Egoist okur

Mevsim Normalleri: Unutmanın başlangıcı…

“Mevsim Normalleri, son zamanlarda adından sıkça bahsedilen Neslihan Önderoğlu’ nun ikinci öykü kitabı. Önderoğlu kişisel dramları çevre koşulları tarafından belirlenmiş öykü kişileriyle; kahraman olamamış veya bunu istememiş, metin sürecinde değişip gelişmemiş karakterleriyle çattığı öykülerinde, söyleyiş biçimini titizlikle seçiyor. Kamerayı bir noktaya odaklayıp okuma zamanında oluşan sahneye ışığı nereden tutacağını ve öyküye yapacağı renk müdahalesini okura […]

Read More

Leonard Cohen + Jeanette Winterson + Alice

Leonard Cohen “Sevda Kitabı”yla şiire dönüyor. Miguel Tamen “Sanat Neye Benzer”de sanata Harikalar Diyarı’nın Alice’inin aynasından bakıyor. Jeanette Winterson ödüllü kitabı “Tek Meyve Portakal Değildir”de hayatını meyvelerle anlatıyor. Evet, şiirden sanat tarihine, feminizmden otobiyografiye bu haftanın yenileri… ROMAN Tek Meyve Portakal Değildir Çok sevdiğim Jeanette Winterson’un Sel Yayıncılık’tan çıkan “Vişnenin Cinsiyeti” adlı kitabından söz etmeyi istedim ama bir […]

Read More

Kundera’dan gülmeyi unutmuş bir yüzyılın insanlarına

“Hey, alaycılar, kendinize gelin, roman ölmedi! Yaşayan en büyük yazar Milan Kundera hâlâ hayatta ve şimdi onun yeni kitabını okumaya hazırlanıyoruz. Yeni çıkan ‘Kayıtsızlık Şenliği’, görkemli, güneşli, derin ve komik bir kitap” diye yazmıştı geçen yıl bir Fransız eleştirmen. İşte Kundera’nın son kitabını nihayet biz de okuyabileceğiz. “Kayıtsızlık Şenliği”, Can Yayınları etiketiyle raflarda… “Şeytan’ın kötülüğün […]

Read More

Neslihan Elagöz yazdı: Nasıl Parizyen Olunur?

Neslihan Elagöz yahut internet âleminde bilinen adıyla Siz Mutlu Gözler ve ben bu kitabı sanırım aynı zamanlarda keşfettik. İkimiz de edebiyat seviyoruz ama kişisel gelişim kitaplarını tamamen dışlayan ve onlardan uzak durmalarıyla böbürlenenlerden değiliz. Eğlenceli ve ilham verici oldukları zaman itirazımız yok. Hele bu tarz bir hafiflik, hiç itiraz edeceğimiz şey değil. Anne Berest, Audrey […]

Read More

“Şaire ölmek yaraşır” demişsin Ahmet Erhan, ama işte şairler ölmüyor!

Feyzanur Yılmaz henüz 17 yaşında ve üniversite sınavlarına hazırlanıyor. Bu yazıyı ondan Egoist Okur’a gönderdiği bir Ahmet Erhan yorumunu okuyunca istedim. Hiç tanımadığım birinden yazı istemem onu şaşırttı ama hemen o gece yazıp gönderdi de… Çok içten bir dille kaleme alınmış yazısından açıkçası etkilendim; bazı satırları gülümseyerek, bazı satırları gözlerim dolu dolu okudum, siz de […]

Read More

Rebecca Solnit: “Feminist bir devrimin içindeyiz”

“Yakındaki Uzak” ve “Kaybolma Kılavuzu”yla tanıdığımız Amerikalı Rebecca Solnit, Encore Yayınları’ndan çıkan yeni kitabında kadın hikayeleri anlatıyor: IMF’nin Fransız başkanının New York’ta Afrikalı bir mülteciye cinsel tacizde bulunması. Yeni Delhi’de tecavüze uğrayan Jhoti Singh’in öldürülmesi. Ohio’daki tecavüz vakası. Güney California’daki kadın katliamı. Hepsi ürpertici, hepsi gerçek. Bir de tabii kitaba adını veren şu “bilgiçlik taslayan […]

Read More

Tekinsizliğin tınıları bu patikada…

“Murat Yalçın, anlatısında oyun arar, sözcüğün özü kadar sesini de dinler. Havada duran sözcüğü yakalamaya yatar. Hem kendi kendine oynadığı, hem ‘Dilersen katıl’ dediği oyun. Eğer bizim gibi denemeleri, günceleri, mektupları ayrı yerde tutanlardan bahsedeceksem sözcüklerin peşi sıra gitmeyi de bu parkura eklerim. Çok da kullanılmayan, ama unutulan bir çiçek kokusuyla burna dolan ve o […]

Read More

BİZ MEKTUP YAZARDIK: Bir dönemin mektupları…

Bedri Rahmi’nin hem kendi yakınları hem de yakın tarihimizin önde gelen sanatçıları, siyasetçileri ve iş adamlarıyla mektuplaşmalarından oluşan “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar – Biz Mektup Yazardık” 20 Haziran’a kadar gezilebilecek. Sergide yakın tarihimize ayna tutan bu mektupların yanı sıra sanatçının eserlerinden seçmeler de yer alıyor. Bir dönem sanatçıların çektiği maddi sıkıntılara da şahit […]

Read More

Kazuo Ishiguro, Pauline Kael ve ihtiyarlığa dair birkaç fikir

Amerikalı sinema eleştirmeni Pauline Kael, başrollerini Sean Connery ile Audrey Hepburn’ün paylaştığı “Robin ve Marian” filminden bahsederken, “zenginden çalıp fakire veren” soyguncu Robin Hood ile karısı Marian’ın yaşlılık yıllarını anlatan filmin gerçek bir kahramanlık hikayesi olduğunu söylemişti. “Filmlerde kahramanlar hep gençtir, yaşlılarsa genellikle yan unsur olur, en iyi ihtimalle gençlere yol gösterirler. Tabii ayaklarına bağ […]

Read More

Hande Altaylı: “Bu köyün gözü kulağı var, evlerin içini dinliyor”

Hande Altaylı’nın “Kahperengi”sini sevmiştim ama yeni romanını daha da sevdim. “Delice”, cüretkar bir kitap. İçinde aşk var, ilişkiler var, cinsellik var, hırs var, mizah var ama tuhaf, değişik, irkiltici… Karakterler de öyle. Güzel olmadıkları gibi “iyi” bile değiller. En azından alışık olduğumuz tarzda bir güzellikleri, iyilikleri ve cazibeleri yok. Okurken ilkin bana epey itici geldiler. […]

Read More

Arslan Sayman: “Hâlâ içimdeki çocuk için yazıyorum”

Eski psikolog, yayıncı ve editör Arslan Sayman, yıllar önce ani bir kararla çocuklar için yazmaya başladı. Küçük okurlar onu “Piri Reis’le Açık Denizde”, “Hezarfen’in İzinde Gökyüzünde”, “Kirazlı Köşkün Çocukları” ve sayısını hatırlamadığım başka birçok güzel kitapla tanıyor. Yakında Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkacak “Evliya Çelebi Gibi” kitabını okuyacağımız Sayman’la uzun uzun konuştuk. Bunları ve daha birçok başka şeyi… En […]

Read More

İki şiir arası, yıldızlara bakmak

“Suzan Bilgen Özgün’ün öykülerinin süzülmüş, damıtılmış, akıcı ve tempolu bir dili var. Kısa cümleler kurarken işlevsel ayrıntıları da ustalıkla seçiyor. Bu da sözcüklerle resimler çizmesini sağlıyor” diyor Cemil Kavukçu. İşte sözcüklerle resimler çizen Özgün’ün Orhan Kemal ödüllü ilk kitabı “Gölgede Kalanlar”dan sonra ikinci kitabı “Yıldızlara Bakıyor Bazılarımız” da çıktı. Kitabı Arzu Eylem’in yazısıyla tanıtıyoruz. Bu arada […]

Read More

Paris’in “öteki” yüzü: PARİS MİMARI

“Charles Belfoure’un ilk romanı ‘Paris Mimarı’nda yayılmacı Hitler faşizminin işgali altındaki Paris’te toplumun farklı kesimleri üzerine projektör tutuluyor. Arka planda işgalcilere çıkar hesaplarıyla bağlı olan yönetici elit ile burjuvazi, diğer yanda faşizme karşı yurt savunması için örgütlenen direnişçiler bu saflaşmanın iki farklı kesimini oluşturuyor. İşgal günlerinde, her şeylerini geride bırakarak, kafileler halinde kenti terk eden, […]

Read More

NEDEN? Oya Baydar’ın kitabını okurken zihnime takılan soru…

Etek giymek niçin bir kadının en büyük kabusu olur ve o kadın niçin hayatı boyunca hep ve daima pantolon giyer? Evet, soru bu: Niçin? Oya Baydar’ın Can Yayınları’ndan çıkan nefes kesici kitabı “Yetim Kalacak Küçük Şeyler”de bu soruya bir cevabı var. Müthiş bir dürüstlükle, sansürsüzce kaleme alınmış bir otobiyografi bu ve okurken Baydar’ın üç çeyrek asırdır hep […]

Read More

İnci Aral: “İpin ucunu kaçırmışlara neden bakayım? Ben hâlâ tutmaya çalışıyorum o ipi.”

Bedenimizde neremizi seviyoruz ve neremizi sevmiyoruz, neden? Oya Baydar’ın kitabını okurken zihnime takılan sorudan sonra birkaç kadın yazara bedenlerine dair takıntılarını sordum. Beğenmedikleri ya da tam tersi, onlara gurur veren fiziksel özelliklerini… Her zaman incecik ve çok güzel bir kadın olan İnci Aral, arkadaşım Tolga Meriç’in yaptığı uzun söyleşiden oluşan anı kitabı “Unutmak”ta her zamanki gibi […]

Read More