Kağıt bebekler mi? Yok canım, büyük edebiyatçılar…
Literary Greats Paper Dolls, illüstratör Tim Foley‘nin kitabı. Foley, çocukken pek sevdiğim kağıt bebekler tarzında 35 bebek çizmiş, her birine de üçer kıyafet hazırlamış. Kağıt bebekler mi? Yok canım, büyük edebiyatçılar… Bu bebeklerin her biri, çok sevdiğimiz, hayran olduğumuz ünlü yazarlar aslında, kıyafetler de yarattıkları edebi karakterlere ait. Bu kitap aracılığıyla yazarı kendi karakterlerine, mesela Agatha Christie’yi Hercule Poirot veya […]
Read MoreAşk mektupları: Havada uçuşan leziz öpücükler…
“Son sayfayı yazarken, kağıdın üzerine birbiri ardına gözyaşları düşmeye başladı. Ama neşelenmeliyim -yakala!- şaşırtıcı sayıda öpücük uçuyor havada. Şeytan! Havada kaynıyorlar! Ha ha! Üçünü yakaladım. Harikulade lezzetliler!” Yukarıdaki alıntı Wolfgang Amadeus Mozart’ın karısı Constanze’a yazdığı mektuptan. Kelimeleri nasıl müzikal bir tarzda kullandığını fark ettiniz mi? Okuyun, üzerine tarihe damga vuran birkaç şahane aşk mektubuna daha göz […]
Read MoreJean-Paul Sartre usulü bademli (varoluşçu) helva
Aşağıdaki üç alıntı arka arkaya sıralandığında, kelimelerin İngilizcedeki tınısına dayalı bir espri içeriyor. Sokrates “To be is to do” demiş. (Olmak yapmaktır manasında.) Jean-Paul Sartre “To do is to be” diye tamamlamış bunu. (Yapmak olmaktır manasında.) Noktayı Frank Sinatra koymuş, “Do be do be do” diyerek… Pek tabiidir ki bunun helvayla bir alakası yok. Öte yandan herkesin, büyük düşünürlerin […]
Read MoreKöprüleri, gölgeleri ve gizemli atmosferiyle Prag’ı geziyoruz
Praha, yani Prag “kapı eşiği” anlamına geliyor. Zaten Çekoslovakya’nın başkenti olan bu “ruhlu” şehirde 13 devasa kapı bulunuyor. Geçen ay Çek birası Kozel’in davetlisi olarak iki günlüğüne yüksek kuleleri, sivri çatıları ve gotik yapılarıyla bu gölgeli ve çok güzel şehre gitmiştim ya; orada öğrendim. Ne yaptığımı, neler gördüğümü da hiçbir ayrıntıyı unutmamaya çalışarak yazdım. Böylece […]
Read MoreCEYL’AN ERTEM: “Gecenin sonunda kendimi hep Müzeyyen Abla’yla baş başa buluyordum”
İsminin bir kesme işaretiyle yazılmasını istiyor. Ânın içinde olmak ve tadını çıkarmaya ithafen… Ayrıca sanıyorum ismini bu şekilde yazarak, taa 2000 yılında kurduğu ilk grubu Anima’ya bir selam gönderiyor. Ceyl’an Ertem’le daha önce tanışmamıştık. Fakat Anima’dan beri sesini, şarkılarını, “deneme cesaretini” seviyordum. Bu röportaj vesilesiyle tanıştık ve ben onun tavrını, titizliğini, işine saygısını, açık sözlülüğünü, […]
Read MoreTALAT SAİT HALMAN: “Shakespeare çevirileriyle o kadar ıstırap çektim ki cennette bir yer kazanmışımdır”
Bir süre önce kaybettiğimiz Talat Sait Halman önemli bir kültür ve edebiyat adamı, ayrıca şair ve çevirmendi. Türkçe’ye bugüne dek çeşitli dillerden 2500, İngilizce’ye Türkçe’den 2000 şiir çevirmişti. Aşağıdaki röportajı onunla birkaç yıl önce Picus için yapmış, şiiri, çeviriyi, Shakespeare’i konuşmuştuk. Tabii çeviri sorunlarını da… “Ne bir çeviri kuramı yaratabildik, ne çeviri eleştirisi yapabildik” Can Kulağı, […]
Read MoreKAYBOLMAK GÜZELDİR: 7 adımlık eylem planı
Bir arkadaş sohbetinde bir itiraf çıktı ağzımdan. “Son zamanlarda bana bir hal oldu, dua ederken bile artık daha disiplinli, vaktini daha iyi kullanan biri olmayı dilemeye başladım” deyiverdim… Bu ara hep dağılıyorum çünkü ve kendimi toparlamanın, şöyle bambaşka, hiç değilse daha akıllı uslu biri olmanın yolunu arıyorum. Bu yılbaşı dilekleri yazısı da böyle çıktı. Kıssadan […]
Read MoreJoyce, Kafka, Faulkner, Mann, Woolf, Camus şarkıları
Kate Bush, Joy Division, Leonard Cohen, The Cure, Crash Test Dummies, Iron Maiden, Rufus Wainwright, The Zombies, Nickel Creek, Idlewild, Bloc Barty, Patrick Wolf… James Joyce, Franz Kafka, Federico Garcia Lorca, Albert Camus, T.S. Eliot, Aldous Huxley, Thomas Mann, William Faulkner, Gertrude Stein, e.e. cummings, Virginia Woolf… Modernizmin ustalarının majör ve minör yapıtları zaman zaman […]
Read MoreBir kelimenin ne önemi var!
Bu yıl, Antoine de Saint-Exupéry’nin ünlü kitabının hem yıllardır beklenen sinema uyarlaması gösterime girecek hem de telif hakları yasası gereği isteyen herkes artık bu dünyanın en çok satan üçüncü kitabını beş kuruş ödemeden yayınlayabilecek. Hal böyle olunca; harıl harıl yeni çeviriler yapılmaya, eski çevirilerse teker teker gün yüzüne çıkmaya başladı. En sürprizlisi şimdilik Can Yayınları etiketli […]
Read MoreKÜÇÜK PRENS: Yazarının çölde gördüğü halüsinasyonlardan doğdu
Küçük Prens bana göre çocuk kitabı falan değil, olağanüstü güzel bir aşk hikayesi. Şahsen kitabın, insanın artık yapacak bir şeyi, tutunacak dalı kalmadığında bu dünyayı kendi isteğiyle terk edebilmesinin erdemini ima eden hazin ama tavırlı finalini de çok seviyorum. Yıllar önce ilk okuduğumda beni hüngür hüngür ağlatmıştı, şimdi de her seferinde aynısı oluyor, kendimi tutamıyorum. Düşününce, Antoine de Saint-Exupéry’nin bu romanı […]
Read MoreKuyrukluyıldız Eken Adam: Rüyalarımızı kim besleyecek?
Daha önce “Dedem Bir Kiraz Ağacı” adlı romanını okuyup hayran kaldığım İtalyan yazar Angela Nanetti’nin “Kuyruklıyıldız Eken Adam” adlı yeni romanı çıktı. Ağırlıklı olarak çocuklar için yazan Nanetti’nin bu romanı daha çok gençler için… Hararetle tavsiye ediyorum. Nanetti’nin sihirli dünyası hakkında biraz daha fazla şey öğrenmek isteyenler içinse onun bir makalesinden küçük bir bölüm aktarıyorum. Yazarın […]
Read MoreÇocuk dediğin merak eder!
Biriciğimiz Gökçe Gökçeer, son zamanlarda bana arka arkaya güzel haberler veriyordu ama yeni yazıya vakti kalmıyordu :) Nihayet oldu. Gökçe’den çok tatlı bir seriye dair yeni yazı geldi. Esen Kitap’ın yayınladığı “Minik Bilgeler” serisi çocuklara sorular soran, sorular sorduran, bunu yaparken de onları harikulade maceralara davet eden üç kitap yayınladı: “İşte Evren”, “Rüyalar Fabrikası”, “Zihnimin Kutucukları”… […]
Read MoreNermin Yıldırım: “Ben, Bay Çetneki’nin Ceketi”
“Edebiyatımızın Er Nemeçek’i” Nermin Yıldırım yazdı bu yazıyı. Aylar önce Ot Dergi’ye… Dünyanın en şahane çocuk kitabı olan Pal Çokağı Çocukları’nın kıyıda kalmış, unutulmuş bir karakterinin ağzından. Her şeyi gören, işiten, bilen ama ko-nu-şa-ma-yan bu karakteri az sonra hatırlayacaksınız. Ve bana hak vereceksiniz; doğruya ulaşmak için bazen unutulmuş karakterlere kulak vermek gerek. Teşekkürler Er Nemeçek… Ben, Bay Çetneki’nin […]
Read MoreTüyler Ürperten Bir Gece Yarısı: Korku + mizah
Sırada çok eğlenceli, biraz da gerilimli bir roman var: Gökçe Gökçeer birkaç ay önce “Hey Alfred, Agatha, Edgar ve Allan, orada neler oluyor?” başlıklı bir yazı yazmış ve orada Edgar Allan Poe’nun küçük-küçük-küçük yeğenleri olan şahane ikizlerin macerelarından da bahsetmişti. Serinin ikinci kitabı da nihayet çıktı. Bilginize, ilginize… Gülenay Börekçi “Korkuyorum ama öyle eğlenceli ki elimden […]
Read More








