Read More

YALANCILARI TANIMA KILAVUZU… Sizin de ihtiyacınız olabilir!

Yalan yakalama tekniklerini bitkiler üzerinde yaptığı biyolojik deneyler sırasında geliştiren eski bir CIA ajanının kurduğu Backster School of Lie Detection, her yıl yeni ‘yalan avcıları’ yetiştiriyor. İşte okulun hikayesi ve yalan avcılarından günlük hayatımızda yararlanmak üzere öğrendiğim birkaç faydalı ipucu… Antik Yunanlar ve Hindular yalancıları nasıl tespit ederdi? Bitkiler niçin insanlardan daha dürüsttür? Yalan yakalama […]

Read More

Gangnam Style dünyasında Mozart’la şahane maceralar

“Kitabın yazarı Christine Mellich ve çizer Maren Baber, Berlin Filarmoni Orkestrası için yazıp çiziyorlar. Her ne kadar bir çocuk kitabı gibi görünse de, büyüklerin de öğreneceği çok şey olduğunun altını çizmem gerek. Klasik müzikle ilgili bildiğinizi sandığınız ya da belki hiç duymadığınız birçok terimin hafızanızda yer edeceği garanti. Mesela kromatik, çembalo, muvman nedir bilmeyen kalmasın!” […]

Read More

“İkimizin arasında, baharın başlangıcında…”

“Geceler gittikçe büyümeye başlıyor… Sabahlar küçülüyor. Zaman küçülüyor. Ocak bitiyor. Şubat koşuyor ve bir sabah uykudan doyarak bahara uyanıyorum. Geceliğim yok. Üstelik ürpermiyorum da. Omuz başlarımda sevilmiş bir kadın. Saklanmıyorum. Sana sarılıyorum. Geceyi sabaha bağladığımız bir günde artık rüya görmüyorum. Ömür, baharla başlıyor.” Burcu Yıldızer “İkimizin arasında, baharın başlangıcında…” Her sabah aynı müziğin sesini duyuyorum. […]

Read More

Tuna Kiremitçi: “Nasıl mı yazıyorum?”

Tanıdığım en zeki ve yetenekli yazarlardan biri olan ve sıklıkla “Keşke daha çok yazsa” dediğim çok sevgili arkadaşım Tuna Kiremitçi‘den Egoist Okur‘un Yaratıcı Yazarlık Dersleri bölümüne bir yazı, ne bileyim işte, bir nevi şahsi yazarlık sırlarını isteyeli bir ay oluyor. Bir sohbetimizde öyle enfes şeyler anlattı ki “Bunları hemen yazıp bana ver, başkaları, yazmak isteyenler […]

Read More

Okumasam deli olacaktım!

“Yazmasaydım deli olacaktım, diyor ya Sait Faik. Ben, bilmiyorum, diyorum kendi kendime, bilmiyorum, yazmasam deli olur muydum? Ancak ‘Okumasaydım deli divane olacaktım’ diyorum yüksek sesle. Çünkü biliyorum, okumasam değişmeyecekti derim, değişmeyecekti fikrim ve okumasaydım, dünyaya giden yollar tıkanacak, tanıdığım tanıyacağım binlerce değil, sadece birkaç bahçe olacaktı, biliyorum okumasaydım, ruhum bir mengenede sıkışacak, kafamın kafa olması son […]

Read More