Egoist okur

Mehmet Açar: “Demokrasiler ayakta durdukça çok karamsar olamam”

Arkadaşım Mehmet Açar en sevdiğim sinema eleştirmenlerinden. Ayrıca “Hayatın Anlamı Ya da Akhisarlı Hasan Tütün’ün Maceraları” ve “Siyah Hatıralar Denizi” gibi romanların yazarı. Yeni kitabı “Kayıp Hasta”ya gelince; bence büyük bir şey. Kahramanı Ali Z. adında biri. Olaylar bir hastanede geçiyor ve bunun dışında her şey müphem. Ali Z.’nin sırt çantası kayıp zaten, kimliği ve evrakları […]

Read More

Romanlarıyla okura şeytani düzenekler kuran Gombrowicz

Filozof, dahi, kültürel şeytan avcısı Witold Gombrowicz’in külliyatı ilk kez toplu olarak yayınlanıyor. Everest’ten çıkan ilk kitap, otobiyografik roman “Trans-Atlantik” ve ardından gelen “Kosmos”. Sırada Gombrowicz’in 1952-69 arasında bir dergide yayımladığı “Günlükler” var. Sürgündeki bir edebiyatçının tıpkı günümüz bloggerları gibi hayatının en mahrem ayrıntılarını okurlarıyla paylaşması heyecan verici. Eduardo Galeano: “Yazarlar dürüst olmalı, politik olmaları […]

Read More

Eduardo Galeano: “Yazarlar dürüst olmalı, politik olmaları gerekmez”

Bir süre önce kaybettiğimiz Uruguaylı yazar Eduardo Galeano’nun “Ve Günler Yürümeye Başladı” adlı kitabı takvim formatında yazılmış. 1 Ocak’tan 31 Aralık’a her gün için yakın tarihte ya da eski çağlarda o gün yaşanan bir hikâye anlatılıyor. Kadın, erkek, iktidar, yerliler, ırkçılık, emperyalizm, kültürler… Daldan dala atlıyor Galeano ve değinilmedik konu, ulaşılmadık coğrafya, çoğaltılmadık ses bırakmıyor. Okudukça […]

Read More

Balıklar da boğulur, insanlar gibi: Balık Boğulması

“Tatlı sudan tuzlu suya geçtiklerinde balıklar, boğulmadan önce vurgun yemiş gibi zihinleri bulanır. Bu süre boyunca asla bir şey yemezler, o an var oldukları sudan kaçmayı hiç mi hiç istemezler. Sonra da ölürler.” Hatırlamanın içinde her zaman korkunç kâbuslar vardır… Roman türünün tüm imkânlarıyla, öykülerinden aşina olduğumuz o büyülü anlatımıyla bu kez ülkemizin en küçük […]

Read More

“Acıdan uzak durarak değil, hazza yaklaşarak mutlu ol”

“Zaaf” ve “Gertrude 2’ye Nasıl Bölündü” adlı kitapları aracılığıyla Şule Öncü’nün edebiyatçı yönünü epey zaman önce tanımıştık. Şimdi elimizde onun psikoterapist olarak yazdığı ilk kitap var. Doğan Novus etiketli “Yatıyorum Bir Şey Diyor Musun”da Öncü, bağlanma korkusu, ayrılık travması, çevrimiçi ilişkiler ve kimsenin gerçek anlamda karşılaşamadığı, tanışamadığı, buluşamadığı ıssız hayatlar etrafında aşk ve ilişkilere dair […]

Read More

Tanpınar’ın bir sinema tutkunu olarak portresi

Sinema dergisi Rabarba’nın Ekim sayısı okurları büyük romancımız Ahmet Hamdi Tanpınar’ın yayınlanmamış senaryolarıyla buluşturuyor. Dergiyi edinmenizi hararetle tavsiye ederim ama öncesinde Tanpınar’ın araştırmacı yazar Handan İnci ve ekibi tarafından gün ışığına çıkarılan senaryolarına, film eleştirilerine kısaca bir göz atmaya ne dersiniz? Martin Riker: “Tanpınar, Batı dünyası için heyecan verici bir keşif” Bu sayısıyla arşivinizde bulunması […]

Read More

“Kendimi zorlamayı, konforumu bozmayı seviyorum”

Vianne Rocher’ye, hani şu “Çikolata” filminin kahramanı olan kadına benziyor Serap Doğan. “Çok uslu bir çocuktum, kurallarla, otoriteyle sorunum büyüdüğümde başladı. Çalışmayı seven ama hırsları olmayan, yaptığı her işi tutkuyla yapan, özgürlüğüne düşkün biriyim. En sevdiğim şeyler, üretmek, derleyip toplamak, sistemler kurmak… Hayatımda bir şeyler monotonlaştığında o ortamdan ışık hızıyla uzaklaşıyorum” diyor. Serap Doğan: “Aşk […]

Read More

Bir portakalın sizi kullandığını hiç düşündünüz mü?

Bitkilerin sırf birbirleriyle değil insanlar ve hayvanlarla da iletişime geçtiği o gezegeni uzakta aramayın.  “Arzunun Botaniği” ve “Slow Food Devrimi” epeydir ilgimi çeken kitaplardı. Eh, “Şehirdekiler için Sürdürülebilir Yaşam Rehberi”ni biz şehir esirlerinin okuması gerektiği zaten ortadaydı. Fakat Stefano Mancuso ile Alessandra Viola’nın yazdığı “Bitki Zekası” kadar ufuk açıcı bir kitabı açıkçası uzun zamandır okumamıştım. Hadi […]

Read More

Dünyayı yönetenler roman yazarlığına soyunursa

ABD eski başkanlarından Bill Clinton’ın James Patterson’la ortaklaşa kaleme aldığı roman Amazon’da sipariş almaya başladı. Ayrıca televizyon dizisi haline getirileceği de açıklandı. Eh, işler oralarda hızlı yürüyor. Gerçi Clinton kadar önemli bir siyasetçi söz konusu olduğunda, iyi yazar olup olmamasının pek de bir önemi yok, önemli olan romanının ne düzeyde “içeriden bilgi” içerdiği… Recep Tayyip […]

Read More

Atwood soruyor: Güvende olmak mı, özgür olmak mı?

Margaret Atwood imzalı “Damızlık Kızın Öyküsü”nün yeniden basımını uzun zamandır bekliyordum. Bizde Doğan Kitap etiketiyle çıkan romanda Atwood, kadınların erkeklerin altında bir kast sistemine göre sınıflandırıldığı ve doğurmanın her şeyden değerli görüldüğü totaliter ve teokratik bir sistemi anlatıyor. İki yıl önce Anna ve Elena Balbusso tarafından yaratılan olağanüstü güzel ve ödüllü illüstrasyonları görünce Egoist Okur’a […]

Read More

Kendi cehennemini yaratan dev yönetmen: Elia Kazan

“Kendini Amerikalı sayan bir Anadolulu, Rum sayan bir Türk, Türk sayan bir Rum, Anadolulu sayan bir Amerikalı, New Yorklu sayan bir göçmen, göçmen sayan bir New Yorklu, hem hepsi hem de hiçbiri. Üst üste binmiş kimliklerin çoğaltırken azalttığı, güçlendirirken zayıflattığı bir adam. Adı Elia. İlya, İlyas, Aliya. Soyadı Kazancıoğlu. Kazan.” Zülfü Livaneli’nin Amerikalı yönetmen Elia […]

Read More

Kurdu kuzuya, depresyonu oyuna dönüştüren kitaplar

Sorumuz mühim: Kim gülümsetecek Virginia Wolf’u? Hayır, yanlış yazmadım, elimdeki kitabın adı böyle, “Virginia Wolf ya da Kurda Dönüşen Kardeşim”. Yani bildiğimiz yazar Virginia Woolf ile bu kitabı kahramanı arasında küçük bir harf farkı var sadece. Konusu ne derseniz; günümüzde giderek yaygınlaşan çocuk depresyonundan bahsediyor. Ve bunu yaparken sıkıcı yahut  ürkütücü olmamayı başarıyor. Üstelik depresyonun […]

Read More

İstiridye, kahve, elma sirkesi… Peki ya koegzistans?

Biri istiridyesiz yazamıyor, diğeri fıstıksız düşünemiyor. Zihnini koyunun koyusu kahveyle açan da var, elma sirkesiyle açan da… Peki ya koegzistans? İşte edebiyatçıların yazma rutinleri… Edebiyatçıların vazgeçemedikleri alışkanlıkları Yazarların yaratma süreci esnasında vazgeçemedikleri alışkanlıkları var. Mesela Walt Whitman güne istridye ve etle başlamazsa iyi yazamıyormuş, Gustave Flaubert ise yumurtalı, sebzeli, peynirli ve meyveli hafif bir kahvaltının […]

Read More

Mona Lisa’nın gülüşünü çizebilir misin?

Bana sorarsanız, son aylarda çocuklar için bundan daha güzel kitap çıkmadı. Sırf çocuklar değil, büyükler için de. Mesela benim bu yaz saatlerce sayfaları arasına gömüldüğüm ve sayesinde en mutlu olduğum kitap bu. Adı, “Gel Beraber Resim Yapalım”. Önce yazarı Marion Deuchars’la röportajımıza bir göz atın, sonra da bence mutlaka kitabı edinin. İster en yakınınızdaki canı […]

Read More

Alys, ruhyiyiciler ve karanlık bir peri masalı

“Seni canavarlıkla suçlayanlar arasında kendi haklılığından en fazla emin olanlar, aslında en korkutucu canavarlardır…” Ünlü yazarların editörü Peternelle van Arsdale’in ilk romanı “Mahluk da Orrman’a Ait” karanlık bir peri masalı. Genç Yetişkin kategorisindeki kitap ünlü yönetmen Ridley Scott’ın ilgisini çekti, yakında sinema uyarlamasını da izleyeceğiz. Ben romanı çok sevdim. Tek sevmediğim yanı açıkçası Türkçe yayıncının […]

Read More

M.K. Perker: “Başarı için değil ama mutlu olmak için çok çalışmak gerekir”

Artık bir gündüz kuşu haline gelmeye çalışsa da çizer, yazar ve yayıncı arkadaşım Kutlukhan Perker, bir zamanlar en koyusundan gerçek bir “uykusuz”du. Zaten yıllar önce tefrika ettiği ve daha sonra Amerika’da kitap olarak basılan “Insomnia Café”sinin ilham kaynağı da anladığım kadarıyla bizzat kendisi. Kitap nihayet Türkçe olarak da çıkınca Kutlukhan’ı aradım, kitabını, uykusuzluğunu ve hayallerini […]

Read More

‘Bunu ben de yaşadım’ dedirten kitap: KAVGAM

Norveçli Karl Ove Knausgaard, en ince ayrıntıyı bile atlamadan kendini anlatıyor ve böylelikle ruhunu parçalara ayırarak önümüze servis ediyor. Ve biz o parçalarda kendimizi de buluyoruz. “Kavgam”ın yeni cildi yayında. Knausgaard’la konuştum: “Önemsiz bir insanın önemsiz hayatını yazdım” Hayatını “roman” yapan adam: Karl Ove Knausgaard Karl Ove Knausgaard: “Kalp için hayat basittir, atabildiği kadar atar […]

Read More

Knausgaard: “Hayatı kitaplar değil edebiyat değiştirir”

Norveçli Karl Ove Knausgaard hayatını en mahrem anları bile atlamadan yazdı ve böylece bir fenomene dönüştü. 6 ciltlik romanında, çocukluğundan itibaren babasıyla fırtınalı ilişkisi de var, evliliğinin niçin yürümediğinin ayrıntıları da… Karısının okuyunca bir an bile beklemeden boşanma isteğiyle mahkemeye başvurmasının sebebi de bu zaten. Aşağıda suçlamalardan, vicdan azaplarından, itiraflardan, acıdan ve öfkeden oluşan bu binlerce […]

Read More

Rebecca Solnit + Darren Aronofsky işbirliği: ANNE!

Darren Aronofsky’ye teşekkür borçlu olabiliriz. Geçen hafta gösterime giren “Anne!”, feminist edebiyatın güçlü temsilcisi, Kaybolma Kılavuzu, Yürümenin Tarihi, Bana Bilgiçlik Taslayan Adamlar gibi kitapların yazarı Rebecca Solnit’i sinema seyircisiyle buluşturuyor. Hem de sanırım olabilecek en altüst edici biçimde… Not: Filmi seyrettim nefret ettim, gene de yorumunuzu merak ederim her şekilde. Kim bu ‘anne’ ve kim […]

Read More

Dört yazara göre son ayların en iyileri

4 yazara göre sezonun öğreten, geliştiren, “iyi ki okudum” dedirten kitapları. Hayal gücünü en özgür bırakanlar. Eğlenceli ve sürprizli olanlar. Vazgeçilmezler. Ve tabii hayal kırıklığı yaratanlar. Başka bir deyişle, çocuklar için yazan 4 yazarın şahsi okuma güncesi… Füsun Çetinel, Gökçe Ateş Aytuğ, Leyla Ruhan Okyay, Gülsevin Kıral anlatıyor… Füsun Çetinel: “İyi ki okudum dedirten kitaplar” (“Sırlar Yolu”, “Ayasofya Konuştu” […]

Read More

O / STEPHEN KING: Sizinle şu meşum sahneyi konuşmalıyız

Palyaçolardan niye korkulur? Ya da korkulur mu hakikaten? Ben korkmam mesela ama bu konu açıldığında nedense hemen herkes tersini söylüyor. Oysa palyaçolar, genellikle çocukları, kısmen de yetişkinleri güldürmeye çalışan, zaten hayatlarını da böyle kazanan insanlar değil mi? Yine de palyaço korkusunun bir dayanağı, temeli olmalı. Sizce ne kadar geriye gidebiliriz palyaçoların kökenini araştırırken? Biraz inceleyelim bunu. […]

Read More

Murakami + Owen Davey: Uzayın derinliğinde kaybolan bir âşık ve bir köpek

Haruki Murakami’nin son romanı “Sputnik Sevgilim”, bir üçlü aşk hikayesi ekseninde, K’nın uzak bir Yunan adasında kayboluşunu ve kendini buluşunu anlatıyor. Astronot Köpek Laika ise, insanın amansız dünyayı değiştirme hırsını konu alan bir kitap. Bir Murakami romanının içinde olduğumu nasıl anlarım? “Ona Laika’yı, o talihsiz köpeğin uydunun minik penceresinden dışarı bakan kara, nemli gözlerini hatırlattım. […]

Read More

BUTON ŞEYLER: “Her düğme bir hazine kutusu”

Yazar arkadaşım Elif Seyrekbasan, 50’ler, 60’lar, 70’lerin düğmelerinden Buton Şeyler adıyla küpeler yapıyor ve “Her dönemin tonları ayrı ayrı küçücük düğmelerde korunmuş gibi sanki. Her düğme bir hazine kutusu” diyor. Ve güzel küpelerinin tanıtımlarını onları Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit, Müjde Ar, Filiz Akın, Oya Aydoğan, Gülşen Bubikoğlu fotoğraflarına iliştirerek yapıyor. “Küpeleri üretirken onları çocukluğumdan bir […]

Read More