Egoist okur

Sahnedeki en güzel kız: F. SCOTT FITZGERALD

F. Scott Fitzgerald denince ne gelir aklınıza. Elbette edebiyat, mesela Muhteşem Gatsby. Başka? Zelda’sı ve alkol… Gelin görün ki bu fotoğraflar yazarın bambaşka bir yönünü de açığa çıkarıyor. Aktör yönünü… Princeton Üniversitesi’nde okuduğu yıllarda Fitzgerald tiyatro kulübüne üyeymiş. Elbette daha çok yazar olarak katkıda bulunuyormuş oyunlara, zira girdiği birçok denemede reddedildiğine bakılırsa oyuncu olarak herhalde pek […]

Read More

Ahmet Tulgar’ın iki hayatı: “Birinin şefkati olmasa diğerine katlanamazdım…”

“Henüz” içinde umut barındıran, gelecek vaadinde bulunan bir kelime. Henüz geç kalmadığımızın, daha güzel günler göreceğimizin, değişimin mümkün olduğunun müjdecisi… Ahmet Tulgar birkaç yıllık zaman dilimine yayılan yazılarında “Henüz” diyor. Evet, maden ocaklarında işçiler ölüyor. Evet, cezaevlerinde en temel haklarını alabilmek için açlık grevi yapan tutuklular ölüm sınırına geliyorlar. Evet, yasaklar sürüyor… Şimdilik. Henüz… Ahmet […]

Read More

Fotoğrafçı Vincent Alvarez’in gözünden Dorian Gray’in Portresi

Oscar Wilde’ın Dorian Gray’in Portresi romanını, daha ilk sayfasını, hani şu Lord Henry Wotton, ressam Basil Hallward ve güzeller güzeli genç Dorian Gray arasındaki konuşmanın başlangıcını okuyup almıştım. Ortaokulda falan olmalıydım ve o gün bugün roman benim için sihrini, güzelliğini yitirmedi. İçinde Dorian Gray geçen ne varsa, üzerine atlamam bundan. Şu fotoğrafları görünce de ilgilendim […]

Read More

Uğur Yücel: “Bu seslerin geçişi ölüme kadar gider…”

Uğur Yücel’i anlatmaya gerek var mı? Oyuncu, senaryo yazarı, yönetmen ve müzisyen olduğunu anlatabilirim. Veya hiç bir şey anlatmam, ne yapsa iyi yapan, güzel yapan başka türlü bir adam olduğunu söylemekle yetinirim. Siz de biliyorsunuz zaten. Uğur Yücel şahsen birkaç yıldır çıksın diye beklediğim kitabını nihayet yayınladı. Yağmur Kesiği adlı kitapta, 1974-2012 arasında yazdığı yüzlerce […]

Read More

Efkâr Karması / Cüneyt Cebenoyan: Kızıl yıldızlı şarkılar

Çok eski arkadaşım Cüneyt Cebenoyan sinema ve müzik eleştirileriyle tanınan bir yazar. Birgün’de köşesi var, zaman zaman Bir+Bir gibi bağımsız dergilerde de rastlıyoruz. Onunla yapılmış bir röportajda, Türkiye’nin en özgür film eleştirmeni olduğunu söylemiş. Doğrudur… Ayrıca sağlam kalemdir. Filmlere dair girişi, gelişmesi, sonucu belli yazılar kaleme almaz. Yazılarını bağlarken de o sinir bozucu yüzeysellikteki “sevdim-sevmedim, […]

Read More

Alain de Botton’dan yeni bir pornografi teklifi

Alain de Botton’un Londra’da açtığı Hayat Okulu’nu biliyorsunuz, onunla bu konuda bir röportaj yapmıştım. bence güzel fikir, çok eğlenceli. İşe yarıyor mu, öğrencilerine hayatı öğretiyor mu bilmiyorum. Neyse ki şimdi nihayet merakımı gidermenin bir yolunu buldum. Zira yeni çıkan altı ciltlik Hayat Okulu kitaplığı uzaktan da olsa bu okulun müfredatına dair bir fikir edinmemi sağladı. Kitaplardan […]

Read More

Kendinizi sevmekten başka çareniz yok, hanımefendi…

Arzu Akgün yazısına “Paket program bir kader bu” diye başlıyor. Bizans imparatoriçesi Theodora ve Deli Dumrul’la devam ediyor. Arzu’yu, Theodora’yı ve Deli Dumrul’u bir araya getiren şey kader. Lakin Arzu, dedikoducu tarihçi Prokopios’tan okuduğumuz Bizans impatoriçesinden ve Azrail’in canını aşk sayesinde bağışladığı Deli Dumrul’dan çok daha talihli bence. Zira kendi hikayesini kendi kelimeleriyle, kendi duygularıyla […]

Read More

Kalından inceye süreksiz sert duygular

Egoist Okur takipçisi olarak hayatımıza giren ama artık Egoist Okur’un yazarlarından biri olan Burcu Yıldızer’den yeni bir yazı… Ama aslında bir öykü… İşin tuhafı yeni de değil aslında. Çünkü Burcu bunu bana aylar önce göndermişti ama ben hayatımın en zor döneminden geçtiğim için biraz savruk davranıp yazıyı kaybetmiştim. En güzeli yeniden istemek olacaktı, öyle yaptım. […]

Read More

Burhan Doğançay: “Diktatörlükle yönetilen memleketlerde duvarlar tertemizdir”

Türkiye’nin en pahalı ressamı olarak anılan Burhan Doğançay’ın 1980’lerde yaptığı Ribbons 58 tuhaf ve güzel bir eser. Üzerinde yırtılmış kağıdın keskin hatları ve rengarenk kurdele parçalarının yumuşak kıvrımları görünüyor, kurdelelerin zemine vuran gölgesi ise Arap kaligrafisini andıran bir şekil, daha doğrusu bir yazı oluşturuyor. Anlatmasını istediğimde fazla konuşmuyor ve şu sözlerle yetiniyor: “Resim, ışık ve […]

Read More

Efkâr Karması / Aylin Alıveren: İmkansızlık olanağına dair şarkılar

Aylin Alıveren iyi bir dramaturg ve çok başarılı bir senaryo yazarı… Adını bazı televizyon dizilerinden, mesela Küçük Sırlar’dan da biliyor olabilirsiniz. Fakat daha önemlisi, uzun uzun konuşmuşluğumuz olmasa da zeki bakışlı gözleri, güzel gülüşü ve kimseye benzemeyen edaıyla, her rastladığımda kendimi iyi hissetmeme sebep olacak bir aşinalık halesi yayıyor Aylin. yani sevdiğim insanlardan… Bir de […]

Read More

Camilla Lackberg’den Polisiye Okulu 7: ESAS KARAKTER

Umarım başladığımız ilk bölümden bugüne, polisiye roman yazmak için seçilmiş insan falan olmak gerekmediğini, işin yönetimi bilir ve onun üzerine çalışırsa herkesin polisiye yazabileceğini artık öğrenmişsinizdir. SİZ DE yazabilirsiniz! Bugün son ve bence en önemli dersimizi görecek, esas karakterimizi yaratmayı öğrenecğiz. Esas karakteri yaratmak Esas karakteri olmayan ve yine de başarılı olmuş pek az polisiye yazar […]

Read More

Filiz Kansu: “Şehir ışıklarını kapattığında, bir benim ışıklarım açık kalıyor…”

“Yangında ilk kurtarılacaklar”ın konuğu Filiz Kansu, Egoist Okur’a daha önce bir kez yazmıştı. O zaman henüz tanışmıyorduk. Hâlâ tanışamadık. Deli gibi okuyup yazdığını, şu sıralar intihar eylemi üzerine yazdığı kitabını yayınlamaya çalıştığını biliyorum, o kadar. Umarım yakında Facebook yazışmalarının ötesine geçip bir kahve içebiliriz. Lautreamont’den başlayıp Mishima’ya uzanan, arada Deleuze ve Artaud’yu da ağırladığı tavırlı kütüphanesinin […]

Read More

Bir yarayı hiçbir şey aşk kadar kolay onaramaz!

Biliyorsunuz, Egoist Okur takipçisi Arzu Akgün bir süredir Egoist Okur yazarı. Bu yazısı aşk üzerine. Şöyle diyor: “Tanrı hepimize aşık olmasak bile aşk halinde günler versin, hayatla flört etmeyi eksik etmesin içimizden. Susuz kalmaktansa dalgalarla boğuşalım. Aşkın derdi bile güzeldir bazen.” Gülenay Börekçi Bir yarayı hiçbir şey aşk kadar kolay onaramaz! Kaç gündür bir adamın […]

Read More

Camilla Lackberg’den Polisiye Okulu 6: ARAŞTIRMA

Evet bir polisiye roman yazmak için gereken birçok unsuru hızlıca gözden geçirdik. Ama tabii kimse her şeyi bilemez. İşte burada devreye araştırmanın önemi giriyor. Bilmediğiniz konularda araştırma yapmalı, işi şansa bırakmamalı, hikayenizin gidişatını kumar oynar gibi yazı tura atarak belirlememelisiniz. Araştırma Almanız gereken ilk önemli ders şu aslında: Kitabınızda anlattığınız her şeyin doğru olması gerekmiyor. Ama inandırıcı […]

Read More

Camilla Lackberg’den Polisiye Okulu 5: ÇEVRE

Bir önceki diyalog ödevi zordu, öyle değil mi? Ama eminim eğlenceli de buldunuz. Sizden istediğim şeyleri, mesela kalabalık yerlerde başkalarının konuşmalarını dinleme işini ben hâlâ zevkle yapıyor hatta sonradan o konuşmaları küçük değişikliklerle yeniden yaratıyorum. Kitaplarımdaki bazı diyaloglar açıkçası bu küçük egzersizlerden sonra ortaya çıktı. Polisiye romanda önemli bir diğer unsur da çevredir. Hatta bana göre […]

Read More