









Zeki Müren 1950’lerde şarkıcılık ve oyunculuğun yanında gazeteciliğe de başlayınca Naci Sadullah, Peri Kızı dergisinde “Zeki Müren Bey Evladım” diye başlayan bir mektup yazarak kağıdı kalemi bir an önce bırakmasını tavsiye eder. “Sanat Güneşi” bunun üzerine Yeni Yıldız dergisine “Nazım Hikmet’in arkadaşı Naci Sadullah’a cevabımdır” diye başlayan bir mektup gönderir. Anlaşılan Nazım Hikmet’in arkadaşı olmak o tarihlerde bayağı […]
Read More
Pakistanlı yönetmen Sharmeen Obaid-Chinoy’un kariyeri göz kamaştırıcı başarılarla dolu… Mesela Madonna’nın desteğiyle tanıtılan “Humaira: The Dreamcatcher” adlı belgeselde, kızlarını okula göndermeyen aileleri ikna çabasındaki feminist aktivist Humaira Bachal’ın hikayesini anlatıyordu. Pakistan’a ilk Oscar’ını kazandıran “Saving Face” filmindeyse yüzüne kezzap atılarak fiziken ve ruhen işlevsiz hale getirilmeye çalışılmış kadınların terapi süreçlerini ve hukuk mücadelelerini ele aldı. […]
Read More
Hakan Günday, günümüz edebiyatının en önemli kalemlerinden. Kinyas ve Kayra, Zargana, Piç, Malafa, Azil, Ziyan, Az ve Daha adlı romanların yazarı. Oyun yazarı olarak DOT Tiyatro’nun kadrosunda görev yapıyor ayrıca. Malafa’yı DOT için oyunlaştırmıştı, şimdilerde bir başka romanını uyarlıyor tiyatro sahnesine. Günday’ın ilgilendikleri arasında sinema da var. Daha doğrusu sinema onun romanlarının büyüsüne kapılmış durumda. […]
Read More
Senarist, yazar Zehra Çelenk tanımasam da etrafta olduğunu hissetmeyi sevdiğim insanlardan. Hem yakında tanışacağız sanırım, çünkü ilk romanı Ruhumun Aynası çıkmak üzere. Ocak sonu, şubat başı gibi raflarda olacak. Artemis Yayınları’ndan çıkan kitapla ilgili birkaç ön bilgi: Sıcak hikayesi, şeker mi şeker karakterleri ve inandırıcı diyaloglarıyla herkesin kalbini fetheden Ruhumun Aynası dizisinin romanı… Senarist Zehra Çelenk, Ruhumun […]
Read More
T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı KSGM (Kadın Statüsü Genel Müdürlüğü) verilerine göre, 2011-2013 arasında şiddete uğramış kadınların yüzde 92.5’u aile içi şiddet mağduru. Kadına yönelik şiddetle ilgili verilere baktığımızda ürkütücü rakamlar çıkıyor karşımıza. Acaba gerçekten öyle mi, yoksa bütün bu karanlık aslında ataerkil düzenin ciddi şekilde sarsıldığının ve kadınların hızla güç kazandığının göstergesi […]
Read More
Aile içi şiddet gören kadınların yüzde 94.0’ı çalışmıyor, yüzde 6.0’ı çalışıyor. Soyal güvencesi olanların oranı yüzde 47, olmayanların oranı yüzde 53. Okuma yazma bilmeyenlerin oranı yüzde 33.5, ilkokul mezunu olanların oranıysa yüzde 29.3. kadınların öğrenim durumu arttıkça şiddete uğrama durumları da düşüyor. Üniversite mezunu olanlar toplamda sadece yüzde 2.8’lik bir bölümü oluşturuyor. “Kur’an, içinde ‘kadın […]
Read More
Aile içi şiddetin türüne bakıldığında yüzde 37’lik oranda fiziksel şiddet kullanıldığını görüyoruz. Ama daha yüksek oranlar da var: Yüzde 83.5’lik oranında psikolojik şiddet, yüzde 89.1 oranında ekonomik şiddet, yüzde 65.7 oranında sözel şiddet uygulanıyor. cinsel şiddet oranı yüzde 21.6. Ayizi Yayınevi ve Amargi Dergi’den Aksu Bora, “Feminizm son 30 yılda ciddi kök saldı, gelişti, yayıldı. […]
Read More
Aile içi şiddete uğrayan kadınlardan görücü usulüyle evlenenlerin oranı yüzde 69.0, anlaşarak severek evlenenlerin oranı yüzde 22.9, evliliğe zorlananların oranıysa yüzde 8.1. “Antabus” adlı romanında kadına şiddeti ele alan yazar Seray Şahiner, “Kadının iş hayatında ve sokakta görünür hale gelmesi devletin de kocanın da işine gelmiyor. Zaten çoğu zaman devlet belalı eski kocamız gibi davranıyor […]
Read More
Aile içi şiddet uygulayanın kimliğine bakıldığında başı yüzde 67.6’lık bir oranla kocalar çekiyor. Yüzde 14.8 babalar ve ağabeyler, yüzde 4.4 ailedeki diğer kadınlar, yüzde 2.8 oğullar, yüzde 2.0 kayınpederler ve kayınbiraderlerin şiddet uyguladığı görülüyor. Gaye Cön Şakar’a “feminist” sözcüğünü duyunca öcü görmüş gibi olan erkekler ve kadınların varlığını hatırlatıyorum. “Çünkü Türkiye’de feminizm erkek düşmanlığı olarak […]
Read More
Maryanne Wolf imzalı “Proust ve Mürekkepbalığı”, “okuyan beynin” tarihini, yazının icadından başlayarak anlatıyor: İlk okuma nasıl gerçekleşti? Sokrates yazıya neden karşı çıktı? Beyin okumayı nasıl öğrendi, öğrenmeseydi ne olurdu? Peki ya Şehrazat sendromunun konuyla ilgisi? “O iyi kalpli Bay Holmes’u mu öldüreceksin? Arthur, sakın buna cüret edeyim deme!!” Stephen King’in “Misery”sinin manyak karakteri Annie Wilkes’i […]
Read More
Size okuduğumda nefesimi kesen bir şey anlatacağım… Avusturyalı tarihçi, diplomat ve Doğu bilimleri uzmanı Baron von Hammer-Purgstall, bir metninde doğu masallarında geçen “confabulatores nocturne”, yani “geceleri hikâye anlatan adamlar”dan bahseder. Eski bir Pers elyazmasına göre, uykusuzluktan mustarip Büyük İskender, etrafına bu tür insanları toplarmış, geceleri sıkıntıdan patlamamak için… Okuduğumda nefesimin kesildiğini hissettim, birkaç yüzyıl sonrasında tarihlenen […]
Read More
Zeki’nin Müren’le mülâkatıyla başlayıp Paşa’nın aşk tarifiyle devam ediyoruz. Ardından “Sanat Güneşi”nin irili ufaklı birkaç sırrı geliyor. Akademi anılarını gardrobuyla ilgili ayrıntılar takip ediyor. Son olarak kış kapıda ya; kendisinden içimizi ısıtacak, ruhumuzu alevlendirecek şahane bir kokteyl tarifi alıyoruz. Ve “ıslak uykulu” bir şiiriyle bitiriyoruz… Finalde pastanın kreması, yani bir galeri var… Zeki Müren’imizin sırlarından bazıları onunla […]
Read More
TUDEM Yayın Grubu’ndan DESEN imzası taşıyan kitabın yalnızca çocuklar için yazıldığını söylemek zor; zira ilk çıkış noktası çocuklar değil. 1963 yılında Anekdote zur Senkung der Arbeitsmoral adıyla Almanca yayımlanan metin, sıkı bir kapitalizm eleştirisi. Bu metnin bugün elimizde böyle bir kitaba dönüşmesi ise, sanatın dönüşebilirliği ve her yaşa ulaşabilirliğine harika bir örnek. Heinrich Böll’le zamanda […]
Read More
Derya Bengi’nin hazırladığı “İşte Benim Zeki Müren” sergisi, sanat dünyamızın en parlak yıldızlarından birini, bir bakıma Türk sanat müziğinin rock star’ını ağırlıyor. Geçen hafta gittim gezdim… Çıkarken çok sevdiğim bir arkadaştan ayrılmışım gibi üzgün olduğumu fark ettim. Buraya yine gelebilir, her şeyi baştan gezebilirdim elbette ama yine de bitti diye üzülüyordum işte. Bu harikulâde sergiye siz […]
Read More
Yazıya günümüzün en ünlü pin-up kızı Kim Kardashian’la başladım ama aslında konum rock müzik tarihçisi, arşivci ve yazar Güven Erkin Erkal’ın “Türkiye’nin Güzel Tarihi” adlı kitabıydı. Kitabın sayfalarını karıştırırken, savaşı katlanılır kılan güzel kızlardan posterlerde milliyetçi ya da dini vurgulara kadar çok şey gördüm, hatta sonunda genre dönüp dolaşıp Kardashian çağında tam gaz süren ırkçılığa […]
Read More
Sermet ile Efsa, Hitler’in 53’üncü yaş gününde doğan ikiz bebekler. Birbirlerinden güneş ve ay kadar farklılar. Biri erkek biri kız. Biri güzel biri çirkin. Biri sağlıklı biri hasta. Biri çok seviliyor, biri istenmiyor. Sermet şımartıldıkça şımartılıyor, Efsa’dan ise korkuluyor… Cumhuriyet’in ilk yıllarında geçen Peri Efsa, ON8 kitap’tan çıkan bir roman. Yazarı Sevgi Saygı’yı biz aslında sinemadan tanıyoruz. Yıllar sonra […]
Read More
“On dört yaşındaydım ve dünyadan çok sıkılmıştım. Bana kalırsa yeterince yaşamıştım. Yara gibi bir şeydi hayat. Ağılıysa, hele de acıyorsa, en temizi kesip atmaktı.” “Kesip atmakta usta sayılırdım. Çünkü korkaktım. En kolay korkaklar kesip atar.” Unutma Beni Apartmanı, Rüyalar Anlatılmaz ve Saklı Bahçeler Haritası adlı romanların yazarı Nermin Yıldırım’dan yaralarımıza ilaç niyetine. Atlamak düşmekten iyidir! […]
Read More
Bu sabah Betül Gönüllü’den gelen e-posta, hem yüzüme koskocaman bir gülümsemenin yerleşmesini sağladı hem de benimle ve Egoist Okur’la ilgili yazdıkları resmen gözlerimden yaş getirdi. Betül Gönüllü, hayatını kitap resimleyerek kazanan genç bir sanatçı. Günün birinde internette TUDEM Yayınları’nın Bana Bir Kitap Çek yarışmasının ilanını görüyor ve ilk kez düzenlenen bu yarışmaya katılarak birinci oluyor. İzleyeceksiniz, Chris […]
Read More