Egoist okur

Orhan Pamuk: “Şimdi biz kime âşık olacağız, kime baba diyeceğiz?”

Mülakatı gazetede okumuş olabilirsiniz. Fakat orada okuduğunuz, Orhan Pamuk’la sohbetimizin sadece bir bölümüydü. Geri kalanları da ekledim ve içim rahat etti. Şimdi artık tamamını okuyabilirsiniz… Ernest Hemingway’in “İhtiyar Adam ve Deniz”inden, “babası” Kemal Tahir’den, İkinci Yeni şairlerinin arkadaşlığına benzer bir yakınlık kurabildiği romancı arkadaşlarının olmamasına ne kadar üzüldüğünden, zihnimizin oyunlarına kanıp rüyalarımızda yanlış filmler çekip […]

Read More

Kırmızı Saçlı Kadın: Birbirini tamamlayan zıtlıkların romanı

Orhan Pamuk’un Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Kırmızı Saçlı Kadın” romanı üzerine yazdığım yazıyı da buraya iliştireyim. Tabii kitap üzerine düşündüklerimi röportajda dile getirdiğim için, yazıya pek az malzeme kaldı elimde. Yine de okuyun. Orhan Pamuk: “Biz şimdi kime âşık olacağız, kime baba diyeceğiz?” Kuyular kazılıyor, medeniyetin üzerindeki cilalar kazınıyor, dünyanın ve insan ruhunun derinlerine iniliyor… […]

Read More

Füsun Çetinel’den yazmak için muhteşem garip nedenler

Günışığı Kitaplığı’ndan çıkan “Ayasofya Konuştu” için röportaj yaptığımda, çocuklar ve gençler için yazı atölyeleri düzenlediğini anlatmıştı Füsun Çetinel. Etrafta yaratıcı yazma dersi veren çok kişi var ama içimde derslerde ne yaptıklarını izleme isteği uyandıran pek az. Bu bir furya ve geçecek gibi geliyor bana daha çok. Füsun Çetinel içinse böyle düşünmedim, röportajımızda derslerde yapmaya çalıştığı […]

Read More

Çocuklar için yazma dersleri: EN GÜZEL ÖYKÜNÜ YAZ

Biliyorsunuz, yaratıcı yazarlık tavsiyelerini seviyorum ve bu konudaki kitapları, ufuk açıcı, cesaret verici olduklarına inandığım sürece, destekliyorum. Sevmediklerim, edebiyatın ne olduğundan dem vurarak kafa ütüleyen, iç sıkıcı kitaplar… Okuyanda yazma arzusu uyandırmak yerine, yazmayı korkutucu bir şey haline getirdiklerini düşünüyor ve onlardan titizlikle uzak duruyorum. Parlak, heveslendiren örneklere ise bayılıyorum. Domingo Yayınları’nın çocuklar için yayınladığı […]

Read More

Cat Stevens’tan Led Zeppelin’e içinden “çay” geçen şarkılar

Listemizde Cat Stevens ve Nirvana, The Polise ve Led Zeppelin ve daha kimler kimler var. Çay içmeyi sevenler için… Yalnızken de dinlenebilir. Gülenay Börekçi Evin içindeyken ve hava bulutluyken de piknik yapabilmek için Cat Stevens’tan Led Zeppelin’e, Nirvana’dan Belle and Sebastian’a içinden “çay” geçen şarkılar Önce şarkılar hakkında birkaç kısa bildi. sonra da Spotify‘daki çay partimiz… […]

Read More

Neil Gaiman’dan rüyalarımız kadar KIRILGAN ŞEYLER

Neil Gaiman’ın “Kırılgan Şeyler” derlemesi, Zeynep Heyzen Ateş çevirisiyle, İthaki Yayınları’ndan çıktı. Gaiman’ın hem kadim mitlere ve masallara hem de Lovecraft, A.C. Doyle, C.S. Lewis gibi yazarların eserlerine selam gönderdiği kitabında, toplam 32 öykü ve şiir yer alıyor. “Kırılgan Şeyler”i Burcu Uluçay yazıyor… Neil Gaiman’dan yazar adayına mektup: “DUVAR ÖR!” Kulağımızda iblisin sesi: “Burada zaman […]

Read More

Sinan Sülün’den kalbinizi kanatlandıracak bir iyilikler kitabı

Tuba Dere, Ayraç dergisinde kitap değerlendirme yazıları, Hece Õykü dergisindeyse roman kahramanlarına mektuplar kaleme alıyor. Öykü ve yazılarına Siyah Sanat, Ayna İnsan, Lacivert Öykü Şiir dergilerinde de rastlanabiliyor. Beyaz Bulut adlı çocuk edebiyatı dergisinde de masalları yayınlanıyor. Bu onun Egoist Okur’a ilk misafirliği. Yeni yazılarını bekliyoruz… Sinan Sülün’ün İletişim Yayınları’ndan çıkan romanı için “İyimser bir […]

Read More

BORGES: “O kazayı geçirmesem, asla öykü yazamazdım”

Jorge Luis Borges’le bir zamanlar Paris Review için yapılmış söyleşiden notlar okuyacaksınız aşağıda. Daldan dala atlayan şakacı yazarımız röportajda ailesindeki asker geleneğini, eski gansgterlerin hikayelerinin onu niçin duygulandırdığını, kovboy filmlerini hangi sebeplerden ötürü sevdiğini ve “sanat filmlerine” tercih ettiğini anlatıyor. Biz de geçirdiği ölümcül kazanın onu nasıl öykücü yaptığını öğreniyor, öykülerinde tekrar tekrar beliren sayıları […]

Read More

Neil Gaiman’dan yazar adayına mektup: “DUVAR ÖR!”

Neil Gaiman’ın sihirli çizgi roman dizisi Sandman’de bir karakter şöyle yazıyor günlüğüne: “Aklıma geldikçe okulda öğretmedikleri şeylerin listesini yapıyorum. Okulda bir insanı nasıl seveceğinizi öğretmezler. Artık sevmediğiniz birini nasıl terkedeceğinizi, başkalarının zihninden geçenleri okumayı, ölmekte olan birine tam olarak ne söylemek gerektiğini de öğretmezler. Aslında bilmek gereken hiçbir şeyi öğretmezler.” Öğrenemezsiniz, evet. Sevdiğiniz birini incittiğinizde […]

Read More

Yazma dersleri + emprovize ütopyalar: CANAVAR OL!

“İnanın, bir tür neo-komünist hücre yaratmanın peşinde değilim. Hakikat komiteleri istemiyorum. Sadece arkadaşlar arasında mini romanlar sel olup aksın istiyorum. Hep birlikte metamfetamin aldığınızda kafalar kıyaklaşır, yahut bazen “Ah, evet, meğer herkesin kendini olaya dahil olmuş hissedip mutlu ayrıldığı türden bir orji de mümkünmüş” dersiniz ya, bütün o endişe ve risk karşılığında ödülünüz işte tam öyle bir şey olacak. Bir tür emprovize ütopya…” “Politics” […]

Read More

Geoff Dyer: “Pişmanlıklarınız olsun. Ateşleyici etkileri vardır; arzuya dönüşürler”

Bizde “Zona”, “İçimdeki Yağmur”, “Bir Hışımla”, “Venedik’te Aşk Varanasi’de Ölüm” adlı kitapları yayınlanan Geoff Dyer’a “İngiliz edebiyatının yaşayan en orijinal yazarı” deniyor. Açıkçası “en”lerle pek ilgilenmiyorum ama Dyer’ın yazdıklarının şahane buluyorum. Kendisi 2012’de bir dönem, bir ara uzun uzun anlatmak istediğim Iowa Üniversitesi Yaratıcı Yazarlık Okulu’nda konuk öğretmen olarak ders vermiş. Burada ondan yazarlık dersi […]

Read More

Tatlı bir aşk hikayesi: 2 DAKİKADA 20 SENE

“The Future” ve “Me and You and Everyone We Know” gibi bizzat yazıp yönettiği ve başrolünü oynadığı filmlerden tanıdığımız Miranda July, aynı zamanda iyi bir edebiyatçı. Hatta öykü kitaplarının ardından bir de roman yazdı. “The First Bad Man” adlı bu kitap şimdi Everest Yayınları etiketiyle Türkçe yayınlandı. Anlayacağınız, şimdilerde ben, “Birinci Kötü Adam”ı okuyorum. Siz […]

Read More

Pera Palas’ta Gece Yarısı ve casusların gölgeleri

Agatha Christie’nin Doğu Ekspresi’nde Cinayet adlı ünlü polisiyesinin 80’inci yılında Pera Palas Oteli, “Zamanda Yolculuk” adlı gezi programını başlatmıştı. Programa katılanlar özel rehberler eşliğinde gündüz İstanbul’u gezip akşam da otelin restoranı Agatha’da yemek yiyecek ünlü yazarın adıyla anılan 411 numaralı odada kalabilecekti. Ben programa ilk katılanlardan biri olmuştum. Charles King’in “Pera Palas’ta Gece Yarısı: Modern […]

Read More

Hatıraların izini taşıyan kitap: Bir Sabah Erkenden

Amerikalı Virginia Baily’nin imzasını taşıyan ve Timaş Yayınları etiketiyle çıkan “Bir Sabah Erkenden”, savaşın açtığı yaralar, aidiyet, aşk ve aile bağları üzerine çok güzel ve dokunaklı bir roman… Üstelik yazarının hayatından izler taşıyor. Solda yazarı, Virginia Daily’i görüyorsunuz. Sağdaki fotoğraf ise ünlü yönetmen Robert Rossellini’nin tam da romanda anlatılan dönemde geçen “Roma Açık Şehir” filminden […]

Read More

İnci Aral’dan “Nar Ağrısı” sorusu: AŞK ÖLÜYOR MU?

Yolculuklar sadece uzak diyarlara yapılmaz; insan geçmişindeki anları, kafasını kurcalayan soruları, okuduğu kitapları ve şahit olduğu irili ufaklı hadiseleri de ziyaret edebilir… Bu öteki yolculuklardan geriye zihinde varlığını, canlılığını hep sürdürecek olan soyut fotoğraflar, yani anlar kalır. İşte İnci Aral, yeni kitabı “Kan Günleri ve Nar Ağrısı”nda bu soyut fotoğrafları kelimelere döküyor. Şöyle de denebilir: […]

Read More

Lorrie Moore: “Yazmak için size biraz nezaketsizlik gerek”

Çağdaş edebiyatın “feminen” seslerinden Lorrie Moore’un son öykü kitabı “Havlama”, Cem Alpan çevirisiyle Everest Yayınları’ndan çıktı. Moore öykülerinde ikili ilişkileri, yola devam etmeyi güçleştiren kaygıları, karşılık bulmayan arzuları, hayat karartan travmaları anlatıyor. Çoğunlukla melankolik ve kederli öyküler ama ruhunuzu kasvet sarmıyor, çünkü Moore’un üslubu cesur ve komik aynı zamanda. Biraz da haşin. “Havlama”dan sonra yazarın […]

Read More

Hepimiz Alper Kamu’yuz!

“Cumartesi, her zamanki yağmurlu cumartesilerden biriydi. Geç bir kahvaltının ardından babam bulmaca üzerine bulmaca çözmeye, annem de çamaşıra girişmişti. Bütün orta sınıf çalışanları gibi iş günlerini hafta sonunu bekleyerek, hafta sonunu da iş günlerini özleyerek geçiriyorlardı. Ömürlerinin son dakikasının nasıl geldiğini anlayamayacaklardı bile. Sistemin zaferi.” Beş yaşındaki bir çocuğun ağzından çıkabilecek cümleler mi bunlar! Evet, […]

Read More

Tahsin Yücel’e sorduk: HAYRİSTAN neresi biz neredeyiz?

Bu sabah çok kötü bir haber geldi, üniversitede iki yıl eleştiri derslerine devam ettiğim Tahsin Yücel ölmüş. Gözümün önüne zarafeti, akıllı, terbiyeli insanlara özgü o güzel çekingenliği, hınzır tebessümü geliyor. Sevgili hocamın öykü ve romanlarındaki keskin mizahını, alaycı dilini, incelikli üslubunu özleyeceğim. Batı edebiyatı ve düşüncesinin birçok önemli eserini onun çevirileriyle keşfettiğimi de unutmayacağım. Ama […]

Read More

Lugat365’in yaratıcıları: “Kelimeleri yeniden meşhur etmeye karar verdik”

Grafik tasarımcı Banu Ertuğrul ve dijital iletişim uzmanı Onur Ertuğrul, 1 Ocak 2015’te bir proje başlattılar ve “Lûgat365” adlı sosyal medya hesabı üzerinden her gün takipçilerine bir kelimeyi, anlamı, etimolojik kökeni ve kullanıldığı bir edebi alıntıyla sundular. Sloganları etkileyiciydi: “Bazı kelimeler çok güzel.” O kadar büyük ilgi gördü ki kısa sürede bir sosyal medya fenomeni […]

Read More

Sevgi neydi? Sevgi her şeyi üç kere kontrol etmekti…

“Hatasız kul olmaz” diyen Arzu Akgün, başına gelen en talihsiz olaylardan birini anlatıyor. Hikaye gibi ama karakterler gerçek. Yazar, çevirmen, editör, dizgici… Her şey çok karışık. Eh ama n’apalım ki “İnsan ölümlüdür. Yine de bütün çabası bunu inkâr olduğu için kalıcı bir şeyler bırakmak ister. Kalıcı işin kalıcı hataları oluyor işte. Hem sevgi neydi? Sevgi […]

Read More

Dünyanın en çok tüketilen içeceğinin hikayesi

En sevdiğim yayınevlerinden biri olan Kitabevi Yayınları’yla tek derdim bir internet siteleri olmaması. Yine de yeni, güzel neler yapmışlar diye internetten bakmaktansa Cağaloğlu’na gidip Memet Varış’ın çayını içmek ve oradaki başka kitap tutkunlarıyla sohbet etmek elbette çok daha güzel. Kitabın yerini hiçbir şey tutamasa da insan insanla terakki eder çünkü. Birçok güzel kitabından başka sadece […]

Read More

İnci Aral röportajı: “Kan Günleri ve Nar Ağrısı”

İnci Aral yeni kitabı “Kan Günleri ve Nar Ağrısı”ndaki yazılarıyla bir ülkenin haritasını çıkarıyor ve önümüze vicdan, adalet, sanat-edebiyat, doğa ve insan resimleri bırakıyor. İnci Aral’la Tolga Meriç konuştu… İnci Aral’dan “Nar Ağrısı” sorusu: AŞK ÖLÜYOR MU? Tolga Meriç’ten İnci Aral röportajı: Bir dönemin acısını, ağrısını hatırlamak ve nelerden geçtiğimizi görmek için…” Roman, bütün edebiyatseverler için […]

Read More

21. yüzyılın ilk önemli sanatsal hamlesi: İSTEME SANATI

Yapımcıların manasız isteklerine uymak yerine dinleyicilerini yapımcısı haline getirmeye karar veren şarkıcı Amanda Palmer hayranlarından 100 bin dolar istedi, kısa bir sürede tam 1 milyon 200 bin dolar geldi. Kimilerinin 21. yüzyılın ilk önemli sanatsal girişimcisi saydığı, kimilerininse ikiyüzlülükle suçladığı Palmer sonradan bu macerayı kitaplaştırdı. “The Art of Asking” (İsteme Sanatı) almanın ve vermenin önemine […]

Read More