Film Kedileri II: Sinema tarihinin kült simaları
Susan Herbert’ın Shakespeare Kedileri ve Film Kedileri albümleri o kadar çok sevildi, beğenildi ki, bu ünlü ressama yeniden yer vermek şart oldu. Sırada Herbert’tan “sinema tarihinin kült simaları” albümü var. Film Kedileri’nin bir nevi devamı… Kült yüzler arasında kimi ararsanız var: Dracula, Kleopatra, Charlie Chaplin’in alter egosu Şarlo, Yurttaş Kane… Dr. Jivago, Scarlett O’Hara, Rhett […]
Read MoreEfkâr Karması / Joel Knox: “Seninle yeryüzünü unuturdum”
Underground ile mainstream’i harikulade bir orijinallikle bir araya getiren Kitschcraft’tan hatırlayacağınız Özüm Özgülgen (aka Joel Knox) şu hayatta en sevdiğim insanlardan biri, arkadaşım… Güzel ve iyi olan şeylerin kıymetini bilen güzel ve iyi bir adam, yetenekli. Müzisyenliğinin yanı sıra fotoğrafçı ve yönetmen. Ondan da bir “Efkar Karması” istedim. Hazırladı. Hatta niçin bu şarkıları seçtiğini de yazdı. […]
Read MoreHikmet Hükümenoğlu: Yüzme dersleri
Norveçli bilim adamlarından roman sanatına dair ne öğrenebilir insan? O olmaz belki ama içindeki yaratıcı motivasyona dair bir şeyler öğrenebilir. Psikopatlık testini hevesle hem de gözlerinizin önünde yapan ben bu noktada biraz duruyor ve Norveçli bilim adamlarının yaratıcılık testini şimdilik es geçiyorum. Korkağım çünkü, tırsıyorum gerçekleri göreceğim ve muhtemelen o gerçekler hoşuma gitmeyecek diye… Zen […]
Read MoreHikmet Hükümenoğlu: Zen ve romana başlama sanatı
Biliyorsunuz, Egoist Okur’da ilk günden bu yana Yazma Dersleri diye bir bölüm var. Bazen ciddi ciddi kafa ütüleyen, mesela karakter nasıl yaratılır, hikaye nasıl kurgulanır türünden pek hoşlanmadığım dersler de oluyor ama çoğunlukla okumaktan zevk aldığım yazılara yer vermeye çalışıyorum. Bir de teorim var bu konuda; hakikaten iyi yazarlar bu tip dersleri de lezzetli bir […]
Read MoreYeraltı edebiyatı: Kendinle yüzleşmek eğlenceli değildir!
“Türk romancıları arasında, Fatih Kaynak dışında ‘ben yeraltı edebiyatçısıyım’ diyen bir yazara pek rastlayamayız” diyor Altay Öktem. Ona göre bizde “Yeraltı edebiyatçısıyım” demek, “Yazdığım kitabı okumayın” demekle eşdeğer. Yeraltı edebiyatı: Kendinle yüzleşmek eğlenceli değildir! ‘İlk Yarı: 10-0’ ve ‘Hiçliğin Aynasıydım Ben’ adlı romanlarından tanıdığımız Fatih Kaynak, herkesi rahatsız etme potansiyeli taşıyan cümleler kurmaya devam ediyor […]
Read MoreGittim, gördüm, büyülendim: Bathonea
“İstanbul, önce bir Doğu Roma kenti, bunun altını kalın çizelim. Basbayağı Romalılar yaşadı bu şehirde (ve tabii ülkenin diğer şehirlerinde) ve burası imparatorluk başkenti olarak siyasi sosyal hayatı şekillendirdi. Fetih sonrası da Doğu Roma hatlarına, unsurlarına saygı gösterildi, Türk-İslam kimliğiyle güzelleştirilmiş bir Osmanlı kentine dönüştü. Sarayları, bugün yeni İstanbul’un içinde ezilmiş çiftlikleri, sarnıçları, yolları, kaleleri, […]
Read MoreRecep İvedik ve adab-ı muaşeret
Egoist Okur’un en sevdiğim yanları, yeri geldiğinde bana aylarca mağarama sığınma özgürlüğü tanıması ve istediğim yazıyı istediğim zaman yayınlamama izin vermesi… Bu yazı, 2008’den geldi. Severek yazmıştım, umarım siz de severek okursunuz. Nereden geldi aklına diye soracak olursanız, son zamanlarda hayvanlara kötü davranışların artması sebebiyle diyeceğim. Nereden mi çıktı? Buyurun, yıllar önce ‘Recep İvedik’i, daha […]
Read MoreYAŞAR KEMAL’den uçamayan, kaçamayan, yaşamayanlara
Yaşar Kemal’in 1960’ların sonunda yazdığı ama yayınlamaya yeni karar verdiği bir romandan, Tek Kanatlı Bir Kuş’tan epeydir bahsediliyordu. Merakla, heyecanla bekliyorduk biz de. İşte o roman nihayet yayınlandı. TEK KANATLI BİR KUŞ: Korkunun romanı “Ceviz ağacı çok değerlidir ama altında uyumayacaksın, gölgesi ağırdır. Bir de ceviz ağacının bir huyu vardır, budaklarından birisi oluşurken yakınında kim […]
Read MoreErkeğin penis kıskançlığı yahut birkaç küçük kesik
“Ne kadar sakınsak da kendimizi, gündemin bizi hunharca savurmasından kurtulamıyoruz. Büyük sayılar egemenliğini kuruyor zihnimizde. Savaş korkusu. Ölüm korkusu. Ölümler korkusu. Ölümler, ölümler ve ölümler korkusu. Ölüm, kahrolası bir matematik işkencesiyle beynimize, tüm sinir hücrelerimize biniyor ve vicdanımızdan bir tartı vazifesi görmesini istiyor; daha çok insan nerede ölecekse oraya ver dikkatini ve savaşa karşı siper […]
Read MoreSOKAK SANATI: Boya + çizgi + ruh + hayat
Sokak sanatına duyulan ilginin artmasıyla birlikte Londra’nın doğu bölgelerinde Street Art London adı verilen yürüyüş turları düzenlenmeye başlamış. Sokak sanatçılarının rehberlik ettiği bu turların süresi 2-4 saat sürüyor. Elbette bu sokakları tek başınıza gezmeniz de mümkün ama bütün o graffitiler ve sanatçılar hakkında ayrıntılı bilgi almak isteyenler için turlara katılmak daha keyifli. Sibel Yılmaz gezdi, […]
Read MorePera Palas’ın 121 yıllık nefes kesen hikayesi
İstanbul’un hemen her yıl tarihi yok edilen Beyoğlu semtinin nadide tarihi mücevheri Pera Palas Oteli, 121 yaşını kutluyormuş. Kutlasın tabii. Turistler İstanbul’un Pera’sını orada algılıyor, en azından mutlaka gidip bir çay içiyor, pasta bina Demirören dibindeki otelde değil. Eh, onlar da biz de haklıyız, eskiyle yeninin randevusu ancak duygusu, yaşanmışlığı olan yerde verilir. Öyle böyle, […]
Read MoreVahşi kaplanlardan kaçıp ormana sığınan Salinger
Bu ay piyasaya bir J.D. Salinger biyografisi, bir de belgeseli çıktı. 2015’teyse yazarın daha önce hiç yayınlanmamış 5 yeni eseri yayınlanacak. Bunlardan en ilginç olanıysa Salinger’ın, hayatının son 45 yılını ıssız bir taşra kasabasında münzevi olark geçirmesinin müsebbibi olan Vedanta Kültü’yle ilgili… Salinger’a bir giriş: Homeopati, Vedanta Budizm ve yalnız kalma arzusu 5 yeni kitap […]
Read MoreKarakterimizin bir köşesinde duran Enis Batur’luk
Neslihan Elagöz’ün blogunda gördüm bu yazıyı. Bir yazarı sevmenin aslında çoğumuz için gayet sıradan olan ama itiraf etmesi güç sayılabileceği için pek işitilmedik biçiminden bahsediyor Neslihan. Yani ben kendi adıma böyle şeyler duymuyorum pek etrafımdakilerden. Yakın arkadaşlarım hariç! Çünkü galiba biz edebiyat sevenler siyasal iktidarla ilgili rahatça espri yapıyor ama edebiyatla, edebiyatçılarla, oradaki iktidarlarla ilgili […]
Read MoreHamdi Koç: “Kimseye hayalet demek yok, zaten onlar da hayalet değil”
Biliyorsunuz; Hamdi Koç’un yeni romanı Çıplak ve Yalnız çıktı. Romanı daha sonra ayrıca yazacağım ama önce Hamdi’yle yaptığımız röportajı okuyun istiyorum. Yeniden okumak ve düşünmek, sonra da yazmak için vaktim çok. Hem Çıplak ve Yalnız aceleye gelecek gibi değil, çünkü büyük bir roman, nasıl derler, “beklediğim” roman. Çıplak ve Yalnız, 1950’lerin sonunda başlıyor; yazarının deyişiyle […]
Read MoreKendime daha fazla âşık olma rehberi
Romancı Hamdi Koç’la uzun bir arkadaşlığımız var, 30 yılı devirmişiz. Ne kitaplar okumuşuz, ne sakin sohbetlerimiz, ne fırtınalı didişmelerimiz hatta kavgalarımız olmuş. Ne çok sevmiş ve ne çok küsmüşüz. Ne çok sefer dönüp dolaşıp aynı yerde buluşmuşuz. Korkmayın, uzun uzun anlatmayacağım, o kadarına bu küçük Egoist Okur sayfası yetmez. Birkaç yıl önceki çay sohbetimizden sonra […]
Read More







