Egoist okur

Köprüleri, gölgeleri ve gizemli atmosferiyle Prag’ı geziyoruz

Praha, yani Prag “kapı eşiği” anlamına geliyor. Zaten Çekoslovakya’nın başkenti olan bu “ruhlu” şehirde 13 devasa kapı bulunuyor. Geçen ay Çek birası Kozel’in davetlisi olarak iki günlüğüne yüksek kuleleri, sivri çatıları ve gotik yapılarıyla bu gölgeli ve çok güzel şehre gitmiştim ya; orada öğrendim. Ne yaptığımı, neler gördüğümü da hiçbir ayrıntıyı unutmamaya çalışarak yazdım. Böylece […]

Read More

CEYL’AN ERTEM: “Gecenin sonunda kendimi hep Müzeyyen Abla’yla baş başa buluyordum” 

İsminin bir kesme işaretiyle yazılmasını istiyor. Ânın içinde olmak ve tadını çıkarmaya ithafen… Ayrıca sanıyorum ismini bu şekilde yazarak, taa 2000 yılında kurduğu ilk grubu Anima’ya bir selam gönderiyor. Ceyl’an Ertem’le daha önce tanışmamıştık. Fakat Anima’dan beri sesini, şarkılarını, “deneme cesaretini” seviyordum. Bu röportaj vesilesiyle tanıştık ve ben onun tavrını, titizliğini, işine saygısını, açık sözlülüğünü, […]

Read More

TALAT SAİT HALMAN: “Shakespeare çevirileriyle o kadar ıstırap çektim ki cennette bir yer kazanmışımdır”

Bir süre önce kaybettiğimiz Talat Sait Halman önemli bir kültür ve edebiyat adamı, ayrıca şair ve çevirmendi. Türkçe’ye bugüne dek çeşitli dillerden 2500, İngilizce’ye Türkçe’den 2000 şiir çevirmişti. Aşağıdaki röportajı onunla birkaç yıl önce Picus için yapmış, şiiri, çeviriyi, Shakespeare’i konuşmuştuk. Tabii çeviri sorunlarını da… “Ne bir çeviri kuramı yaratabildik, ne çeviri eleştirisi yapabildik” Can Kulağı, […]

Read More

Çaresizliğin buruk tadı

İletişim Yayınları’ndan çıkan “Aksi Gibi” adlı öykü kitabında Pınar Öğünç, annesine benzemekten korkanların, kendisini beklemediği bir kavganın başaktörü olarak bulanların, bir masayla aynı evde otuz beş yıl yaşamaktan ruhu çürüyenlerin dünyasına çeviriyor bakışlarını. Çoğu öykünün sonunda, ağızda haklılığın ve çaresizliğin buruk tadı kalıyor. “Aksi Gibi”, gün içinde kendini birkaç kez mutlaka hatırlatıyor. Sıradanın gücü, haklı olmanın burukluğu […]

Read More

KAYBOLMAK GÜZELDİR: 7 adımlık eylem planı

Bir arkadaş sohbetinde bir itiraf çıktı ağzımdan. “Son zamanlarda bana bir hal oldu, dua ederken bile artık daha disiplinli, vaktini daha iyi kullanan biri olmayı dilemeye başladım” deyiverdim… Bu ara hep dağılıyorum çünkü ve kendimi toparlamanın, şöyle bambaşka, hiç değilse daha akıllı uslu biri olmanın yolunu arıyorum. Bu yılbaşı dilekleri yazısı da böyle çıktı. Kıssadan […]

Read More

Joyce, Kafka, Faulkner, Mann, Woolf, Camus şarkıları

Kate Bush, Joy Division, Leonard Cohen, The Cure, Crash Test Dummies, Iron Maiden, Rufus Wainwright, The Zombies, Nickel Creek, Idlewild, Bloc Barty, Patrick Wolf… James Joyce, Franz Kafka, Federico Garcia Lorca,  Albert Camus, T.S. Eliot, Aldous Huxley, Thomas Mann, William Faulkner, Gertrude Stein, e.e. cummings, Virginia Woolf…  Modernizmin ustalarının majör ve minör yapıtları zaman zaman […]

Read More

Bir kelimenin ne önemi var!

Bu yıl, Antoine de Saint-Exupéry’nin ünlü kitabının hem yıllardır beklenen sinema uyarlaması gösterime girecek hem de telif hakları yasası gereği isteyen herkes artık bu dünyanın en çok satan üçüncü kitabını beş kuruş ödemeden yayınlayabilecek. Hal böyle olunca; harıl harıl yeni çeviriler yapılmaya, eski çevirilerse teker teker gün yüzüne çıkmaya başladı. En sürprizlisi şimdilik Can Yayınları etiketli […]

Read More

KÜÇÜK PRENS: Yazarının çölde gördüğü halüsinasyonlardan doğdu

Küçük Prens bana göre çocuk kitabı falan değil, olağanüstü güzel bir aşk hikayesi. Şahsen kitabın, insanın artık yapacak bir şeyi, tutunacak dalı kalmadığında bu dünyayı kendi isteğiyle terk edebilmesinin erdemini ima eden hazin ama tavırlı finalini de çok seviyorum. Yıllar önce ilk okuduğumda beni hüngür hüngür ağlatmıştı, şimdi de her seferinde aynısı oluyor, kendimi tutamıyorum. Düşününce, Antoine de Saint-Exupéry’nin bu romanı […]

Read More

Kuyrukluyıldız Eken Adam: Rüyalarımızı kim besleyecek?

Daha önce “Dedem Bir Kiraz Ağacı” adlı romanını okuyup hayran kaldığım İtalyan yazar Angela Nanetti’nin “Kuyruklıyıldız Eken Adam” adlı yeni romanı çıktı. Ağırlıklı olarak çocuklar için yazan Nanetti’nin bu romanı daha çok gençler için… Hararetle tavsiye ediyorum. Nanetti’nin sihirli dünyası hakkında biraz daha fazla şey öğrenmek isteyenler içinse onun bir makalesinden küçük bir bölüm aktarıyorum. Yazarın […]

Read More

Çocuk dediğin merak eder!

Biriciğimiz Gökçe Gökçeer, son zamanlarda bana arka arkaya güzel haberler veriyordu ama yeni yazıya vakti kalmıyordu :) Nihayet oldu. Gökçe’den çok tatlı bir seriye dair yeni yazı geldi. Esen Kitap’ın yayınladığı “Minik Bilgeler” serisi çocuklara sorular soran, sorular sorduran, bunu yaparken de onları harikulade maceralara davet eden üç kitap yayınladı: “İşte Evren”, “Rüyalar Fabrikası”, “Zihnimin Kutucukları”… […]

Read More

Nermin Yıldırım: “Ben, Bay Çetneki’nin Ceketi”

“Edebiyatımızın Er Nemeçek’i” Nermin Yıldırım yazdı bu yazıyı. Aylar önce Ot Dergi’ye… Dünyanın en şahane çocuk kitabı olan Pal Çokağı Çocukları’nın kıyıda kalmış, unutulmuş bir karakterinin ağzından. Her şeyi gören, işiten, bilen ama ko-nu-şa-ma-yan bu karakteri az sonra hatırlayacaksınız. Ve bana hak vereceksiniz; doğruya ulaşmak için bazen unutulmuş karakterlere kulak vermek gerek.  Teşekkürler Er Nemeçek… Ben, Bay Çetneki’nin […]

Read More

Tüyler Ürperten Bir Gece Yarısı: Korku + mizah

Sırada çok eğlenceli, biraz da gerilimli bir roman var: Gökçe Gökçeer birkaç ay önce “Hey Alfred, Agatha, Edgar ve Allan, orada neler oluyor?” başlıklı bir yazı yazmış ve orada Edgar Allan Poe’nun küçük-küçük-küçük yeğenleri olan şahane ikizlerin macerelarından da bahsetmişti. Serinin ikinci kitabı da nihayet çıktı. Bilginize, ilginize… Gülenay Börekçi “Korkuyorum ama öyle eğlenceli ki elimden […]

Read More

Korsan bandı, sürmeli gözler, kızıl saçlar ve yeşil karanfil

Yazarların tuhaf alışkanlıkları, farklı giyinme tarzları, türlü takıntıları olur. O kadar ki kıyafetleriyle, şapkalarıyla, papyonlarıyla özdeşleşmiş yazarlar bile vardır. Misal, papyon denince ilk aklınıza gelen isim, muhtemelen Doğan Hızlan olacaktır. “Kasketleriyle bütünleşmiş yazar kim?” diye sorsam, hemen Attila İlhan cevabını vermez misiniz? Marcel Proust ise kadife eldivenlerini o kadar çok severmiş ki, gece yatarken bile çıkarmazmış. Herhalde […]

Read More

Roboski utancı: Unutmamak için…

“Ülkemizde adalet maalesef prangalarla bağlıdır. Önce idrak, ikrar, daha sonra tövbe ve özür olmadığı sürece de bu prangalar çözülmeyecektir. Roboski katliamının acılı ailelerine ve gözümüzün önünden hiç gitmeyecek o cenaze konvoyundaki bütün canlara sonsuz sevgi ve saygıyla.” (Rakel Dink’in yazısından) 28 Aralık 2011’de, Türkiye’ye ait savaş uçakları, Şırnak/Uludere’de Roboski (Ortasu) ve Bejuh (Gülyazı) köylerinin sınıra […]

Read More

İstanbul’un gezici kitapçısı: BİSİKLETLİ SAHAF

Sahaf dükkanlarına olan düşkünlüğümü herkes bilir. Bir kitabın peşinde kaybolmak ve onu ararken adını bile duymadığım başka kitapları keşfetmek, okumak ve sohbet etmek için ideal mekanlardır. Fakat şimdi yeni bir keşfim var: Birkaç ay önce açılan Bisikletli Sahaf  yani Rüzgar Yolgezer’in gezici tezgâhı. Rüzgar’ın bir de ortağı var, Filiz. (Onlar Rüzgar ve Filiz Çöpçü olarak anılmayı […]

Read More