Egoist okur

Aşk, tabiat ve dünya algısı bağlamında FAKİR KENE

“Birhan Keskin‘in iyi bir ‘parrhesia’ örneği olan ‘Fakir Kene’si memleketin kirli ve dağınık atmosferine dair toplumsal bir manifesto gibi şiirin dokularına dağılır. Bu anlamda geminin su aldığı yerden konuşmayı huy edinir. Aydınlanmanın mümkün olmadığı bir vakte çakılı kalışımızı işaret eder. Çukurda oluşumuzun hikâyesini okutur bize: hiçbir zaman iyileşmeyeceğiz.” Veysi Erdoğan’ın yazısı, şair Birhan Keskin’in Metis’ten […]

Read More

Çocuk kitaplarının renkli yaratıcısı Deniz Üçbaşaran: “Önce hikâye…”

Deniz Üçbaşaran’ın çizimlerini uzun süredir takip ediyordum. Hem arkadaşım Arslan Sayman’ın neredeyse bütün kitaplarını resimlediği için hem de minimal çizgilerle dünya tatlısı, üstelik yaşayan karakterler yaratabildiğinden. Dolayısıyla bu röportaj da epey bir süredir aklımdaydı. İşte Deniz’in çocuk kitaplarına ve renklere dair anlattıkları… Deniz Üçbaşaran: “Yaratıcılık, güzel tesadüfler, aniden ortaya çıkan fikirler ve ortak heyecanlarla gelişiyor” Çocuk […]

Read More

“O taşın içinde bir at olduğunu nereden biliyordun?”

Buraya zaman zaman yazarları, edebiyatçıları da konuk ediyorum, biliyorsunuz… “Kırmızı Kuş”, “Barba ile Rabarba”, “Balaban ile Şakrak” gibi kitaplarıyla tanıdığımız Arslan Sayman’a “Çocuklar için yazmak dünyaya daha farklı bakmanı sağladı mı, daha da önemlisi çocuklar için yazdığın süre içinde sen de değiştin mi?” diye sordum. İşte verdiği cevap… Arslan Sayman: “Çocuklar için yazmak beni büyüklerin evrenine […]

Read More

Gülenay+Tolga, 5 Çayı’nda: “En iyi yazar, ölü kadın yazardır”

“Küçük yaşta yazarlığa, 59 yaşında mezarlığa adım attı. Dalgalarla sörf yapıp, nehir bile denmeyecek bir kaşık suda boğuldu. Bilinç akışı mı, nehir akışı mı? Odalarda ışıksızdı. Paranoyaklığı zaten Shakespeare’in olmayan kız kardeşi üzerine saatlerce konuşmasından belliydi. Geri gelir mi? Gelirse gelsin, kim korkar bakire kurttan? Bkz: Nicole Kidman.” 5 Çayı’nda Tolga Meriç’le bu hafta yukarıda […]

Read More

Orson Welles’den katledilen Siyulara: ROSEBUD

Derya Yanık, Twitter’dan arkadaşım. Hukukçu. Ve tanımadan sevdiğim, varlığıyla bana kendimi iyi ve güvende hissettiren bir kadın. Derya’nın kitaplara ve kelimelere olan aşkını blogundan takip ediyordum. Ama her sahnesine ayrı hayran olarak saplantılı bir sıklıkla seyrettiğim filmlerden birinin, “Yurttaş Kane”in esrarengiz finalinden yola çıkarak kaleme aldığı bu yazıyı okuyunca Egoist Okur’a almayı çok istedim. Kuşaktan […]

Read More

Ebru Akkaş Kuseyri: “Kitaplardaki hayat ile gerçek hayatın çarpışmasını anlatacaktım”

Arkadaşım Ebru Akkas Kuseyri, uzun yıllar çocuk yayıncılığı alanında editör olarak görev yaptıktan, dergilere ve gazetelere başta çocuk kitapları olmak üzere değerlendirme yazıları yazdıktan sonra, şimdi Sarıgaga Yayınları’ndan çıkan ilk kitabı “Turuncu Teyze” ile küçük büyük okurlarla buluşuyor. Ebru’yla Vaghar Aghaei’nin resimlediği ve bana, tıpkı adı gibi göz alıcı bir turuncu bez çanta içinde gelen […]

Read More

Orhan Pamuk’un resim sanatından aldığı 5 ders

Resmetmek ve romancılık acaba hakikaten birbirine çok mu uzak sanatlar? İşte romancı Orhan Pamuk’un ressam Orhan Pamuk’tan -ya da bazı kitaplarında ortaya çıkan alçakgönüllü karakterden ödünç alarak kullandığı mahlası tercih edenler için- Ahmet Işıkçı’dan öğrendikleri… Gülenay Börekçi “Zihnin niyetlenmediği, elin teşebbüs etmediği tesadüfi güzellikler” “Otobiyografik kitabım ‘Istanbul: Hatıralar ve Şehir’de ve daha sonra yazdığım ‘Şeylerin […]

Read More

Hayao Miyazaki, “Ruhların Kaçışı”nda bize neyi anlatıyor?

Alfa Yayınları’nın gri kapaklı sinema kitapları serisinde son yayınlananlardan biri Hayao Miyazaki’nin en güzel filmlerinden “Ruhların Kaçışı”nı konu ediyor. “Rüzgârlı Vadi”, “Gökteki Kale”, “Küçük Cadı Kiki” ve “Howl’un Yürüyen Şatosu” başta olmak üzere birçok önemli animasyona imza atan Miyazaki, “Ruhların Kaçışı”nda, Japon mitolojisini hem kendi ülkesinin gençlerine hem de dünyanın diğer taraflarında yaşayanlara son derece […]

Read More

Neil Gaiman bu kez çocuklar için yazdı: BİJBİDTEG

Okuduğum en tatlı hikayelerden biri. Üstelik Neil Gaiman yazmış.”Babamı İki Japon Balığı ile Değiş Tokuş Ettiğim Gün” ya da kısaca BİJBİDTEG için, çocukların çok renkli, benzersiz hayal alemiyle yetişkinlerin miskin, ruhsuz dünyasının çatışması da diyebilirsiniz. Aşağıdaki yazı Sima Özkan Yıldırım’ın imzasını taşıyor. Kendisi editör ve çevirmen, aynı zamanda çocuk kitapları tanıtımları, eleştirileri kaleme alıyor. Kendi […]

Read More

Tuna Kiremitçi: “Hayatta aşka düşmek de mümkün, aşkla yükselmek de…”

Tuna Kiremitçi’nin Destek Yayınları’ndan çıkan yeni kitabı “Kendi Seven Ağlamaz” okuru sert içki gibi çarpan, yani trajediyle komediyi ya da yakınla uzağı aynı potada eriten bir roman. “Alkolik eski çocuk yıldız” Sitare’nin, aşkı “düşüşteki yükseliş”te keşfedişinin kendini soluk soluğa okutan serüveni… Gerçek aşk peşinde koşarken ruhunu ve bedenini savurganca açan Sitare’nin romanı Charlie Chaplin, “Kendi […]

Read More

Nurdan Gürbilek: “Şölen sofrasından dışlananlar için”

“Eğer yazılanlar melodramdan, romantik bir acı kutsamasından ya da hamasetten ibaret kalsın istemiyorsak, güçlü edebiyatçıların önümüzde açtığı ufku, örneğin Dostoyevski’nin hem gerçekçi hem çoksesli hem de trajik ufkunu önemsememiz gerekir. Yani mağdurun karanlığına bakabilmemiz, başkalarının iktidarıyla olduğu kadar kendi iktidarsızlığımızla da yüzleşebilmemiz gerekir.” Tolga Meriç’in Nurdan Gürbilek’le yaptığı “Mağdurun Dili” röportajını yeniden okuyunca, siz de […]

Read More

Peter Straub, yakın arkadaşı Stephen King’i anlatıyor

Stephen King’i severim, şefkatle karışık bir biçimde… Özellikle şimdilerde biraz küçümsediği ilk romanlarını kıyıp da kimselere veremem mesela. Peter Straub’a ise ise ne yazarsa yazsın hayranım. Gölgeler Diyarı, Koko, Hayalet Hikayesi, Gece Odasında günümüz korku romanının müthiş örnekleridir. Daha çok okunsun, keşfedilsin isterim. İki yazarın ortak özelliğiyse birlikte iki muazzam korku romanı kaleme almış olmalarıdır: […]

Read More

Edgar Hilsenrath: ‘Kapılarını açmayan cennetin canı cehenneme!’

Alman edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan ve “F*ck America”, “Gece”, “Son Düşüncenin Masalı”, “Nazi ve Berber” adlı romanları bizde de yayımlanan Edgar Hilsenrath’la yapılmış bu röportaj dün geldi. Yazarla, Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “F*ck America”nın çevirmeni Feza Şişman konuşmuştu; soluğum kesilerek okudum. Nazi Almanyası’nı terk edip Amerika’ya yerleşen ve ülkesine ancak yıllar sonra dönebilen […]

Read More

Picasso, Sait Faik ve Barselona’nın fötr şapkalı serçesi

İçiniz içinize sığmıyorsa, bunun sebebi ne olabilir? Barselona’nın canlılığı, 1820’den beri ayakta duran meşhur çikolatacısı Escriba’nın kışkırtıcı atmosferi ya da siz yoğun kıvamlı çikolatalı kekinizi yerken masanıza gelen davetsiz misafirin anlattıkları mı? Fötr şapkalı bir serçe omzunuza konup sevgilinizle sizi Picasso Müzesi’ne davet ederse, onunla gider misiniz? Hele Feridüddin-i ve Sait Faik’i biliyor, hayallerinden bahsediyorsa, […]

Read More

Eğlenceli bir alternatif tarih kitabı: BİR NEFESTE CİNSELLİK

Tarihin savaşlardan, devrimlerden ve büyük ihanet ve kahramanlık hikâyelerinden ibaret olduğunu düşünüyorsanız, size Karen Dolby’nin “Bir Nefeste Cinsellik Tarihi” adlı kitabını tavsiye ederim. Geçmişin çeşitliliği ve yaratıcılığı hayret verici Kelli felli mizah yazarı Mark Twain’in “1601” adında erotizm sınırlarını aşan bir roman yazdığını biliyor muydunuz? Kraliçe II. Elizabeth’in nedimelerinden birinin ağzından günlük formunda yazılmış bir […]

Read More

Gertrude Stein ve Alice B. Toklas’tan Kusursuz Aşk Keki

Yaygın bir klişedir; yazarların, edebiyatçıların, çok içtiği, alkole düşkün olduğu söylenir. (Önyargılarımız!) Ama ya yemekle ilişkileri? İşte bu kısım, o kadar da iyi bilinmez. (Nedense, bir süredir bu da bilinsin diye uğraşıyorum.) Mesela dünyanın en zorlu metinlerinden birkaçını yazmış olan Gertrude Stein’ın hayranlık uyandıracak kadar usta bir aşçı olduğunu şahsen bilmiyordum. Hele yaptığı yemeklere, tatlılara […]

Read More

İlk aşkın komik ve hüzünlü öyküsü: ELEANOR & PARK

Güzel aşk romanları başka dünyalardan gelen benzer ruhların buluşmasıdır. Satürn’den, Plüton’dan değil, zengin-yoksul, güzel-çirkin, iyi-kötü, genç-yaşlı, Doğulu-Batılı, ne bileyim, yeraltı-yer üstü gibi farklılıklardan bahsediyorum. Klişeleri arttırabilir, işin içine orijinal buluşlar da katabilirsiniz ama değişen bir şey olmaz. Romanlarda âşıklar hep “uzaklardan” bulur birbirlerini. “Çalıkuşu” Feride ile sinir kuzeni Kâmran gibi aynı evde büyümüş olsalar bile… […]

Read More

Gülenay+Tolga eleştirmen zaaflarına taktılar

Arkadaşım Tolga Meriç’le genellikle hafta sonları buluşup çay içiyor, arada da en çok edebiyat konuşuyoruz. Çok yazı malzemesi çıkıyor ama mahalle baskısı mı demeli, otosansür mü bilmem, nedense yazmayı ihmal ediyoruz. Tehlikeli sulara girdiğimiz de oluyor… Dün bir karar aldık ve ne çıkarsa diyerek kayıt cihazını çalıştırdık. Son günlerin pek popüler Barış Bıçakçı eleştirilerinden başladık, […]

Read More

Godard ve Moravia’yı buluşturan roman: KÜÇÜMSEME

“Küçümseme”, İtalyan edebiyatının önemli yazarlarından Alberto Moravia’nın aşk, evlilik, sadakat gibi kavramları sorguladığı ve bize buzdağının görmediğimiz, görmemeyi tercih ettiğimiz kısımlarını göstermeyi denediği bir saplantı, delilik ve yalnızlık hikâyesi. Modernizme, II. Dünya Savaşı sonrası Avrupa’sının değişen değerlerine, günümüzde kadınla erkek arasında yaşanan derin iletişimsizliğe, en önemlisi sorguladıkça gerçeklerden uzaklaşan şüpheci entelektüele yönelik bir eleştiri ayrıca. […]

Read More

Umberto Eco, Kafka’yı, Joyce’u, Proust’u ve Sade’ı eleştiriyor :)

“Umberto Eco ölmüş. Ben buna hiç hazır değildim. (‘Bir sınırımız var, pek heves kırıcı, küçük düşürücü bir sınır: Ölüm’ demişti.)” diye yazdım Twitter’da. Ama hazırmış aslında, İstanbul’da Orhan Pamuk’la söyleşisinde açıklamıştı bunu: “İnsanların yüzde 100’ü değil belki ama yüzde 50’si aptal olduğuna göre, ben de ölmeye hazırım.” Çok önemli bir edebiyatçı, çok önemli bir araştırmacıydı. […]

Read More

W.G. Sebald’ın ölmeden üç gün önce girdiği dersten notlar

“W.G. Sebald, son yaratıcı yazma dersini 2001 sonbaharında Doğu Anglia Üniversitesi’nde vermişti. Edebiyat dünyasında hızla büyük bir ün kazanıyordu, ilk üç kitabı sansasyonel bir başarı elde etmişti, aynı yıl “Austerlitz” yayınlanmıştı. Sınıfta, aralarında David Lambert’la benim de bulunduğum 16 öğrenci vardı. Sebald sessiz, neredeyse utangaçtı, ona “Max” dememizi istedi. Yazdıklarımıza bakarken anekdotlar veriyor, bizi yüreklendiriyordu, […]

Read More

Yazar vicdanı ya da devlet adına utanmak

Semih Büyü, Okurken adlı köşesinde bu kez Seray Şahiner’in Can Yayınları’ndan çıkan ve BirGün gazetesi, Ot dergi ve farklı mecralarda yazdığı yazılarını derlediği yeni kitabı “Reklamı Atla”yı yazdı. Yazar vicdanı ya da devlet adına utanmak Türkiyeli edebiyatçıların çoğunun eşitlik, özgürlük, adalet gibi sol değerlere sahip olduğu kabul edilmekle birlikte yapıtlarında bunları nasıl işledikleri, güncel ve […]

Read More

Meraklı bir çocuğun seyahat günlükleri

Hep siz mi gezi kitapları okuyup yurtdışı seyahatleriniz öncesinde planlar yapacaksınız? Boynuz kulağı geçiyor, haberiniz yok! Özge A. Lokmanhekim’in yazdığı Kemal’in Londra Günlüğü, çocuklara farklı ülkeleri, farklı kültürleri tanıtmayı amaçlayan şahane bir serinin ilk kitabı. Gökçe Gökçeer yazdı: Kemal’in Londra Günlüğü Hep siz mi gezi kitapları okuyup yurtdışı seyahatleriniz öncesinde planlar yapacaksınız? Boynuz kulağı geçiyor, […]

Read More