Egoist okur

Hiç tanımadığınız bir erkek size kitap gönderirse…

“Bugünü ancak böyle kurtarabilirdin Tanrı’m, dedim. “Hiç tanımadığım bir adamın, kilometrelerce öteden baskısı olmayan kitaplar göndermesiyle…” “O zaman bu gece bu kitaplar için kahve yapalım. Bu kitaplar için Karaindrou dinleyelim. Bir deniz kıyısında, hep kurduğunuz bir hayalin gerçekleşmesi dileğiyle şimdilik sizi bırakıyorum. Ben peyderpey ve ilk sahibinin gönlünün istediği gibi sırayla kitaplarımı okuyayım. Hayatınızdan kitap, inanç, […]

Read More

Güzide Sabri: Soru işaretleri, belirsizlikler, karışıklıklar…

Başar Başarır’ı tanıyorsunuz, Egoist Okur’un en sevdiği yazarlardan biri… Ama yeni öğrendiğim bir özelliği daha var: O bir koleksiyoncu. Eski şeylerin kıymetini bilen; eski fotoğrafları, kitapları, dergileri, daha doğrusu eski diye bir kenara itilen ama yitip gitmelerine gönlünün razı olmadığı her şeyi toplayan biri. Sırf bu yüzden Facebook sayfasının müptelasıyım. Ama orada gördüklerimi, okuduklarımı anlatmayacağım, […]

Read More

Atlantis, yeryüzü felaketleri ve arkeoastronominin sırları

Mümtaz’ın İhsan için “O, sevdikleri için yolları kısaltmayı bilirdi” demesi gibi bazı kitaplar da yolları kısaltmayı bilir. Arkeoastronomi, Felaket Arkeolojisi, Kamusal Arkeoloji, Arkeogenetik, Bilişsel Arkeoloji yahut Deneysel Arkeoloji … Arkeoloji-Anahtar Kavramlar kitabı, gerçeğin peşinde koşan ve iğneyle kuyu kazarak ortaya çıkanlarla insanı anlamaya çalışan arkeoloji bilimini ve birlikte çalıştığı alanları öğrenmemizi sağlıyor. Arzu Akgün Atlantis, […]

Read More

LACANIAN INK: Felsefe+edebiyat+pop kültür

Batıda tutkulu okurlar daha mı fazla, yoksa kendilerini daha mı az gizliyorlar, bilmiyorum. Belki daha meraklıdırlar. Yahut üşenmiyorlardır. Bildiğim, orada tek bir yazara ya da tek bir kitaba adanmış dergilere bile rastlanabildiği. Bunlardan biri de mesela Laurence Sterne’ün başyapıtı Tristram Shandy’e adanan The Shandean. Bir de tabii New York kökenli Lacanian Ink var; Jacques Lacan’a […]

Read More

Nejat İşler: “Hayat güzel, sevdiğim insanlar var, iyiyim yani. İyiyiz…”

“Çok sık kaçıyorum buradan ama çok sık da geri dönüyorum. Bir dengeyi korumaya çalışıyorum, diyelim. Çok fazla meşgul etmiyorum kendimi, boş işlerle oyalanmıyorum. İçten gelen bir tepkisellik benimki, net bir şey. Hakikaten, fiziksel olarak midem bu-lan-ı-yor. Öyle olunca kaçıyorum. Birkaç da rahatsızlığım var, strese dayalı. Kaçtığım zaman iyileşiyorum, geri dönersem nüksediyor hastalıklarım. Alarm zillerini duyunca, […]

Read More

Adım adım HRANT DİNK davası: Utanç duyuyoruz!

Yaşadığı dönemde Hrant Dink’in, ölümünden sonraysa ailesinin avukatı olan Fethiye Çetin’e soruyorum: Hrant Dink’i kaybetmekle biz ne kaybettik aslında? Ve bu davayı aydınlattığımızda neyi kazanacağız? Diyor ki; “Hrant Dink’i kaybetmekle bence biz, geçmişiyle yüzleşip barışabilmiş bir ülkede yaşama umutlarımızı ve hayallerimizi, arınma ve iyileşme fırsatımızı kaybettik. Bu davayı aydınlattığımızda, geçmişten devraldığımız utanç ve yükten arınacağız, […]

Read More

Martin Riker: “Tanpınar, Batı dünyası için heyecan verici bir keşif”

Martin Riker’ın adını, ilk kez Saatleri Ayarlama Enstitüsü için kaleme aldığı eleştiri yazısıyla işittik. New York Times’da çıkan eleştirinin sebebi Ahmet Hamdi Tanpınar’ın romanının nihayet İngilizce olarak, hem de Penguin Yayınevi’nin Dünya Klasikleri serisinden çıkmasıydı. Riker’a Tanpınar’ı ve dünya edebiyatındaki yerini sordum… Gülenay Börekçi Tanpınar ve kicağındaki o güzel kara kedi… Kalem Ajans arşivinden alındı. […]

Read More

Murat Gülsoy’la TANPINAR ve bizi rahat ettirmeyen öteki yazarları konuştuk

Öykücü, romancı Murat Gülsoy, okura yazar olma cesareti vermeyi denediği Büyübozumu adlı kitabının ardından deneme türündeki ikinci kitabı 602 Gece’yi  yayımlamıştı. Gülsoy bu kitabında okuruyla edebiyatta zevk aldığı konuları ve onu heyecanlandıran yapıtlar üzerine düşündüklerini paylaşıyordu. Aradan birkaç yıl geçti. Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün Penguin Classics tarafından İngilizce olarak yayınlanmasının verdiği heyecanla içinde bolca Ahmet Hamdi […]

Read More

HAMDİ KOÇ: “Bu ülkede pasta ideoloji bıçağıyla kesilir!”

Romancı Hamdi Koç’la Habertürk Gazetesinin Kitap Eki için bir söyleşi yapmıştık. Mühim şeyler konuşmuştuk ama ekin sınırlı sayfa sayısı yüzünden ne yazık ki tamamını yayınlayamamıştım. Çok uzundu. Kesmek gerekmişti. Yazık olmuştu! Sonbahar geldi ya, ben bugünlerde biraz içime kapandım o yüzden daha çok kitap okuyorum, daha çok dergi karıştırıyorum ve aklıma bazı soruların takılıp duruyor. […]

Read More

PROUST & JIM CARREY: “Beni hafızandan siler miydin?”

“İşte hafızanın işleyişi böyledir: İzler birbirlerini etkiler, dönüştürür ve hatta bazen bambaşka hallere bile sokarlar. Bu yüzden de, geçmişi olduğu haliyle hatırlamak imkansızdır. Yaşananlar, geçmişi değiştirmiştir. En basit örnek: Ayrılmışsınızdır ve bugünden tüm hikâyeyi yeniden gözden geçiriyorsunuzdur. ‘Şimdi anlıyorum, çok mutsuzmuşuz aslında’ dersiniz. Şimdi çektiğiniz acı, tüm geçmişi acıyla yeniden yorumlamıştır. Şimdi çektiğiniz acı, geçmişin […]

Read More

Hangimiz normal, kim anormal?

“Çocuklara bazı kavramları anlatmak, onların içini doldurmak çoğu zaman kolay değil. Normal-anormal, doğru-yanlış, iyi- kötü, aralarında en tehlikelileri… Bu noktada, en azından ‘normal-anormal’ sıkıntısına düşüldüğünde, işin içinden çıkmaya yardımcı olabilecek bir kitaptan bahsedeceğim. ‘Normal Nedir?’ Alman bilim muhabiri ve yazar Wolfgang Korn’un, insanların aynı görünmelerine rağmen aslında farklı olduklarına dair yaptığı etnolojik bir çalışma. Aynılığı […]

Read More

Hayatımın bütün erkekleri…

“Kimi sevsem gelsin bir süre bende kalsın istiyorum. Hem hava soğuk, çayımızı demler, ayaklarımızı uzatırız. Bazen birkaç çeşit meze yaparım, rakı içeriz. Mezelerin üstüne baharatlarla kalp yaparım. Soslarla adının baş harfini çizerim. Öyle mum falan sevmiyorum, anaç romantizm benimki.” “Sonra tanışır tanışmaz “İyi bana gel o zaman” dememi de garip bulmasın. Bütün kutsal yerler gibi […]

Read More

İnsanlığın en eski muamması: 30.000 yıllık macera

İnsanoğlunun sanatla ilişkisi, kazıma yoluyla ya da doğal boyaları kullanarak kendisini ifade etmesi onları keşfedenleri hep merâka düşürmüştür. Dağların tepelerinde, vâdilerin en uç noktalarında, mağaraların derinliklerinde karşımıza çıkan bu resimler hangi amaçla yapılmışlardı? Binyıllar öncesinden bize ses veren bu resimler acaba bir medet ummayı mı ifade ediyordu? Bu ve benzeri sorular geçtiğimiz yüzyıldaki mağara sanatı […]

Read More

İHSAN OKTAY ANAR’dan yeni roman: Galîz Kahraman

Ne yazarlarsa merakla beklediğimiz, çıkar çıkmaz okuduğumuz yazarlar vardır. İhsan Oktay Anar onlardan biri… Az konuştuğu, mülakat vermekten de hiç hoşlanmadığı için okurun onunla esas iletişimi romanları aracılığıyla gerçekleşiyor. Bu sebeple de açıkçası İhsan Oktar Anar ne yazacak diye beklerken sevdiğimiz öteki yazarları beklerken olduğumuzdan daha heyecanlı, daha sabırsız oluyoruz. Her neyse, lafı uzatmayarak yazarın […]

Read More

Mahir Ünsal Eriş: “Dilde evrime inanmak zorundayız!”

Mahir Ünsal Eriş’i biliyorsunuz; Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde ve Olduğu Kadar Güzeldik gibi kitapların yaratıcısı. Egoist Okur olarak biz; yani siz ve ben Eriş’i ve öykülerini çok seviyoruz. O yüzden diyorum ki en iyisi sevgili yazarımızın bu hafta sonundan itibaren Arnavutköy-Gümüşlük Akademisi’nde başlatacağı Dilbazlık Atölyesi’nde buluşalım ve 10 dil bilen bu genç yazarın hazırladığı […]

Read More