Bir Jane Austen romanının içinde olduğumu nasıl anlarım?
Daha önce “Bir Borges öyküsünün içinde olduğumu nasıl anlarım?” ve “Bir Murakami romanının içinde olduğumu nasıl anlarım?” konulu testleri yayınlamıştım. The Toast’ta bu testi bulunca heyecanla atladım. Fakat heyhat… Şimdiye kadar hayatımın bir Jane Austen romanına benzemesini isteyişim ne büyük hataymış! Jane Austen ne garip bir kadınmış, romanları ne acayipmiş… Bunu böyle madde madde okuyunca […]
Read MoreFÜRUZAN: “Sırların ne olabileceğini inanın bilmiyorum…”
Arkadaşım Sibel Ateş Yengin gönderdi bu röportajı. Füruzan’la konuştukları arasında yazar adaylarını ilgilendirebilecek şeyler varmış. O da Egoist Okur’un Yazma Dersleri bölümüne gayet uygun olur diye göndermiş. Sizinle paylaşmak istedim. Füruzan ne söylese, ne yazsa okunur çünkü… Füruzan: “Aşksız hayat boşa yaşanmıştır” FÜRUZAN: “Sırların ne olabileceğini inanın bilmiyorum…” Yazarlığa adım atmanızı sağlayan dürtü ne olmuştu? […]
Read MoreTutkulu bir okurundan Stephen King’in yayıncısına mektup
İsmail Yaprak’ı Serbestiyet ve Sinematopya’daki yazılarından tanıyor olabilirsiniz. Ara sıra Egoist Okur’a da yazıyor. Kendisi tutkulu bir Stephen King hayranı aynı zamanda. Arkadaş olmamızın sebeplerinden biri bu. Ve Türkiye’deki yayıncılarının Stephen King’e büyük haksızlık ettiğini, onu “yanlış” yayınladıklarını düşünüyor. Haklı. Orası burası kesilip kuşa döndürülmüş berbat çeviriler, kimi zaman çok saçma tasarlanmış kapaklar, dizgi hataları, […]
Read MoreHavuzda
“Elinde kılıcı atının üzerinde ilerleyen Don Kişot gibiyim” demişti yıllar önce. Kimseye benzemeyen müziği, karakteri ve seçimleriyle bence hâlâ öyle. Eh, neticede “Şablonlara uymamak, zor yoldan gitmek ve kendi gibi olmayı seçmek de politik bir duruş” demişti yine o yıllar önceki röportajda. Bana sorarsanız Ece, güzel insan, akıllı kadın, iyi müzisyen. Ve güvenilir bir arkadaş… […]
Read MoreAl Pacino: “Hey, uçuyoruz değil mi?”
Zodyak Kitap’tan çıkan “Al Pacino”, Hollywood’un bu yaşayan efsanesini kendi ağzından okumamıza fırsat veriyor. Kitabın, ünlü gazeteci yazar Lawrence Grobel’in 30 yıllık bir zaman dilimine yayarak yaptığı dev bir röportajdan oluştuğu olduğu söylenebilir. İçinde yazarın sinemaya, tiyatroya daha doğrusu genel olarak oyunculuğa bakışı da var, hayatının en mahrem anlarına dair hikâyeler de… “İşsizdim, seks hayatım […]
Read More“İşsizdim, seks hayatım bomboştu. Bir plan yaptım…”
Al Pacino’nun ne kadar maço bir adam olduğunu, feminizme falan zerre aldırmadığını öğrenince ondan soğudum mu? Galiba hayır! Hâlâ onun sahneye ve perdeye en fazla yakışan aktörlerden biri olduğunu düşünüyorum. Gerçek hayatta neye benzediğini görmezden gelebilirim. Neticede evlenmeyeceğiz, öyle değil mi? Ve işte bu yüzden önceki yazıda sözünü ettiğim “Al Pacino” kitabının en hararetli bölümlerinden […]
Read MoreAhmet Büke: “Öyküyü takıntılı biçimde seven bir kuşak geliyor”
Çağdaş edebiyatımızın sevilen öykü anlatıcılarından olan Ahmet Büke, ON8 Blog’daki “Sosyal Ayrıntılar Ansiklopedisi”nde bir yıl boyunca her hafta öykü yazdı. Sonunda da 12 yeni bölüm ve bir de final ekleyerek bu öyküleri “İnsan Kendine de İyi Gelir” adlı bir romana dönüştürdü. İlham kaynağı, Yaşar Kemal ve Orhan Kemal’in bir zamanlar günlük gazetelerde yayınladığı tefrikalardı. Ahmet Büke’yle […]
Read MoreHaydi, dedektif oluyoruz!
Gizli günlüğü kim okudu? Okul gezisindeki hırsız kim? Sahte para hangisi? Kopya çekmenin bedeli ne? Esen Kitap’ın çocuk kitaplarına bayılıyorum. “Kayıp Kurabiye Kutusu” da çok hoşuma gitti. Kitabın alt başlığı ‘’Dedektif Keskinburun’la dedektif olmayı öğreniyoruz.’’ İçinde kısa kısa birçok dedektif hikayesi yer alıyor. Çocukların analitik zeka, gözlem, ayrıntıları fark etme, ipuçlarını takip edip birleştirme gibi […]
Read MoreÜmit Ünal: “Teyzem bana bir hikaye armağan etti…”
Ne izlediğime kimsenin karışmadığı yıllardı… 1990’larda küçük bir çocuk olanlar iyi bilir; henüz çocuk gelişimi kuralları kitaplardan halka inmemişti. ‘Aman çocuğum kötü etkilenmesin’ kavramını benimsememiş anne babalarımızın yanında hayatın gerçeklerini birebir yaşayarak büyüyen, rahat çocuklardık biz. Esirgemek, kaza ve belayla sınırlıydı ebeveynler için. Diğerleri fasa fiso… Bu nedenle, televizyonda ne izlediğime de karışılmazdı. İyi ki […]
Read More













