Egoist okur

Yazar ajanı Nermin Mollaoğlu: “Bana lezzetli kitaplarla gelsinler”

Birleşik Krallık Yayıncılar Birliği geçen hafta Nermin Mollaoğlu’nu Yılın Edebiyat Ajanı seçti. Ama Nermin buralarda daha da önemli biri bence. Neden derseniz; kendisi, Türk edebiyatının sadece İngilizce ve Almanca değil, Malalayam ve Amharik dillerinde okunmasının yegane sorumlusu. Yayın dünyamızın gözbebeği, kara kutusu, sır tutucusu da olan Nermin’le işini konuştuk. Yazar ajanı denilen kişi kimdir, nasıl çalışır… Yayıncılıkta […]

Read More

İnsanlık kime benzer?

“Yalnızlık Kime Benzer”in isimsiz kahramanı, Lal’in kendisini bırakıp gidişinin ardından, yalnızlığın izini yazar yüzlerinde ve edebiyatın içinde sürerken, bize bunu da gösteriyor. Yazınsal olanı gerçeklik algısı ve yaşama biçimine dönüştüremedikçe, yalnızlığımızın hiç bitmeyeceğini anlatıyor. Semih Gümüş’ün yalnızlığı kimseninkine benzemeyişiyle, daha önce saptanmamış bir var oluş halinin ve derin bir insanlık sancısının adını koyuyor. Derin bir […]

Read More

Kaf Dağı’ndaki burnumuzu düz ovaya indiren FARFARA

Sezgin Kaymaz’ın “Lucky” adlı kitabı unutulmazlar arasına çoktan girmişti. Kahramanı Lucky’nin seveni, hayranı da çoktu. Bu dünya akıllısı köpeği bir roman kahramanı yapan şeyi çok düşündüm… Ve en iyisi yazarına sormak dedim kendi kendime… Her zamanki üslubuyla anlattı o da… “Kimse kendisinden fazlası değildir, ama çok kimse bunu bilmez. Lucky biliyordu; ona göre davrandı hep. […]

Read More

İnce alayın büyük ustası Saki

Kurt çocuklar, konuşan kediler, hain su samurları, aksi geyikler, zavallı kaplancıklar, hınzır çocuklar, zeki genç kadınlar ve sivri dilli genç adamlar, yazmak için kendine Saki adını seçen Hector Hugh Munro’nun öykülerinde statükonun temsilcisi olarak karşımıza çıkan eskiye sıkı sıkıya bağlı aristokratlara ve sonradan görme zenginlere dünyayı dar ediyor. Dünya gerçekten de dar gelsin öylelerine. Saki’nin bizde […]

Read More

Çocuklar James Joyce okuyor. Ve daha neler neler!

“İçinde resimler yoksa, kitap okumak neye yarar!” Alice’in Harikalar Diyarı’ndaki macerasının benim için anahtar cümlelerinden biri sanırım buydu. Çocuk kitaplarına merakım resimleri yüzünden olabilir. (Gerçi ben yetişkinler için yazılan kitapları da resimli oldukları zaman sanki daha çok seviyorum ama bu ayrı bir konu.) Sadede gelirsek; bu hafta… James Joyce torunu için yazdığı masalda kedi sevgisini açık […]

Read More

ÖL: Bir doğum lekesi olarak ölüm

Çağnam Erkmen, ilk romanı “Öl”de zamandaki ölüm izlerini takip ederken, doğamızın ölümle nasıl biçimlendiğini sorguluyor. Fotoğraftaki Proust. Öldüğünde Man Ray çekmiş. ÖL: Bir doğum lekesi olarak ölüm Diyelim ki ellili yaşlarda, eğitimli, hali vakti yerinde, evli bir kadınsınız. Amansız bir hastalık kapınızı ikinci kez çalmış ve ne kadar zamanınız kaldığını neredeyse günü gününe biliyorsunuz. Yani […]

Read More

Ahenk Göklü: “Aşk acısı öğretiyor ama ne öğreneceğimiz bize kalmış”

Gezi yazarı Ahenk Göklü’nün duygusal, tatlı, eğlenceli ve nasıl demeli, insanı sıcak bir yaz gününde buz gibi bir bardak limonata içmişçesine ferahlatan romanı Şanslı Kızlar çıktı. Yazarla gezi yazarlığını kurmacayla birleştirerek yarattığı yeni türü konuştuk. Yalnızca zenginleri iyileştirmeyi seven doktorlar, kendi yazılarını başkalarına yazdıran dergi yöneticileri, hep ünlü kadınlarla sevgili olan niteliksiz erkekler de dahil […]

Read More

Kütüphanemizdeki “çizgili” arzu nesneleri

Günümüzde çizgi roman yalnızca “sert erkeklere” hitap eden bir tür olmaktan çoktan çıktı; kadınlar, entelektüeller, gizem sevenler ve çocuklar için bile sayısız seçenek mevcut. Yeni jenerasyon çizgi romanlar güzel illüstrasyonları ve şahane kapakları sayesinde insanın bakmaktan zevk alacağı birer arzu nesnesi. İşte Shaun Tan’dan Daniel Clowes’a, Jeff Lemire’den Ethan Hawke’a (evet, evet aktör olan) seçtiklerim… […]

Read More

Çocukları maceraya davet eden 10 KİTAP

11 yaşında polis hafiyeliğine soyunan bir ufaklık… Lotarya kartlarına bakarak uydurduğu hikâyelerle ayakta kalabilen yapayalnız bir ruh… Kitapsever Bay Tilki… “İçinde resimler yoksa, kitap okumak neye yarar!” Alice’in Harikalar Diyarı’ndaki macerasının benim için anahtar cümlelerinden biri sanırım buydu. Çocuk kitaplarına merakım resimleri yüzünden olabilir. (Gerçi ben yetişkinler için yazılan kitapları da resimli oldukları zaman sanki […]

Read More

Nabokov, Calvino, Brautigan, hepsi bilimkurgu yazdı…

Düzelteyim; “Bu yazarların hepsi bilimkurgu da yazdı” demeliydim. Bu kez başka dünyaların ve başka hayat biçimlerinin mümkün olduğu fikrinden hareketle yaratılan bu türe ve onun önemli edebiyatçılar tarafından nasıl yorumlandığına bakıyoruz. Ve görüyoruz ki “Bilimkurgudan edebiyat çıkmaz” diyen tutucular fena halde yanılıyor… Üstelik bu türün Batı kökenli olduğu konusunda da yanılıyor olabiliriz. Bakalım… Bu aralar […]

Read More

“Mutsuzluk dediğimiz şey, belki de mutlu olduğumuzun farkına varamamaktır!”

“Oyuncu Anne” olarak da tanıdığımız Şermin Yaşar, blogunda yazdıklarının ardından önce “Ev Yapımı Sihirli Değnek”le çıktı okur karşısına, şimdi de “Dedemin Bakkalı” adlı çok güzel bir romanla… Yaşar’ın çocuklar ile büyükler arasında köprü kurmak amacıyla yazdığı kitap, aynı zamanda kendi çocukluğunun hikayesi. Şermin Yaşar: “Büyümek uğruna her şeyden vazgeçip ‘Vay ben mutsuzum’ diyorsun. Mutsuz olursun tabii, […]

Read More

Armağanlar bahçesi

“Daha önce hiç böyle gezmemişim bu bahçede. Bakmışım da görmemişim sanki. Ne var ne yok, hangi çiçek açmış, hangisi solmuş farkında değilim. Kendi kendilerine açıp soluyorlar. Benimle hiç ilgileri yok, çünkü ben hiçbirinin farkında bile değilim. Demek ki aslında bu bahçe bana ait değil” diye düşünmüş. Hande Şarman, hatırladı, biz de hatırlayalım diye yazdı… Aşılanan […]

Read More

Barth, Dovlatov, Buzatti, Rilke’den 7 roman

Çağdaş taşlama ustası John Barth’tan benzersiz bir kitap, “Yüzen Opera ve Yolun Sonu”. (Monokl Yayınları) Rus edebiyatının en kuvvetli kalemlerinden biri olan Sergey Dovlatov’tan “Puşkin Tepeleri”. (Jaguar Kitap) Tekinsiz hikayeleri olağanüstü lezzetli bir mizahla anlatan Dino Buzatti’den “Bir Aşk”. (Can Yayınları) Jeffrey Eugenides’in çok konuşulan, tartışılan romanı “Bakir İntiharlar”. (Domingo Yayınları) Russell Banks’ten okuru karanlığa […]

Read More

Aslı E. Perker: “Benim şefkatle bir derdim var”

Aslı E. Perker’in “espiyonaj novella” dediği “Vakit Hazan”, bir tarihi macera. Osmanlı’nın son yıllarında geçiyor ve siyasi kamplaşmaları, belirsizlikleri, günlük yaşamı, İstanbul’un ve Anadolu’nun durumunu anlatıyor. O yılları neden seçtiğini soruyorum, şöyle cevap veriyor Aslı: “Ben seçmedim esasında, o yıllar beni seçti.” Anlatıyor sonra… Altı yıl önce bir tarih kitabı okumuş. Cambridge Üniversitesi tarafından basılan […]

Read More

Müren Beykan: “Çocuk edebiyatı yazarı cambaz ipinde yürür!”

Çocuklara yazmak gerçekten de her yazarın kumaşı olmayabilir. Farklı farklı söyleme yolları arama cesareti, çeşitli algı düzeylerindeki okurla buluşma gözüpekliği ve güvenilen bir çocuk kitabı editörünün omuz periliğini gönülden kabullenme… Bunlar ancak cambaz ipinde yürüme hevesindeki yazarların harcı. Son iki ay içinde, dört usta yazar yine cambaz ipinin tepesindeydi; hevesle, azimle, heyecanla. Çocuk edebiyatı yazarı […]

Read More

Çantasızlar Kampı’ndan anekdotlar

Behçet Çelik, çocuklar ve gençler için yazmayı sevmiş görünüyor. Ama bu işin ayrı zorlukları da var gibi, çünkü “Yazarken, kitabınızı çocukların, gençlerin okuyacağını göz ardı etmemeniz, birçok karakteri onların diliyle konuşturmanız gerekiyor. Dikkatlerinin ne kadar çabuk dağılabileceği düşünülünce, olayların hızlı bir kurguyla ilerlemesi de şart” diyor. Sık sık kendi çocukluğunu hatırlatması ise Çelik için çocuklara […]

Read More

Leonard Cohen: “Çirkiniz ama müziğimiz var!”

Şefkatten öfkeye, kederden pişmanlığa, sadakatten ihanete aşkın her türlü yüzünü anlattı Leonard Cohen. Sırf bu değil; derin meseleler de yer buldu dizelerinde. Toplama kamplarında kurulan ve ölüme rağmen hayatı kutsayan küçük orkestralar, savaştan, işkenceden, kıyımdan kaçıp başka memleketlerde var olma mücadelesi veren mülteciler… II. Dünya Savaşı’nın dünyayı değiştiren kötülüğünden de bahsetti, Suriyeli savaş kurbanlarının acısından […]

Read More

Brigitte Labbe ile soru sormanın güzelliğine dair

22 ülkede milyonlarca çocuk “Çıtır Çıtır Felsefe” dizisini okuyor. Ve Brigitte Labbe sayesinde felsefi sorgulama denizinin sınırsız sularında yüzüyorlar desem abartmış olmam. Dizinin kitapları çocuklara bu sorgulama sürecinde eşlik ediyor. Soru sormayı hep sürdürsün ve akıllarını uyanık tutsunlar diye… İşte bu yıl kitap fuarı için gelen Labbe ile konuştuklarımız… “Çocuklar benim felsefi kahramanlarım; hayranlık, merak […]

Read More

Yalnızların şairi: NİLGÜN MARMARA

Cemal Süreya’nın Zelda’sı Nilgün Marmara’nın günlükleri, “Defterler” adıyla yayınlandı. Everest Yayınları’nın bastığı “Defterler”, yaşamının son yıllarına kadar, eşi ve en yakın arkadaşları dahil kimseye göstermeden, neredeyse “gizli gizli” şiir yazan ve bir bakıma ölümünden sonra “keşfedilen” Nilgün Marmara’yı belki de en dolaysız, en “çırılçıplak” haliyle getiriyor karşımıza. Okur olarak reddedebileceğim bir okuma deneyimi değil… “Arkadaşları […]

Read More

Tarifler ve anekdotlarla Jane Austen’ın çay sofrasındayız

Arkanıza yaslanıp Jane Austen ile bir fincan çay içmeye hazırlanın. Yazar Kim Wilson, geçen yıl Jane Austen Evi’nin davetlisi olarak İngiltere’ye gitti, birkaç ay yaşadıktan sonra da biri bahçecilik, biri ev hayatı, diğeri de çay üzerine 3 kitap yazdı. Edebiyatı lezzetle, dönem tarihini biyografiyle harmanlayan “Jane Austen’la Çay Saati” bunların ilki… Jane Austen bizi çaya […]

Read More

Çocuk kitaplarında sevmediklerimiz: Masallardaki vahşet mi tehlikeli, yayıncıların özensizliği mi?

Bu hafta “Külkedisi”nde kesilen parmaklar ve kuşların oyduğu gözlerle başlıyor, Italo Calvino’nun “Küçüklere Masallar”ında kafası ızgarada kızartılan kızla devam ediyor, yani bir bakıma masalları tartışıyoruz. Eski zamanlardan günümüze kalan veya Calvino gibi edebiyatçıların sözlü kültürden yazılı kültüre aktardığı masalların bazılarının vahşi ve çok acımasız olduğu bir gerçek. Ama gözden kaçırdığımız bir nokta var: O masalların […]

Read More

Stephen King: “Popüler roman nedir bilmiyordum, kimse anlatmamıştı”

Şu sıralar eskiden kısaltılmış olan romanları yeniden ve bu kez orijinale sadık kalınarak çevrilen ve Altın Kitaplar tarafından yeniden basılan Stephen King, bir vakitler Paris Review dergisine onlarca sayfalık bir röportaj vermişti. İşte oradan küçük bir bölüm… “Çocuktum; popüler roman nedir bilmiyordum, kimse anlatmamıştı ve ne bulursam okuyordum” Yazmaya başladığınızda kaç yaşındaydınız? İster inanın ister […]

Read More

BOB DYLAN: Son troubadour

Nobel’iyle ilgili eleştirileri Mehmet Hakan Kekeç’in yazısında okumuştuk, sıra methiyelerde… Bob Dylan’ın bir vakitler “şair” olarak Allan Ginsberg, Jack Kerouac, Kenzoburo Oe hatta Samuel Beckett gibi edebiyatçıların hayranlığını kazanmış olduğunu şahsen yeni öğrendim. Şeytanla sözleşme ve troubadourluk meselesine gelince; ayrıntıları aşağıda… Bob Dylan önümüzdeki ay İsveç’te düzenlenecek Nobel ödül törenine katılmayacakmış. Katılacağını düşünmemiştim zaten. Yine […]

Read More