Egoist okur

Nazlı Eray, “güzel kadınlardan korkan ıssız adam” Tanpınar’ı anlattı

Festivali ITEF’e, yabancı dillere çevrilen romanlarına, Huzur ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nden yapılacağı söylenen dizi ve film uyarlamalarına rağmen, geç keşfettiğimiz Tanpınar’ı bugüne kadar hakkıyla anlatabilen, daha doğrusu anlatmaya yeltenen olmadı. Deneyenler oldu ama hepsinde eksik bir sürü şey vardı… Sırada Nazlı Eray’ın yeni romanı var. Eray aynı anda hem hüzünlü hem şakacı olabilen kendine has […]

Read More

Edith Piaf: “Senin mutluluğun için her şeyi yaparım…”

Kızkardeşi Simone, Kaldırım Serçesi kitabında anlatıyor… “Ablam Edith… Babamız birdi, kötü adam da değildi ama sık sık ve esaslı dayak atardı. Sonra büyüdük, sokaklara çıktık, ara sokaklarda, kaldırımlarda hem sürttük hem şarkı söyledik. Edith daha Edith Piaf değildi, hayatı ve erkekleri bir arada tanıdık. Daha yirmisine gelmeden ‘Aşk ılındı mı ya ısıtmak gerekir ya da […]

Read More

Hamdi Koç-Teoman: “Özgür değilsen eğer, ‘Denedim’ bile diyemezsin”

Picus dergisindeki ilk günlerimdi; Teoman, Hamdi Koç’la konuşmuştu. Büyük olay olmuş, ortalık birbirine girmişti… “Kadın” yazarlardan erkek eleştirmenlere hatta damperli kamyonculara (!) kadar herkes alınacak bir şey bulmuştu Hamdi’nin söylediklerinde. Geçenlerde onun GQ dergisi tarafından yılın erkeği seçildiğini öğrenince geldi aklıma. Dedim ki içimden, “Böyle seksist ve demode erkek/kadın seçmeleri yapmak 1950’lerde, 60’larda, hadi bilemedin […]

Read More

Neslihan Elagöz Lydia Davis’in öykülerini yazdı: Motive edici, çünkü çok kötü!

Neslihan (Siz Mutlu Gözler) dün bir mesaj attı ve Lydia Davis’in arkadaşım olup olmadığını sordu.  “Yooo” dedim, “Arkadaşım falan değil.” İsmine ve kapağına bayıldığı bir Lydia Davis kitabını almış ve… nefret etmiş. Sonra da oturup Egoist için yazmış. Acaba yayınlar mıyım diye soruyor. “Lydia kankam da olsa fark etmez” dedim. Neyse işte, böylece gecenin bir […]

Read More

“Dev” bir müzisyenin romanı: DEVİN ŞARKISI

Müzik yazarı Raife Polat’ın Günışığı Kitaplığı’ndan çıkan Devin Şarkısı adlı romanı birkaç çocuğun ormanda iki deve rastlamasıyla başlıyor. Birbirlerine çok âşık bu iki devden İgıl romanın sonunda bir rock stara dönüşüyor. Müzik piyasasının içinden biri olan Sadi Güran’ın harikulâde illüstrasyonlarıyla zenginleşen roman müziğin adeta tılsımlı bir etkiyle sınırları ortadan kaldırabildiğini, birbirinden apayrı dünyaları buluşturabildiğini dile […]

Read More

Ya anneniz bir goril olsaydı?

Gökçe Gökçeer bu kez başka türlü bir kitap tanıtmış. Adı bile, “Hey burada bir duralım, bu kitaba mutlaka bakalım” diyor. Benim Annem Bir Goril’in yazarı Frida Nilsson. Bize bir kez daha yeni bir yazar, yeni bir kitap ve yeni bir yayınevi (Habitus Minör) keşfettirdiği için teşekkürler Gökçe :)  Sağda Benim Annem Bir Goril adlı kitabın yazarını görüyorsunuz. […]

Read More

Dalton Trumbo’yu ilk hatırlayan Metallica’ydı

Metallica’nın “Some Kind of Monster” belgeselini seyrederken düşündüm. Mecbur kalsam, hangisini seçerdim? Ne Hetfield, ne Ulrich, ne Hamnett, sahsen ben bu üçünün yarattığı deli, manyak, über-yetenekli Metallica canavarını seviyorum galiba en çok. Filmi birkaç yıl önce yazmıştım. İçinde Audrey Hepburn, Roma Tatili ve Dalton Trumbo da vardı, lütfen okuyun… Metallica, Audrey Hepburn ve Dalton Trumbo ve hayatımızdaki bazı canavarlar […]

Read More

Bir çocuk SUÇ VE CEZA’yı niçin okumalı?

Hadi bakalım, düşünelim… Bir çocuk Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sını niçin okumalı? Söze “Sahiden okumalı mı?” diye başlayacak, hele bir de sağ kaşınızı kaldıracaksanız, sizinle tartışabilirim. Sorunun cevabını sona saklayıp anlatmaya baştan başlarsak… Domingo Yayınları’nın o muhteşem Hepsi Sana Miras serisinde, kadim Sümer destanı Gılgamış’tan Dostoyevski klasiği Suç ve Ceza’ya dünya edebiyatının önemli yapıtları çocuklar için yeniden yazılmış. Serinin […]

Read More

Şeytanın Sözlüğü: “Madem kaçsak gidecek yerimiz yok; gülelim bari!”

Ambrose Bierce’ın Şeytanın Sözlüğü, hakikatin dilinden konuşan bir hiciv başyapıtı. Okurken içinizden şunu tekrarlıyorsunuz: “Madem bu dünyadan kaçsak gidecek yerimiz yok, biraz gülelim bari.” Şeytanın Sözlüğü Ambrose Bierce’ın başyapıtı Şeytanın Sözlüğü, ilk olarak 1881’de haftalık bir gazetede tefrika edilmeye başladı. O yıllarda adı, “Gülen Şeytan”dı. 1875’te Bierce uzun bir Avrupa seyahatine çıktığında bile yeni maddeler […]

Read More

İrlandalı The Divine Comedy’den büyük edebiyatçılara selam!

The Certainty of Chance, Something for the Weekend, Our Mutual Friend, In Pursuit of Happiness ve en sevdiklerimden A Lady of a Certain Age gibi şarkılarıyla tanıdığımız İrlandalı The Divine Comedy grubunun bilmediğim bir şarkısını dinledim. Adı The Booklovers. Sevdiğim bütün yazarların hatta o kadar da sevmediklerimin adlarını arka arkaya işitince, şöyle bir zıpladım yerimde. Hepsi […]

Read More

Patrick Modiano’nun kitapları Türkiye’de depoda çürüyormuş!

1901’den beri her yıl dünya edebiyatının önemli yazarlarına verilen Nobel Edebiyat Ödülü’nün 107. sahibi Fransız yazar Patrick Modiano oldu. Ve böylece hayret etme kabiliyetimizi tamamen yitirdiğimiz şu günlerde nutkumuzun tutulmasına yol açan bir olay yaşamış olduk. Bu, o kadar beklenmeyen bir şeydi ki ödülü almak başta bizzat Modiano olmak üzere neredeyse herkesi şaşırtmıştı. Peki ama […]

Read More

Nobel meselesi: “Edebiyatın geleceğinden endişeliyim”

Kendisi bile şaşırdı dedik ya… Peki Patrick Modiano’ya Nobel hakikaten niçin verildi? Çünkü iyi edebiyatçı. Zamanın trendlerine uyarak bozulmamış. Eski bir geleneği devam ettiriyor ve daha fazla kazanmak için yazmıyor… Hâlâ yetmediğini düşünenler için, aşağıdaki yazı bir ipucu olabilir… Akademi üyelerinden Horace Engdahl’ın daha birkaç gün önce Fransız la Croix Gazetesine verdiği röportajı hatırlayalım. Patrick […]

Read More

Nobelli yazar Patrick Modiano ve Françoise Hardy’den pop şarkıları

Bu da Nobel Edebiyat Ödülü’nü şarkılarla kutladığımız an. Patrick Modiano gençken 1960’ların pop ikonu Fransız şarkıcı Françoise Hardy’ye şarkı sözleri yazmış. Çin Seddi üzerinde yürümüşler, Sal Salvador’a gitmişler, bilmeceler çözüp birbirlerini ve dünyayı şaşırtmışlar… Bir tanesi aşağıda… Patrick Modiano’nun kitapları depoda çürüyormuş Nobel meselesi: “Edebiyatın geleceğinden endişeliyim” Françoise Hardy ve Matrick Modiano birlikte çalıştıkları dönemde […]

Read More

Gökçe Gökçeer’in kitaplarla maceraları

Gökçe Gökçeer, Egoist Okur’un çocuk kitaplarından sorumlu yazarı. Momo’nun Kitap Fabrikası‘nın kurucusu… Tavsiyelerine en değer verdiğim insanlardan. Onu yıllardır başka dergilere, kitap eklerine de yazdığı yazılardan da tanıyoruz aslında. Her zaman o kadar güzel kitaplar seçiyor, o kadar güzel anlatıyor ki onu okurken daha güzel bir dünyanın pekala mümkün olduğu hissine kapılıyorum kendi adıma. O yüzden […]

Read More

Bir kitabın kalbi nasıl kırılır?

Açılışta gördüğünüz kareleri, Düşkırıklığına Uğramış Bir Kitabın Güncesi‘nden aldım. Studiocanoe yapımı bu kısa film, bir kitabın epeyce “fırtınalı” geçen bir yıllık hayatını anlatıyor. İzlediğimiz şeyler, aslında sırf kitaplara değil, genel olarak bizim dışımızdakilere; sevdiklerimize ne kadar kötü davranabildiğimizin de bir kanıtı. Çok zekice, dokunaklı. Ve aşırı güzel. Bazı sekanslarda resmen kalbimin sıkıştığını söyleyebilirim. Mutlaka seyredin. Gülenay Börekçi  The […]

Read More

Vivet Kanetti’den bilinç sandıklarına kapatılanların romanı: HUYSUZ BÜYÜYOR… BARİ

“Bizimkilerin dillerinden düşürmedikleri bir sözcüktür ‘bari’. İçine sandıklar dolusu sitem (nankörsün, kadirbilmezsin, vefasızsın), istihza, kinaye, azar, pazarlık, homurtu, vızıltı, hepsinin süzülmüş karması, daha fazlası, kıyıda köşede ne bulursanız tıkıştırırsınız. Bari… Kimden çıkmıştı bu aile sakızı; yani kim moda etmişti, şimdi sorsanız bizimkiler de hatırlamaz, o derece küflü zamanlara uzanıyor olsa gerek herkesin diline zamklanışı, herkesin […]

Read More

Büyük Diktatör’den bir demokrasi manifestosu

Charlie Chaplin’in Büyük Diktatör filminin unutulmaz finalinde bir konuşma vardır, Egoist Okur takipçilerinden Ekin Fırat o konuşmanın metnini göndermiş. Ben de alıyorum. Çünkü Chaplin’in tüm dünyaya eşsiz bir insanlık ve demokrasi dersi verdiği, bir manifesto niteliği taşıyan o konuşmanın içeriği şu günlerde en çok hatırlamamız gereken şey. (Bu arada sinemada böyle çarpıcı, etkili, kalıcı komedilere artık […]

Read More

Ülker İnce: “Çeviri çevirmenin metnidir; o üretmiştir…”

Toni Morrison, Amanda Filipacci, Lawrence Durrell, Italo Calvino gibi müthiş yazarlardan yaptığı çevirilerle tanıyorsunuz Ülker İnce’yi. Mesela adını duyduğumda benim aklıma olağanüstü bir titizlik ve zarafetle Türkçe’ye kazandırdığı İskenderiye Dörtlüsü geliyor ilkin. Oscar Wilde’ın Dorian Gray’in Portresi romanının ilk kez sansürsüz yayınlandığı haberini vermiştim size daha önce. O da Ülker İnce’nin çevirisiydi. Ona “nasıl iyi […]

Read More

Bir Murakami romanının içinde olduğumu nasıl anlarım?

Borges’le başlamıştık, devam ediyoruz… Bir fil esrarengiz bir şekilde kaybolur. Evine döndüğünde seni dev bir kurbağanın beklediğini görürsün. Kedin sırra kadem basar. Gökyüzünde aynı anda iki ay yükselir. Karın ansızın ortadan yok olur. Tuhaf bir adam sana bir koyuna rastlayıp rastlamadığını sorar ya da bir kadın hayatının 10 dakikasını talep eder. Çevrene bir göz gezdir. Aşağıdakileri oku. […]

Read More

AYLİN BALBOA + Belki Bir Gün Uçarız: Bu kadın arıza!

Merve Açıkgöz gönderdi bu yazıyı. Aylin Balboa’nın İletişim’den çıkan kitabı Belki Bir Gün Uçarız’ı okuyup aşık olunca…  Öyle güzel anlatmış ki sanırım birazdan ben de Balboa’nın kitabını okumaya başlayacağım. Çünkü bugünlerde her şeyden çok uçabilmeye ihtiyacım var… Fotoğraf bu adresten alındı.   “Ben uçtum, Aylin Balboa ile…” Bak bu genç kadınlar böyle kanatlı kitaplarla raflara […]

Read More

Her eve lazım bir DİKTATÖR!

Bir küçük diktatör… Kime nasıl hükmedeceğini şaşırmış. Her şeye sataşıyor; uçan kuşlara bile. ‘’Uç,’’ diyor saksağana, “itişin kakışın,” diyor karıncalara. Sonra hızını alamıyor “SUSUN!” diye bağırıyor taşlara! Taşlar susuyor. Sanıyor ki kendi susturdu. “Sürekli karar vermek güç iş,” diyerek bir çam ağacına yaslıyor sırtını. Her diktatör gibi, sinirden ve kibirden kafasını yeterince iyi çalıştıramıyor! Hep söylüyorum, Gökçe […]

Read More

Mona Lisa’dan Venüs’e sanat âleminin en tatlı kedileri

Susan Herbert’ı yazdım daha önce; en ünlü kedi ressamlarından biri. Shakespeare Kedileri, Film Kedileri: Godfather’dan Bazıları Sıcak Sever’e unutulmaz kareler ve Film Kedileri II: Sinema tarihinin kült simaları albümlerini yayınlamıştım. Sırada Van Gogh’tan Leonardo da Vinci’ye, Boticelli’den Manet’ye,  Goya’dan Dante Gabriel Rosetti’ye, Van Eyck’ten Greuze’e ünlü ressamların üslubunu taklit ederek çizdiği kedi resimleri var. Bu albümün benim […]

Read More

Ne yani, hep sizin aşkınızı mı konuşacağız?

Acayip bir kitap tavsiye edeceğim size bugün. Edebi Şeyler’den çıktı. Dr. Tatiana’nın Tüm Canlılar Âlemine Seks Tavsiyeleri, adı üstünde, aşka ve sekse dair bir kitap. Künyeye bakıp kimi öveceğimi şaşırdım. Yayınevi olan Edebi Şeyler’i mi, kapağı tasarlayan Ozan Erdoğan’ı mı, illüstrasyonları çizen Çetin Ural’ı mı, yoksa hayvanlar âlemini ve Dr. Tatiana’yı mı… Hayvanlar her daim en sevdiğim elbette, birinciliği kaptırmazlar. Dr. Tatiana […]

Read More