Egoist okur

“Bolaño-okuyucu ilişkisinde ilk görüşte aşk yoktur!”

Roberto Bolaño’nun 2666 adlı dev romanını kusursuz bir şekilde çeviren Zeynep Heyzen Ateş’e bir çevirmen olarak en çok neden şikayet ettiğini soruyorum. Tabii Bolaño’dan yeterince bahsettiğimize kanaat getirdikten sonra… Halbuki fark ediyorum ki bu aslında bir çevirmene ilk sorulacak soru. Yaşadıkları bu kadar zorluğa rağmen inatla çeviri yapmayı sürdürmeleriyse hayranlık uyandırıcı. Şöyle cevap veriyor Ateş: […]

Read More

Meral Okay: “Ölümün oluşturduğu o büyük boşluğu doldurmaya imkan yok…”

Muhteşem Yüzyıl’dan ve hastalığının ortaya çıkışından kısa süre öne konuşmuştuk Meral Okay’la. Ümit Ünal’ın yazıp yönettiği Kaptan Feza diye bir filmde oynuyordu. Masumiyet özlemimize, arayışımıza karşılık geliyordu o film. Meral Okay da bir uzaylıyla dostluk kuran kadındı. Fakat o uzaylı hiç de uzaklardan gelmiş sayılmazdı aslında, çok vardı aramızda onlardan, çoğu zaman görmesek, görmezden gelsek […]

Read More

Efkâr Karması / Hakan Bıçakcı: Vokal Anestezi

“Son yılların en etkileyici erkek vokallerinden bazıları. Boğucu, gösterişsiz, çıkışsız… Bir nevi Joy Division ekolü… Bu adamlar işi sesi güzel olmanın, iyi şarkı söylemenin ötesine götürmüşler bence. O sesleri nerelerinden nasıl çıkarıyorlar aklım almıyor. ‘Onlardaki ses teliyse bendeki ne?’ diye de düşünmeden edemiyorum.” Romantik Korku, Rüya Günlüğü, Boş Zaman, Bir Yaz Gecesi Kâbusu, Apartman Boşluğu, […]

Read More

BİR ZAMANLAR TUMBLR: Herkesin bir “harikalar odası” olmalı

Çok eskiden, Rönesans Avrupa’sında da insanların birer Tumblr’ları, daha doğrusu, gördükleri ilginç nesneleri, tuhaf şeyleri, sanat eserlerini yahut ne kadar bilgili olduklarını, ne kadar gezip dolaştıklarını gösterecek birer Wunderkammer’leri (harikalar odası) olurdu. Başlangıçta evin içinde seçtikleri bir odanın duvarlarına, tavanına, içindeki dolaplara öylesine, sistemsiz bir şekilde dizerlerdi bu objeleri. Denizkabuklarının yanında heykeller duruyor olabilirdi mesela, […]

Read More

BİR ZAMANLAR FACEBOOK: 300 yıl öncesinin bağımsız iletişim ağı

İnternet sitesi Metafilter‘a göre, Facebook’tan önce içeriği değilse bile işleyişi ona çok benzeyen The Republic of Letters vardı. 17. yüzyılda entelektüellerin oluşturduğu kalabalık ve karışık bir ağ olan The Republic of Letters, coğrafi sınırları ve dil farklılıklarını aşarak Aydınlanma Çağı’nın en önemli fikir adamlarını bir araya getirmişti. Kendini “resmi olmayan bir cumhuriyet” diye tanımlayan topluluğun bünyesinde […]

Read More

BİR ZAMANLAR YOUTUBE: 19. yüzyılda çekilen komik kısa filmler

Maru the Cat tarzı saçma ama çok eğlenceli kısa filmleri seyredebileceğiniz en iyi yer neresi? YouTube mu? Eh, elbette. YouTube, zamanımızın sosyal medya fenomenlerinin neredeyse en önemlisi. Ama aslında o bile yeni sayılmaz. Güneşin altında yeni bir şey olmadığını ve Twitter, Facebook, YouTube gibi sosyal medya araçlarının aslında hiç de yeni sayılamayacağını çeşitli vesilelerle yazdım, okudunuz. O halde […]

Read More

BİR ZAMANLAR TWITTER: 100 yıl önce Paris’te yazılan üç satırlık tweetler

Güneşin altında belki de gerçekten yeni bir şey yoktur! Bugün okuduğum bir haber, Twitter, Facebook, Quora, YouTube ve Tumblr gibi sosyal medya araçlarının aslında hiç de yeni olmadığını, bazılarının kökeninin çok çok eskilere dayandığını bana hatırlattı. Mesela gündelik meşguliyetimiz olan tweetler, bundan tam 100 yıl önce, Rimbaud ve Joyce gibi edebiyat dehalarını keşfeden anarşist sanat […]

Read More

Murat Bardakçı Neslişah Sultan’ı anlatıyor: “O güzel, entelektüel, âlicenap Türk prensesi”

Sarayda başlayan bir hayat… Farklı ülkeler ve farklı zamanlarda bir değil, iki kez uğranan sürgün… Debdebe ve şâşaâ dolu günlerde mücevherlerin en parıltılısı, giyim-kuşamın en gözalıcısı… Sahip olunan tek elbise kullanılmayacak kadar eskiyince mektebe bile gidememek. Çok uzak ve yabancı bir memleketin first lady’liği… Askerî mahkemelerde çatık kaşlı hâkimlerin ürkütücü sorgu sualleri… Krallarla, siyasetçilerle, dünyaca […]

Read More

Melida Tüzünoğlu: “Breton’un NADJA’sı erotik ve komplike bir hayal gibi”

“En seksi roman kahramanı hangisi?” sorusuna Ambulansla Dünya Turu‘nun yazarı Melida Tüzünoğlu’nun da bir cevabı var. Kısa ve net: Andre Breton’un Nadja’sı… Nadja’ya bir Dostoyevski karakteri ve Reşat Nuri Güntekin’in yarattığı çirkin ve son derece huysuz olan motosikletli adam eşlik ediyor… Gülenay Börekçi Melida Tüzünoğlu “Çünkü eldivenleri vardı Nadja’nın…” Tabii ki Nadja. Andre Breton’un Nadja’sı. Çünkü […]

Read More

Efkâr Karması / Kafabindünya: Farklı bir halet-i ruhiyenin şarkıları

“Hangi tür müziği seversin?” diye sorulmasından nefret ederim. Zor durumda bırakır beni. “O yola da gelirim bu yola da, çocuk da yaparım, kariyer de” sığlığının müzikal versiyonunda hissederim kendimi. Müzik konusundaki tercihlerimi belirleyen türler ve etiketler değildir. Türlerin daha önce hiç olmadığı kadar yoğun bir şekilde etkileşim içine girdiği, birbirlerine karışarak yeni ve şahsa özgü […]

Read More

Nora Romi: “Bazı ilişkilerde ya zorbalığı seçersin, ya köleliği…”

Nora Romi, okuduğum en matrak yazılardan bir kısmının yazarı. No Name diye bi köşesi vardı eskiden, bir de kısacık yazılardan oluşan Sanırım Seninle Uzun Uzun Konuşmamız Gereken Şeyler Var Kürşat’cığım adlı kitabı… Köşesi ve o kitaptaki yazıları, özellikle de muhakkak tanışmak gereken biri olduğunu tahmin ettiğim annesine dair olanlar çok güzeldir. Sonra Nora evlendi, anne […]

Read More

Aslı Tohumcu: “Aragorn’la hiç tanışamayacağımıza ikna olmam uzun sürmüştü!”

“Size göre en seksi roman kahramanı hangisi?” sorusuna cevap bu kez Aslı Tohumcu’dan geldi. Aslı öyle güzel anlattı ki Yüzüklerin Efendisi Üçlemesi’nin Aragorn’unu, onun bir fantastik roman kahramanı olduğunu unutup üzüldüm böyle korkusuz, gözüpek, mütevazı, akıllı, kararlı, sabırlı, iyicil bir adam vardı da ben mi rastlayamadım bir türlü diye… Ama aslında üzülmek yersiz. Kütüphaneden Yüzüklerin […]

Read More

Tam zamanıdır başımızı doğru yere eğmenin

“Sanırım hayat, AZ bir yere gitti. Her şeyin azı makbul gibi. Az düşün, az sev, azla yarat, az bil, az, az, az… Bu azlığa direnenler, ‘işe yaramayan insanlar’ durumuna düştü. Şizofren, duygusal, romantik, manik, bırakın kendi haline… durumuna düşürüldü. Azlıkları fazla olanla baş edilemezdi. Her şey sıradanlaştırıldığı gibi, zorlaştı da böylece. Sevinçlerin, gülüşlerin bile kontrol […]

Read More

“Damardan gerçekçi” bir cehennem kitabı: 2666

2666, kimilerinin 21. yüzyılın en büyük romancısı saydığı Şilili Roberto Bolaño’nun 2004’te, yani ölümünden bir yıl sonra yayınlanan son romanı. Bolaño, tedavisi güç hastalığının son aşamalarında bile inatla ve sabırla romanı üzerinde çalışmış, ilk taslaklarıysa yakında bu dünyadan göçüp gideceğini bilen bir adamın “Ya yetiştiremezsem” endişesi ve aceleciliğiyle yayıncısına teslim ettikten hemen sonra da ölmüştü. […]

Read More

Şahsa özel yazarlık kursu, hem de en sevdiğiniz yazardan!

Michael Chabon, “Eğer birinci tekil şahıs tarafından anlatılan bir roman yazmayı planlıyorsanız, ‘Lolita’ gerçekten de iyi bir ders metnidir” demişti. Yani gelecekte yazar olmak istiyorsanız Nabokov’dan ders almak hakikaten de iyi bir fikir sayılabilir. Bunun için yapacağınız şey basit diyemeyeceğim ama zevkli… En yakın kitapçıya gidip evinize cilt cilt Nabokov romanlarıyla ve onun harikulade ders […]

Read More