Arnaldur Indridason: “Yazarlığı Hitchcock filmlerini seyrederek öğrendim”
Geçtiğimiz yıllarda birçok önemli ödül kazanan ve Guardian gazetesinin halihazırda var olan en iyi 10 polisiye yazardan biri saydığı İzlandalı Arnaldur Indridason’ın kitapları bizde de Doğan Kitap etiketiyle yayınlanmaya başladı. Ben de yazara hiç suç işlenmeyen, hatta cinayet olaylarına rastlanmayan bir yerde yaşayıp suç ve kötülük üzerine yazmanın nasıl bir şey olduğunu sordum. Arada alışılmadık bir […]
Read MoreYeni bir ülkeye, yeni bir dile ve yeni kitaplara alışmak
ON8’den çıkan Çıplaklar’ın yazarı Iva Procházková’nın bir röportajından parçalar. Bir bölümde, zamanında siyasi sebeplerle ülkesini terk ettiğinde kitaplarından da ayrılmak zorunda kalışını ve bunun sonradan ona nasıl bir özgürlük alanı açtığını anlatıyor. Kitaplarından ayrılamayacağını düşünen benim için bunu okumak bir parça ürkütücü ama yine de enteresan bir deneyim oldu, size de tavsiye ederim. Gülenay Börekçi “Ah, […]
Read MoreHiçbir ressam can sıkıntısından ölmedi, kesin bilgi!
Elizabeth Lunday’in Büyük Sanatçıların Gizli Hayatları adlı kitabını okuduktan sonra resim sanatına farklı gözle bakmaya başlayacaksınız. Hatta hiçbir müze gezisi sizin için durağan ve sıkıcı olmayacak. Lunday’e göre hiçbir dahi ressam can sıkıntısından ölmedi. Zira hepsi de büyük sanatın doğduğu yerde, kaosun tam kıyısında yaşamıştı… Hiçbir ressam can sıkıntısından ölmedi, kesin bilgi! Elizabeth Lunday’in Büyük […]
Read MoreÇocuk kitaplarında sevmediklerimiz: “Yaz kızım! O gün yine kraliçeymişsin…”
“Masamın üzerinde bir süredir sırasını bekleyen bir çift kitap duruyor. Biri pembe biri mavi. Çocukları yazmaya teşvik etmek gibi güzel bir amaca hizmet etse de, kabul edilemez bir ayrımcılığa da götürüyor onları: Kızlar ve Erkekler İçin Yaratıcı Yazma!” “Tıpkı cinsiyet ayrımcılığı gibi, konu başlıkları da keskin bir bıçakla ikiye ayrılmış. Erkekler İçin Yaratıcı Yazma kitabına bakılırsa, […]
Read MoreFigen Şakacı: “Çocukken kolay küser, yetişkinlikte kolay kırılırız”
İlk romanı 80’lerde geçen Bitirgen’de Figen Şakacı nevi şahsına münhasır kahramanı Hayriye’nin çocukluğunu anlatmıştı. Şimdi devam kitabı Pala Hayriye geldi. Bu kez hikaye 90’larda geçiyor ve Şakacı kahramanının elinden tutmayı, en mahrem anlarında onun yanında durmayı sürdürüyor. Peki ama kim bu Pala Hayriye? İnce, nazlı, nazenin kadınlardan sayılmaz, bu dünyaya kadın olarak gelmiş bile değil sanki. […]
Read MoreBir kartalın kanat çırpışı eşliğinde ANADOLU BREAK
İstanbul’dan Kars’a doğru yola çıkıyoruz. Orada dünyaca ünlü dansçı ve koreografımız “Amigo” lakaplı Kadir Memiş ve yönetmen Taylan Mutaf‘la buluşacak, çok özel bir projeyi konuşacağız. İkili bir süredir yanlarına kalabalık bir ekibi de alarak Anadolu’yu dolaşıp çeşitli yörelerden breakdance’la harmanlayabilecekleri halk oyunlarını belirliyorlar. Daha sonra dünyanın en ünlü birkaç breakdance yıldızını davet ederek projeyi bir […]
Read Moreİşte hakiki “yeraltı” edebiyatı
Soma’da atıyor kalplerimiz günlerdir. Keder ve öfkeyle filmi geri sarmayı hayal ediyoruz; boşuna elbette. Ama filmi geriye saramasak da biraz geriye, “literatüre” bakabiliriz. Hazır mısınız? Dünyanın açık ara en tehlikeli, en ölümcül mesleği madenciliğin edebiyattaki yansımalarına bakıyoruz… “Madenciler zaman yolcularıdır” İlk örnek bir çocuk kitabı… İngiliz romancı David Almond sayısız ödül kazanmış ve bizde Günışığı Kitaplığı tarafından […]
Read MoreSylvia Plath’in insanı sersemleten dürüstlüğü
Büyük şair ve yazar Sylvia Plath sadece otuz yıl yaşadı ve bu otuz yıla fırtınalı bir hayat, unutulmaz eserler sığdırdı. 1963 yılında hayatına kendi eliyle son vermesinden sonra eşi Ted Hughes‘un büyük kısmını sansürleyerek ilk kez yayımlattığı Günlükler, yıllar sonra özgün haliyle yayımlanmıştı. Kırmızı Kedi Yayınları‘nın yayınladığı yeni versiyon da zaten bu ikinci versiyon. Sylvia Plath’ın hayatının […]
Read MoreSylvia Plath & Ted Hughes: Yakıcı, yıkıcı, kanlı bir aşkta ilk karşılaşma
“… sonra birden dudaklarıma yapıştı ve güneşten ve fazla sevilmekten yıpranmış ve benzerini asla bulamayacağım saç bandımı, o çok sevdiğim kırmızı saç bandımı ve en sevdiğim gümüş küpelerimi zorla çekip aldı: hah, bunlar bende kalsın, diye böğürdü. Boynumu öperken yanağını uzun uzun sertçe ısırdım, odadan çıktığımızda, yüzünden kanlar sızıyordu. Onun şiiri, “I did it, I.” Böylesi […]
Read More“Hepimiz kendi masallarımızın kurbanlarıyız…”
“Benim hep Rapunzel gibi bir kulem oldu. Kapısız, yüksek duvarlı. Ve mutluydum orada. Sonra bir gün, biri girdi içeri. Rapunzel masalını dinleyerek büyüdüğüm için ‘O’ sandım, beni kurtaracak sandım. Meğer zorla yükledim ona bu görevi, o hiç istemezken. Ama sanırım zamanla o da sevdi bu oyunu. Beraberce yıktık kulemi, her seferinde daha güçlü darbelerle. Kuledeki […]
Read MoreOylum Yılmaz: “Fantastiğin sansürü yoktur!”
Şunu okur musunuz lütfen: “Fantastiğin edebiyatın kötü çocuğu olması boşuna değil. Burada bir yanıyla tatlı, bir yanıyla da çok tehlikeli bir oyun vardır. Basit bir peri masalı gibi görünen bir metin, insan ruhunun erginlenme sürecine ışık tutar mesela. Ya da korkunç bir kan emici hayallerinizi süsleyen bir kahramana dönüşür. Sistemin bize gerçek, doğru, dürüst, iyi […]
Read MoreArtemisia Gentileschi: Ruhun gizli yaralarından bir kar tanesi
Artemisia Gentileschi 17. yüzyıl başında yaşamış gerçek bir şahsiyet, resim tarihine geçmiş az sayıdaki kadın ressamdan biri (1593-1651). Bugün Caravaggio’dan sonraki ressamlar kuşağının en önemli temsilcisi kabul edilen Gentileschi’nin resimleri hâlâ bakanı derinden etkiliyor. Dönemin diğer ressamlarının aksine fazlasıyla ateşli, yoğun, şiddetli tablolar onunkiler. En ünlüsü 1614 tarihli “Judith Holofernes’i Katlediyor”. Gentileschi güçlü ama incitilmiş […]
Read More










