









Bu yazıyı geçen sene, Emine Şenlikoğlu, “Dondurma firmalarının amacının satış yapmak değil ‘rezilliği ve fuhşıyatı’ normal göstermeye çalışmak olduğunu ve ahirette onlardan davacı olacağını” söylediğinde yazmıştım. Yani şöyle… Düşünmüş, düşünmüş, Şenlikoğlu’na yardımcı olmak için sadece dondurmanın değil, çikolata, kremalı pasta, meyveli puding, kiraz, çilek, incir, şeftali, limon suyu, yumurta sarısı, sebzeli Çin çorbası gibi cinselliği […]
Read More
Ekşi Sözlük’te “Bukowski okuyup Tom Waits dinleyen kadınlar” diye bir entry görünce aklıma geldi bu. Bukowski’yi gençken okumuştum, bir daha da okumam sanıyordum ama bu ara etrafımda o kadar çok Bukowski hayranı var ki “Ben neyi kaçırdım acaba?” diye yeniden bir göz atabilirim. Tom Waits de zaten bir röportajında, Bukowski’nin “müzikal bir ruhu olduğunu” ve […]
Read More
Yeni bir mixtape’in zamanı gelmişti de geçiyordu. “Gölge”nin isim babası Jung’a dair şarkıları derlemek iyi bir fikir gibi geldi bana. Bakalım neler bulmuşum… Steve Taylor, Jung and the Restless derken şüphesiz basit bir kelime oyunu yapıyordu, o yüzden onu geçelim. Fakat The Beatles’ı kolayca geçemeyiz. Sgt. Pepper’s Lonely Heart Club Band albümünün kapağındaki suretleri hatırlarsınız. […]
Read More
İngiliz yazar Patricia Duncker’ın bol ödüllü romanı “Foucault’yu Sayıklamak”; bir yazarla okuru arasındaki, diğer her türlü ilişkiden daha kuvvetli o tuhaf zihinsel ilişki üzerine çok etkileyici bir kitap. Romanın ilham kaynağı ise Fransız sosyal teorist, tarihçi, edebiyat eleştirmeni, antropolog ve sosyolog Michel Foucault. Çok sevdiğim ve dilimize çevrildiği için mutlu olduğum bu kitapla ilgili olarak […]
Read More
Rüzgar Yolgezen ve ortağı Filiz’i hatırlayacaksınız, Avrupa’yı bisikletle, üstelik beş parasız dolaştıktan sonra memlekete dönmüş ve Bisikletli Sahaf adıyla kendilerini müthiş bir iş kurmuşlardı. (Aslında yolda karşılaşmış ve birbirlerine âşık olmuşlardı.) Bisikletle kitap alıp satma işi bu çok tatlı çifti bir süre oyaladı ama sonra yeniden yollara düşmek istediler. Şimdi bir yandan unutulmuş masalları derliyor, […]
Read More
“Anımsayan benlik bir masalcıdır. Anılarımıza karşılık gelen tepkilerle ve aniden başlar. Bu yüzden sadece hikâye anlatıyor olmak için hikâye anlatmayız. Anılarımız bize hikâye anlattırır. Deneyimlerimizden arta kalan tek şey aslında hikâyelerdir. Ve hikâyenin en kritik noktası da nasıl bittiğidir. Sonlar çok ama çok önemlidir. Ve aşağıda okuyacağınız örnekte son, tüm hikâyeye hâkim olmaktadır.” Biricik “Vertigo’savarımız” […]
Read More
Habertürk’ün hafta sonu eklerinde beraber çalıştığımız genç arkadaşım Alihan Mestçi geçen hafta Man Booker ödüllü ve bazı eleştirmenlerin, “Okuyanın Tanrı’ya inanmasını sağlayan kitap” diye tarif ettiği “Pi’nin Yaşamı”nın Kanadalı yazarı Yann Martel’e le konuştu. Bildiğiniz gibi, ünlü yönetmen Ang Lee geçen yıl bu romanı sinemaya uyarlayınca Martel de dünya çapında üne kavuşmuştu. Yazarın bir enteresan […]
Read More
Sevginin büyüyle ve mucizeyle ilgisi yoktur. Gökten elma düşmeyecek bize. Sevmediğimiz bir markete gidip tek tek seçmek zorunda kalacağız. Kasada sıra beklerken üyelik kartı arayacağız çantamızda. “Perdemiz kadife olmasa bile”, Ikea da güzel olacak sevince. Günün yorgunluğuyla bir film izlemeye çalışırken o elmalar bitmeden uyuyakalacağız. Judith elmanın bir dilimini bu güzel kitap için ona ayırdığımızı […]
Read More
Ünlü yönetmen George Miller, 30 yıl aradan sonra kusursuz bir devam filmiyle karşımızda. Nefes kesen fütüristik aksiyon “Mad Max: Fury Road”un kadrosundaki en ilgi çekici isimse “Vajina Monologları” adlı sansasyonel tiyatro oyununun yaratıcısı aktivist yazar Eve Ensler. Duyunca, hele filmi seyretmemişseniz şaşırabilirsiniz ama Ensler, danışmanlığını üstlendiği “Fury Road”un tepeden tırnağa feminist bir film olduğunu söylüyor. […]
Read More
Sahnelendiği ilk günden itibaren büyük heyecan yarattı “Garaj”. Esas karakterleri bir otoparkta karşılaşan daha doğrusu “çarpışan” iki ruh; fotoğrafçılık öğrencisi Kahraman ve Orkide adını seçmiş bir trans. Birbirlerinden farklı kişiler oldukları için çarpışmanın şiddeti de haliyle ikisi için farklı oluyor. Ve biz, izledikçe, tanıdıkça ikisini de seviyoruz ama başka başka şekillerde… Kahraman, korkuları ve tedirginlikleriyle […]
Read More
Latince adı “Liber Novus olan “Kırmızı Kitap”, İsviçreli ünlü psikoanalist ve kuramcı Carl Gustave Jung’un 1913’te başlayıp 1919’da tamamladığı en ünlü eseri. şimdi nihayet orijinal çizimleriyle bizde de yayınlandı. Kırmızı Kitap Kitap şahsi bir günce formunda kaleme alınmış ve Jung’un elleriyle resimlediği mandalalarla zenginleştirilmiş. Anlaşılan o ki Jung, 1913’te patlamak üzere olan kaosun, yani Birinci […]
Read More
Çok sevgili arkadaşım, beni sinemayla barıştıran insan Mehmet Erdugan, Vertigo köşesinde bu kez çok sevdiğim bir filmi yazıyor. Danny Boyle’un 1975 doğumlu dağcı Aron Ralston’un hayat hikayesinden uyarladığı “127 Saat”i… “İyi de kim yani bu Aron Ralston?” diye soranlara “İdollerimden biri, kahramanım” demek isterim. Okuyun lütfen. Bir filmin bize tüm varoluşumuzu nasıl da sorgulatabildiğini hatırlayın… […]
Read More