David Foster Wallace’dan BU SU: Ölmeden önce ölmemek için…
Romancı David Foster Wallace 2005’te Kenyon College’ın mezuniyet töreninde bir konuşma yapmıştı. O gün unutulup giden o şahane konuşma metni, yazarın üç yıl sonraki intiharı üzerine yeniden hatırlandı, gün ışığına çıkarıldı hatta büyük ün kazandı. Majör depresyondan mustarip Wallace’ın öğrencilere algının tuzaklarından, insanın kendi kendini hapsettiği kafeslerden, gözümüzün önünde durdukları halde kavramakta zorlandığımız gerçeklerden bahsettiği o […]
Read MoreLumpi Lumpi: Mavi ejderhanın sırtında
Kuzenimin ejderhalara bayılan, büyüyünce bu şahane yaratıkların bakıcısı olduğunu kafasına koymuş üç yaşında bir oğlu var, bulduğumuz bütün ejderhalı şeyleri alıyoruz ona. Kitapları da tabii… Şimdi Gökçe Gökçeer’in yazısını okuduktan sonra Can Çocuk’tan çıkan Lumpi Lumpi: Arkadaşım Ejderha serisini de almaya karar verdim. Alp’in hoşuna gider mi bilmiyorum ama ben maceracı ama alıngan üstelik sadece […]
Read MoreTekinsiz Şirinler
Derler ki herkesin Şirinler olarak bildiği çizgi alem, aslında bir komünist ütopyadan başka bir şey değildir. Orijinal adı olan Smurf’un açılımı bile bunu gösterir: Small Men Under Red Flag, yani “kızıl bayrak altında yaşayan küçük adamlar”… Şirin Baba’nın kırmızı şapkasına ve Karl Marx’ınkiyle yarışacak gürlükteki ak sakalına ne demeli? Ayrıca orada Şirine’den ötürü feminizme ve […]
Read MoreOrhan Pamuk: “Kendimi hep bir günahkâr olarak gördüm”
İlkler mühimdir. Ben ilk röportajımı Orhan Pamuk’la yapmıştım. Yıl 1994… Yazarın en sevdiğim iki romanından biri olan “Yeni Hayat” henüz çıkmamış. Anlattığına göre, aslında uzun süredir başka bir romanla meşgulmüş. Üzerinde çok çalışmış; defalarca başlamış, bozmuş, değiştirmiş, sonra da hepsini bir kenara bırakıp “Yeni Hayat”ı yazmış. Defterlerini, taslaklarını gösteriyor, bir de yazmayı terk ettiği zamanlarda […]
Read MoreOkan Bayülgen’den güzel yalanlar
“Yalanlar söylüyorum, geçmişle ve gelecekle ilgili. Bi’ şey elde etmek için değil, yalanlara inandığımdan! Bundan bir hikaye çıkmaz mı? Yalan söyleyenden değil; yalanlardan…” Bu sözler Okan Bayülgen’e ait. Ben geç kalmışım meğer, ama aslında Bayülgen bir süredir minik bir edebiyat blogu açmış, orada bazı kitaplara sesiyle hayat veriyormuş. Kendi yazdığı İnsansız Uzay Aracı adlı hikayeyle başlamış. Onu […]
Read MoreMurathan Mungan: “Sol hülyaları olan bir yazarın ütopyasını yazdım”
“Hayatınızdan şiiri söküp attıysanız, ondan vaçgeçtiyseniz, sadece arızalı zamanlarınızda yardım almak için başvurduğunuz bir yalancı ilaç haline gelir şiir. Aşıksınızdır, ana baba hasreti çekiyorsunuzdur, gurbette kaybolmuşsunuzdur… Acınızı kışkırtmak yahut yatıştırmak için şiire başvurabilirsiniz o zaman, diğer zamanlarda unutmak üzere… Böyle olunca da, gündelik hayatta şiire duyduğunuz ihtiyacı görmezden gelirsiniz. Şairin romanı, sadece edebi bir tür […]
Read MoreSevin Okyay’ın kütüphanesi
Sevin Okyay kimdir? Bizim ülkedeki ilk kadın sinema yazarı. Onun tavsiyesiyle gittiğim bir filmden pişman olarak çıkmadım hiç. Sadece sinema yazmıyor tabii, ilgi alanları arasında edebiyat, caz, futbol da var. Hatta sanıyorum edebiyat yazılarını bu sıralar sinema eleştirilerine tercih ediyor. Çiçek Dürbünü, İlk Romanım gibi güzel kitaplar da yazdı… Harry Potter çevirilerinden söz etmek bile […]
Read MoreÇocuk kitaplarında sevmediklerimiz: “Kızlar sünnet olmaz, gelin olur!”
Maviş’e dedesi şöyle diyor: “Kızlar sünnet olmaz, gelin olur!” Maviş’in gelin olması için büyümesi gerektiği daha sonra ona anlatılsa da söz ağızdan bir kere çıkmış, asıl önerme söylenmiştir artık: “Kızlar sünnet olmaz, gelin olur!” Kadına rolü, daha o yaşta biçilmiş, Maviş büyüyünce gelin olacağına ikna edilmiştir. Ona bir de bir gelinlik dikilir. Yani kardeşinin sünnet […]
Read MoreAhmet Büke’den bir öykü: BABA, OĞUL, ASKER
Ahmet Büke hem gülümsetiyor okuru, hem yüreğini dağlıyor mutlaka… Tatlı, kederli, şiirli, ruhlu, ne bileyim işte güzel yazıyor, değişik yazıyor. “Baba, Oğul, Asker” adlı bu öyküyü de Egoist Okur için yazdı… Ahmet Büke: “Öyküyü takıntılı biçimde seven bir kuşak geliyor” Baba, Oğul, Asker Davul çalıyor, def vuruyor. Gürültünün, ağlamanın, küfrün bini bir para. Sonra ışıkları […]
Read MoreTATLI SANAT: Mondrian keki, Damien Hirst pastası
San Fransisco Modern Sanatlar Müzesi’nin (SFMOMA) üstündeki Blue Bottle Cafe’nin hamurişleri şefi Caitlin Freeman muhteşem Modern Sanat Tatlıları projesini şöyle anlatıyor: “Sanat ve yemek denen iki dünyayı alıp nasıl bir araya gelebileceklerine baktım. Bir sanat eseri yaratmak istemiyordum. Benim istediğim sanatı yiyeceklerle yorumlamaktı…” TATLI SANAT: Mondrian keki, Damien Hirst pastası Caitlin Freeman, aşçı olmaya ressam […]
Read MoreGöktuğ Canbaba: “Sevdiğin insanın cini mutlu mu, hiç sordun mu?”
Acayip isimli bir roman: İşeyen Atmaca. Yayın yönetmenliğini Altay Öktem’in yaptığı Marjinal Kitaplar’dan çıktı. Yazarı fotoğrafçı, seyyah ve maceracı Göktuğ Canbaba. Amerika’nın uçsuz bucaksız bozkırlarında geçen bir hikaye anlatıyor. Okurken güneş tam tepemize vuruyormuş hissine kapılıyor insan. Karakterleri arasında Jane, Gülümseyen Baykuş ve Marilyn Monroe ve bilumum başka tuhaf insan var. Bir de tabii ilerleyen […]
Read MoreAY: Güneşten bunalan ruhların tesellisi
Önemli bir karar alacaksan, yeni ayı bekle ama eğer ilişkini bitireceksen veya kilolarından kurtulmaya karar verdiysen, dolunay zamanını seç… Bilinçdışının yöneticisi aydır, onun hareketlerine dikkat et… Yüzeyinde dikkate değer miktarda su bulunduğu için yeryüzünün geleceğini tamamen değiştirebileceği söylenen ay, bazı arkadaşlarımdan durmadan işittiğim bu sözlere bakılırsa aynı zamanda başka birçok şey… Ruhumuzun aynası. Çılgınlığımızın sebebi. […]
Read More










