Egoist okur

Shakespeare’in titremesi, Orwell’in öksürüğü

Evleri, bahçeleri, çalışma odaları, yatak odaları, yetmedi çalışırken atıştırmayı sevdikleri yiyecekler; edebiyatçıların özel hayatlarına dair merakımız hiç geçmeyecek gibi. Bu konularda arka arkaya kitaplar çıkıyor. Ama bence en enteresanı bu elimdeki, yani “Shakespeare’in Titremesi, Orwell’in Öksürüğü”. Konu? Bildiniz: Büyük yazarların hastalıkları ve tedavi süreçleri. Jack London’ın ruhundaki fırtınalar, Jonathan Swift’in saplantılı temizlik düşkünlüğü, James Joyce’un geçirdiği […]

Read More

Gece senin, rüya senin, masal senin, sabah senin…

Sevginin büyüyle ve mucizeyle ilgisi yoktur. Gökten elma düşmeyecek bize. Sevmediğimiz bir markete gidip tek tek seçmek zorunda kalacağız. Kasada sıra beklerken üyelik kartı arayacağız çantamızda. “Perdemiz kadife olmasa bile”, Ikea da güzel olacak sevince. Günün yorgunluğuyla bir film izlemeye çalışırken o elmalar bitmeden uyuyakalacağız. Judith elmanın bir dilimini bu güzel kitap için ona ayırdığımızı […]

Read More

50 yaşında bir ölümsüzlük elbisesi: YANIK SARAYLAR

Sevim Burak’ın ölümsüz eseri “Yanık Saraylar”, 50. yaşını kutluyor… Böyle sıradan bir cümleyle başladığım bu girizgâhın devamında sizinle, güzel bir kadının sıra dışı yazım dünyasının kapısını aralayacağız. Ve bunu belki de onun öyküleri üzerine yapılan en kapsamlı incelemenin mihmandarlığında gerçekleştireceğiz. Sevim Burak için “O, benim annelerimden biri” diyen akademisyen Seher Özkök’ün Sentez Yayınları’ndan çıkan “Yaşama […]

Read More

9 bin ver en havalı kitapları kap, 30 bin ver alim ol!

“Kişisel kütüphaneler biraz sahibine benzer, biraz da sahibinin olmak istediği kişiye. Bazı kütüphaneler ise sahibine hiç benzemiyor! Zira, onlar 10 binlerce lira döküp kendilerine kütüphane dizdirenlere ait.” Habertürk Ekler’in dünya tatlısı hiperaktif Ece Ulusum’u HT Pazar için yazdı bu yazıyı ve öyle güzel yazdı ki zor beğenirliğiyle tanınan Murat Bardakçı bile geçen hafta köşesinin bir gününü […]

Read More

Sahip

“Kapının önünde durmuş bekliyordu. Geceyle birlikte o da giyinmişti. Vaktimiz yok demeye meyilli ama sessiz kalmayı tercih eden gözlerine baktı. Gökyüzü gibi çıplak ve çaresizdiler. Bir süre öyle kaldılar. Çoğu başarısız birkaç deneme sonrasında bu hikâyenin asıl anlatıcısının kendisi değil de “O” olduğunu bedeninde kalan sıcaklığa sarılınca anlamıştı. Öylesine ona aitti ve o, öylesine ona […]

Read More

Mad Max/Fury Road: “Kadınlar nesne değildir!”

Ünlü yönetmen George Miller, 30 yıl aradan sonra kusursuz bir devam filmiyle karşımızda. Nefes kesen fütüristik aksiyon “Mad Max: Fury Road”un kadrosundaki en ilgi çekici isimse “Vajina Monologları” adlı sansasyonel tiyatro oyununun yaratıcısı aktivist yazar Eve Ensler. Duyunca, hele filmi seyretmemişseniz şaşırabilirsiniz ama Ensler, danışmanlığını üstlendiği “Fury Road”un tepeden tırnağa feminist bir film olduğunu söylüyor. […]

Read More

Kemal Hamamcıoğlu: “Anlaşılmayı bir kenara bırakalım, sevmeyi konuşalım”

Sahnelendiği ilk günden itibaren büyük heyecan yarattı “Garaj”. Esas karakterleri bir otoparkta karşılaşan daha doğrusu “çarpışan” iki ruh; fotoğrafçılık öğrencisi Kahraman ve Orkide adını seçmiş bir trans. Birbirlerinden farklı kişiler oldukları için çarpışmanın şiddeti de haliyle ikisi için farklı oluyor. Ve biz, izledikçe, tanıdıkça ikisini de seviyoruz ama başka başka şekillerde… Kahraman, korkuları ve tedirginlikleriyle […]

Read More

Tuhaf Günler Peşimizde

Bu yazıyı epey önce yazmıştım, bir yerlerde de yayınlanmıştı ama Egoist’e almakta geciktim. Anlayacağınız tanıtacağım kitap yeni değil ama mutlaka okumanızı isterim. Çünkü çok güzel, çok hikayeli, çok sihirli… Gülenay Börekçi Bellocq’un çektiği fotoğraflardan biri. Tuhaf Günler Peşimizde İletişim Yayınları’ndan çıkan “Tuhaf Günler Peşimizde” adlı kitabı, Beat kuşağı adamlarına benzeyen Halil Turhanlı yazmış. New Orleans’ta […]

Read More

Jung’un başyapıtı: Kırmızı Kitap / Liber Novus

Latince adı “Liber Novus olan “Kırmızı Kitap”, İsviçreli ünlü psikoanalist ve kuramcı Carl Gustave Jung’un 1913’te başlayıp 1919’da tamamladığı en ünlü eseri. şimdi nihayet orijinal çizimleriyle bizde de yayınlandı. Gülenay Börekçi Kırmızı Kitap Kitap şahsi bir günce formunda kaleme alınmış ve Jung’un elleriyle resimlediği mandalalarla zenginleştirilmiş. Anlaşılan o ki Jung, 1913’te patlamak üzere olan kaosun, […]

Read More

Kürtçe edebiyatın SARI kitapları

Ayrıntı Yayınları, Sarı Kitaplar adlı yeni bir diziye başladı. Kürt yazarların dünyanın çeşitli dillerinde yazdıkları eserleri hem Kürtçe hem Türkçe olarak ayrı ayrı yayınlıyorlar. Dizinin, “Bir coğrafyanın ruhunu, insanını en iyi sanatı ve edebiyatı anlatır” diyen editörü Yavuz Ekinci’ye Sarı Kitaplar’ın hangi ihtiyaçtan doğduğunu soruyorum. ” Okur bu kitaplarda yüzyıllardır devam eden bir meselenin edebiyat […]

Read More

127 Saat ve Çehov’un silahı

Çok sevgili arkadaşım, beni sinemayla barıştıran insan Mehmet Erdugan, Vertigo köşesinde bu kez çok sevdiğim bir filmi yazıyor. Danny Boyle’un 1975 doğumlu  dağcı Aron Ralston’un hayat hikayesinden uyarladığı “127 Saat”i… “İyi de kim yani bu Aron Ralston?” diye soranlara “İdollerimden biri, kahramanım” demek isterim. Okuyun lütfen. Bir filmin bize tüm varoluşumuzu nasıl da sorgulatabildiğini hatırlayın… […]

Read More

Delal Arya: “Ruhumun yarısı deniz, öteki yarısı İstanbul”

Delal Arya, açık denizlerde geçen soluk kesici maceralardan oluşan “Yedi Denizlerde” ve “Pera Günlükleri” adlı iki fantastik kitap serisinin yaratıcısı. İkisi de Can Yayınları’nın Heyecanlı Kitaplar serisinden çıkıyor. “Pera Günlükleri”nde hikâyeler hep İstanbul’un gerçek ya da hayali sırlarıyla ilgili oluyor. Araya seyyah Marco Polo, polisiye yazarı Agatha Christie, mimar Alexander Vallaury, casus Mata Hari ve […]

Read More

Javier’in melankolisi: Aldatmak bir cinayet şekli olabilir mi?

Tesadüfen gerçekleşen bir olay, peşi sıra gelen ani bir ölüm, kulak misafiri olunan tuhaf bir diyalog… İspanyol yazar Javier Marias, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan yeni romanı “Karasevdalılar”da, “Tesadüf diye bir şey yoktur” diyor. “Tesadüf sandığımız şey, çevremizde olup bitenlere kayıtsızlığımızdan bir an için sıyrıldığımızda fark ettiğimiz şeydir çoğu zaman. Halbuki dikkatimizi her daim hazır tutsak, […]

Read More

Çok acayip bir amca ve arkadaşı zebra!

Gökçe Gökçeer’in yazılarını ne kadar sevdiğimi biliyorsunuz. Bu yazı için de ona sıkı sıkı sarılmak istedim. Beni böyle tatlı bir kitapla ve şahane yazarıyla tanıştırdığı için. Efsane grup Mavi Sakal’ın solistiyken kariyerine solo devam etmeyi seçen ve daha da güzeli bu kariyeri çocuk kitaplarıyla renklendiren Genç Osman Yavaş’ı, Gökçe gibi artık ben de takip edeceğim. […]

Read More

Feride Çiçekoğlu soruyor: “İstanbul neye itiraz etti?”

Bazı kitaplar okumaya başlar başlamaz şölene dönüşür; konu ne olursa olsun mutluluk yaratır. Feride Çiçekoğlu’nun Metis Yayınları’ndan çıkan “Şehrin İtirazı” kitabı da benim için öyle. Çiçekoğlu isyanını, öfkesini gizleyemediği fakat naifliğinden hiçbir şey kaybetmeyen diliyle, benim gibi sinemayla başı hoş olmayanların bile ilgisini hep canlı tutuyor. Alt başlığı “Gezi Direnişi Öncesi İstanbul Filmlerinde İsyan Eşiği” […]

Read More