D22’den BENT: Çarpılmaya hazır mısınız?
Oyunun adı, Bent. Çok genç yaşlardaki üç genç aktörün kurduğu yeni tiyatro topluluğu D22 tarafından sahneleniyor. Ben birkaç hafta önce seyrettim ve kelimenin tam anlamıyla çarpıldım. Çok sert, lafını dolandırmadan söyleyen ve seyircinin makul bir ruh halinde kalmasına, neşelenip hafiflemesine izin vermeyen acayip bir oyundu. Halbuki bir parça önyargılı gitmiştim; bir La Cage aux Folles […]
Read MoreHiçbir yemek sadece yemek değildir
Yeme-içme konularıyla her zaman ilgilenen Roland Barthes’a göre yediğimiz, içtiğimiz şeyler yalnızca besin değerleri ya da lezzetleri açısından değerlendirilecek bir ürünler toplamı değil; onlar aynı zamanda bir imgeler bütünü, bir iletişim sistemi; göreneklere, durumlara ve davranış biçimlerine dair birer sözleşme. Mesela… İşlerin büyük ölçüde yolunda gittiği bir akşam yemeği, başarı hanenize eklenecek bir artı puan […]
Read MoreÖzen Yula: “Aşk, günahların en sevabı!”
Özen Yula’nın kaleme aldığı Kırmızı Yorgunları ilk kez on yıl önce sahnelenmişti. Bugün bir kez daha Kadıköy Emek Sahnesi’nde Beyti Engin’in yönetmenliğinde seyirciyle buluşuyor. Üstelik etkisini daha da arttırarak; ölüm, hayat, sırlar, zaman/mekân sorgulamasıyla dünden bugüne uzanan toplumsal değişimin ipuçlarını da vererek… Oyun elbette bununla sınırlı değil; Kırmızı Yorgunları’na tek bir pencereden bakmak yanlış olur. […]
Read MoreTUNA KİREMİTÇİ: “Yetişkinlerin de bakir gözlere ihtiyacı var”
Biliyorsunuz, Tuna Kiremitçi’nin yeni romanı Gönül Meselesi birkaç ay önce yayınlandı. Ve hemen ardından çocuklar için yazdığı masal kitabı da çıktı. Hayır, arkadaşım diye söylemiyorum ama arka arkaya iki kitap yayınladığına göre Tuna’nın üretken bir yazar olduğu kesin. Lakin bu iki kitap arasında bence dikkat çekici bir bağ da var. Şöyle ki… Gönül Meselesi, laik […]
Read MoreTurgut Uyar Sokağı neden yok?
Turgut Uyar Edirnekapı’daki günlerini anlatırken oturduğu sokaklardan biri olan Aktar Kerim Sokağı için şöyle demiş: “İnsanın inanacağı gelmiyor! Bu dünyada Kerim adlı bir aktar yaşasın ve iyiliğinden midir kötülüğünden midir, bir sokak onun olsun.” Arzu Akgün bugün başka bir şeye şaşırıyor. “Evet” diyor. “Aktar Kerim Sokağı var, Rıfat Efendi Sokağı var. Cemal Süreya Sokağı da […]
Read MoreBir yazarın büyük sorusu
Editör, çevirmen, yazar, yayıncı Zeynep Heyzen Ateş, devletine sözle değil eylemle isyan edebilen bir yazarı anlattı. Yazarın adı: Mikhail Shishkin. Çağdaş Rus edebiyatının önde gelen temsilcilerinden. Onu bu yazının konusu yapan şeyse, New York Book Expo’ya gitmeyi reddetmesi. Gerekçesini şöyle anlatıyor: “Ülkemde yaşananlar yüzünden, Rusya vatandaşı olmaktan artık utanıyorum. Kitap fuarına davet edilen resmi delegasyona […]
Read MoreFrancisco Goldman: “Bu kitap âşık olduğum kadının kelimelerden oluşmuş bir portresi”
Çok ama çok güzel bir aşk romanı bu. Kederli olması gerekir, çünkü yazarı onu gerçek bir hikayeden; kendisinden çok genç olan eşi Aura’nın gecikmiş balayları sırasında bir surf kazası sonucu boynu kırılarak ölmesinden yola çıkarak yazmış. Ama hayır, bu kederli bir kitap değil, zira yazar tek bir satırda bile ölümü anlatmıyor, tam tersi hayatı ve aşkı […]
Read MoreDuvar resminden korkuyorlar!
Salt Beyoğlu’nda bir süredir bir sergi var. Adı, Duvar Resminden Korkuyorlar. Hikayesi şöyle: 8-11 Eylül 1980 tarihlerinde, Kuşadası Kültür ve Sanat Şenliği’nde toplanan sanatçıların duvar resmi yapmalarına izin verilmemiş. Onlar da hazırladıkları pankartlara “Duvar resminden korkuyorlar” yazmışlar. Serginin adı buradan geliyor. Biraz daha ayrıntı isterseniz… Sanatın toplum, ekonomi, emek ve siyasetle birebir ilişkisi ve sansür […]
Read MoreSylvia Plath stili
Başlık ne saçma değil mi? Bakmanız için bulabileceğim en iyi yol buydu. Gerçi Sylvia Plath de “Hayat neden elbise giyer gibi yaşanmasın ki” demiş vakti zamanında, “Her seferinde başka bir hayat. Ta ki sana en uygun olanı ve en çok yakışanı bulana kadar…” Sanırım kastettiği tam olarak giyinmeye dair bir şey değildi. Gene de anlaşılan […]
Read MoreEfkâr Karması / Nur Toprakoğlu: “Sınır tanımayan” şarkılar
Nur Toprakoğlu, “biraz” diye bir kavramdan habersiz görünen ve grileri olmayan özel bir kadın. Duygularını gizleyemeyen, zaten onları uçlarda yaşayan ve her zaman “neyse o” kalabilen insanlar vardır ya; onlardan biri. Sanırım benim kendisini sevme sebebim de bu. Bir de tabii çok eğlenceli olması, 20 dakikalık bir vapur yolculuğunu bile macera haline getirebilmesi… Neyse işte, birkaç […]
Read MoreAhmet Büke’den yeni bir öykü: DÜNYANIN EN GÜZEL DEDESİ
Bir hayal kurmasını, yaşamak istediği yeri seçmesini istedim Ahmet Büke‘den… “Benim bildiğim tek şey öykü yazmak” dedi ve hayalini bir öykü aracılığıyla anlattı. Okurken, Ahmet’le dedesinin gemiden kütüphaneleriyle dünyayı köy köy dolaşıp yaşlılardan dinledikleri masalları kaydedişlerini ben de hayal ettim. Sonra bir çeşit huzur doldu içime: Bir kütüphane geminiz varsa eğer, işler kötü gittiğinde karaya […]
Read MoreShakespeare yogası
Heidi E. Spear, New York ve Washington üniversitelerinde karşılaştırmalı edebiyat ve sahne sanatları eğitimi olan bir yoga hocası. Bir dönem Londra’da Shakespeare’s Globe Theatre’da da çalışmış. Bir yoga hocası Shakespeare üzerine farklı ne söyleyebilir diyorsanız, Hamlet ve Venedik Taciri’nden yola çıkarak yazdığı yazıyı okuyun. Ve sonrasında mutlaka üzerine düşünün. Hayatımızda önyargıların doğduğu noktayı, “öteki” kavramının […]
Read MoreBeyaz Tavşan Birası
Beyaz Tavşan denince benim için akan sular durur. İnanmıyorsanız, buraya bakabilirsiniz. Dünyanın öteki ucunda, Avustralya’daki bir firma White Rabbit Beer, yani Beyaz Tavşan Birası’nın üretimine başlamış bile. Hem de ne kadar güzel, ruhlu, şakacı etiketlerle… En iyisi bakıp kendiniz karar verin. Yolunuz Avustralya taraflarına düşerse de, sınırlı sayıda üretilen bu biralardan iki şişe kapıp bana […]
Read More









