









Aşağıdaki yazının sahibi İpek Akyel benim İstanbul Üniversitesi’nin İngiliz Filolojisi’nden arkadaşım. Klasik Arkeoloji de tahsil etti ve uzun süre üniversitede ders verdi. Kendi deyişiyle, yaşanan groteskliklere yüreği dayanmadığı için de genç yaşta kendi isteğiyle emekli oldu. İstanbul’daki plastik ve robotik yaşantıya daha fazla uyum sağlayamayacağını hissettiğinde ise kuzey Akdeniz’de bir dağ köyünde inzivaya çekildi. Şimdi […]
Read More
Masal okumayı bütün çocuklar sever. Ama emin olun bu kitaptakileri daha çok sevecekler. Üstelik anlatılanların hepsi gerçek. Denizlerin derinliğinden ormanların kuytusuna, savaş meydanlarından şaşaalı saraylara, hastanelerden gökyüzünün sonsuz maviliğine, dünyanın ve zamanın her köşesinden kendilerine dayatılan kurallara ve geleneklere isyan etme gücü bulan güçlü, güzel, yetenekli, akıllı, yürekli ve ve en önemlisi yaptıklarıyla tarihin akışını […]
Read More
Alp Gökalp’in Alfabe Bulutu serisinin ilk kitabı “S Sessizce Mırıldandı: Ya Başkası Olsaydım?”ın çıkışı üzerinden epey zaman geçti ama serinin yeni bölümleri arka arkaya çıkmaya devam ediyor. Benim gibi bir “Struwwelpeter” hastası olduğunu öğrenince daha da sevdiğim Alp Gökalp, Alfabe Bulutu serisinde, harflerin, noktalama işaretlerinin de hikayeleri olabileceği fikrinden yola çıkarak enteresan bir şey yapıyor. […]
Read More
Flâneurler ve flâneuseler… Yürüme, kaybolma ve kendini bulma hikayeleri… Ve sonunda keşfedilen, rüzgâr, insanın kendini rüzgâra bırakmasının güzelliği… Lekeli bir zihnin oyunları Rebecca Solnit kitapları Flâneurler, flâneuseler, kendini rüzgara bırakanlar Flâneurlerin ortaya çıkışı şehirlerin doğuşuna denk düşüyor. Yani kırda bayırda aylak aylak gezinmekle şehirde avarelik etmek aynı şey değil. Şehri deneyimleme amacıyla ve ‘para harcamadan’ […]
Read More
Gökkuşağının en güzel renkleriyle tablolar yapan bir ressam, neşeli binalar yapan bir mimar, tabiat aşığı bir çevreci: Friedensreich Hundertwasser… D.H. Lawrence: Müstehcenlik ve pornografiyle suçlanan yazar Hundertwasser’in renkli dünyası Friedensreich Hundertwasser, gerçek adıyla Friedrich Stowasser, 1928 doğumlu Viyanalı bir sanatçıdır. Genelde, rengârenk tablolarından tanırız onu; cıvıl cıvıl, insanın içine coşku salan renk cümbüşleridir eserleri. Evet, […]
Read More
“Şiir çevirmek için öncelikle besteci olmak, sözün bestecisi olmak gerek” demişti Rilke, Bachmann, Goethe, Kafka ve daha birçok büyük yazar ve şairin çevirmeni Ahmet Cemal. Nesli tükenenlerdendi, kaybı o yüzden derinden hissedildi, acı verdi… Geçen hafta ölen bu çok önemli çevirmen yazarımızı, Egoist Okur olarak ben de anmak istedim. İşte “sözün bestecisiyle” birkaç yıl önceki […]
Read More
Yasemin Eğinlioğlu’nun “Caz Halleri” adlı yeni kitabı sarsıcı, samimi, şaşırtıcı, okuyanın yalnızlığını alan ve hayatı edebiyata dönüştürmeye çağıran bir anlatı… Tolga Meriç, Yasemin Eğinlioğlu’nun “Caz Halleri” kitabını yazdı Edebiyatımıza “Derinlik Deliliği” adlı romanıyla giren, kendine has dilini ve temalarını “Hangi Melek Dinlemez Şeytanını” adlı öykü kitabıyla genişleten Yasemin Eğinlioğlu, bu defa “Caz Halleri” adlı şaşırtıcı […]
Read More
Birleşik Krallık Yayıncılar Birliği geçen hafta Nermin Mollaoğlu’nu Yılın Edebiyat Ajanı seçti. Ama Nermin buralarda daha da önemli biri bence. Neden derseniz; kendisi, Türk edebiyatının sadece İngilizce ve Almanca değil, Malalayam ve Amharik dillerinde okunmasının yegane sorumlusu. Yayın dünyamızın gözbebeği, kara kutusu, sır tutucusu da olan Nermin’le işini konuştuk. Yazar ajanı denilen kişi kimdir, nasıl çalışır… Yayıncılıkta […]
Read More
Çağnam Erkmen, ilk romanı “Öl”de zamandaki ölüm izlerini takip ederken, doğamızın ölümle nasıl biçimlendiğini sorguluyor. Fotoğraftaki Proust. Öldüğünde Man Ray çekmiş. ÖL: Bir doğum lekesi olarak ölüm Diyelim ki ellili yaşlarda, eğitimli, hali vakti yerinde, evli bir kadınsınız. Amansız bir hastalık kapınızı ikinci kez çalmış ve ne kadar zamanınız kaldığını neredeyse günü gününe biliyorsunuz. Yani […]
Read More
“Oyuncu Anne” olarak da tanıdığımız Şermin Yaşar, blogunda yazdıklarının ardından önce “Ev Yapımı Sihirli Değnek”le çıktı okur karşısına, şimdi de “Dedemin Bakkalı” adlı çok güzel bir romanla… Yaşar’ın çocuklar ile büyükler arasında köprü kurmak amacıyla yazdığı kitap, aynı zamanda kendi çocukluğunun hikayesi. Şermin Yaşar: “Büyümek uğruna her şeyden vazgeçip ‘Vay ben mutsuzum’ diyorsun. Mutsuz olursun tabii, […]
Read More