Egoist okur

Hiçbir yemek sadece yemek değildir

Yeme-içme konularıyla her zaman ilgilenen Roland Barthes’a göre yediğimiz, içtiğimiz şeyler yalnızca besin değerleri ya da lezzetleri açısından değerlendirilecek bir ürünler toplamı değil; onlar aynı zamanda bir imgeler bütünü, bir iletişim sistemi; göreneklere, durumlara ve davranış biçimlerine dair birer sözleşme. Mesela… İşlerin büyük ölçüde yolunda gittiği bir akşam yemeği, başarı hanenize eklenecek bir artı puan […]

Read More

TUNA KİREMİTÇİ: “Yetişkinlerin de bakir gözlere ihtiyacı var”

Biliyorsunuz, Tuna Kiremitçi’nin yeni romanı Gönül Meselesi birkaç ay önce yayınlandı. Ve hemen ardından çocuklar için yazdığı masal kitabı da çıktı. Hayır, arkadaşım diye söylemiyorum ama arka arkaya iki kitap yayınladığına göre Tuna’nın üretken bir yazar olduğu kesin. Lakin bu iki kitap arasında bence dikkat çekici bir bağ da var. Şöyle ki… Gönül Meselesi, laik […]

Read More

Duvar resminden korkuyorlar!

Salt Beyoğlu’nda bir süredir bir sergi var. Adı, Duvar Resminden Korkuyorlar. Hikayesi şöyle: 8-11 Eylül 1980 tarihlerinde, Kuşadası Kültür ve Sanat Şenliği’nde toplanan sanatçıların duvar resmi yapmalarına izin verilmemiş. Onlar da hazırladıkları pankartlara “Duvar resminden korkuyorlar” yazmışlar. Serginin adı buradan geliyor. Biraz daha ayrıntı isterseniz… Sanatın toplum, ekonomi, emek ve siyasetle birebir ilişkisi ve sansür […]

Read More

Sezgin Kaymaz: “Romanı yazarken bir taraftan da meraktan ölerek okurum”

Ateş Canına Yapışsın, Sandık Odası, Zindankale, Geber Anne, Kaptanın Teknesi ve Uzunharmanlarda Bir Davetsiz Misafir gibi romanların yaratıcısı Sezgin Kaymaz 30 senelik bir spor adamı, hentbol milli takımının eski antrenörü. Türkiye Voleybol Federasyonu İcra Kurulu Koordinatörü olarak çalışmaya başlayınca hentbolu bırakmış. Gerçi dört ay önce voleybola da veda etmiş. Paralel yürüttüğü öteki işini, yani romancılığıysa aralıksız sürdürüyor. […]

Read More

Efkâr Karması / Nur Toprakoğlu: “Sınır tanımayan” şarkılar

Nur Toprakoğlu, “biraz” diye bir kavramdan habersiz görünen ve grileri olmayan özel bir kadın. Duygularını gizleyemeyen, zaten onları uçlarda yaşayan ve her zaman “neyse o” kalabilen insanlar vardır ya; onlardan biri. Sanırım benim kendisini sevme sebebim de bu. Bir de tabii çok eğlenceli olması, 20 dakikalık bir vapur yolculuğunu bile macera haline getirebilmesi…  Neyse işte, birkaç […]

Read More

Shakespeare yogası

Heidi E. Spear, New York ve Washington üniversitelerinde karşılaştırmalı edebiyat ve sahne sanatları eğitimi olan bir yoga hocası. Bir dönem Londra’da Shakespeare’s Globe Theatre’da da çalışmış. Bir yoga hocası Shakespeare üzerine farklı ne söyleyebilir diyorsanız, Hamlet ve Venedik Taciri’nden yola çıkarak yazdığı yazıyı okuyun. Ve sonrasında mutlaka üzerine düşünün. Hayatımızda önyargıların doğduğu noktayı, “öteki” kavramının […]

Read More

Beyaz Tavşan Birası

Beyaz Tavşan denince benim için akan sular durur. İnanmıyorsanız, buraya bakabilirsiniz. Dünyanın öteki ucunda, Avustralya’daki bir firma White Rabbit Beer, yani Beyaz Tavşan Birası’nın üretimine başlamış bile. Hem de ne kadar güzel, ruhlu, şakacı etiketlerle… En iyisi bakıp kendiniz karar verin. Yolunuz Avustralya taraflarına düşerse de, sınırlı sayıda üretilen bu biralardan iki şişe kapıp bana […]

Read More

Müzikte TANRI OSMANLI’YI KORUSUN trendi

Görünen o ki son yıllarda Batılı müzisyenler yüzlerini doğuya çeviriyor. Aralarında, Türk ve Osmanlı müziğinden etkilenenler de var, Bizans müziğini keşfedenler de… A Hawk and A Hacksaw grubu da onlardan biri. God Bless the Ottoman Empire (Tanrı Osmanlı İmparatorluğu’nu Korusun) adlı bir parçaları da var. Grubun kurucusu Jeremy Barnes’la bu şarkıyı ve Osmanlı müziğine neden […]

Read More

Hepimiz aynı oyunlarda yaralandık

“‘Bu sene bir tuhaflaştı havalar’ sohbetine malzeme verecek kadar tuhaf şeyler oluyordu havalarda” diyor Mahil Ünsal Eriş. Ben de diyorum ki bu sene bir güzelleşti öyküler. Hani, “İçime bir ad koyacak olsam Leyla derim, öyle güzelim.” Burcu Yıldızer bu kez Mahir Ünsal Eriş’in Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde kitabını yazdı. Hepimiz aynı oyunlarda yaralandık Bilirsiniz, […]

Read More

Hande Altaylı: “Hayatın asli görevi, seni hayal kırıklığına uğratmaktır”

Hande Altaylı’yla tanışıyoruz elbette, fakat uzun uzun konuşma fırsatımız olmamıştı. Egoist Okur için yaptığım bu röportaj vesile oldu. Hem yeni çıkan üçüncü romanı Kahperengi’yi konuştuk, hem de yazıyı, edebiyatı, sevdiği kitapları ve yazarları… Hakkında ne düşünüyorsun diye sorarsanız, onu sevdim. Öncelikle açık sözlülüğünü, lafı dolandırmadan söyleyeceğini söylemesini, sezgiselliğini, meraklı oluşunu, kendi içine bakmaktan çekinmemesini… Eşyalara […]

Read More

Yayın dünyasının kült starı anlatıyor

İnanın bana, yayın dünyasında ya da medyada çalışıp da Sayım Çınar’ı tanımayan tek bir kişi bile yoktur. Gazetelerin genel yayın yönetmenlerinden, ünlü edebiyatçılara, yayınevi sahiplerinden sayfa tasarımcılarına, çevirmenlerden dizgicilere, ne bileyim inanmayacaksınız ama çaycılara kadar herkesin Sayım’la bir hatırası, hikayesi vardır. Benim de var. Hangisini anlatayım, bilmiyorum. Cihangir yahut Tünel kahvaltılarımızı mı; Sultanahmet turlarımızı mı? […]

Read More

Tanıl Bora: “O roman bize postayla gelmişti; okuduk ve çarpıldık!”

İletişim editörlerinin en önemli özelliklerinden biri, son yılların en yeni, en parlak, en kendine özgü yazarlarını keşfetmiş olmaları. Haydar Karataş, Murat Menteş, Alper Canıgüz, Emrah Serbes, Sezgin Kaymaz. Sonra Hüseyin Kıyar, Barış Uygur, Mahir Ünsal Eriş. Arada Hakan Bıçakcı gibi kitapları önce başka yayınevlerinden çıktığı halde sonradan katılanlar. Tanıl Bora’yla röportajın bir bölümü bu yazarlara […]

Read More

İletişim Yayınları, 30. yılını okurlarıyla kutluyor

30. yaşını kutlayan İletişim, “Dünya klasikleri” ve “Modern klasikler” serilerinin editörlüğünü de yapan Orhan Pamuk’un yayınevi… Cemil Meriç’in Oğuz Atay’ın ve Sevgi Soysal’ın toplu eserlerini yayınlıyorlar. Birçok önemli eser ilk kez burada yayınlandı. İhsan Oktay Anar’ın romanları ya da Emrah Serbes’in Behzat Ç. polisiyeleri gibi… Hasan Ali Toptaş, Haydar Karataş, Sema Aslan, Hatice Meryem, Murat […]

Read More

KADER ABDOLAH: “Yazar olmamı Türk polisine borçluyum!”

Geçen hafta Şehir ve Korku temalı İTEF kapsamında, İran Vakayinamesi’ni konuşmak üzere Kargart’taydık. Hayatını Hollanda’da sürdüren İranlı edebiyatçı Kader Abdolah ve Zehra’nın Cenneti adlı sansasyonel çizgi romanın yaratıcıları İranlı Amir ve Cezayirli Khalil’le birlikte… Söylememe gerek var mı bilmiyorum; son derece anlaşılır sebeplerden ötürü, Amir ve Khalil çizgi romanda gerçek adlarını kullanmamışlar. O gece Şehir […]

Read More

Uğur Yücel: “Bu seslerin geçişi ölüme kadar gider…”

Uğur Yücel’i anlatmaya gerek var mı? Oyuncu, senaryo yazarı, yönetmen ve müzisyen olduğunu anlatabilirim. Veya hiç bir şey anlatmam, ne yapsa iyi yapan, güzel yapan başka türlü bir adam olduğunu söylemekle yetinirim. Siz de biliyorsunuz zaten. Uğur Yücel şahsen birkaç yıldır çıksın diye beklediğim kitabını nihayet yayınladı. Yağmur Kesiği adlı kitapta, 1974-2012 arasında yazdığı yüzlerce […]

Read More