









Maryanne Wolf imzalı “Proust ve Mürekkepbalığı”, “okuyan beynin” tarihini, yazının icadından başlayarak anlatıyor: İlk okuma nasıl gerçekleşti? Sokrates yazıya neden karşı çıktı? Beyin okumayı nasıl öğrendi, öğrenmeseydi ne olurdu? Peki ya Şehrazat sendromunun konuyla ilgisi? “O iyi kalpli Bay Holmes’u mu öldüreceksin? Arthur, sakın buna cüret edeyim deme!!” Stephen King’in “Misery”sinin manyak karakteri Annie Wilkes’i […]
Read More
Size okuduğumda nefesimi kesen bir şey anlatacağım… Avusturyalı tarihçi, diplomat ve Doğu bilimleri uzmanı Baron von Hammer-Purgstall, bir metninde doğu masallarında geçen “confabulatores nocturne”, yani “geceleri hikâye anlatan adamlar”dan bahseder. Eski bir Pers elyazmasına göre, uykusuzluktan mustarip Büyük İskender, etrafına bu tür insanları toplarmış, geceleri sıkıntıdan patlamamak için… Okuduğumda nefesimin kesildiğini hissettim, birkaç yüzyıl sonrasında tarihlenen […]
Read More
Zeki’nin Müren’le mülâkatıyla başlayıp Paşa’nın aşk tarifiyle devam ediyoruz. Ardından “Sanat Güneşi”nin irili ufaklı birkaç sırrı geliyor. Akademi anılarını gardrobuyla ilgili ayrıntılar takip ediyor. Son olarak kış kapıda ya; kendisinden içimizi ısıtacak, ruhumuzu alevlendirecek şahane bir kokteyl tarifi alıyoruz. Ve “ıslak uykulu” bir şiiriyle bitiriyoruz… Finalde pastanın kreması, yani bir galeri var… Zeki Müren’imizin sırlarından bazıları onunla […]
Read More
TUDEM Yayın Grubu’ndan DESEN imzası taşıyan kitabın yalnızca çocuklar için yazıldığını söylemek zor; zira ilk çıkış noktası çocuklar değil. 1963 yılında Anekdote zur Senkung der Arbeitsmoral adıyla Almanca yayımlanan metin, sıkı bir kapitalizm eleştirisi. Bu metnin bugün elimizde böyle bir kitaba dönüşmesi ise, sanatın dönüşebilirliği ve her yaşa ulaşabilirliğine harika bir örnek. Heinrich Böll’le zamanda […]
Read More
Derya Bengi’nin hazırladığı “İşte Benim Zeki Müren” sergisi, sanat dünyamızın en parlak yıldızlarından birini, bir bakıma Türk sanat müziğinin rock star’ını ağırlıyor. Geçen hafta gittim gezdim… Çıkarken çok sevdiğim bir arkadaştan ayrılmışım gibi üzgün olduğumu fark ettim. Buraya yine gelebilir, her şeyi baştan gezebilirdim elbette ama yine de bitti diye üzülüyordum işte. Bu harikulâde sergiye siz […]
Read More
Yazıya günümüzün en ünlü pin-up kızı Kim Kardashian’la başladım ama aslında konum rock müzik tarihçisi, arşivci ve yazar Güven Erkin Erkal’ın “Türkiye’nin Güzel Tarihi” adlı kitabıydı. Kitabın sayfalarını karıştırırken, savaşı katlanılır kılan güzel kızlardan posterlerde milliyetçi ya da dini vurgulara kadar çok şey gördüm, hatta sonunda genre dönüp dolaşıp Kardashian çağında tam gaz süren ırkçılığa […]
Read More
Sermet ile Efsa, Hitler’in 53’üncü yaş gününde doğan ikiz bebekler. Birbirlerinden güneş ve ay kadar farklılar. Biri erkek biri kız. Biri güzel biri çirkin. Biri sağlıklı biri hasta. Biri çok seviliyor, biri istenmiyor. Sermet şımartıldıkça şımartılıyor, Efsa’dan ise korkuluyor… Cumhuriyet’in ilk yıllarında geçen Peri Efsa, ON8 kitap’tan çıkan bir roman. Yazarı Sevgi Saygı’yı biz aslında sinemadan tanıyoruz. Yıllar sonra […]
Read More
“On dört yaşındaydım ve dünyadan çok sıkılmıştım. Bana kalırsa yeterince yaşamıştım. Yara gibi bir şeydi hayat. Ağılıysa, hele de acıyorsa, en temizi kesip atmaktı.” “Kesip atmakta usta sayılırdım. Çünkü korkaktım. En kolay korkaklar kesip atar.” Unutma Beni Apartmanı, Rüyalar Anlatılmaz ve Saklı Bahçeler Haritası adlı romanların yazarı Nermin Yıldırım’dan yaralarımıza ilaç niyetine. Atlamak düşmekten iyidir! […]
Read More
Bu sabah Betül Gönüllü’den gelen e-posta, hem yüzüme koskocaman bir gülümsemenin yerleşmesini sağladı hem de benimle ve Egoist Okur’la ilgili yazdıkları resmen gözlerimden yaş getirdi. Betül Gönüllü, hayatını kitap resimleyerek kazanan genç bir sanatçı. Günün birinde internette TUDEM Yayınları’nın Bana Bir Kitap Çek yarışmasının ilanını görüyor ve ilk kez düzenlenen bu yarışmaya katılarak birinci oluyor. İzleyeceksiniz, Chris […]
Read More
Festivali ITEF’e, yabancı dillere çevrilen romanlarına, Huzur ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nden yapılacağı söylenen dizi ve film uyarlamalarına rağmen, geç keşfettiğimiz Tanpınar’ı bugüne kadar hakkıyla anlatabilen, daha doğrusu anlatmaya yeltenen olmadı. Deneyenler oldu ama hepsinde eksik bir sürü şey vardı… Sırada Nazlı Eray’ın yeni romanı var. Eray aynı anda hem hüzünlü hem şakacı olabilen kendine has […]
Read More
Kızkardeşi Simone, Kaldırım Serçesi kitabında anlatıyor… “Ablam Edith… Babamız birdi, kötü adam da değildi ama sık sık ve esaslı dayak atardı. Sonra büyüdük, sokaklara çıktık, ara sokaklarda, kaldırımlarda hem sürttük hem şarkı söyledik. Edith daha Edith Piaf değildi, hayatı ve erkekleri bir arada tanıdık. Daha yirmisine gelmeden ‘Aşk ılındı mı ya ısıtmak gerekir ya da […]
Read More
Picus dergisindeki ilk günlerimdi; Teoman, Hamdi Koç’la konuşmuştu. Büyük olay olmuş, ortalık birbirine girmişti… “Kadın” yazarlardan erkek eleştirmenlere hatta damperli kamyonculara (!) kadar herkes alınacak bir şey bulmuştu Hamdi’nin söylediklerinde. Geçenlerde onun GQ dergisi tarafından yılın erkeği seçildiğini öğrenince geldi aklıma. Dedim ki içimden, “Böyle seksist ve demode erkek/kadın seçmeleri yapmak 1950’lerde, 60’larda, hadi bilemedin […]
Read More
Müzik yazarı Raife Polat’ın Günışığı Kitaplığı’ndan çıkan Devin Şarkısı adlı romanı birkaç çocuğun ormanda iki deve rastlamasıyla başlıyor. Birbirlerine çok âşık bu iki devden İgıl romanın sonunda bir rock stara dönüşüyor. Müzik piyasasının içinden biri olan Sadi Güran’ın harikulâde illüstrasyonlarıyla zenginleşen roman müziğin adeta tılsımlı bir etkiyle sınırları ortadan kaldırabildiğini, birbirinden apayrı dünyaları buluşturabildiğini dile […]
Read More
Gökçe Gökçeer bu kez başka türlü bir kitap tanıtmış. Adı bile, “Hey burada bir duralım, bu kitaba mutlaka bakalım” diyor. Benim Annem Bir Goril’in yazarı Frida Nilsson. Bize bir kez daha yeni bir yazar, yeni bir kitap ve yeni bir yayınevi (Habitus Minör) keşfettirdiği için teşekkürler Gökçe :) Sağda Benim Annem Bir Goril adlı kitabın yazarını görüyorsunuz. […]
Read More
Ambrose Bierce’ın Şeytanın Sözlüğü, hakikatin dilinden konuşan bir hiciv başyapıtı. Okurken içinizden şunu tekrarlıyorsunuz: “Madem bu dünyadan kaçsak gidecek yerimiz yok, biraz gülelim bari.” Şeytanın Sözlüğü Ambrose Bierce’ın başyapıtı Şeytanın Sözlüğü, ilk olarak 1881’de haftalık bir gazetede tefrika edilmeye başladı. O yıllarda adı, “Gülen Şeytan”dı. 1875’te Bierce uzun bir Avrupa seyahatine çıktığında bile yeni maddeler […]
Read More
The Certainty of Chance, Something for the Weekend, Our Mutual Friend, In Pursuit of Happiness ve en sevdiklerimden A Lady of a Certain Age gibi şarkılarıyla tanıdığımız İrlandalı The Divine Comedy grubunun bilmediğim bir şarkısını dinledim. Adı The Booklovers. Sevdiğim bütün yazarların hatta o kadar da sevmediklerimin adlarını arka arkaya işitince, şöyle bir zıpladım yerimde. Hepsi […]
Read More