Egoist okur

Labatut’tan Arsız Yeşillik: Dünyayı anlamayı bıraktığımızda

“Ne zaman dünyayı anlamayı bıraktık? Hiroşima ve Nagasaki’yi yerle bir eden atomları bir generalin yağlı parmakları değil, elinde bir avuç denklem olan bir grup fizikçi parçalamıştı. İnsanlığın sonunu insanlığı kurtarmayı amaçlayan fikirler mi getirecek?” Benjamín Labatut’ın dilimize Saliha Nilüfer’in çevirdiği kitabı Arsız Yeşillik‘in arka kapağında bunlar yazılı. Kitap, bilim, deha ve delilik arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Bir de […]

Read More

Alice kitapları niçin bir çevirmenin kâbusudur?

Her şeyden önce sormak hakkımız, en azından taze bir Alice çevirmeni olarak benim kesinlikle hakkım: Her yaştan okurun gözdesi olan Alice Harikalar Diyarında ile devam kitabı Aynalar Ülkesi, neden bir çevirmenin -her çevirmenin- kâbusudur? Okuyunuz. Lakin bu soruyu Türk yayıncılığının kendine has sorunsallarını dahil etmeden cevaplamaya çalıştığımı da unutmayınız. Yani bizim ülkemizde çevirmenin birkaç kâbusu […]

Read More

Çehov, Turgenyev, Tolstoy ve Gogol’dan yazma dersi

Her sokak arasında üç tane yaratıcı yazarlık kursu açılıyor ya günümüzde, işte bu elimizdeki aslında hepsini etkisiz kılacak bir kitap. Çünkü George Saunders dört dev yazara yapısöküm uygulayarak onların yazarlık sırlarına ulaşmaya çalışıyor. Eh, Çehov’dan, Turgenyev’den, Tolstoy’dan yahut Gogol’den yazma dersi almak varken insan daha azına niçin razı gelsin ki? Aşağıya Saunders’ın internet üzerinden sürdürdüğü […]

Read More

Selim’i o büyük sofraya uğurlarken

Yazının bir iki paragrafını almıştım ama madem sayı artık piyasada değili, tamamını koyabilirim o halde… Gene de girişi falan ellemedim, öyle bıraktım :) Canım Filiz Aygündüz’ün ricasıyla Milliyet Sanat dergisine bir Selim İleri yazısı yazdım. “Hepimizin bildiği Selim İleri’yi istemiyorum bu yazıda, onu daha içeriden anlat,” dedi Filiz. Ben de öyle yaptım. Aşağıda yazının başlarından […]

Read More

“Hikâye satıcılığı”na dönüşen hikâye anlatıcılığı

Gelin ateşin etrafına toplanmış gibi yaparak Byung-Chul Han’a kulak verelim… Anlatının Krizi Felsefe Muhabbetleri: “Iyy!” dediğimde gerçekte ne derim? “Hikâye satıcılığı”na dönüşen hikâye anlatıcılığı Macar yazar Peter Nadas, ortasında devasa büyüklükte bir yabani armut ağacı bulunan köyden bahsediyormuş bir denemesinde. Sıcak yaz akşamlarında köylüler ağacın altında toplanıp birbirlerine hikâyeler anlatıyorlarmış. Bu köy bir anlatı topluluğuymuş […]

Read More

Zavallılar’ı niçin okumalı?

Alasdair Gray’in Zavallılar romanını beyazperdeye uyarlayan Yorgos Lanthimos’un -nedense- atladığı çok mühim kısımlarından bahsedeceğim bu yazıda. En basitinden kitapta kahramanın bizzat Alasdair Gray tarafından çizilmiş portresinin altında neden “Bella Baxter” değil de “Bella Caledonia” yazıyor olabilirdi mesela? Sonra Gray niçin kahramanımızı anlatırken “Geleceği parlak bir ulusun emekleme günlerinden” söz ediyordu. Bella neden durmadan “Bana daha çok […]

Read More

Mizah duygusunu yitiren bir dünyada Milan Kundera

Bir yazar düşünün; daha 40 yaşına gelmeden Nazilerin, ülkesini işgal ettiğine, aynı toprakların birkaç yıl sonra Stalinizme teslim olduğuna, Prag Baharı’yla gelen özgürleşmeye ve ardından bastıran yoğun Sovyet zorbalığına şahit olsun, dahası bunların hepsini romanlarında anlatsın… Kundera’nın ruh ve beden, hafıza ve unutuş, çıplaklık ve hazımsızlık, uçma arzusu ve zemini terk edememe, aşkın siyaseti ve […]

Read More

Ágota Kristóf’tan bir yazma dersi

Can Yayınları, Ágota Kristóf’un kısa otobiyografik anlatısı Okumaz Yazmaz‘ı ve  çocukluğundan ilhamla kaleme aldığı öyküleri Önemi Yok‘u basınca ben de Üçleme’den aldığım bu küçük yazma dersini Egoist Okur takipçileriyle paylaşmak istedim… Bence yazmakla ilgili herkesin ilgisini çekecektir.  Dilerseniz öncesinde Büyük Defter, Kanıt ve Üçüncü Yalan kitaplarıyla ilgili yazımı da okuyabilirsiniz. Ágota Kristóf’un dilini masallardan ödünç […]

Read More

Ágota Kristóf’un dilini masallardan ödünç alan üçlemesi

Macar yazar Ágota Kristóf’un savaş ve kıyım, zorbalık ve başkaldırı, aşk ve yalnızlık, arzu ve kaybediş, gerçek ve kurmaca gibi kavramlar üzerine kurduğu ve dilini masallardan ödünç aldığı üçlemeyi, yani Büyük Defter, Kanıt ve Üçüncü Yalan’ı okudunuz mu? Büyük Defter / Kanıt / Üçüncü Yalan Agota Kristof Çeviren: Ayşe İnce Kurşunlu Yapı Kredi Yayınları Kitaplarda […]

Read More

Kitaplarda okuduğumuz saçlar bize ne söyler?

Bu yazıyı Milliyet Sanat dergisi için yazmıştım, buraya da alıyorum. İran’da Mahsa Amini’nin öldürülmesiyle başlayan protesto dalgası sırasında yazmıştım. Okumanızı çok isterim… Shakespeare hakkında bilmek istediğiniz her şey Faulkner’ın öykücü olarak portresi Kitaplarda okuduğumuz saçlar bize ne söyler? L. Frank Baum’un Oz Büyücüsü romanının devam hikayelerinden birinde otuz kafalı bir prenses anlatılır. Prenses Langwidere, her […]

Read More

İskenderiye Dörtlüsü: Roman formunda upuzun bir şiir

Lawrence Durrell’ın başyapıtı İskenderiye Dörtlüsü, nihayet yeniden -Ülker İnce’nin şahane çevirisiyle- yayımlandı. Justine, Balthazar, Mountolive, Clea başlıklı romanlardan oluşan Dörtlü’yü yeniden okumanın tam zamanı. Ülker İnce: “Çeviri çevirmenin metnidir; o üretmiştir…” Justine’i almak için İskenderiye Dörtlüsü’nün yazarı Lawrence Durrell (1912-1990) İskenderiye Dörtlüsü: Roman formunda upuzun bir şiir – Peki bu ne kadar sürecek, bu aşk? […]

Read More

Raymond Carver ve “Katedral” öyküsünün kör adamı

Edebiyat magazini yapılırsa böyle yapılır diyerek başlıyorum yazıma :) “Tersine Mühendislik: Yazmak İçin Okumak ” atölyeleriyle tanıdığım şahane insan Beliz Güçbilmez sayesinde yeniden keşfettiğim Raymond Carver’ın “Katedral” öyküsünün yazılış macerasına bir yerlerde rastlayınca hemen yayınlamaya karar verdim. Sonrası dipsiz kuyu oldu, bir şeyler buldukça daha da araştırasım geldi… Ortaya bayağı tatlı bir yazı çıktı. Neler yok […]

Read More

Bohem, flâneur, seri masalcı, romancı: Richard Fariña

Bohem. Flâneur. Seri masalcı. Kendi deyişiyle “aynalar tasarlayan adam”. Yalandan da olsa gerilla. Şair sonra, öykücü. Thomas Pynchon’un hem arkadaşı hem de hayran olduğu bir romancı. Bob Dylan’ın hem dostu hem de sıkı rakip gördüğü bir müzisyen. New York’un folk müzik patlaması yaşadığı yıllarda sahneye çıkıp şarkılar söylemiş, masallar anlatmış. Kendine maceralar uydurmuş ve hayatının […]

Read More

Siz hiç Odradek gördünüz mü?

Meşhur Odradek’i bilen biliyor, peki ya siz? “Neyin nesi, kimin fesi  bu Odradek denen şey?” diyorsanız okuyun… Daha da derine dalmak isteyenler, Amerikalı feminist kuramcı Judith Butler’ın Odradek ce Kapitalizm başlıklı konuşmasını izleyebilir. Linki yazının sonunda bulabilirsiniz. KAFKA’NIN BEBEĞİ: Bir yazarın harikulâde yalanı Max Ernst’ün çizgileriyle Odradek Siz hiç Odradek gördünüz mü? Odradek, Franz Kafka’nın “Evin […]

Read More

Can sıkıntısına karşı PORTATİF EDEBİYAT

Enrique Vila-Matas’ın edebiyat tarihiyle edebiyat dedikodusunu harmanladığı oyuncaklı romanlarından biri daha çıktı: “Portatif Edebiyatın Kısaltılmış Tarihi” adlı kitapta, modernist dönemin ilk yarısında yaşamış önemli yazarların yeniliğe ve edebiyata saplantılı aşkları, karanlığa sempatileri, arsızlık sanatında yetkinlik düzeyine ulaşmalarını sağlayan doğal kabiliyetleri ve elbette her birinin özenle muhafaza ederken bir yandan da dehşetle uzak durmaya çalıştığı doppelgänger’ları, […]

Read More