Egoist okur

Buluşma ve iletişim kurma mekanları: PARKLAR

Gezi Parkı’nın dönüştürülmesi projesi hâlâ konuşulurken, parkların ve bahçelerin tarihine bakmak, park kavramının neden önemli olduğunu hatırlamak iyi olabilir diye düşündüm… Tam bu sırada elime bir kitap geçti: Alman tarihçi Hans Sarkowicz’in yazdığı “Parkların ve Bahçelerin Tarihi”… “Günümüzde mimarlar ve şehir idarecileri ‘park’ adı verilen ama yeşillikmiş gibi göründükleri halde aslında modern hayatın light birer […]

Read More

İnci Aral: “Yazar kadın cesur, vahşi ve yırtıcı olmalı”

Yazma Büyüsü adlı bir kitabı da bulunan İnci Aral, Seferihisar Edebiyat Günleri’nde bütün bir sabahı ve öğleden sonrayı kapsayan bir atölye çalışması gerçekleştirdi. Yola çıkış noktası ilk romanı Ölü Erkek Kuşlar’dı. Aral önce yoğun bir öykü yazarlığı tecrübesinin ardından romana geçmiş ve doğal olarak bunun zorluklarını yaşamıştı. Yazarın “Şimdi olsa yayınlamadan önce 100 sayfasını çıkarırdım” […]

Read More

Mario Levi: “Yazar olmak istiyorsanız, katil olmayı göze alacaksınız!”

Türkiye’nin ilk yavaş şehri yani cittaslow’u olarak kalbimizde ayrı bir yer edinen salyangoz simgeli güzel şehirde, yani Sefirihisar’da geçen yıl bir edebiyat festivali düzenlenmiş, yazarlar, şairler 1 hafta boyunca katılımcılara yazma dersleri vermişti. Mario Levi’nin atölyesi en ilham verici olanlardan biriydi. Levi bize “nasıl katil olunacağını” anlatmıştı. Kulağa korkutucu geliyor biliyorum ama değil aslında! Zor belki, […]

Read More

Efkâr Karması / Emrah Serbes: “Behzat Ç. en çok Neşet Ertaş dinler…”

Emrah Serbes’e “Behzat Ç. hangi müzikleri dinler?” diye sormuştum, “En çok Neşet Ertaş dinler” diye cevap vermişti. “En iyisi Emrah’tan bir Efkâr Karması istemek” diye düşündüm ben de bunun üzerine. Kendisi öyle anlatmıyor ama bence Behzat Ç., yaratıcısı Emrah Serbes’ten çok farklı biri değil, hatta bir nevi onun alter ego’su. Dinleyip kendiniz karar verin… Gülenay […]

Read More

Başar Başarır: “Yazı bir hançer değildir ki maziye saplayasın!”

Başar Başarır’ın upuzun sekiz yıl aradan sonra yayınlanan son kitabı Düzenboz kimi zaman insanı kahkahadan kırıp geçiren kimi zaman dolu dolu ağlatan öykülerden oluşuyor. İnternet ile bostancıbaşının, dört çeker jiple haremağasının yan yana geldiği bir devrim sabahını da anlatıyor Başarır, Hrant Dink’i indiren o kurşunu da… Başar Başarır: “Yazı bir hançer değildir ki maziye saplayasın!” […]

Read More

Efkâr Karması / Alper Canıgüz: “Sevgili mazoşist ve egoist okurlara…”

“Tatlı Rüyalar”. Şahane. “Oğullar ve Rencide Ruhlar”. Harikulâde. “Gizliajans”. Müthiş. Eh, anladınız… Elbette, Alper Canıgüz. Aslında Alper, Egoist Okur için “Efkar Karması”nı epey önce hazırladı. Fakat ben, her zamanki işleri karmakarışık edebilme becerimi kullandım ve bilgisayarımın hard disk’inin yanmasına sebep oldum. Bana pahalıya patlayan, dahası karmanın ve yazının gecikmesine sebep olan bu sakarlığı Alper’in anlayışla […]

Read More

Efkâr Karması / Seray Şahiner: “Aşk arabesktir…”

Yunus Nadi öykü ödülü sahibi bi tanecik Seray Şahiner’den bir Efkar Karması istedim, yaptı. Ve dedi ki: “Kelimenin tüm hüznüne rağmen, bir müstehzi gülüş beliriyor hep gözümün önünde, ‘efkâr’ dendiği zaman. ‘Kahır’ gibi değil mesela. Bu yüzden seçtiğim -beni bulan- efkâr şarkılarının içinde hüznü vurgulayan tuhaf bir alaycılık da var hep. Rest çekme, müdanasızlık, omuz […]

Read More

Ayfer Tunç’tan mektup

Gezi Parkı Direnişi 13. günündeyiz. Çağdaş edebiyatımızın en önemli isimlerinden biri olan Ayfer Tunç’tan gelen, daha doğrusu onun okuruna yazdığı heyecanlı ama kaygılı mektubu yayınlama zamanı… 8 Haziran 2013 Değerli okurum, Öncelikle kardeşçe yaklaşımınıza ve duyarlılığınıza çok teşekkür ederim. İzin verirseniz size Gezi Parkı vesilesiyle twitter’da yeterince anlatamadığım görüşlerimi iletmek istiyorum. Öncelikle şunu bilmenizi isterim. […]

Read More

Cem Kalender yazdı: Ya eşya bir gün delirse?

Klan ve Zamanın Unutulan Koynunda adlı ilk fırsatta okuyacağım iki kitabın yazarı Cem Kalender, Oğuz Atay’ın roman ve öykülerini Lacancı bir bakışla okumayı deniyor bu yazıda. “İnsan, biyolojik bir canlıdan kültürel bir özneye dil sayesinde geçer” diyen ama Dil’in de insana doğru bir kimlik sağlamadığını vurgulayan Jacques Lacan, Oğuz Atay’ın yarattığı karakterleri anlamamıza yardım edecek […]

Read More

Çocuk kitaplarında sevmediklerimiz: Lâle Sirki’nde neler oluyor?

Lâle Sirki ve Gizemli Hikayesi adlı kitabın tasarımı çok güzel. İllüstrasyonlar, baskı kalitesi “Gel” diyor, “Al beni, oku beni.” Künyesi de ilginç ve cazip… Yaratıcısı, yani yazarı ve çizeri Tiyatro Oyunevi’nin dekor ve kostüm tasarımcısı Claude Leon. Çeviri Mahir Günşiray’a, düzeltisi Murat Uyurkulak’a ait. Peki ne anlatıyor? Şöyle… Lâle Sirki’nde garip bir sessizlik var. Herkes […]

Read More

Efkâr Karması / Altay Öktem: Çetrefilli ve tehlikeli şarkılar

Şair, yazar, dergici, yayıncı ve zaman zaman DJ Altay Öktem, canım arkadaşım… Onunla yıllardır öyle çok içtik, dertleştik, eğlendik, kim bilir kaç gece edebiyattan ve hayattan konuştuk ki artık ailemden biri sayılır. Ama şimdiye dek ondan bir Efkar Karması istemediğimi geçenlerde farkettim. Demek ki zamanı şimdiymiş, demek ki kalbimiz çok sıkışmış ve içimizdeki tarifsiz hüzün […]

Read More

Yaşlılar, çocuklar, hastalar ve yalnızlar için OKAN BAYÜLGEN

Okan Bayülgen bugünlerde hiç olmadığı kadar sakin bir hayat sürüyor ve sadece ona haz veren işleri yapıyor. Öykü yazıyor mesela. Sonra Franz Kafka ve Stefan Zweig’ın yapıtlarını, Goethe’yi radyodan sesli olarak okuyor. Bir yandan da yayıncılıkla flört ediyor. Makinakafa adlı küçük bir edebiyat blogu bile açtı. (Haberini buradan vermiştim.) Bir de tabii her zaman olduğu […]

Read More

Güzel delilik halleri

Oraya buraya “Leyla” diye imza atıp iş yaşama gelince hep “Mecnun” gibi davranan biriyim ben. Rivayet o ki; Mecnun Leyla’ya, “Her dağa her taşa, herkese seni anlattım. Cevap alamadım. Bu nasıl bir şey biliyor musun?” demiş. Leyla da cevap vermiş “Ben seni kimseye anlatamadım. Asıl bu nasıl zor bir şey biliyor musun?” Çok sevgili Arzu […]

Read More

Dan Brown’ın kaleminden İkonografinin 50 Tonu

Da Vinci Şifresi, Melekler ve Şeytanlar, Kayıp Sembol gibi kitaplarıyla listelerin üst sıralarının değişmez ismi haline gelen Amerikalı yazar Dan Brown’un yeni romanı Cehennem (Inferno) aylardır bekleniyordu. Çıkar çıkmaz satış rekorları kırmasına bu yüzden kimse şaşırmadı. Brown, Dante Alighieri ve İlahi Komedya’dan yeni bir bilim dalı olan transhümanizmden, ölümsüzlükten, yapay olarak hızlandırılmış bir evrimin mümkün […]

Read More

Orhan Pamuk: “Aşkın tarifinde, sebebini bilmemek de var”

Orhan Pamuk’la “Masumiyet Müzesi” röportajımız. Kitap çıktığında yapmıştık. Bugün Çukurcuma’daki müzede sergilenen eşyaları çıplak ve en gösterişsiz halleriyle ilk kez o sırada görmüştüm. O gün yazarın Cihangir’deki ofisinde konuştuklarımız elbette “Masumiyet Müzesi”yle sınırlı kalmamıştı. Bir baskı unsuru olarak cinselliği, ‘evliliği haklı çıkaran bir iksir’ olarak aşkı, yazarlığın iyileştirdiği yaraları, çalışmakla geçirilen yıllar yüzünden kaçırdıklarını, mesela […]

Read More