LANETLİ: Çirkin olduğunda daha güzelsin!
Epeydir okumak istiyordum Gregory Maguire’ın imzasını taşıyan “Lanetli”yi. Okuyunca gördüm ki, kötüler değişmiyor. Katıksız iyilerse masallarda bile yok artık. Öpüşmenin sonu hep kan revan… Çirkin olduğunda daha güzelsin! Gregory Maguire imzalı bir kitapta rastladım ona. Epeydir okumak istiyordum zaten adı “Lanetli” olan bu kitabı. Gerçekte zayıf ve korkak bir adamdan başka bir şey olmayan ama […]
Read MoreSEZYUM: “Jules Verne’in hastasıyım, kinin alsam geçer mi?”
“Şu aralar hayatta kalabilmeye gülüyorum…” Ne şahane cümle, öyle değil mi? Kaan Sezyum’la bu okuyacağınız röportajı iki hafta kadar önce Kadıköy’ün yeni buluşma mekanı Brasserie Bomonti‘nin açılış gecesinde yapmıştım. Ama araya bi’ sürü şey girdi… İlkin ufak bir seyahate çıktım, ardından canım kedilerimden Paytak hastalandı… Ben çok üzülürken ve evle veteriner arasında koştururken de Sezyum röportajı […]
Read MoreNeslihan Elagöz yazdı: Kendimizi nasıl yitirir, nasıl buluruz?
“Bence herkes (çünkü bazı kitapların okuyucu kitlesi gerçekten “herkes”tir), her seansta terapistine tüküren ve el hareketi yapan bir çocuğun, etrafındaki herkesi kendinden uzaklaştıracak ve hatta analistinin bile gözünü açık tutmasına engel olacak denli evrensel sıkıcılığa sahip bir adamın, evinin kapısına her gelişinde içeride onu beklediğine inandığı bir teröristten korkan yalnız bir kadının hikayesinin içine kendinden […]
Read MoreÖpüşmenin sonu hep kan revan…
Oysa huzur uzaklarda bir yerde. İyi biliyorum, zira kafamın içinde her daim bir harp ve sulh hali… LANETLİ: Çirkin olduğunda daha güzelsin! Öpüşmenin sonu hep kan revan… “Madem hayat bir kaltak, bari ben de öyle olayım” diyor en sevdiğim ‘Batman’ filminin en sevdiğim kahramanı Selina Kyle, nam-ı diğer Kedi Kadın. Ve vahşi bir intikam duygusuyla ortalığın […]
Read MoreArtık Tanpınar’ı dinleyebilir, Tolstoy’u seyredebilirsiniz
Ahmet Hamdi Tanpınar nadir ses kayıtlarından birinde (belki de tek olanında) Yahya Kemal’i anlatıyor. Lev Tolstoy’sa nadir film parçalarından birinde hayatının son birkaç yılını izlememize izin veriyor. Ahmet Hamdi Tanpınar: “İlahi sabırsızlığın başka ellere geçmesi mukadderdi” Yaşasın! Ahmet Hamdi Tanpınar’ın nihayet bir videosunu değil ama ses kaydını buldum, çok mutluyum. Zaten anladığım kadarıyla Tanpınar’ın tek […]
Read MoreHannah Arendt ve “insan hakları” sorusu
“14 yaşındaydım, İsrail’deki Holokost müzesi Yad Vashem’i ziyaret ediyorduk. Gördüklerime ve duyduklarıma inanamıyordum, henüz masumiyetini koruyan zihnimse bu olayın gerçekliğini kabullenemiyordu… Avrupa’nın tam ortasında yaşanan bu felakete tüm dünya neden sessiz kalmıştı? Kampların yerini tespit etmek, insanları oradan kurtarmak bu kadar mı imkansızdı? Safça şu soruyu sorduğumu hatırlıyorum İsrailli rehberimize, ‘Peki ya insan hakları?’ O […]
Read MoreAhlaki bir ikilem: Hitler’in kazağını giyer miydiniz?
Rolf Dobelli’nin Hatasız Düşünme Sanatı adlı kitabında, tekrar tekrar tuzağına düştüğümüz “en sinsi düşünce hataları” mercek altına alınıyor. Ve bize çok acayip gelen bazı soruların cevaplarını veriliyor. Mesela… Kendi bilgimizi neden sistematik olarak gözümüzde büyütür ve neden diğer insanları olduklarından daha aptal sanırız? Neden bir şeyi, sırf milyonlarca insan doğru buluyor diye olduğundan daha doğru sanırız? Neden yanlış […]
Read MoreGoethe şeytan çıkarıyor: GENÇ WERTHER’İN ACILARI
Johann Wolfgang von Goethe için Genç Werther’in Acıları bir iç savaşı, doğrudan kendi içindeki iyilik-kötülük mücadelesini simgeliyordu. Genç, hararetli, huzursuz yıllarına bir veda niteliği taşıyan bu romanda dile getirdiği şey aslında kendi arınma arzusuydu. O da tıpkı kahramanı gibi Charlotte adlı evli bir genç kadına umutsuzca âşık olmuş, reddedilmişti. Kısmen utanç, kısmen suçluluk hissediyordu. Bu yüzden kahramanının hikayesini […]
Read MoreArnaldur Indridason: “Yazarlığı Hitchcock filmlerini seyrederek öğrendim”
Geçtiğimiz yıllarda birçok önemli ödül kazanan ve Guardian gazetesinin halihazırda var olan en iyi 10 polisiye yazardan biri saydığı İzlandalı Arnaldur Indridason’ın kitapları bizde de Doğan Kitap etiketiyle yayınlanmaya başladı. Ben de yazara hiç suç işlenmeyen, hatta cinayet olaylarına rastlanmayan bir yerde yaşayıp suç ve kötülük üzerine yazmanın nasıl bir şey olduğunu sordum. Arada alışılmadık bir […]
Read MoreYeni bir ülkeye, yeni bir dile ve yeni kitaplara alışmak
ON8’den çıkan Çıplaklar’ın yazarı Iva Procházková’nın bir röportajından parçalar. Bir bölümde, zamanında siyasi sebeplerle ülkesini terk ettiğinde kitaplarından da ayrılmak zorunda kalışını ve bunun sonradan ona nasıl bir özgürlük alanı açtığını anlatıyor. Kitaplarından ayrılamayacağını düşünen benim için bunu okumak bir parça ürkütücü ama yine de enteresan bir deneyim oldu, size de tavsiye ederim. Gülenay Börekçi “Ah, […]
Read MoreHiçbir ressam can sıkıntısından ölmedi, kesin bilgi!
Elizabeth Lunday’in Büyük Sanatçıların Gizli Hayatları adlı kitabını okuduktan sonra resim sanatına farklı gözle bakmaya başlayacaksınız. Hatta hiçbir müze gezisi sizin için durağan ve sıkıcı olmayacak. Lunday’e göre hiçbir dahi ressam can sıkıntısından ölmedi. Zira hepsi de büyük sanatın doğduğu yerde, kaosun tam kıyısında yaşamıştı… Hiçbir ressam can sıkıntısından ölmedi, kesin bilgi! Elizabeth Lunday’in Büyük […]
Read More











