Tutunduğun anlamlar uğruna neyini verirdin?
“Kızmaya değer şeyler olacaksa, sevinmeye değer şeyler de olacaktır. Sevinmeye değer şeyler olacaksa, demek ki o şeylerin de bir anlamı olacaktır. Ama öyle şeyler yok bu dünyada!” Sesini bir ton daha yükseltip “Birkaç yıl sonra hepiniz ölecek, unutulacak ve hiçbir şey olacaksınız; onun için, kendinizi buna bir an önce alıştırmaya bakın!” dedi. İşte o an, […]
Read MoreTürk yayıncılığında SEKS ve diğer derin mevzular
Aman yarabbim! Cumhuriyet kurulduğundan beri İstanbul matbaalarında neler basılmış neler. Kâh tamamen bir kişisel gelişim başlığı olarak, kâh inceden bir edebî kisveyle süslenerek, kimi zaman da tamamen sağlık ve tıp yayınına dönüşerek… Bugün kitapçı raflarında görmeyi hayal bile edemeyeceğimiz nice kapaklar, başlıklar, konular geçmiş okurun önünden. Hepsi, hepsi burada… Başar Başarır bu kez yayın dünyamızın en […]
Read MoreMilan Kundera + Tony Montana + Yalan + Gerçek
Brian de Palma’nın Scarface filminde Tony Montana “Ben yalan söylerken bile doğruyu söylerim” diyordu. Belki de asıl mesele doğruyu söylerken bile yalan söylemektir! Çünkü hem daha kârlı hem daha eğlenceli… Kim söylüyor bunu? Omelas’a Yamuk Bakamayanlar yazısıyla hatırlayacağınız İsmail Yaprak… Peki Milan Kundera‘yla ne ilgisi olabilir bütün bunların? Eh, İsmail’in yazısını okuduktan sonra kendiniz karar verin. […]
Read MoreKayıp “espri” defterlerim ve Mensa fahişeleri
Mensa fahişelerini duydunuz mu? Rivayet bu ya; kendileri karşılaştırmalı edebiyat doktorası yapmış bir hanımın genelevinde çalışan güzel ve pek entelektüel birkaç kızmış. Müşterilerin entelektüel şehvetlerini doyuruyorlarmış. Mesela adamlar orada, “kafası çalışan” bir fahişeyle Dostoyevski yahut Proust tartışabiliyorlarmış. Fazladan 200 dolara kıyarlarsa, Chomsky’nin dil kuramını çürütecek kızlarla bile sevişebiliyorlarmış. Kime göre? Öykülerini filmlerinden bile daha çok sevdiğim […]
Read MoreFantastik başyapıtları: Kim korkar ejderhalardan?
Fantastik edebiyat olmasaydı eğer; mitler, masallar, efsaneler… Özgür, gerçekten özgür bir edebiyattan da söz edemezdik… Çünkü hayal kurmak ne kadar özgürleştiriyorsa benliğimizi, fantezi de o ölçüde özgürlüğün peşindedir. Hayal kurmak ne denli uzaklaştırıyorsa bizi gerçeklerden ve hayattan, işte fantezi de ancak o denli kaçış edebiyatı yapıyor demektir. İlk Bahçeyazı’da yayınlanmıştı bu yazı. Fantastik edebiyatın içinden […]
Read MorePala Hayriye ya da bir kadının varlık arayışı
Genç bir kadın evden kaçıyor, kalın fitilli kadifesi kirden üzerine yapışmış, kaşı-bıyığı gür Pala Hayriye bu… Figen Şakacı, doksanlı yıllarda üniversiteye başlayan Hayriye’nin kırklı yaşlara kadar yaşadıklarını anlatıyor. Pala Hayriye, neşeli, meydan okuyan, direnen bir kadının hikâyesi… Ve Figen Şakacı, Bitirgen adını taşıyan ilk romanıyla başladığı büyüme hikâyesine Pala Hayriye’yle devam ediyor. “İstanbul’un göbeğinde bir […]
Read More50 “gerçek” kahraman ve tuhaf alışkanlıkları
Bir kitap. İsmi çok güzel: Ressamlar, Yazarlar, Düşünürler, Hayalciler: 50 Ünlü Kahramanımız ve Tuhaf Alışkanlıkları. Yazarının ismi enteresan: James Gulliver Hancock. Ayrıntılarsa, aşağıda… Gönderen arkadaşım Dilara Mavili’ye teşekkür ederim :) 50 “gerçek” kahraman ve tuhaf alışkanlıkları New York ve Sydney’de yaşayan illüstratör James Gulliver Hancock, Artists, Writers, Thinkers, Dreamers: Portraits of 50 Famous Folks & All Their […]
Read MoreEfkâr Karması / Fırat Demir: “Öte Geçeler” için 13 şarkı
Çok sevgili Fırat Demir, 160. Kilometre’den çıkan ikinci şiir kitabı “Öte Geçeler”le okur karşısında. Kitaptaki şiirleri “yolda” yazmaya başlamış. “Otostopla Doğu’yu geziyor ve bindiğim her arabaya bir önceki arabanın şoförünün adını veriyordum. Ve her arabaya kendimi başka türlü tanıtırken aslımı, gerçekte kim olduğumu unutmamak için zihnimde çok sevdiğim albümleri, müzisyenleri, şarkıları tekrarlıyordum” diye anlatıyor. Anlayacağınız, […]
Read MoreMurat Gülsoy’dan “Gölgeler ve Hayaller Şehrinde”
Murat Gülsoy’dan Osmanlı’nın çalkantılı bir dönemindeki toplumsal histerinin, bir akıl tutulmasının romanı: Gölgeler ve Hayaller Şehrinde… Önce kimin hazırladığını çok merak ettiğim bu şahane animasyon videoyu seyredin, sonra okumaya başlayın… Bana öyle geliyor ki bu romanı önümüzdeki dönemde çok düşünecek, çok konuşacak, tartışacağız… “Babamın ölürken yazdığı satırlar, adamotunun çığlığından başka ne ki!” “Onları kıskanıyorum. Kendinden […]
Read MoreAşk neden acıtır?
“Eva Illouz’un Jaguar Kitap’tan çıkan Aşk Neden Acıtır adlı bu kitabını kadınlara tavsiye etme sebebim, yanlış insanı seçtikleri için ya da çok fazla sevdikleri için sürekli kendilerini suçlamaya zorlanmalarının kültürel yanını görmelerini sağlamak. -Çünkü yazar göstermiş.- Kitabı erkeklere tavsiye etme sebebim ise, kimyasal bir durumun etkisini en aza indirgemeye gayret ederek kendi üzerlerindeki kontrolü sağlamlaştırmaya […]
Read MoreProust’tan Salinger’a iştah açan -veya kapatan- yemekler
Tasarımcı ve yazar Dinah Fried’ın Fictitious Dishes: An Album of Literature’s Most Memorable Meals (Kurmaca Yemekler: Edebiyatın En Hatırlanan Yemeklerinden Bir Albüm) adlı kitabını yine önce Maria Popova’nın Brainpickings’inde gördüm. Bakmasam olmazdı. Fried tasarımcılık ve yazarlığın dışında fotoğrafçı ve aşçıymış aynı zamanda. Bu gördüğünüz yemekleri de zaten o pişirmiş, sofra düzenlerini falan o tasarlamış. Proust’tan […]
Read More1 Mayıs 1977: Kızgınlık, kırgınlık ve pişmanlık
Bir Gabriel Garcia Marquez ve Kırmızı Pazartesi örneği daha… Araştırmacı yazar Korhan Atay Metis Yayınevi’nden çıkan 1 Mayıs 1977 adlı kitabı için olaylara bizzat tanık olmuş 13 kişiyle röportaj yaptı. Atay, 1 Mayıs 1977 Katliamı’nı Gabriel Garcia Marquez’in Kırmızı Pazartesi romanında anlattığı hikayaye benzetiyor. Herkesin korktuğu, bildiği ama bir yandan da neredeyse beklediği bir felaket… Kırmızı […]
Read More










