Egoist okur

İnci Aral röportajı: “Kan Günleri ve Nar Ağrısı”

İnci Aral yeni kitabı “Kan Günleri ve Nar Ağrısı”ndaki yazılarıyla bir ülkenin haritasını çıkarıyor ve önümüze vicdan, adalet, sanat-edebiyat, doğa ve insan resimleri bırakıyor. İnci Aral’la Tolga Meriç konuştu… Gülenay Börekçi İnci Aral’dan “Nar Ağrısı” sorusu: AŞK ÖLÜYOR MU? Tolga Meriç’ten İnci Aral röportajı “Bir dönemin acısını, ağrısını hatırlamak ve nelerden geçtiğimizi görmek için…” Roman, […]

Read More

Nejat İşler röportajı: BEDEN İBLİSLERİ

Arkadaşım Tolga Meriç’le Picus döneminde ne kadar şahane işler yaptığımızı, ne müthiş röportajlarla okur karşısına çıkabildiğimizi konuştuk. Kendini beğenmek değildi söz konusu olan, üzüntü diyebileceğim bir duyguydu daha çok. O tarz röportajların yapılabildiği, yayınlanabildiği bir dönemde değiliz artık. Her neyse, Picus’ta yayınlanmış sevdiğim işleri ara sıra burada yeniden yayınlıyorum, biliyorsunuz. Nejat İşler röportajı da onlardan […]

Read More

Lila Azam Zanganeh: “Mutluluğu Nabokov’dan öğrendim”

Okumaktan korkan ve ona delice âşık biri Lila Azam Zanganeh. İranlı genç yazar, “Büyücü” adlı kitabında “Lolita”nın yaratıcısı Vladimir Nabokov’la hayali diyaloglarını yazmış. Konuştukları konu, mutluluk… Zanganeh’e göre mutluluk üzerine en sağlam tavsiyeler, kişisel gelişim yazarlarından değil, muhteşem Nabokov’dan geliyor. Gülenay Börekçi Edebiyatçıların yeni gözbebeğinden Nabokov’lu rüyalar L.A. Zanganeh’in kitabındaki fotoğraflardan biri onu doğrudan Vladimir […]

Read More

Rafik Schami: “Söz özgür olmazsa yitip gideriz”

Rafik Schami Suriye’den çıkan en ünlü yazar, ayrıca günümüz Alman edebiyatının en parlak, en üretken isimlerinden biri. Hikayesi şöyle: Yıllar önce, 1970’te, siyasi baskılardan dolayı ülkesini terk ederek Almanya’ya yerleşiyor. Kimya ve matematik öğrenimi görmesine rağmen yolunu edebiyat olarak belirliyor ve yazdığı kitaplar 30’a yakın dile çevriliyor. (Bizde Kabalcı, Evrensel ve Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkmış.) […]

Read More

André Rieu: “Güneşe bak, sonra başını hafifçe arkaya çevir ve güneş ışınlarının yarattığı gölgeni gör…”

André Léon Marie Nicolas Rieu ya da kısaca tanınan adıyla André Rieu, Hollandalı bir besteci ve kemancı. Aynı zamanda Johann Strauss Orchestrası’nın kurucusu ve şefi. Son 100 yılın en önemli müzisyenlerinden biri kabul ediliyor. Mart ayında İstanbul’da vereceği konsere giderseniz, sakın sıradan bir klasik konser izleyeceğinizi sanmayın. New York Times tarafından “Klasik müziğin Madonna’sı” olarak […]

Read More

PATTI SMITH: “Ölüler konuşuyor, biz dinlemeyi unuttuk”

İlk kitabı “Çoluk Çocuk”la ABD’de Ulusal kitap Ödülü kazanan Patti Smith şimdi çok daha şahsi bir anı kitabıyla okur karşısında… Kronolojisi ya da belirli bir kurgusu olmayan ve usul usul akan bir ırmak gibi ilerleyen Domingo Yayınları etiketli yeni kitabı “M Treni”nde Smith, dünyayı ve sevdiği şehirlerin mezarlıklarını geziyor. Ölülerle konuşabilmek için… Peki ama neden? […]

Read More

GÜÇOBURLAR: 15 yazardan distopya

Aslı Tohumcu ve Kutlukhan Kutlu’nun hazırladığı “Güçoburlar” adlı antoloji Doğan Kitap’tan çıktı. Kitapta 15 yazar, farklı açılardan güce doymayanları ve onları pençesine alan baş dönmesini anlatıyor. Sırf siyasette değil tabii, gücün varolduğu, varolmaya çalıştığı her yerde. Ailede, arkadaşlıkta, aşk ilişkisinde, iş hayatında; evde, apartmanda, mahallede, ofiste… Gülenay Börekçi İllüstrasyonlar bu adresten alındı. 15 yazardan 15 […]

Read More

Danimarka’nın şifacı prensesi Märtha Louise: “Melekler her yerde”

Norveç Prensesi Märtha Louise‘in Elisabeth Nordeng‘le yazdığı Şifre adlı kitap Yabancı Yayınları’ndan çıktı. Meleklerle konuştuğu, astral seyahatler yaptığı için prensese bir nevi deli gözüyle bakılıyor ama o yürüdüğü yoldan vazgeçmeye niyetli değil. Şifacılık ve medyumluk yapmaya dahası Astarte Institute adlı okulunda bunları başkalarına da öğretmeye devam ediyor. Selen Birsam “Bana spiritüel âleme geçiş için bir […]

Read More

Santana’nın vokalistiydi, aşk romanları kraliçesi oldu…

Stanford Üniversitesi İktisat bölümü mezunu Bella Andre, bir çırpıda, hani bazı gazetecilerin deyişiyle “cırt diye” okunan hafif ve epeyce erotik aşk romanları yazıyor. Her seferinde de çok satan kitap listelerine girmeyi başarıyor. Ev kadını görünümüne rağmen Bella Andre enteresan bir kadın. Çok gençken yıllarca Crosby Stills, Nash & Young gibi grupların, Santana ve Jewel gibi müzisyenlerin […]

Read More

Marie Force: “Reçeteler işe yarasaydı, hayat çok kolay olurdu”

“Aşka Düşünce”… “Bir Aşk Çarpıntısı”… “Sonrası Şiir Gibi”… “Bir Kıvılcım Yeter”… “Uzun Yağmurlardan Sonra”… “Grinin 50 Tonu” kadar olmasa da epeyce erotik denebilecek yeni jenerasyon birkaç aşk romanı. Yazarları Marie Force ve Bella Andre adlı iki kadın. En önemli özellikleri girişimci ruha sahip olmaları ve kitaplarını kendileri yayınlamaları. Marie Force ve Bella Andre, geleneksel yayınevleriyle […]

Read More

Yalçın Tosun: “Ben daha çok küçükken yaşlı bir çocuktum”

İlk öykü kitabı “Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler”i okuduğumda içimde bir kırılma yaratmış, yeni öykülerini bir an önce okuma isteği doğurmuştu Yalçın Tosun. Ardından “Peruk Gibi Hüzünlü” geldi, sonra “Dokunma Dersleri”… Ve geçen hafta YKY’den çıkan yeni kitabı “Bir Nedene Sunuldum”.. İnsan, kendi hayatından, geçmişinden, ruh halinden bir şeyler sezinlediği böyle öyküleri de, sağaltıcılığına […]

Read More

Kurumsal hayatın Behzat Ç.’si Tunç Kılınç: “Bu kitapta olmayan tek şey ‘Gel ben sana öğreteyim’ havası”

Sosyal medyanın takip edilen sitelerinden Fikir Atölyesi’nin ve Faili Meçhul Kıyak Hareketi’nin kurucusu, hayranları tarafından “Kurumsal hayatın Behzat Ç.’si” diye anılan Tunç Kılınç’ın “Sıfır”ı, sıra dışı bir yolculuğun hikayesi, herkesin yolculuğunun bittiği yerden, yani ölümden başlıyor ve geriye doğru ilerliyor… Hayata yeniden başlama isteği uyandıran, sıfırdan yeni bir hayat inşa etmenin güzelliğini hatırlatan bu tuhaf […]

Read More

Semih Gümüş: “Bu toplumun insanları doğadan korkar, denize, dağa, ormana sırtını döner”

Can Yayınları’ndan çıkan “Belki Sonra Başka Şeyler de Konuşuruz”, Türk edebiyatının en önemli eleştirmenlerinden Semih Gümüş’ün ilk romanı. Geçen hafta Tolga Meriç’in yazdığı yazının ardından biz de bu hafta Gümüş’le romanını konuştuk. Bir itirafta bulunayım, şahsen benim en merak ettiğim şey şuydu: Eleştirmen roman yazınca, daha doğrusu romanı yayınlanınca salt yazar olan birinden daha farklı […]

Read More

Meriç Mekik: “İnsan âşık olmayagörsün, hayatı bir dakikada değişiyor”

Sizi çok tatlı bir yazarla tanıştıracağım bu hafta. Meriç Mekik, nam-ı diğer “Mericit Jones”un Dex Kitap etiketiyle çıkan romanı “Ahh Kalbim”in kahramanı Aylin, evli, mutlu, üstelik “top gibi” hamileyken kocası tarafından terk ediliyor. Ve kızını, ona hâlâ 13 yaşındaymış gibi davranan anne-babasının yanında büyütmeye başlıyor. Hayatı hiç kolay değil; pazarlamacı olarak çalıştığı işyerinde bir türlü […]

Read More

Erich von Daniken: “Kendimizi çok da orijinal sanmayalım; tek değiliz”

Çocukken Erich von Daniken adı bizim için maceralı bir şeylere işaret ediyordu. İsviçreli bir yazardı. Kafayı uzaylılara takmıştı ve dünyanın dört bir yanını dolaşarak uzaylıların varlığına kanıt arıyordu. Bu kanıtları ne demeye dünyamızda aradığını sorabilirsiniz. Şundan: Daniken’e göre bizden çok daha ileri bir teknolojiye sahip olan uzaylılar çeşitli zamanlarda dünyayı ziyaret etmişti hatta atalarımız onları […]

Read More