Egoist okur

Bu dünyada bir Johnsonlar var, bir de ötekiler…

“Bir toplum transseksüel çocuklarını kabul ettiği ölçüde sağlıklıdır. Onlara sahip çıkanlar kalplerinden altın bir nehir aktığını görürler. Siz bu açıdan çok şanslısınız,” diyen Antony yıllar önce gittiğim bir konserinde Türkiye’yi bir çeşit rüya ülke sanıyordu. Bugün de öyle mi bilmiyorum. Son konserine (2025) gidemedim. Dönüşüm sürecini tamamladığını, adının Anohni olarak değiştiğini ve hala çok çok […]

Read More

Karsu Dönmez’le caz, blues, funk, reggea ve türkü etkili tuhaf ve güzel şarkılarına dair

Bugünlerde Avrupa ve Amerika’da herkes Hollanda’da doğup büyüyen genç müzisyen Karsu Dönmez’i konuşuyor. Şarkıcı, piyanist, besteci ve söz yazarı olan Karsu kimilerine göre önümüzdeki 10 yılda adını en çok duyacağımız şarkıcı olacak. Hollanda doğumlu şarkıcı, piyanist, besteci ve söz yazarı olan Karsu Dönmez henüz 21 yaşında ama klasik müzik ve caz çevrelerinde şimdiden çok ünlü. Yakında […]

Read More

Uzun Bir Şarkı: Ayten Alpman röportajı

Az önce Deniz Durukan’la konuştuk. Bugün yitirdiğimiz Ayten Alpman’dan bahsettik; onun muhteşem şarkıcılığından, siyah küt saçlarıyla yıllardır hayatımızda hep aynı kalabilmiş nadir güzel şeylerden biri oluşundan… Ve tabii ona dair diğer şeylerden… Yazarlığının, şairliğinin yanı sıra tanıdığım en iyi röportajcılardan biri de olan Deniz, Ayten Alpman’la 10 yıl önce yaptığı bir röportajı gönderdi sonra Egoist […]

Read More

Replikas: “Anadolu Pop, postmodern bir başkaldırıdır!”

“Yeni bir şey yok belki, ama farklı bir durum var. Mesela Replikas’ın Biz Burada Yok İken adlı Anadolu Pop çalışması… Bir yanıyla vefa borcunu ödeyerek geçmişe saygı, bir yanıyla da “ben neyin devamıyım” sorusuna bir cevap… Bir de şöyle bakalım: Bellek haindir ve yeterince güvenli değildir; her şeyi unutmaya yatkındır. Ama şarkı söylemek çoğu zaman […]

Read More

Göksel: “İçimden daha cesur bir kadın çıkardım”

Göksel’in yeni albümü “Bende Bi’ Aşk Var” çıktı. İlk arkadaş olduğumuzda ben henüz gazeteci değildim. Onun da müzikle, her fırsatta şarkı söylemek dışında bir alakası yoktu. Anlayacağınız Göksel’in büyük acılardan sonra, her seferinde anka kuşu gibi küllerinden doğan bir kadın olduğunu, incecik, naif görünümünün altında çok güçlü bir ruh taşıdığını bilecek kadar iyi tanıyorum onu. […]

Read More

Aylin Aslım: “Her kadın büyücüdür aslında”

Canını Seven Kaçsın adlı albümünün kapağında Aylin Aslım yüzüne rengarenk savaş boyaları sürmüş bir savaşçı gibi çıkıyordu karşımıza. Şarkılarda da hayatla ve aşkla ilgili anarşist bir tavır söz konusuydu. Peki ama o şarkıları söylerken yumuşak başlı olmayı, “çenesini tutmayı” reddeden bu kadın gerçekte nasıl biriydi? Aylin Aslım’la iki yıl önce röportaja giderken bunları düşünüyordum ve […]

Read More

Patti Smith’ten sihir dersi: “Zirveye çıkmaya çalışma, zirve sana gelsin”

Altay Öktem diyor ki: “Türkçe’ye çevrilmeseydi, şöyle çek-yata uzanıp sayfalarını yutarcasına okuyamasaydım gerçekten de gözüm açık giderdi, diye düşündüğüm iki kitap var. Şimdi aklınıza Shakespeare’den Kafka’ya kadar bir sürü isim gelmiştir ama değil. Hiçbiri değil. Kitaplardan biri ‘Barnabas Evangelium’, diğeri de Patti Smith’in ‘Just Kids’i… Yıllar önce dualarımın yarısını kabul edilmiş, ‘Barnabas İncili’ Türkçeleşmişti zaten. Sevgili […]

Read More

Dilber Ay: “Sırrı Süreyya Önder’in sazını kırdım, zaten iyi çalamıyordu”

Kadere Mahkumlar adlı şarkılı türkülü cezaevi programıyla hayatımıza fırtına gibi giren Dilber Ay’ı ben geç tanıdım, Cüneyt Özdemir’in programı 5N1K aracılığıyla… Ve kendini ifade ediş biçimindeki pervasızlığa, “Ben koskoca Dilber Ay’ım, siz kim oluyorsunuz!” tavrına hayran kaldım. Bakın mesela… Cüneyt Özdemir: Cezaevlerindeki mahkumlar en çok hangi şarkıları istiyorlar sizden, sayar mısınız? Dilber Hanım (Gürleyerek): Zorunda mıyım? […]

Read More

Erdem Yener: “İnsan hep evet demeli; her şey ‘evet’le başlıyor…”

Şair, müzik yazarı, ve eleştirmen Deniz Durukan, birkaç hafta önce Egoist Okur’a bir Erdem Yener röportajı yapmak istediğini söyledi. “Kim o?” diye sordum önce. “Çok sıkı bir müzisyen” dedi. Hmmm! Peki ama kim yani? “Oyuncu aynı zamanda.” Allah Allah… Nerede seyretmiş olabilirim ki? “Birçok yerde seyretmişsindir. Hani Avea reklamlarında oynayan komik adam var ya, o!” […]

Read More

Teoman eserini “bitirirken” onu biz “tamamlayacağız”…

Tolga Meriç, benim eski arkadaşım. Egoist Okur’un da başından beri ayrılmaz parcçası. Teoman’a dair yazmaya en çok hakkı olanlardan, çünkü en güzel Teoman röportajlarından birkaçını gerçekleştirdi. Daha doğrusu birlikte çalıştığımız yıllarda, ben Picus da dahil olmak üzere şahane bazı dergiler yaparken (alçakgönüllülük etmeye lüzum yok, sahi zannedebiliyorlar) Tolga da röportajlarıyla, yazılarıyla bütün o dergilere katkıda […]

Read More

Çocukluktan kalma bir yara izi: TEOMAN

Bu sabah Kontrol Kulesi’nde buluşup Teoman’ı, müziği bırakma kararını konuştuk sevgili arkadaşım Deniz Durukan’la. Onun böyle bir karar alacağını birkaç yıldır zaten hissettiğimizi, ama bir türlü konduramadığımızı… Teoman adına sevindiğimizi ama kendi adımıza çok üzüldüğümüzü… Gerçi bu pek karanlık, pek karmaşık zamanlarda belki herkesin biraz köşesine çekilmesi gerektiğini, mağaranın kimi zaman en emniyetli yer olduğunu… […]

Read More

Teoman’a: Seni sevenler var burada hâlâ…

Herkes bilir, ben Teoman’ı severim. Şarkılarını da, kendisini de… Bir de uğuruna inanırım, yaptığım her yeni işte bulunsun isterim… Çok üzüldüm müziği bıraktığını duyunca. Ama ne yalan söyleyeyim, bir yandan da sevindim, artık kendini mutlu hissetmediği bir yerde durmayabilecek gücü olduğu için… Fakat hastayım ya kaç gündür, o yüzden yeni bir yazı yazacak gücüm yoktu; […]

Read More

3 Temmuz, Paris: Jim Morrison’ın öldüğü yerden izlenimler

70’lerin başında görüp görebileceğiniz en tuhaf ve büyüleyici devrimi yaparak 5 yıl gibi kısa bir sürede müzik tarihini değiştiren adam, yani The Doors kültünün tanrısı, müzisyen, şair ve hayalci Jim Morrison, ölümünün 40. yılında Paris’te anıldı. Mezarı ziyaret edenler arasında grup arkadaşları Ray Manzarek ve Robby Krieger da vardı, dünyanın dört bir yanından gelen Morrison hayranlarına […]

Read More

Amy sen ne yaptın!

Şahanemiz Amy Winehouse öldü ve Tolga Meriç aşağıdaki gönderdi. Sartre ve Camus’den, aşkla sevdiği Marguerite Duras’dan da bahsediyor Tolga. Amy sen ne yaptın! “16 yaşımdan beri tepemde koskoca bir kara bulutun öylece asılı durduğunu hissediyorum” demiş ve eklemişti Amy Winehouse: “Yarın ölsem, mutlu bir kız olurdum.” Böyle. Bu kadar. Buraya kadar. Daha içtiği ilk yudumla […]

Read More

Nostaljik bir üçlü aşk hikayesi: “Ben, pikabım ve plaklarım”

Alberto Modiano’yu siz fotoğrafçı olarak tanırsınız. Bazılarınız için o Türkiye’nin en önemli fotoğraf tarihçilerinden biridir, bazılarınız içinse tutkulu bir koleksiyoncu… Kaybettiğimiz şeylerin ruhunu korumaya adamıştır kendini, bunun için hikayeler yazar, fotoğraf ve dergiler toplar, yazılar kaleme alır… Benim içinse bütün bunların yanı sıra Alberto çok sevilen, kıymetli bir arkadaş, güvenilir bir dosttur. Epeydir istiyordum, nihayet […]

Read More