Raymond Carver ve “Katedral” öyküsünün kör adamı
Edebiyat magazini yapılırsa böyle yapılır diyerek başlıyorum yazıma :) “Tersine Mühendislik: Yazmak İçin Okumak ” atölyeleriyle tanıdığım şahane insan Beliz Güçbilmez sayesinde yeniden keşfettiğim Raymond Carver’ın “Katedral” öyküsünün yazılış macerasına bir yerlerde rastlayınca hemen yayınlamaya karar verdim. Sonrası dipsiz kuyu oldu, bir şeyler buldukça daha da araştırasım geldi… Ortaya bayağı tatlı bir yazı çıktı. Neler yok […]
Read MoreBohem, flâneur, seri masalcı, romancı: Richard Fariña
Bohem. Flâneur. Seri masalcı. Kendi deyişiyle “aynalar tasarlayan adam”. Yalandan da olsa gerilla. Şair sonra, öykücü. Thomas Pynchon’un hem arkadaşı hem de hayran olduğu bir romancı. Bob Dylan’ın hem dostu hem de sıkı rakip gördüğü bir müzisyen. New York’un folk müzik patlaması yaşadığı yıllarda sahneye çıkıp şarkılar söylemiş, masallar anlatmış. Kendine maceralar uydurmuş ve hayatının […]
Read MoreSiz hiç Odradek gördünüz mü?
Meşhur Odradek’i bilen biliyor, peki ya siz? “Neyin nesi, kimin fesi bu Odradek denen şey?” diyorsanız okuyun… Daha da derine dalmak isteyenler, Amerikalı feminist kuramcı Judith Butler’ın Odradek ce Kapitalizm başlıklı konuşmasını izleyebilir. Linki yazının sonunda bulabilirsiniz. KAFKA’NIN BEBEĞİ: Bir yazarın harikulâde yalanı Max Ernst’ün çizgileriyle Odradek Siz hiç Odradek gördünüz mü? Odradek, Franz Kafka’nın “Evin […]
Read MoreEn güneşli ütopyanın üzerinde bile baskıcı bir gücün gölgesi hep var
Dünyanın geleceğine dair kurulmuş aydınlık ve karanlık hayallere, ütopyalara ve distopyalara bakıyoruz bu yazıda. Ve görüyoruz ki en güneşli ütopyaların üzerinde bile baskıcı bir gücün, bir çeşit toplum mühendisliği çabasının gölgesi duruyor hep. Bu kitaplarda birilerinin ideali daima ötekilerin yıkımı, bir grubun aydınlığı mutlaka ötekilerin karanlığı oluyor. Kısacası ütopyaların peşindeki ısrarlı yolculuklar mutluluk getirmiyor. Murathan […]
Read MoreAdorno’dan Cioran’a parçalanmış edebiyat
Paul Valery, bir kitap hakkında makale yazmak için o kitabı karıştırıp sayfalarına şöyle bir göz atmanın yeterli olduğuna inanıyor, hatta bazı kitaplar söz konusuysa yazmadan önce okumanın sayısız sıkıntılar yaratabileceğini düşünüyormuş. “Eleştirisini yapacağım bir kitabı asla okumam, insan etkileniyor” diyen Oscar Wilde ise, bir kitabı okumak için en uygun sürenin altı dakika olduğunu, bu süre uzarsa okuma sürecinin zihnimizde kendi otobiyografimizi yazma sürecine dönüşebileceğini öne sürüyormuş. New Yorker yazarı Mark O’Connell da benzer şekilde düşünüyor günümüz okurunun bildiğimiz edebiyata, daha doğrusu başı, sonu, ortası olan standart romanlara değil, fragmental kitaplara ihtiyaç duyduğunu söylüyor. Bir bakmaya değer…
Read MoreJoyce, Dickens, Hardy ve Lawrence’la düşsel buluşmalar
Tim Parks New Yorker için James Joyce, Charles Dickens, Thomas Hardy ve D.H. Lawrence’la tanışmanız, buluşmanız halinde yaşayacaklarınızı yazmış. Ama tabii söz konusu edebiyatçılara pek de sevecen davranmamış. Yerden yere vurmuş onları, karakterlerinin en berbat, en dayanılmaz, en pislik özelliklerini ifşa etmiş. Hepsini çok sevdiğim yazarlar olduğu için, başta biraz bozulduğumu, Parks’ın neden böyle yaptığını […]
Read MoreGenç Ursula K. Le Guin, Ged’i yaratırken kimden ilham aldı?
Portlandlı tutkulu okur Ursula K. Le Guin, bir süre sonra kendi hikayelerini yazmaya karar veriyor. Her gece çocukları uyuttuktan sonra sabahlara kadar yazdığı öyküleri beğenen yok. Hangi dergiye gönderdiyse red cevabı alıyor, şurada burada tek tük şiirleri çıksa da editörler onun yazdıklarıyla ilgilenmiyor. Peki ya sonra? Okuyalım… Ursula K. Le Guin: “Bu yaşımda, yapmadığım hiçbir […]
Read MoreFlâneurler, flâneuseler, kendini rüzgara bırakanlar
Flâneurler ve flâneuseler… Yürüme, kaybolma ve kendini bulma hikayeleri… Ve sonunda keşfedilen, rüzgâr, insanın kendini rüzgâra bırakmasının güzelliği… Lekeli bir zihnin oyunları Rebecca Solnit kitapları Flâneurler, flâneuseler, kendini rüzgara bırakanlar Flâneurlerin ortaya çıkışı şehirlerin doğuşuna denk düşüyor. Yani kırda bayırda aylak aylak gezinmekle şehirde avarelik etmek aynı şey değil. Şehri deneyimleme amacıyla ve ‘para harcamadan’ […]
Read MoreBOB DYLAN: Son troubadour
Nobel’iyle ilgili eleştirileri Mehmet Hakan Kekeç’in yazısında okumuştuk, sıra methiyelerde… Bob Dylan’ın bir vakitler “şair” olarak Allan Ginsberg, Jack Kerouac, Kenzoburo Oe hatta Samuel Beckett gibi edebiyatçıların hayranlığını kazanmış olduğunu şahsen yeni öğrendim. Şeytanla sözleşme ve troubadourluk meselesine gelince; ayrıntıları aşağıda… Bob Dylan önümüzdeki ay İsveç’te düzenlenecek Nobel ödül törenine katılmayacakmış. Katılacağını düşünmemiştim zaten. Yine […]
Read More













