Egoist okur

Mabel Matiz: “Güzel, görkemli ve ürkütücü bir aşktı…”

Mabel Matiz’in yeni albümü “Gök Nerede” çıktı. Şahsen albümü çok beğendim; Mabel’in sesini, şarkılarını, yazdığı sözleri, atmosferin usul usul başlayıp sonlara doğru “delirmesini”, Prag’da çekilmiş fotoğraflarını… “Dandy” kelimesinin vücut bulmuş hali gibiydi o fotoğraflarda. Bu çok sevdiğim eski kelime, “sözü olan bir şıklığı” anlatıyor. İnsanın kılığıyla, kıyafetiyle, saçıyla, duruşuyla, bu kelimeyi ilk kez tanıtan Oscar […]

Read More

Ömer Faruk’un Yarabıçak’ının gizli kahramanları Çingeneler

“Bir Mister Fa var, 1980’lerin devrimcisi, modernist kollektivizmden bireysel özgürlüğe, özgür aşka giden yolu, ‘… kişinin kendine, biricik yurduna, bedenine kavuşmasının yolunu’ arayan… Bir Rakıyı Karanfille İçen Adam var, uzun ama etkili söylevler veriyor; hayat arkadaşı Çingene bilgesi Gülbahar Hanım’la tanışmasından sonra uygarlığın ulus devletler dışında, onlara rağmen gerçekleştirilebileceği anlayışını olgunlaştırmış, yaşamın sırlarını deşeliyorlar… Bir […]

Read More

Daniel Höra: “İyi kalpli, zeki insanlar nasıl oluyor da kötülüğe, faşizme yenik düşüyor?”

Faşizmin günümüzde nasıl durmadan “yeni kan” ve “yeni ruh” aradığını, insanları, bilhassa gençleri nasıl baştan çıkarıp zehirlediğini anlatan “Vahşi Sürü”, Alman yazar Daniel Höra’nın kaleme aldığı muazzam bir roman. Höra’nın kitapta dile getirdiği sorular sadece Almanya için değil burası için de geçerli: Kağıt üstünde tamamen karşı olacağımız fikirleri nazik görünümlü ve düzgün giyimli bir yabancıdan […]

Read More

Aslı Tohumcu: “Kırmızı ve bordo ojelerle deneyler yapıyorum…”

Bedenimizde neremizi seviyoruz ve neremizi sevmiyoruz, neden? Oya Baydar’ın kitabını okurken zihnime takılan sorudan sonra birkaç kadın yazara bedenlerine dair takıntılarını sordum. Beğenmedikleri ya da tam tersi, onlara gurur veren fiziksel özelliklerini… İşte biriciğimiz Aslı Tohumcu’nun cevabı… Kırmızılı bordolu bir cevap oldu onunki, iç ısıtan, ferahlatan, gülümseten… Okuyunuz, seviniz :) Aslı Tohumcu: “İnsanları sadece yazdıklarıyla değil, […]

Read More

Gökte Ay yokmuş ve bazı insanlar da sürüngenmiş!

Komplo teorisyeni David Icke’ın çok çok garip şeyler anlattığı 700 küsur sayfalık kitabı “İnsanoğlu Ayağa Kalk” Destek Yayınları’ndan çıktı. Meğer binlerce yıl önce, Sümerler döneminde dünyamıza sürüngene benzeyen uzaylılar gelmiş ve bizi insan olduklarına inandırmanın bir yolunu bulmuşlar. Bugün de aramızdaymışlar ve bilinçlenmemizi önleyerek bizi yönetmeye devam ediyorlarmış. Tıpkı ben çocukken yayınlanan televizyon dizisi “Visitors”daki […]

Read More

Bejan Matur: “Siyasetin içinde de şiir olmalı”

Orhan Pamuk “Bejan Matur’un zarif ve şiddetle hissedilen şiirleri”nden bahsetmişti bir yazısında. İngiliz yazar ve eleştirmen John Berger ise onun “bir haykırışı andıran” şiirlerine hayranlığını dile getirmiş, okurların bu şiirleri “kelime kelime değil el ele takip etmesi gerektiğini” yazmıştı. Uzun yıllar sürdürdüğü köşe yazarlığını artık bırakan Bejan Matur’un yeni kitabı “Son Dağ” Everest Yayınları’ndan çıktı. Kürt […]

Read More

Aslı E. Perker: “Karnım bir daha eskisi gibi düz olur mu? Hiç sanmam…”

Bedenimizde neremizi seviyoruz ve neremizi sevmiyoruz, neden? Oya Baydar’ın kitabını okurken zihnime takılan sorudan sonra birkaç kadın yazara bedenlerine dair takıntılarını sordum. Beğenmedikleri ya da tam tersi, onlara gurur veren fiziksel özelliklerini… Beni kırmayarak açık yüreklilikle cevap verenlerden biri de annelik ve yazarlığı şahane bir şekilde barıştıran Aslı E. Perker oldu.  Aslı Perker: “Karnım bir daha eskisi […]

Read More

Fırat Demir yazdı: Sezer Duru’dan HOŞ HİKAYELER

Açgözlüler, varyemezler, hüsnü kuruntular, çabuk heyecanlanıp zor gözyaşı dökenler. Sezer Duru sanki büyük bir müzikale karakter seçiyor. Sahne, sürekli yeni insanlarla doluyor. Bir karakteri, hemen, öteki takip ediyor. Herkes nefes nefese kalırken, Duru konumundan zerre sarsılmıyor. Duru edebiyatının özeti bu, daralan anlara sığdırılan öz ve herkesin gelip geçiciliğinde kendi kalabilmek. “Hoş Hikayeler”, bu bağlamda yazarın […]

Read More

Ömer Açık: “Bu kitabın kahramanları bir tren istasyonu ve göl”

Ömer Açık adını ilk kez duymuştum. Günışığı Kitaplığı’ndan çıkan romanı Menekşe İstasyonu da okunacaklar listemdeydi fakat acele etmek için de bir sebebim yoktu. Bir sabah öylesine çantama attım, işe giderken, vapurda okumak için ideal olabilir diye düşünerek… Şimdi bu söylediğimi abartılı bulacaksınız ama kitap gerçekten kendini bana okuttu. Kendi iradesi ve isteğiyle. Nasıl oldu bilmiyorum ama oldu. Başladıktan sonra […]

Read More

Müge İplikçi: “Dikkafalı, sevecen ve uzlaşabilir. Uzlaşmayabilir de!”

Bedenimizde neremizi seviyoruz ve neremizi sevmiyoruz, neden? Oya Baydar’ın kitabını okurken zihnime takılan sorudan sonra birkaç kadın yazara bedenlerine dair takıntılarını sordum. Beğenmedikleri ya da tam tersi, onlara gurur veren fiziksel özelliklerini… O yazarlardan biri de Müge İplikçi’ydi… Müge İplikçi: “Dikkafalı, sevecen ve uzlaşabilir. Uzlaşmayabilir de!” “Yaşım ilerledikçe bedenimi dinlemeyi öğrendim. Bedenin harika bir işleyişi ve […]

Read More

Kate Atkinson’un bol ödüllü romanı: Hayat Sil Baştan

İngiliz yazar Kate Atkinson’un yazdığı bol ödüllü “Hayat, Sil Baştan” çılgın, trajik, komik ve şaşırtıcı derecede dokunaklı bir roman. Dikkatimi çekmesinin sebebi, “Gone Girl” romanının yazarı Gillian Flynn’in övgü dolu sözleri oldu ilkin. “Yaşadığımız yüzyılda okuduğum en iyi romanlardan biri. Bu zekice yazılmış kitabı tarif edebilmek için sıfatlar yetersiz kalıyor: Etkileyici, büyüleyici, keyifli, hüzünlü, göz kamaştırıcı, baş […]

Read More

Gül İrepoğlu: “Aşkı gülden daha güzel ne simgeleyebilir?”

Aşkın simgesi sayılan gül, çiçeklerin kraliçesi. Ve artık tam da hak ettiği güzellikte bir kitabı var. Sanat tarihçisi ve yazar Gül İrepoğlu’nun hazırladığı ve Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “Gül” kitabı, herkesin kütüphanesinde bulunması gereken bir eser. Biricik Gül İrepoğlu, ismini aldığı çiçeğe adadığı kitabı “Gül”de insanlığın somut ve soyut gül bahçelerinde dolaşıyor. Okurlara en renkli […]

Read More

Kişisel arşivlerde İstanbul belleği

İstanbul Şehir Üniversitesi, “Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği” projesi çerçevesinde ünlü araştırmacı, biyografi yazarı ve vakanüvis Taha Toros‘un uzun yıllar boyunca biriktirdiği ve özenle koruduğu arşivini kütüphanesine kazandırdı. “Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği” projesi Ünlü araştırmacı, biyografi yazarı ve “vakanüvis” Taha Toros, 1910’da Adana’nın Tarsus ilçesinde doğdu. 2012’de öldüğünde ise ardında 37 kitap ve çok büyük bir arşiv […]

Read More

Yaşar Kemal’i niçin seviyoruz?

Yaşar Kemal öldü, çok üzgünüz. O yüzden bir ay kadar önce, 18 Ocak’ta yayınladığım bu yazıyı yeniden okumanın tam vakti… Türk edebiyatının yaşayan en büyük ismi Yaşar Kemal’in hastaneye kaldırıldığı haberini duyalı çok olmadı. O yüzden onu çok sevdiğini bildiğim bazı yazarlara ve şairlere gidip Yaşar Kemal’i anlattırdım. Hem usta iyileştiğinde okursa eğer biraz neşelensin ve gücünü daha […]

Read More

Steely Dan’den The Doors’a, Veruca Salt’tan House of Love’a adlarını romanlardan alan müzik grupları

William S. Burroughs’un Çıplak Şölen’de anlattığı yapay penis… Virginia Woolf’un fare renkli mütevazı insanları…  William Faulkner, Anais Nin, David Foster Wallace, Don DeLillo, Ranier Maria Rilke, Arthur Janov… İşte isimlerini romanlardan, yazarlardan, roman kahramanlarından hatta romanlarda geçen ayrıntılardan alan müzik grupları… Ve elbette parçaları. Steely Dan’den The Doors’a, Veruca Salt’tan House of Love’a adlarını romanlardan […]

Read More