Egoist okur

Elif Köksal: “Himalayalar’da her an, her şey olabilir…”

Katmandu’da duyguları açığa vurmak ayıp, kızgınlık göstermekse karakter zayıflığı. Başkasını üzecekse doğruyu söylemek terbiyesizlik, teselli edici yalanlar bulmak lazım… Bunları 1997-2008 arasında Nepal’in başkenti Katmandu’da yaşayan ve Katmandu’da Ev Hali adlı kitapla okur karşısına çıkan Elif Köksal anlatıyor. Rivayete göre, 100 yıl önce Nepal’in dağlarında kaybolan bir Amerikalı seyyah varmış. Yıllar sonra geri döndüğünde sonsuz gençlik […]

Read More

Utanç

“Boncuk artık o handan bozma apartmanın girişinde ya da otelde kalıyor, gün doğunca dolaşıyor, ganyancıdan çıkıp döviz bürosunda turluyor, gişelerdeki memurlarla selamlaşıyor, dövmecide serinliyordu. Yemek ikramınız karşısında gözleriyle konuşur, sohbetin bölünmesine izin vermez, siz uzaklaştığınızda sessizce elini sürer ve yerine çekilirdi. Sokaktaki kedi dışında herkesin sevgilisiydi. Arada onu sevenlere göz süzüp arsızlık yapmasa ona da aldıracağı […]

Read More

Hey, Alfred, Agatha, Edgar ve Allan; orada neler oluyor?

En sevdiğim polisiye yazarı Agatha Christie’yle en sevdiğim ürperten filmlerin yönetmeni Alfred Hitchcock bir arada. Kader onları bir biçimde buluşturmuş. Uslu durmuyor, çeşit çeşit maceralar yaşıyor, bu arada da etraflarındaki sır perdelerini ortadan kaldırıyorlar. Üstelik bunu sinemayla, edebiyatla, korkuyla ve polisiyle zerrece alakaları yokken, henüz ikisi de minicik birer çocukken yapıyorlar. Bütün bunlar İspanyol yazar Ana […]

Read More

Tanrı çocuklardan konuşur

“Tanrı rüyalarda seslenir, vicdandan konuşur biliyorum. Ne zaman gün ortasında çarmıha çekilsem anımsatıyorum bunu kendime. Kızlarınıza ve oğullarınıza bakın… Ne zaman çarmıha çekilirseniz ve babanız ders niyetine de olsa gelmezse yardımınıza, dünyanın bütün kızlarına ve oğullarına bakın, onları görün, dinleyin, onların küçük adımlarını izleyin. Babanız gelmese bile çocuklar gelecektir…” Tanrı hiç beklemediğiniz yerde ve anda […]

Read More

Nermin Yıldırım: “İlk yaradır en sağlamı, kalbe paslı çiviyle çakılanı…”

“Yirmi beşinde, otuz beşinde, kırk beşinde ve elli beşinde, hep bu merdivenlerdeki haline benzeyeceksin. İlk yaradır çünkü en sağlamı, kalbe paslı çiviyle çakılanı. İlk yarandır seni büyüten. İnsan nasıl benzerse ellerinde büyüdüğü annesine, sen de yarana benzeyecek; ne zaman kalbin kırılsa, bu merdivenlere geri döneceksin.” Unutma Beni Apartmanı, Rüyalar Anlatılmaz ve Saklı Bahçeler Haritası adlı romanların yazarı Nermin […]

Read More

Kaan Koç: “Şiir, kitaplar dışında her yerdedir!”

Şair ve yazar Kaan Koç, Yalnızlar Mektebi, Aykırı Akademi ve Ot Dergi’de yazıyor. Ama Yalnızlar Mektebi’yle ilişkisi farklı. “Orada çok güzel insanlarla tanıştım. Maddi-manevi bütün şartlarını zorlayarak bir fanzin çıkartma heyecanını, onu yaşamayanlar pek anlayamaz. İş bir yerden sonra hayat memat meselesine döner. Arkasına maddi destek almadan çıkmaya çalışan dergiler de öyledir. Bu yüzden Yalnızlar Mektebi’nden çok […]

Read More

Yaralama sanatı

Semih Büyü 24 yaşında. İstanbul Üniversitesi’nde öğrenci. Dört yıl boyunca siyasi yazılar yazdı, yine de edebiyat hep hayatındaydı. Bazı dergilerde kitap eleştirileri de çıktı.  Diyor ki, “Edebiyat üzerine yazacak kadar yetkin değildim ama artık buna yoğunlaşmaya karar verdim…”  Semih bundan sonra yazılarıyla Egoist Okur’da olacak. İlk eleştirisi de Seray Şahiner’in Antabus adlı ilk romanına dair. “Seray Şahiner’in […]

Read More

Bu kitabı okumamamış olmak cinayet: “Ağlama Duvarı”

Nâzım Hikmet, gazeteci yazar Reşad Enis’in “Afrodit Buhurdanında Bir Kadın” romanı için “Türk edebiyatının temel taşı” demiş. Halide Edib, “Toprak Kokusu” için “Steinbeck’in Gazap Üzümleri’nden daha güçlü bir eser”; “Despot” (1957) romanı için de “Dünya çapındadır” yorumuyla övgülerini dilegetirmiş. Attila İlhan, iki uzun hikaye yazabilmiş bir züppeye “büyük romancı” derken Reşad Enis okumamış olmanın adeta […]

Read More

Dünyayı istiyorsan OKUYAN bir kızla çık!

“Okuyan bir kız bul. Bunu çantasında her zaman okuduğu bir kitabı olmasından anlayabilirsin. Kitapçıda, sevgiyle raflara bakan ve aradığı kitabı bulduğunda sessizce çığlık atandır o. Sahafta, eski bir kitabın sayfalarını koklayan fıstığı gördün mü? İşte o okurdur. Hele sayfalar sararmışsa kesinlikle dayanamazlar. (…) Ona bir kahve ısmarla. Murakami hakkında ne düşündüğünü söyle. Alice’i seviyor mu yoksa Alice […]

Read More

İhsan Oktay Anar’ın yayınlanmış ilk öyküsü: RABNUMA

Geçenlerde Friendfeed aracılığıyla bir tartışmaya rastladım. Üstad İhsan Oktay Anar’ın yayınlanmış ilk öyküsü Rabnuma’ya dairdi. Morköpük Dergisi’nin Oyun Özel Sayısı’nda çıkmış, hem de 1985’te. Bilen biliyordur, Anar bundan sonra başka öykü yayınlamamış. Özgür Uçkan şöyle diyordu:  “Fi tarihinde bu dergiyi çıkarıyorduk bir grup genç. Oyun kavramı üzerine bir özel sayı hazırlamaya karar verdik. İhsan Oktay Anar, üniversiteden […]

Read More

Sinem Sal: “Dünya belki gerçekten kötü bir yer ama hayat değil!”

“Zannedersem Tek Eksiğimiz Aşktı adlı son şiirde karakter kendi ölümüne, kıyamete ve ahiret gününe şahit oluyor. İnsana duyduğu aşk sona eriyor ve Kur’anda yazıldığı gibi tüm organları dile geliyor… Aslında yalnızca kalbi. O şiirde Allah’ın susması, var olmadığı anlamına gelmiyor, aksine… O yüzden zaten ‘Kalbim Ziggurat’ adıyla geçiyor karakter. Aşk, Babil Kulesi gibi. Yeri ve göğü […]

Read More

Hayaletli evlerin yeni ev sahibi Murat Başekim

Bir süredir Twitter’da Abandoned Pics diye bir adresi takip ediyorum. Dünyanın dört bir yanından terk edilmiş evlerin, alışveriş merkezlerinin, hastanelerin, okulların, otellerin, lunaparkların; bilumum metruk mekanın fotoğraflarını yayınlıyorlar. Bu mekanlar bana güzel geliyor. Her biri başka bir şahane hayalet hikayesinin ilhamı gibi oluyor. Takılıyorum işte, uyumadan önce mutlaka yeni ne koyduklarına bakıyorum. Daha önce burada sözünü […]

Read More

Ateşin etrafında toplanıp masallar anlatalım…

“Ateş” ne yazık ki gerçek değil ama sanki hep orada… Şifâhen Masallar’ın kurucusu masal âşığı yazar Beyza Akyüz. Ayda bir kez İstanbul’un başka bir semtinde masal geceleri düzenliyor. Geçen hafta Çengelköy Açıkhava Sineması’nı kapattılar mesela… Dileyen herkes bu gecelere katılarak daha önce hiç görmediği, tanımadığı insanlara anılarını, deneyimlerini, hikayelerini; bildiği veya yarattığı masalları anlatıyor. Tıpkı […]

Read More

“Ursula K. Le Guin ne yazsa okurum”

Gazeteci Haluk Kalafat çok eski arkadaşım. Dünyanın en tatlı, eğlenceli, dürüst ve akıllı adamlarından biri… Ayrıca iflah olmaz bir kitap tutkunu… İyi edebiyattan anlar. Çizgiroman, polisiye ve fantastiğe de meraklıdır. Onunla yıllar önce Picus dergisinde beraber çalışmıştık. Haliyle işten eve dönüş yolculuklarında vapura bindiğimizde en çok kitaplardan söz ediyorduk. Haluk, Ursula K. Le Guin hayranıydı. […]

Read More

Ayfer Tunç: “İnsan bir uçurumdur!”

Hayatı “yolcu” olarak yaşamak isterken baba mirası otelin işletmecisi ve ailesinin “reisi” olmak zorunda kalan Mürşit’in hikayesi bizim de hikayemiz aslında, çünkü içinde yaşadığımız “duygusal taşlaşma çağı”nda hepimizin içinde ara vermeden sızlayan  keskin bir ağrı var… Hayranlıkla sevdiğim ve edebiyatımızın en önemli isimlerinden biri saydığım Ayfer Tunç, Mürşit’in ağrılarıyla birlikte başka ağrılardan da söz ediyor bize ve toplumsal geçmişimizle hesaplaşmamıza […]

Read More