









Vedalaşmayı beceremeyenlerdenim. Bugün kaybettiğim çok sevgili arkadaşım Alp Buğdaycı’yı ben bu yazısıyla hatırlayalım istiyorum. “Sesin Ruhu” ve “Sesin Aklı” iki belgesel çekmişti Alp. Hele son zamanlarda evinde profesyonel bir stüdyo kurmuştu ve sesle yatıp sesle kalkıyordu. Ses dedikleri şey de ona göre teknikten, montajdan ibaret değildi; kendine ait bir ruhu, aklı ve felsefesi vardı… Lütfen […]
Read More
Teoman’ın şarkılarını, sözler onu anlatıyormuş gibi dinleme eğilimindeyim; hep bir itiraf tınısı alıyorum. Hayatında olup biten ne varsa bir biçimde yansıtıyor; gizlemeden, saklamadan… Bana öyle geliyor ki duygularını, deneyimlerini, zihnini kurcalayan soruları, hepsinden önemlisi nüfuz edilemeyen yalnızlığını açık sözlülükle, korunmaya çalışmadan dile getiren Teoman, şarkılarında kendini sanki çok yüksek bir yerden boşluğa bırakıyor. Aşağıda bir […]
Read More
Elis Şimşon’un yayın yönetmeni olduğum Picus için Teoman’ın şarkı sözlerinden yola çıkarak yazdığı yazı, harikulâdeydi. Elis daha sonra yazıyı gözden geçirdi ve Ot’ta yayınladı; Teoman da “İnsallık Halleri” kitabına aldı. Kitabın önümüzdeki günlerde çıkacağını öğrenince, Teoman’la bir röportaj yaptım, biliyorsunuz. Eh, bu durumda Elis’in yazısını yayınlamasam olmazdı… Fotoğraflar: Ece Oğultürk Bu O’nun hikayesi; varoluşsal yalnızlığın… […]
Read More
Okulların son sınavlarla, bahar etkinlikleriyle yoğunlaşan mayıs ayı, hayallerin de zıpladığı ay. Çocuklar kâğıt uçakların kanadında Kafdağı’nın ardına geçivermek, ejderhaların sırtında peri padişahının sarayına dalıvermek isterler… Sakıncası yok, biz de peşlerinden gidelim. “Çocuklar kâğıt uçaklarla Kafdağı’nın ardına geçmek, ejderha sırtında peri padişahının sarayına dalmak ister…” Çocukların kendilerine has dünyaları var der dururuz. Çevreyi ve gerçeği […]
Read More
İsmail Yaprak’tan yeni yazı… Görünüşe göre neredeyse hemen her şeyin çevrildiği günümüz Türkiye’sinin bazı anlaşılmaz çeviri sorunları üzerine… “Bu yazının, ‘Neden bazı büyük klasikler hâlâ çevrilmiyor’ ve ‘Neden zaten çevrilmiş birçok önemli kitap yeniden basılmıyor’ gibi belli başlı sorularının özellikle yayınevi editörleri, eleştirmenler, okurlar tarafından okunması, tartışılması en büyük isteğim” diyor İsmail. Okuyalım, konuşalım… Türkiye’nin […]
Read More
Oyun yok, eğlence yok, hep çalışma, hep çalışma… Başarı konusundaki yüksek beklenti ülkeyi ele geçirmiş durumda, yine ve yine. Peki ne yapmalı? Egoist Okur’un çok sevdiği yazar, editör ve yayıncı Müren Beykan’a kulak vermeli. Müren Hanım’ın “Kitap İyi Gelir” yazılarını sadece çocuklar ve gençler değil; anneler, babalar, eğitimciler, yayıncılar, kısacası çocuk kitaplarıyla ilgili herkes okusun. […]
Read More
Birkaç tavsiye… “Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar”, Nazım Hikmet, İthaki Yayınları. “Bir Zamanlar Londra’da”, Peter Ackroyd, Can Yayınları. “Yetenekli Bay Ripley”, Patricia Highsmith, Can Yayınları. “Güneşin Altın Elmaları”, Ray Bradbury, İthaki Yayınları. “Domuzu Kırmak”, Etgar Keret, Siren Yayınları. “İnanç da Sevgi de Aklın Yolunu İzlemez”, Herman Hesse, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık… Kemal Tahir’e Mapushaneden Mektuplar, […]
Read More
Kitapların büyülü dünyasında kaybolmayı sevenler, yangında kurtarılacak listesinin en başına kitaplarını yerleştirenler, bu haberimiz size göre. Norveç’te kurulan Kıyamet Kütüphanesi’nde dünya edebiyatının en önemli kitapları toplanıyor. Amaç bunların kıyamet sonrasında da korunabilmesi. Demem o ki korkmayın sakın, kıyamet de kopsa, yer yerinden de oynasa ve yeryüzünde yaşayan tek canlı olarak siz de kalsanız, yalnız değilsiniz. […]
Read More
Çocuklarla vakit geçiren herkes çok iyi bilir onların hayata taptaze bir açıdan, saf bir merakla baktıklarını. Çünkü çok soru sorarlar, çünkü merak ederler, anlamaya çalışırlar içinde yaşadığımız bu dünyayı. Aristoteles’e göre felsefe merakla başlar. Bu açıdan herkes kabul eder çocukların doğuştan filozof olduklarını. Peki bu küçük filozoflar, o sonu gelmez meraklarını kışkırtacak neler okuyabilir? Elis […]
Read More
“Kansızlık”, “40 Hadis”, “Taş Kayık”, “Acemi Şansı”, “Aranmayan Özellikler”, son olarak da “Güzel”in yazarı Selçuk Orhan’la bu röportaj, bir başka edebiyatçıdan, İsmail Pelit’ten geldi ve ben de onun kendine has dilini, mesela hiçbir surette büyük harf kullanmama takıntısını hiç değiştirmeden yayınlamaya karar verdim. Egoist Okur’da pek rastlayamayacağınız türden, değişik bir iş oldu. Eh, ben de […]
Read More