Posted by gülenay börekçi on March 4, 2016 · Leave a Comment
İçiniz içinize sığmıyorsa, bunun sebebi ne olabilir? Barselona’nın canlılığı, 1820’den beri ayakta duran meşhur çikolatacısı Escriba’nın kışkırtıcı atmosferi ya da siz yoğun kıvamlı çikolatalı kekinizi yerken masanıza gelen davetsiz misafirin anlattıkları mı? Fötr şapkalı bir serçe omzunuza konup sevgilinizle sizi Picasso Müzesi’ne davet ederse, onunla gider misiniz? Hele Feridüddin-i ve Sait Faik’i biliyor, hayallerinden bahsediyorsa, […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on March 3, 2016 · Leave a Comment
Tarihin savaşlardan, devrimlerden ve büyük ihanet ve kahramanlık hikâyelerinden ibaret olduğunu düşünüyorsanız, size Karen Dolby’nin “Bir Nefeste Cinsellik Tarihi” adlı kitabını tavsiye ederim. Geçmişin çeşitliliği ve yaratıcılığı hayret verici Kelli felli mizah yazarı Mark Twain’in “1601” adında erotizm sınırlarını aşan bir roman yazdığını biliyor muydunuz? Kraliçe II. Elizabeth’in nedimelerinden birinin ağzından günlük formunda yazılmış bir […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on March 2, 2016 · 1 Comment
“Metal Fırtına”nın yazarlarından Burak Turna, “Osmanlı’nın Gizlenen İşgali 1909” adlı kitabında, Osmanlı İmparatorluğu’nun dünyanın büyük ülkelerinin askerleri ve donanmaları tarafından, terör örgütleriyle ortaklık içinde işgal edildiğini ve bu işgalin askeri şifreler yoluyla tarihten tamamen gizlendiğini anlatıyor. Bunu yaparken de belgelerden; dönemin gazete kupürlerinden, makalalelerinden yararlanıyor. Bir süredir duruyordu aşağıda okuyacağınız sorular ve cevaplar ama bir […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on March 1, 2016 · Leave a Comment
Yaygın bir klişedir; yazarların, edebiyatçıların, çok içtiği, alkole düşkün olduğu söylenir. (Önyargılarımız!) Ama ya yemekle ilişkileri? İşte bu kısım, o kadar da iyi bilinmez. (Nedense, bir süredir bu da bilinsin diye uğraşıyorum.) Mesela dünyanın en zorlu metinlerinden birkaçını yazmış olan Gertrude Stein’ın hayranlık uyandıracak kadar usta bir aşçı olduğunu şahsen bilmiyordum. Hele yaptığı yemeklere, tatlılara […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on March 1, 2016 · Leave a Comment
Güzel aşk romanları başka dünyalardan gelen benzer ruhların buluşmasıdır. Satürn’den, Plüton’dan değil, zengin-yoksul, güzel-çirkin, iyi-kötü, genç-yaşlı, Doğulu-Batılı, ne bileyim, yeraltı-yer üstü gibi farklılıklardan bahsediyorum. Klişeleri arttırabilir, işin içine orijinal buluşlar da katabilirsiniz ama değişen bir şey olmaz. Romanlarda âşıklar hep “uzaklardan” bulur birbirlerini. “Çalıkuşu” Feride ile sinir kuzeni Kâmran gibi aynı evde büyümüş olsalar bile… […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on February 21, 2016 · Leave a Comment
Arkadaşım Tolga Meriç’le genellikle hafta sonları buluşup çay içiyor, arada da en çok edebiyat konuşuyoruz. Çok yazı malzemesi çıkıyor ama mahalle baskısı mı demeli, otosansür mü bilmem, nedense yazmayı ihmal ediyoruz. Tehlikeli sulara girdiğimiz de oluyor… Dün bir karar aldık ve ne çıkarsa diyerek kayıt cihazını çalıştırdık. Son günlerin pek popüler Barış Bıçakçı eleştirilerinden başladık, […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on February 21, 2016 · Leave a Comment
“Küçümseme”, İtalyan edebiyatının önemli yazarlarından Alberto Moravia’nın aşk, evlilik, sadakat gibi kavramları sorguladığı ve bize buzdağının görmediğimiz, görmemeyi tercih ettiğimiz kısımlarını göstermeyi denediği bir saplantı, delilik ve yalnızlık hikâyesi. Modernizme, II. Dünya Savaşı sonrası Avrupa’sının değişen değerlerine, günümüzde kadınla erkek arasında yaşanan derin iletişimsizliğe, en önemlisi sorguladıkça gerçeklerden uzaklaşan şüpheci entelektüele yönelik bir eleştiri ayrıca. […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on February 20, 2016 · Leave a Comment
“Umberto Eco ölmüş. Ben buna hiç hazır değildim. (‘Bir sınırımız var, pek heves kırıcı, küçük düşürücü bir sınır: Ölüm’ demişti.)” diye yazdım Twitter’da. Ama hazırmış aslında, İstanbul’da Orhan Pamuk’la söyleşisinde açıklamıştı bunu: “İnsanların yüzde 100’ü değil belki ama yüzde 50’si aptal olduğuna göre, ben de ölmeye hazırım.” Çok önemli bir edebiyatçı, çok önemli bir araştırmacıydı. […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on February 17, 2016 · Leave a Comment
“W.G. Sebald, son yaratıcı yazma dersini 2001 sonbaharında Doğu Anglia Üniversitesi’nde vermişti. Edebiyat dünyasında hızla büyük bir ün kazanıyordu, ilk üç kitabı sansasyonel bir başarı elde etmişti, aynı yıl “Austerlitz” yayınlanmıştı. Sınıfta, aralarında David Lambert’la benim de bulunduğum 16 öğrenci vardı. Sebald sessiz, neredeyse utangaçtı, ona “Max” dememizi istedi. Yazdıklarımıza bakarken anekdotlar veriyor, bizi yüreklendiriyordu, […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on February 16, 2016 · Leave a Comment
Semih Büyü, Okurken adlı köşesinde bu kez Seray Şahiner’in Can Yayınları’ndan çıkan ve BirGün gazetesi, Ot dergi ve farklı mecralarda yazdığı yazılarını derlediği yeni kitabı “Reklamı Atla”yı yazdı. Yazar vicdanı ya da devlet adına utanmak Türkiyeli edebiyatçıların çoğunun eşitlik, özgürlük, adalet gibi sol değerlere sahip olduğu kabul edilmekle birlikte yapıtlarında bunları nasıl işledikleri, güncel ve […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on February 16, 2016 · Leave a Comment
Hep siz mi gezi kitapları okuyup yurtdışı seyahatleriniz öncesinde planlar yapacaksınız? Boynuz kulağı geçiyor, haberiniz yok! Özge A. Lokmanhekim’in yazdığı Kemal’in Londra Günlüğü, çocuklara farklı ülkeleri, farklı kültürleri tanıtmayı amaçlayan şahane bir serinin ilk kitabı. Gökçe Gökçeer yazdı: Kemal’in Londra Günlüğü Hep siz mi gezi kitapları okuyup yurtdışı seyahatleriniz öncesinde planlar yapacaksınız? Boynuz kulağı geçiyor, […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on February 9, 2016 · Leave a Comment
Mülakatı gazetede okumuş olabilirsiniz. Fakat orada okuduğunuz, Orhan Pamuk’la sohbetimizin sadece bir bölümüydü. Geri kalanları da ekledim ve içim rahat etti. Şimdi artık tamamını okuyabilirsiniz… Ernest Hemingway’in “İhtiyar Adam ve Deniz”inden, “babası” Kemal Tahir’den, İkinci Yeni şairlerinin arkadaşlığına benzer bir yakınlık kurabildiği romancı arkadaşlarının olmamasına ne kadar üzüldüğünden, zihnimizin oyunlarına kanıp rüyalarımızda yanlış filmler çekip […]
Read More
Filed under röportaj, vitrin · Tagged with egoistokur, ernest hemingway, freud, gülenay börekçi, ihtiyar adam ve deniz, kafamda bir tuhaflık, kemal tahir, kırmızı saçlı kadın, orhan pamuk, yapı kredi yayınları
Posted by gülenay börekçi on February 9, 2016 · Leave a Comment
Orhan Pamuk’un Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Kırmızı Saçlı Kadın” romanı üzerine yazdığım yazıyı da buraya iliştireyim. Tabii kitap üzerine düşündüklerimi röportajda dile getirdiğim için, yazıya pek az malzeme kaldı elimde. Yine de okuyun. Orhan Pamuk: “Biz şimdi kime âşık olacağız, kime baba diyeceğiz?” Kuyular kazılıyor, medeniyetin üzerindeki cilalar kazınıyor, dünyanın ve insan ruhunun derinlerine iniliyor… […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on February 9, 2016 · 4 Comments
Günışığı Kitaplığı’ndan çıkan “Ayasofya Konuştu” için röportaj yaptığımda, çocuklar ve gençler için yazı atölyeleri düzenlediğini anlatmıştı Füsun Çetinel. Etrafta yaratıcı yazma dersi veren çok kişi var ama içimde derslerde ne yaptıklarını izleme isteği uyandıran pek az. Bu bir furya ve geçecek gibi geliyor bana daha çok. Füsun Çetinel içinse böyle düşünmedim, röportajımızda derslerde yapmaya çalıştığı […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on February 9, 2016 · Leave a Comment
Biliyorsunuz, yaratıcı yazarlık tavsiyelerini seviyorum ve bu konudaki kitapları, ufuk açıcı, cesaret verici olduklarına inandığım sürece, destekliyorum. Sevmediklerim, edebiyatın ne olduğundan dem vurarak kafa ütüleyen, iç sıkıcı kitaplar… Okuyanda yazma arzusu uyandırmak yerine, yazmayı korkutucu bir şey haline getirdiklerini düşünüyor ve onlardan titizlikle uzak duruyorum. Parlak, heveslendiren örneklere ise bayılıyorum. Domingo Yayınları’nın çocuklar için yayınladığı […]
Read More