









Ne izlediğime kimsenin karışmadığı yıllardı… 1990’larda küçük bir çocuk olanlar iyi bilir; henüz çocuk gelişimi kuralları kitaplardan halka inmemişti. ‘Aman çocuğum kötü etkilenmesin’ kavramını benimsememiş anne babalarımızın yanında hayatın gerçeklerini birebir yaşayarak büyüyen, rahat çocuklardık biz. Esirgemek, kaza ve belayla sınırlıydı ebeveynler için. Diğerleri fasa fiso… Bu nedenle, televizyonda ne izlediğime de karışılmazdı. İyi ki […]
Read More
Kareli Dükkân’ı Instagram’da keşfettim. Genç bir kız minik kanaviçe kasnakları görünümde kolyeler yapıyordu. (Meğer yalnız değilmiş, annesiyle birlikte üretiyorlarmış.) Kasnakların içini de romanlardan, şiirlerden esinlenerek ve elbette el emeği göz nuru işlemelerle dolduruyordu. Bu rengârenk cicili bicili kolyeleri ben çok sevdim ve sizinle de paylaşmak istedim. Ama önce Kareli Dükkân’ın iki yaratıcısından biri olan Pınar […]
Read More
Size daha önce Avanzade Mehmed Süleyman’ın sebze, çorba ve yumurta pişirme usullerine dair üç ayrı risalesinden oluşan “Aile Aşçısı” adlı kitaptan kısaca söz etmiştim. Şimdi uzun uzun anlatmak zamanı… Kitapta hiç alışık olmadığımız türden bol kolesterollü, bol meyveli, bol hıyarlı tarifler, üstelik kısmen orijinalleriyle kısmen de günümüze uyarlanmış biçimleriyle yer alıyor. “Hezarfen” Avanzade Mehmed Süleyman’ın […]
Read More
“Bir dükkânda çalışırsanız, ben size o dükkânda en yakınlardan yakın sokulup çalışırım/ Kardeşine ya da en yakın arkadaşına armağanlar verirsen, ben de isterim kardeşin ya da en yakın arkadaşın gibi o armağanlardan/ Sevgilin, kocan, karın gündüz ya da gece hoş karşılanırsa, ben de onlar gibi hoş karşılanmalıyım/ Sen alçalır, suç işler, hasta olursan, ben de […]
Read More
Bu yazıyı geçen sene, Emine Şenlikoğlu, “Dondurma firmalarının amacının satış yapmak değil ‘rezilliği ve fuhşıyatı’ normal göstermeye çalışmak olduğunu ve ahirette onlardan davacı olacağını” söylediğinde yazmıştım. Yani şöyle… Düşünmüş, düşünmüş, Şenlikoğlu’na yardımcı olmak için sadece dondurmanın değil, çikolata, kremalı pasta, meyveli puding, kiraz, çilek, incir, şeftali, limon suyu, yumurta sarısı, sebzeli Çin çorbası gibi cinselliği […]
Read More
Ekşi Sözlük’te “Bukowski okuyup Tom Waits dinleyen kadınlar” diye bir entry görünce aklıma geldi bu. Bukowski’yi gençken okumuştum, bir daha da okumam sanıyordum ama bu ara etrafımda o kadar çok Bukowski hayranı var ki “Ben neyi kaçırdım acaba?” diye yeniden bir göz atabilirim. Tom Waits de zaten bir röportajında, Bukowski’nin “müzikal bir ruhu olduğunu” ve […]
Read More
Yeni bir mixtape’in zamanı gelmişti de geçiyordu. “Gölge”nin isim babası Jung’a dair şarkıları derlemek iyi bir fikir gibi geldi bana. Bakalım neler bulmuşum… Steve Taylor, Jung and the Restless derken şüphesiz basit bir kelime oyunu yapıyordu, o yüzden onu geçelim. Fakat The Beatles’ı kolayca geçemeyiz. Sgt. Pepper’s Lonely Heart Club Band albümünün kapağındaki suretleri hatırlarsınız. […]
Read More
İngiliz yazar Patricia Duncker’ın bol ödüllü romanı “Foucault’yu Sayıklamak”; bir yazarla okuru arasındaki, diğer her türlü ilişkiden daha kuvvetli o tuhaf zihinsel ilişki üzerine çok etkileyici bir kitap. Romanın ilham kaynağı ise Fransız sosyal teorist, tarihçi, edebiyat eleştirmeni, antropolog ve sosyolog Michel Foucault. Çok sevdiğim ve dilimize çevrildiği için mutlu olduğum bu kitapla ilgili olarak […]
Read More
Rüzgar Yolgezen ve ortağı Filiz’i hatırlayacaksınız, Avrupa’yı bisikletle, üstelik beş parasız dolaştıktan sonra memlekete dönmüş ve Bisikletli Sahaf adıyla kendilerini müthiş bir iş kurmuşlardı. (Aslında yolda karşılaşmış ve birbirlerine âşık olmuşlardı.) Bisikletle kitap alıp satma işi bu çok tatlı çifti bir süre oyaladı ama sonra yeniden yollara düşmek istediler. Şimdi bir yandan unutulmuş masalları derliyor, […]
Read More
“Anımsayan benlik bir masalcıdır. Anılarımıza karşılık gelen tepkilerle ve aniden başlar. Bu yüzden sadece hikâye anlatıyor olmak için hikâye anlatmayız. Anılarımız bize hikâye anlattırır. Deneyimlerimizden arta kalan tek şey aslında hikâyelerdir. Ve hikâyenin en kritik noktası da nasıl bittiğidir. Sonlar çok ama çok önemlidir. Ve aşağıda okuyacağınız örnekte son, tüm hikâyeye hâkim olmaktadır.” Biricik “Vertigo’savarımız” […]
Read More
Habertürk’ün hafta sonu eklerinde beraber çalıştığımız genç arkadaşım Alihan Mestçi geçen hafta Man Booker ödüllü ve bazı eleştirmenlerin, “Okuyanın Tanrı’ya inanmasını sağlayan kitap” diye tarif ettiği “Pi’nin Yaşamı”nın Kanadalı yazarı Yann Martel’e le konuştu. Bildiğiniz gibi, ünlü yönetmen Ang Lee geçen yıl bu romanı sinemaya uyarlayınca Martel de dünya çapında üne kavuşmuştu. Yazarın bir enteresan […]
Read More