Mad Max/Fury Road: “Kadınlar nesne değildir!”
Ünlü yönetmen George Miller, 30 yıl aradan sonra kusursuz bir devam filmiyle karşımızda. Nefes kesen fütüristik aksiyon “Mad Max: Fury Road”un kadrosundaki en ilgi çekici isimse “Vajina Monologları” adlı sansasyonel tiyatro oyununun yaratıcısı aktivist yazar Eve Ensler. Duyunca, hele filmi seyretmemişseniz şaşırabilirsiniz ama Ensler, danışmanlığını üstlendiği “Fury Road”un tepeden tırnağa feminist bir film olduğunu söylüyor. […]
Read MoreKemal Hamamcıoğlu: “Anlaşılmayı bir kenara bırakalım, sevmeyi konuşalım”
Sahnelendiği ilk günden itibaren büyük heyecan yarattı “Garaj”. Esas karakterleri bir otoparkta karşılaşan daha doğrusu “çarpışan” iki ruh; fotoğrafçılık öğrencisi Kahraman ve Orkide adını seçmiş bir trans. Birbirlerinden farklı kişiler oldukları için çarpışmanın şiddeti de haliyle ikisi için farklı oluyor. Ve biz, izledikçe, tanıdıkça ikisini de seviyoruz ama başka başka şekillerde… Kahraman, korkuları ve tedirginlikleriyle […]
Read MoreJung’un başyapıtı: Kırmızı Kitap / Liber Novus
Latince adı “Liber Novus olan “Kırmızı Kitap”, İsviçreli ünlü psikoanalist ve kuramcı Carl Gustave Jung’un 1913’te başlayıp 1919’da tamamladığı en ünlü eseri. şimdi nihayet orijinal çizimleriyle bizde de yayınlandı. Kırmızı Kitap Kitap şahsi bir günce formunda kaleme alınmış ve Jung’un elleriyle resimlediği mandalalarla zenginleştirilmiş. Anlaşılan o ki Jung, 1913’te patlamak üzere olan kaosun, yani Birinci […]
Read More127 Saat ve Çehov’un silahı
Çok sevgili arkadaşım, beni sinemayla barıştıran insan Mehmet Erdugan, Vertigo köşesinde bu kez çok sevdiğim bir filmi yazıyor. Danny Boyle’un 1975 doğumlu dağcı Aron Ralston’un hayat hikayesinden uyarladığı “127 Saat”i… “İyi de kim yani bu Aron Ralston?” diye soranlara “İdollerimden biri, kahramanım” demek isterim. Okuyun lütfen. Bir filmin bize tüm varoluşumuzu nasıl da sorgulatabildiğini hatırlayın… […]
Read MoreFeride Çiçekoğlu soruyor: “İstanbul neye itiraz etti?”
Bazı kitaplar okumaya başlar başlamaz şölene dönüşür; konu ne olursa olsun mutluluk yaratır. Feride Çiçekoğlu’nun Metis Yayınları’ndan çıkan “Şehrin İtirazı” kitabı da benim için öyle. Çiçekoğlu isyanını, öfkesini gizleyemediği fakat naifliğinden hiçbir şey kaybetmeyen diliyle, benim gibi sinemayla başı hoş olmayanların bile ilgisini hep canlı tutuyor. Alt başlığı “Gezi Direnişi Öncesi İstanbul Filmlerinde İsyan Eşiği” […]
Read MoreMehmet Erdoğan yazdı: “Hatırlar mısın, fakir ama gururlu bir genç vardı!”
Mehmet Erdugan’la sevgili arkadaşım Sayım Çınar sayesinde tanıştım ve sinema aşkından etkilendim, bilgisine, zevkine hayran kaldım. Bu hafta gösterime giren “Mad Max: Fury Road”a beni götürdüğü için kendisine ayrıca minettarım, resmen üç gündür “Mad Max” sarhoşluğu yaşıyorum. O ne güzel bir gündü öyle :) Her neyse, esas haberim şu: Mehmet’in bundan sonra Egoist Okur’da Vertigo […]
Read MoreNermin Yıldırım: “Gülerek direnmek diye bir şey var…”
Bir süredir Barselona’da yaşayan Nermin Yıldırım’la Doğan Kitap’tan çıkan son romanı “Unutma Dersleri” vesilesiyle bir röportaj yaptık ve romanını, Barselona ile İstanbul arasında mekik dokuduğu hayatını, rastlantı eseri bulduğu Mazi İmha Merkezi’nde aşkının acısını değil ama ona yaşattığı mutlulukları unutmak isteyen kahramanı Feribe’yi konuştuk. Yazıyla ilişkisinin ne zaman, nasıl başladığını sorduğumda, “Sanırım hep hayatımdaydı yazı. […]
Read MoreL.X. Polastron: “Modernizm budalalığa engel olamadı”
Akademisyen Lucien X. Polastron, Everest Yayınları’ndan çıkan şahane kitabı “Kitap Yakmanın Tarihi”nde bir kitapseverin en büyük kâbusunu anlatıyor ve kitapların, kimi zaman da koca koca kütüphanelerin insanın küçük hırsları uğruna barbarca yok edilmesinden bahsediyor. Polastron, “Herkes gibi ben de İskenderiye ya da Qin Shiuang Di kütüphanelerinin hikâyelerini biliyordum. Derken kâğıdın evrensel tarihi hakkında çalışmaya başladım […]
Read MoreBetül Mardin: “Hatalarını düzeltmek için elinden geleni yap, çünkü ikinci bir hayatın olmayacak”
Arif Mardin’in kız kardeşi. Haldun Dormen’in eski eşi. Ayşe Arman’ın kayınvalidesi. Ve elbette bir süredir Alya’nın babaannesi. Betûl Mardin, “halkla ilişkiler” dendiğinde akla gelen ilk isim. Benzersiz bir şahsiyet. Yıllardır topuzundan, pantolonundan ve bastonundan vazgeçmemiş. Bunları şekle dair ayrıntılar sanıyorsanız yanılıyorsunuz; Betûl Mardin, sadece nasıl biri olacağına değil, nasıl görüneceğine de baştan karar vermiş ve […]
Read More













