Çocuklar için harika bir macera: En kahraman kirpi bizim KİPRİ
Bazı kitapları karıştırmaya başladıktan sonra bir bakmışsınız ki son sayfaya gelivermişsiniz. İşte Kipri benim böyle bir vapur seyahati sırasında aşık olduğum kitaplardan. Lumpi Lumpi: Mavi ejderhanın sırtında Yunuslara özgürlük! Anlatayım… Mahallede bütün kirpilerin gitmeye can attığı bir park vardı. Parkın önündeyse vızır vızır işleyen bir cadde… Ah ne zordu caddeden karşıya geçmek! Arabalar, bisikletler, kamyonlar, […]
Read MoreEfkâr Karması / Ece Dorsay: Kırık kalplere şahane şarkılar
Ece Dorsay’ı biliyorsunuz. Yürek yakan bir müzisyendir. Dahası çocukluk kahramanım Atilla Dorsay’ın kızıdır. En önemlisi sevilesi bir insandır. İşin tuhafı, onunla henüz tanışmıyoruz. Yani birbirimizi hiç görmedik. Ama uzun süredir arkadaşız. İnternet üzerinden… Yakında nihayet görüşebileceğimizi hissediyorum. Egoist Okur için Ece’den de bir “Efkar Karması” istemezsem içim rahat etmezdi. İyi ki yapmışım. Öyle güzel şarkılar […]
Read MoreBİR ZAMANLAR İNTERNET: 19. yüzyılda chat yapmıyorlar mıydı sanki?
Güneşin altında ve internette gerçekten de yeni bir şey yok, her şeyin bir eski versiyonu aranırsa mutlaka bulunuyor. İnanmayacaksınız ama internetin kendisinin bile… Bir Zamanlar Dizisi BİR ZAMANLAR İNTERNET: 19. yüzyılda chat yapmıyorlar mıydı sanki? Bir Zamanlar Teknoloji bölümündeki yeni örnek, Tom Standage’ın The Victorian Internet adlı kitabından. Standage, 19. yüzyılın ikinci yarısında geliştirilen ve […]
Read MoreEfkâr Karması / Mehmet Said Aydın: Türküler Eylül’e yaraşır
“İçinde doğduğumuz ay ile aramızda hususi bir alaka oluyor sanki. Eylül, nereden bakarsak bakalım münbit bir ay; güz geliyor bir defa, yaz bitiyor. ‘Yazın bittiği her yerde söyleniyor’ sonra, Eylül’ün içinde yaşanan mezalimler akla geliyor, 80 yılı hiç unutulmuyor elbette. Ben de, o saçma günde, ama neyse ki aynı yıl değil, doğuyorum ‘uzak memleket’lerden birinde. […]
Read MoreJonathan Safran Foer: “Vejetaryen olmak kolay, zor olan sürdürmek!”
Ünlü romancı Jonathan Safran Foer’ın, et yemenin sakıncalarından bahsettiği Hayvan Yemek adlı kitabın yayınlanmasıyla birlikte, ortalık kelimenin tam anlamıyla karıştı. Et yiyenler, Foer’ın vejetaryenliği dayattığını söyledi. Vejetaryenler onu yeterince tavırlı davranmamakla suçladı. Üretici firmalarsa, yazarın aslında pek de yolunda gitmeyen ekonomiye bir çeşit saldırı girişiminde bulunduğunu öne sürdü. Ben bile Egoist Okur’daki Hayvan Yemek yazısı […]
Read MoreAsrın gerzeği: Paulo Coelho, James Joyce’tan iyiymiş!
Nezaketsiz başlığım için kusura bakmayın ama kendimi tutamadım. Anlatayım… James Joyce’un Ulysses’i birçok eleştirmene ve okura göre, 20. yüzyılın en büyük başyapıtı. Kendi adıma hiçbir zaman baştan sona eksiksiz bir şekilde okuyamamış olmama rağmen romanı her elime aldığımda, şurasını burasını karıştırdığımda büyüleniyorum. Her sayfası ateşli, her sayfası oyuncaklı, her sayfası tatlı… Paulo Coelho’ya göreyse Ulysses, […]
Read MoreBİR ZAMANLAR QUORA: Gönül Abla’nın fena halde ciddi bir akademik versiyonu
Bir Zamanlar Teknoloji serisi daha ne kadar uzayabilirdi ki? Bir zamanlar Twitter dedik, Facebook dedik, Instagram dedik, Tumblr dedik… YouTube dedik… Şimdi de Quora çıktı başımıza. Güya yeni. Ama acaba gerçekten yeni mi? Bir Zamanlar Dizisi BİR ZAMANLAR QUORA: Gönül Abla’nın fena halde ciddi bir akademik versiyonu Facebook’tan ayrılan bir grubun kurduğu Quora, Türkiye’de henüz çok […]
Read MoreBİR ZAMANLAR iPAD: Gözde oyuncağınız 1968’de icat edilmiş olabilir mi?
Bir Zamanlar Teknoloji manyağı olduk hepimiz:) Geçenlerde bir blogda iPad‘in fikren aslında 1968’de, Arthur C. Clarke tarafından icat edildiğini okudum. Üşenmedim araştırdım. Clarke’ın ünlü romanı 2001 A Space Odyssey’deki ve tabii daha sonra Stanley Kubrick’in romandan uyarladığı filmdeki Newspad’ler eminim ilginizi çekecek. Bir Zamanlar Dizisi BİR ZAMANLAR iPAD: Gözde oyuncağınız 1968’de icat edilmiş olabilir mi? […]
Read MoreGüneşte iş yapıp gölgede yazı yazmayı seçen bir adam: Uğurcan Ataoğlu
Uğurcan Ataoğlu, Türkiye’nin en büyük reklam ajansının kreatif direktörü. Ama şimdi karşımıza yarattığı reklamlarla değil, yazar olarak çıkıyor. Diyaloglardan oluşan romanı “How Are You Bob?”, yaratıcı sürecin bir reklamcı için nasıl işlediğini, fikirlerin nereden, nasıl gelip realize olduklarını anlatıyor. Uğurcan Ataoğlu’nın Instagram acount’u Hemingway, Faulkner, Adalet Ağaoğlu ve Tomris Uyar da reklam yıldızı olmuştu Güneşte […]
Read MoreBiri “Seni seviyorum” dediğinde, doğruyu söylediğinden nasıl emin olabiliriz?
“Biri ‘Seni seviyorum,’ dediğinde, gerçekten söylediği gibi hissettiğinden nasıl emin olabiliriz? Kimsede sözcüklerin doğruluğunu ölçen bir yalan makinesi, itiraf edilen aşkın içtenliğini tartan bir cihaz yoktur! Ama gayet iyi ölçülebilen bir şey vardır: Davranışların içtenliği. Yalnızca bir dostu görmek için dört saat tren yolculuğu yapmak, hasta olduğu için günlerce birinin başında beklemek, partiye gidecek arkadaşına […]
Read MoreBu dünyada bir Johnsonlar var, bir de ötekiler…
“Bir toplum transseksüel çocuklarını kabul ettiği ölçüde sağlıklıdır. Onlara sahip çıkanlar kalplerinden altın bir nehir aktığını görürler. Siz bu açıdan çok şanslısınız,” diyen Antony yıllar önce gittiğim bir konserinde Türkiye’yi bir çeşit rüya ülke sanıyordu. Bugün de öyle mi bilmiyorum. Son konserine (2025) gidemedim. Dönüşüm sürecini tamamladığını, adının Anohni olarak değiştiğini ve hala çok çok […]
Read More











