Egoist okur

Sylvia Plath soruyor: Şiir kibirli bir sanat mıdır?

Sylvia Plath Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkan “Johnny Panik ve Rüyaların Kutsal Kitabı”ndaki bu yazıda, romancıların yapabildiği bazı şeyleri bir şair olarak asla yapamayacağını anlatıyor. Mesela “Belki şiirin kibirli olduğunu ima ederek bazı şairleri kızdıracağım, şiirin her şeyi konu edebileceğini söyleyecekler bana” diyor ve ekliyor: “Ama asla bir şiire diş fırçasını dahil etmedim.” Tartışılabilir tabii ama ben […]

Read More

Sevinç çığlıklarımı duyabiliyor musunuz?

Yıllardır beklediğim kitap nihayet çıktı. Şimdi bir süredir unuttuklarımı hatırlıyor, bilmediklerimi keşfetmek istiyorum. Ve elime Selim İleri’nin “Edebiyatta Sevdiğim Romanlar Kılavuzu”nu alıp sahaf turlarına çıkıyorum. “Masum geçinenlerin hiçbiri iktidardakilerden daha az kötü değil” Sevinç çığlıklarımı duyabiliyor musunuz? “Edebiyatta Sevdiğim Romanlar Kılavuzu”nu anlatmadan önce kadri bilinmemiş eserleri her vesileyle hatırlaması, hatırlatması açısından edebiyatta hakkaniyetin, merhametin de […]

Read More

Amadeus aramızda: Bay Mozart Uyanıyor

30 yıllık kısa hayatında 600’den fazla eser veren Wolfgang Amadeus Mozart günümüzde yaşasaydı, nasıl bir hayatı olurdu? Alman yazar Eva Baronsky, Mozart’ı ölüm döşeğinden kapıp günümüze getiren bir kurgu yaratmış. Gerçekte ne olacağını şüphesiz asla bilemeyeceğiz. Fakat Baronsky’nin Mozart’ına ne olduğunu neyse ki okuyabiliriz. Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkan “Bay Mozart Uyanıyor“  eğlenceli, ufuk açıcı, düşündürücü, özetle çok […]

Read More

Can Gürses: “Vücuduma ne hayranım, ne de ona düşmanım…”

Bedenimizde neremizi seviyoruz ve neremizi sevmiyoruz, neden? Oya Baydar’ın kitabını okurken zihnime takılan sorudan sonra birkaç kadın yazara bedenlerine dair takıntılarını sordum. Beğenmedikleri ya da tam tersi, onlara gurur veren fiziksel özelliklerini… Bu kadın yazarlardan biri de Can Gürses’ti. Cevap olarak tıpkı meslektaşı Aslı Tohumcu gibi “Ellerim” dedi. Ama sebepleri farklıydı. Okuyun… Can Gürses: “Yalnız öleceksek bari […]

Read More

“Yeni İnsan”la tanışmak için birkaç -gerçekten- iyi sebep

Dr. Zerrin Başer, Dr. Zerrin Işık Tüfekçi ve Dr. Gül Yılmaz Çınar’ın Doğan Novus’tan çıkan “Yeni İnsan: Bütünden Gelen Sağlık” adlı kitabı sadece insana ve sağlığa bakışımıza değil, kişisel gelişim kitaplarının diline de yenilik getiriyor… Elimizdeki serinkanlı olduğu kadar sıcak, alçakgönüllü olduğu kadar da provokatif bir kitap. Bize sağlığın rastlantısal ya da şansa bağlı olmadığını anlatıyor; ona […]

Read More

Zuhal Olcay: “Aşk güzel ama geçici bir delilik hali…”

Tiyatro ve sinema oyuncusu Zuhal Olcay’ın yeni albümü “Başucu Şarkılarım 3” çıktı. Olcay, Cem Karaca, Ahmet Kaya, İlhan Şeşen, Fecri Ebcioğlu ve Onno Tunç gibi çok önemli müzisyenlerin şarklarını kendine has tarzı ve güzel sesiyle yeniden yorumluyor. “Sevdiğin, inandığın bir insanla konuşursun, belki senin başını okşar… İnanın daha iyi gelen bir şey yok” Nasıl anlatırsınız bu […]

Read More

Şarlatanlığın, hurafelere teslim olmanın, aptallığın tarihi

“Tarihi iki defa okuruz, ilk okumada kullanılabilir ‘gerçeklerin’ peşine düşeriz. Bu bir papazın İncil’i okuması gibi bir şeydir. İkincisinde bu işin aslı neymiş diye okuruz. Bu da bir bakıma şeytanın İncil’i okuması gibidir.” Lars Morris Şarlatanlığın Tarihi’nde okuyucuyu ikinci tür bir tarih okumasına kışkırtıyor. Değişik çağlarda yaşayan insanların ruhsal labirentlerinde dolaştırıyor, çalınmamış kapıları aralıyor. Şarlatanlığı […]

Read More

Deniz Durukan: “70’imde de kırmızı saçlarımı bayrak gibi sallayacağım”

Bedenimizde neremizi seviyoruz ve neremizi sevmiyoruz, neden? Oya Baydar’ın kitabını okurken zihnime takılan sorudan sonra birkaç kadın yazara bedenlerine dair takıntılarını sordum. Beğenmedikleri ya da tam tersi, onlara gurur veren fiziksel özelliklerini… “Ömrüm yeterse, 70’lik bir nine olana kadar kırmızı saçlarımı bayrak gibi sallayacağım” diyen Deniz Durukan iyi ki var, iyi ki saçlarını kırmızıya boyuyor ve […]

Read More

Burhan Sönmez: “Edebiyat yalanı yalan olmaktan çıkarır…”

Kuzey ve Masumlar gibi romanların yazarı Burhan Sönmez’in üçüncü kitabı “İstanbul İstanbul” İletişim Yayınları’ndan çıktı. Sönmez romanını İtalyan yazar Giovanni Boccaccio’nun ölümsüz klasiği Decameron’dan ilhamla yazmış. Orada bir veba salgını sırasında karakterler birbirlerine 10 gün 10 gece boyunca hikayeler, masallar anlatıyorlardı; aynısını burada hapishanedeki mahkumlar yapıyor. 10 gün ve 10 gece boyunca hücrede İstanbul konuşuluyor. […]

Read More

Ev gibisi yok! Ama ya evimiz de yok olursa?

Acıklı bir hikaye “Eve Yolculuk”; o yüzden çocuklarla kitabı okurken biraz hüzünleneceğinizi baştan söyleyeyim. Umudumuzu yitirmek istemiyoruz tabii ama filleri, pandaları, kutup ayılarını ve orangutanları koruyabilecek miyiz gerçekten? Dodolar gibi mi olacak sonları? Şehirlerin büyümesi duracak mı, avlanma bitecek mi gerçekten? Yazar Frann Preston-Gannon, aslında açık ve net olarak bunun artık çok zor olduğunu söylemek […]

Read More

Mabel Matiz: “Güzel, görkemli ve ürkütücü bir aşktı…”

Mabel Matiz’in yeni albümü “Gök Nerede” çıktı. Şahsen albümü çok beğendim; Mabel’in sesini, şarkılarını, yazdığı sözleri, atmosferin usul usul başlayıp sonlara doğru “delirmesini”, Prag’da çekilmiş fotoğraflarını… “Dandy” kelimesinin vücut bulmuş hali gibiydi o fotoğraflarda. Bu çok sevdiğim eski kelime, “sözü olan bir şıklığı” anlatıyor. İnsanın kılığıyla, kıyafetiyle, saçıyla, duruşuyla, bu kelimeyi ilk kez tanıtan Oscar […]

Read More

Ömer Faruk’un Yarabıçak’ının gizli kahramanları Çingeneler

“Bir Mister Fa var, 1980’lerin devrimcisi, modernist kollektivizmden bireysel özgürlüğe, özgür aşka giden yolu, ‘… kişinin kendine, biricik yurduna, bedenine kavuşmasının yolunu’ arayan… Bir Rakıyı Karanfille İçen Adam var, uzun ama etkili söylevler veriyor; hayat arkadaşı Çingene bilgesi Gülbahar Hanım’la tanışmasından sonra uygarlığın ulus devletler dışında, onlara rağmen gerçekleştirilebileceği anlayışını olgunlaştırmış, yaşamın sırlarını deşeliyorlar… Bir […]

Read More

Daniel Höra: “İyi kalpli, zeki insanlar nasıl oluyor da kötülüğe, faşizme yenik düşüyor?”

Faşizmin günümüzde nasıl durmadan “yeni kan” ve “yeni ruh” aradığını, insanları, bilhassa gençleri nasıl baştan çıkarıp zehirlediğini anlatan “Vahşi Sürü”, Alman yazar Daniel Höra’nın kaleme aldığı muazzam bir roman. Höra’nın kitapta dile getirdiği sorular sadece Almanya için değil burası için de geçerli: Kağıt üstünde tamamen karşı olacağımız fikirleri nazik görünümlü ve düzgün giyimli bir yabancıdan […]

Read More

Aslı Tohumcu: “Kırmızı ve bordo ojelerle deneyler yapıyorum…”

Bedenimizde neremizi seviyoruz ve neremizi sevmiyoruz, neden? Oya Baydar’ın kitabını okurken zihnime takılan sorudan sonra birkaç kadın yazara bedenlerine dair takıntılarını sordum. Beğenmedikleri ya da tam tersi, onlara gurur veren fiziksel özelliklerini… İşte biriciğimiz Aslı Tohumcu’nun cevabı… Kırmızılı bordolu bir cevap oldu onunki, iç ısıtan, ferahlatan, gülümseten… Okuyunuz, seviniz :) Aslı Tohumcu: “İnsanları sadece yazdıklarıyla değil, […]

Read More

Gökte Ay yokmuş ve bazı insanlar da sürüngenmiş!

Komplo teorisyeni David Icke’ın çok çok garip şeyler anlattığı 700 küsur sayfalık kitabı “İnsanoğlu Ayağa Kalk” Destek Yayınları’ndan çıktı. Meğer binlerce yıl önce, Sümerler döneminde dünyamıza sürüngene benzeyen uzaylılar gelmiş ve bizi insan olduklarına inandırmanın bir yolunu bulmuşlar. Bugün de aramızdaymışlar ve bilinçlenmemizi önleyerek bizi yönetmeye devam ediyorlarmış. Tıpkı ben çocukken yayınlanan televizyon dizisi “Visitors”daki […]

Read More