Egoist okur

Tekinsizliğin tınıları bu patikada…

“Murat Yalçın, anlatısında oyun arar, sözcüğün özü kadar sesini de dinler. Havada duran sözcüğü yakalamaya yatar. Hem kendi kendine oynadığı, hem ‘Dilersen katıl’ dediği oyun. Eğer bizim gibi denemeleri, günceleri, mektupları ayrı yerde tutanlardan bahsedeceksem sözcüklerin peşi sıra gitmeyi de bu parkura eklerim. Çok da kullanılmayan, ama unutulan bir çiçek kokusuyla burna dolan ve o […]

Read More

KARADUT ve kırık bir aşk hikâyesi

İş Sanat Kibele Galerisi’nde açılan “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar – Biz Mektup Yazardık” sergisinde, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun bir dönem büyük bir aşk yaşadığı ve “Karadutum” dediği Mari Gerekmezyan’la mektuplaşmaları da yer alıyor. Bedri Rahmi ile bazılarının “Türkiye’nin Camille Claudel’i” dediği Mari Gerekmezyan’ın hikâyesi kısaca şöyle… Biz Mektup Yazardık: Bir döneme ışık tutan mektuplar […]

Read More

BİZ MEKTUP YAZARDIK: Bir dönemin mektupları…

Bedri Rahmi’nin hem kendi yakınları hem de yakın tarihimizin önde gelen sanatçıları, siyasetçileri ve iş adamlarıyla mektuplaşmalarından oluşan “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar – Biz Mektup Yazardık” 20 Haziran’a kadar gezilebilecek. Sergide yakın tarihimize ayna tutan bu mektupların yanı sıra sanatçının eserlerinden seçmeler de yer alıyor. Bir dönem sanatçıların çektiği maddi sıkıntılara da şahit […]

Read More

Kazuo Ishiguro, Pauline Kael ve ihtiyarlığa dair birkaç fikir

Amerikalı sinema eleştirmeni Pauline Kael, başrollerini Sean Connery ile Audrey Hepburn’ün paylaştığı “Robin ve Marian” filminden bahsederken, “zenginden çalıp fakire veren” soyguncu Robin Hood ile karısı Marian’ın yaşlılık yıllarını anlatan filmin gerçek bir kahramanlık hikayesi olduğunu söylemişti. “Filmlerde kahramanlar hep gençtir, yaşlılarsa genellikle yan unsur olur, en iyi ihtimalle gençlere yol gösterirler. Tabii ayaklarına bağ […]

Read More

Bir deli dahi, bir şair ve iki şahane film karakteri

Ilsa ile Rick, yani şu meşhur “Casablanca” filminin kederli ve cazibeli âşıkları yeniden çıkıyor karşımıza… Bir Emily Dickinson cildinin gizlediklerini keşfediyoruz… Amber’in Zaman Kapsülü’nde geçmişini geleceğe taşıyanların öyküsünü dinliyoruz… Kıvrım kıvrım ince bıyıklarıyla  bir çocuk kitabının sayfalarında boy gösteren egzantrik dâhi Salvador Dali’yi selamlıyoruz… Hayaltoplayan’la hayalî maceralara çıkıyoruz… Güzel güzel eğleniyor, güzel güzel hüzünleniyor, çocuklar için hazine değerinde […]

Read More

Hande Altaylı: “Bu köyün gözü kulağı var, evlerin içini dinliyor”

Hande Altaylı’nın “Kahperengi”sini sevmiştim ama yeni romanını daha da sevdim. “Delice”, cüretkar bir kitap. İçinde aşk var, ilişkiler var, cinsellik var, hırs var, mizah var ama tuhaf, değişik, irkiltici… Karakterler de öyle. Güzel olmadıkları gibi “iyi” bile değiller. En azından alışık olduğumuz tarzda bir güzellikleri, iyilikleri ve cazibeleri yok. Okurken ilkin bana epey itici geldiler. […]

Read More

Arslan Sayman: “Hâlâ içimdeki çocuk için yazıyorum”

Eski psikolog, yayıncı ve editör Arslan Sayman, yıllar önce ani bir kararla çocuklar için yazmaya başladı. Küçük okurlar onu “Piri Reis’le Açık Denizde”, “Hezarfen’in İzinde Gökyüzünde”, “Kirazlı Köşkün Çocukları” ve sayısını hatırlamadığım başka birçok güzel kitapla tanıyor. Yakında Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkacak “Evliya Çelebi Gibi” kitabını okuyacağımız Sayman’la uzun uzun konuştuk. Bunları ve daha birçok başka şeyi… En […]

Read More

Paris’in “öteki” yüzü: PARİS MİMARI

“Charles Belfoure’un ilk romanı ‘Paris Mimarı’nda yayılmacı Hitler faşizminin işgali altındaki Paris’te toplumun farklı kesimleri üzerine projektör tutuluyor. Arka planda işgalcilere çıkar hesaplarıyla bağlı olan yönetici elit ile burjuvazi, diğer yanda faşizme karşı yurt savunması için örgütlenen direnişçiler bu saflaşmanın iki farklı kesimini oluşturuyor. İşgal günlerinde, her şeylerini geride bırakarak, kafileler halinde kenti terk eden, […]

Read More

İki Kişilik Yaz: AŞKA İNANACAKSINIZ!

DOT Tiyatro’nun “in yer face”lerine, yani izleyenin yüzüne bir tokat gibi çarpan oyunlarına alışık olan tiyatro seyircisi için danslı, şarkılı İki Kişilik Yaz, şahane bir kış armağanı gibi. Bu yer yer hüzünlü ve melankolik aşk hikayesini, o malum klişeyle, “Oğlan kıza rastlar” diyerek özetleyebilirim. Şöyle ki… Gerçek dertleri olan bir erkek ve bir kadın, yani iki […]

Read More

Her şey bir gecede oldu: PİRANALARLA YÜZEN ÇOCUK

“‘Piranalarla Yüzen Çocuk’ o kadar güzel bir kitaptı ki, yazarken ona haksızlık etmek, hakkını verememek korkusuna kapıldım. Bir gecede bittikten sonra birkaç gün önümde durdu, ara sıra açıp bazı yerlerini yine okudum. Pek çok kişiye gösterip havada savurarak “Son zamanlarda okuduğum en iyi kitap olabilir,’ dedim. İddialıydım. İddiamın sorumlusu, okurken karnımda kelebekler uçuyor hissi uyandıran ve […]

Read More

Zeynep Aksu: “Ama sözcüklere ne oldu?”

Yeşilçam’ın güzel oyuncusuydu Zeynep Aksu. Kısa sürede başarıyı da yakalamıştı. Ama kariyeri çok uzun sürmedi. 7 yıl sonra, hem de Altın Portakal almasının hemen ardından babasının isteğiyle beyaz perdeden elini eteğini çekti… Hazin bir hikaye. Hele günümüzün ünlü yönetmeni Ferzan Özpetek’in ablası olduğunu düşünürsek… Romancı Ayfer Tunç hepsini daha önce “Ömür Diyorlar Buna” adlı kitabında olağanüstü bir […]

Read More

UYKUSUZLAR: “Geceye açılmış öfke, üzgün bir gölgeyim”

“Yarım uykuların iç çekişiyim. Geceye açılmış bir öfke, üzgün bir gölgeyim. Baştan ayağa özlem, dağınık bir taslak, derli toplu tutkuyum. Kış kaldırımlarında kasımpatılar durgun, bulutlar soğuk. Saçlarım daha kara. Bende birikenleri nasıl anlatsam sana?” “Sonraki salı, iyiyiz diye bağıracağız oysa birbirimize, ellerimizi ayıran camın ardından. Uzak, tedirgin, yabancı. Susup kalmayalım diye iyiyim, biz iyiyiz, diye […]

Read More

NEDEN? Oya Baydar’ın kitabını okurken zihnime takılan soru…

Etek giymek niçin bir kadının en büyük kabusu olur ve o kadın niçin hayatı boyunca hep ve daima pantolon giyer? Evet, soru bu: Niçin? Oya Baydar’ın Can Yayınları’ndan çıkan nefes kesici kitabı “Yetim Kalacak Küçük Şeyler”de bu soruya bir cevabı var. Müthiş bir dürüstlükle, sansürsüzce kaleme alınmış bir otobiyografi bu ve okurken Baydar’ın üç çeyrek asırdır hep […]

Read More

Füsun Çetinel’e İstanbul’un sırlarını sordum

Füsun Çetinel’in Günışığı Kitaplığı’ndan çıkan “Ayasofya Konuştu” adlı romanının kahramanı yoksul bir ailenin çocuğu olan Veli. Ayasofya Müzesi’ne ilgiyle, merakla, tutkuyla bağlı. O kadar ki müzenin ayrılmaz bir parçası olmuş; ne arkeologlar, ne turistler, ne de bekçiler düşünebiliyor onsuz bir Ayasofya’yı. Hele, Alman arkeolog Martha’yla sıkı dost olmuşlar. Ama tabii Ayasofya’ya bir giren macera yaşamadan […]

Read More

Timsahlı, kargalı, çilekli, pastalı çocuk kitapları

Bir fare ailesi yaşadıkları konağın satışına nasıl engel olur? Öykü yazmak isteyen ufaklıklara kim yol gösterir? Matematik bulmacalarını çocuklar mı daha çok sever, yetişkinler mi? Hiç arkadaşınız yoksa doğum günü pastanız neye yarar? Kargaların rengi neden siyahtır? Yatağın altına gizlenen timsahlar kimlerle oynar? Pasta sever misiniz? Elma Çocuk Yayınları’nı açıkçası bilmiyordum. “Kültürel Miras Serisi”lerinden çıkan “Konakta Neler Oluyor?” […]

Read More

“Sıkı edebiyatçı” olarak anılan 8 ünlü müzisyen

Çizgi şöhret ve filozof Homer Simpson bir keresinde şöyle yakınmıştı: “Rock yıldızları, peh! Bilmedikleri bir şey var mı acaba?” Evet ya, biz de biraz yakınalım mı? Baksanıza, edebiyata bile el atmışlar. İşte “rocker” romancılar, şairler… Gülenay Börekçi “Sıkı edebiyatçı” olarak anılan 8 ünlü müzisyen “Wildwood”un yazarı Colin Meloy The Decemberists grubunun esas adamı Colin Meloy balinalara […]

Read More

İnci Aral: “İpin ucunu kaçırmışlara neden bakayım? Ben hâlâ tutmaya çalışıyorum o ipi.”

Bedenimizde neremizi seviyoruz ve neremizi sevmiyoruz, neden? Oya Baydar’ın kitabını okurken zihnime takılan sorudan sonra birkaç kadın yazara bedenlerine dair takıntılarını sordum. Beğenmedikleri ya da tam tersi, onlara gurur veren fiziksel özelliklerini… Her zaman incecik ve çok güzel bir kadın olan İnci Aral, arkadaşım Tolga Meriç’in yaptığı uzun söyleşiden oluşan anı kitabı “Unutmak”ta her zamanki gibi […]

Read More

Sarah Jio: “Seni korkutan şey neyse, onu yaz!”

Sarah Jio, “Mart Menekşeleri”, “Böğürtlen Kışı” gibi çiçekli, meyveli isimleri ve naif kapak illüstrasyonlarıyla dikkat çeken romanlarında çok uzun zaman önce yaşanmış bir aşk hikayesini alıyor ve onu günümüzde, genellikle de doğup büyüdüğü yer olan Seattle’da geçen bir hikayeye paralel anlatıyor. Jio’nun sırrını, neden bu kadar okunduğunu merak etmiyor değilim. Ondan bir yazma dersi okumaya ne […]

Read More

Feride Çiçekoğlu’na soruyoruz: VESİKALI YARİM, bizim bilmediğimiz neyi biliyor?

Feride Çiçekoğlu daha önce Lütfü Akad’ın “Vesikalı Yarim” filminden ilhamla “Vesikalı Şehir” adlı kitabı yazmıştı. O kitap, sinemanın kadın ve şehirle ilişkisi üzerine en sağlam metinlerden biri olarak hâlâ hafızalarda. Şimdi  7 yıl sonra yine Metis Yayınları’ndan çıkan “Şehrin İtirazı: Gezi Direnişi Öncesi İstanbul Filmlerinde İsyan Eşiği” adlı kitapla okur karşısında. Bu kez, Gezi olaylarından önce […]

Read More

Sylvia Plath soruyor: Şiir kibirli bir sanat mıdır?

Sylvia Plath Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkan “Johnny Panik ve Rüyaların Kutsal Kitabı”ndaki bu yazıda, romancıların yapabildiği bazı şeyleri bir şair olarak asla yapamayacağını anlatıyor. Mesela “Belki şiirin kibirli olduğunu ima ederek bazı şairleri kızdıracağım, şiirin her şeyi konu edebileceğini söyleyecekler bana” diyor ve ekliyor: “Ama asla bir şiire diş fırçasını dahil etmedim.” Tartışılabilir tabii ama ben […]

Read More

Sevinç çığlıklarımı duyabiliyor musunuz?

Yıllardır beklediğim kitap nihayet çıktı. Şimdi bir süredir unuttuklarımı hatırlıyor, bilmediklerimi keşfetmek istiyorum. Ve elime Selim İleri’nin “Edebiyatta Sevdiğim Romanlar Kılavuzu”nu alıp sahaf turlarına çıkıyorum. “Masum geçinenlerin hiçbiri iktidardakilerden daha az kötü değil” Sevinç çığlıklarımı duyabiliyor musunuz? “Edebiyatta Sevdiğim Romanlar Kılavuzu”nu anlatmadan önce kadri bilinmemiş eserleri her vesileyle hatırlaması, hatırlatması açısından edebiyatta hakkaniyetin, merhametin de […]

Read More

Amadeus aramızda: Bay Mozart Uyanıyor

30 yıllık kısa hayatında 600’den fazla eser veren Wolfgang Amadeus Mozart günümüzde yaşasaydı, nasıl bir hayatı olurdu? Alman yazar Eva Baronsky, Mozart’ı ölüm döşeğinden kapıp günümüze getiren bir kurgu yaratmış. Gerçekte ne olacağını şüphesiz asla bilemeyeceğiz. Fakat Baronsky’nin Mozart’ına ne olduğunu neyse ki okuyabiliriz. Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkan “Bay Mozart Uyanıyor“  eğlenceli, ufuk açıcı, düşündürücü, özetle çok […]

Read More

Can Gürses: “Vücuduma ne hayranım, ne de ona düşmanım…”

Bedenimizde neremizi seviyoruz ve neremizi sevmiyoruz, neden? Oya Baydar’ın kitabını okurken zihnime takılan sorudan sonra birkaç kadın yazara bedenlerine dair takıntılarını sordum. Beğenmedikleri ya da tam tersi, onlara gurur veren fiziksel özelliklerini… Bu kadın yazarlardan biri de Can Gürses’ti. Cevap olarak tıpkı meslektaşı Aslı Tohumcu gibi “Ellerim” dedi. Ama sebepleri farklıydı. Okuyun… Can Gürses: “Yalnız öleceksek bari […]

Read More