









İş Sanat Kibele Galerisi’nde açılan “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar – Biz Mektup Yazardık” sergisinde, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun bir dönem büyük bir aşk yaşadığı ve “Karadutum” dediği Mari Gerekmezyan’la mektuplaşmaları da yer alıyor. Bedri Rahmi ile bazılarının “Türkiye’nin Camille Claudel’i” dediği Mari Gerekmezyan’ın hikâyesi kısaca şöyle… Biz Mektup Yazardık: Bir döneme ışık tutan mektuplar […]
Read More
Bedri Rahmi’nin hem kendi yakınları hem de yakın tarihimizin önde gelen sanatçıları, siyasetçileri ve iş adamlarıyla mektuplaşmalarından oluşan “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar – Biz Mektup Yazardık” 20 Haziran’a kadar gezilebilecek. Sergide yakın tarihimize ayna tutan bu mektupların yanı sıra sanatçının eserlerinden seçmeler de yer alıyor. Bir dönem sanatçıların çektiği maddi sıkıntılara da şahit […]
Read More
Hande Altaylı’nın “Kahperengi”sini sevmiştim ama yeni romanını daha da sevdim. “Delice”, cüretkar bir kitap. İçinde aşk var, ilişkiler var, cinsellik var, hırs var, mizah var ama tuhaf, değişik, irkiltici… Karakterler de öyle. Güzel olmadıkları gibi “iyi” bile değiller. En azından alışık olduğumuz tarzda bir güzellikleri, iyilikleri ve cazibeleri yok. Okurken ilkin bana epey itici geldiler. […]
Read More
Eski psikolog, yayıncı ve editör Arslan Sayman, yıllar önce ani bir kararla çocuklar için yazmaya başladı. Küçük okurlar onu “Piri Reis’le Açık Denizde”, “Hezarfen’in İzinde Gökyüzünde”, “Kirazlı Köşkün Çocukları” ve sayısını hatırlamadığım başka birçok güzel kitapla tanıyor. Yakında Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkacak “Evliya Çelebi Gibi” kitabını okuyacağımız Sayman’la uzun uzun konuştuk. Bunları ve daha birçok başka şeyi… En […]
Read More
DOT Tiyatro’nun “in yer face”lerine, yani izleyenin yüzüne bir tokat gibi çarpan oyunlarına alışık olan tiyatro seyircisi için danslı, şarkılı İki Kişilik Yaz, şahane bir kış armağanı gibi. Bu yer yer hüzünlü ve melankolik aşk hikayesini, o malum klişeyle, “Oğlan kıza rastlar” diyerek özetleyebilirim. Şöyle ki… Gerçek dertleri olan bir erkek ve bir kadın, yani iki […]
Read More
“‘Piranalarla Yüzen Çocuk’ o kadar güzel bir kitaptı ki, yazarken ona haksızlık etmek, hakkını verememek korkusuna kapıldım. Bir gecede bittikten sonra birkaç gün önümde durdu, ara sıra açıp bazı yerlerini yine okudum. Pek çok kişiye gösterip havada savurarak “Son zamanlarda okuduğum en iyi kitap olabilir,’ dedim. İddialıydım. İddiamın sorumlusu, okurken karnımda kelebekler uçuyor hissi uyandıran ve […]
Read More
Füsun Çetinel’in Günışığı Kitaplığı’ndan çıkan “Ayasofya Konuştu” adlı romanının kahramanı yoksul bir ailenin çocuğu olan Veli. Ayasofya Müzesi’ne ilgiyle, merakla, tutkuyla bağlı. O kadar ki müzenin ayrılmaz bir parçası olmuş; ne arkeologlar, ne turistler, ne de bekçiler düşünebiliyor onsuz bir Ayasofya’yı. Hele, Alman arkeolog Martha’yla sıkı dost olmuşlar. Ama tabii Ayasofya’ya bir giren macera yaşamadan […]
Read More
Bedenimizde neremizi seviyoruz ve neremizi sevmiyoruz, neden? Oya Baydar’ın kitabını okurken zihnime takılan sorudan sonra birkaç kadın yazara bedenlerine dair takıntılarını sordum. Beğenmedikleri ya da tam tersi, onlara gurur veren fiziksel özelliklerini… Bu kadın yazarlardan biri de Can Gürses’ti. Cevap olarak tıpkı meslektaşı Aslı Tohumcu gibi “Ellerim” dedi. Ama sebepleri farklıydı. Okuyun… Can Gürses: “Yalnız öleceksek bari […]
Read More