Agatha Christie’nin en kıskandığı yazar: Dorothy L. Sayers
Bu Kimin Cesedi ve Şüphe Bulutları gibi kitapları bizde de yayımlanan Dorothy L. Sayers’ı tanıyor musunuz? En büyük polisiye yazarlarından biri olmakla kalmıyor kendisi, aynı zamanda tutkulu bir Dante çevirmeni olarak da hatırlanıyor. Son yıllarda yeniden keşfedilmesi memnuniyet verici. Onunla ilgili söyleyebileceğim iki şey var: Birincisi, romanlarında kadınların entelektüel yaşam hakkının güçlü bir savunucusu olarak öne […]
Read MoreKarşınızda Shakespeare’in kız kardeşi Judith
Shakespeare’in onunla aynı yeteneklere sahip bir kız kardeşi olsaydı onu gene de tanır mıydık? Mücevher değerindeki Kendine Ait Bir Oda’nın yazarı Virginia Woolf’a göre cevap açık: Hayır, ne münasebet, tanımazdık elbette! Hem zaten Shakespeare’in bir kız kardeşi olsa ne tiyatroyla ilgilenmesine, ne sahneye çıkmasına, ne de yazmasına izin verilirdi. Muhtemelen daha 17 yaşına gelmeden evlenip sürüyle […]
Read MoreT.S. Eliot’un yüzüne sürdüğü o pek tuhaf yeşil pudranın sırrı
T.S. Eliot’un Can Yücel’in Mr. Prufrock’tan Aşk Türküsü adıyla çevirdiği şiirini, gene Can Yücel’in çevirisinden hatırlayalım: “…Elbet de bulunacak vakit kaysın diye yol boyunca sarı duman pencere camlarına sürterekten sırtını; bulunacak vakit, bulunacak vakit yaklaştığın çehrelere yakışacak bir çehre takınmana…” Ya şimdi size sadece Prufrock’ın değil, bizzat Eliot’un da kendine yaklaştığı çehrelere yakışacak yeni çehreler aradığını, mesela yüzünü […]
Read MoreGerçek, unutulmuş, uydurulmuş, düşsel 174 dilde Alice
Alice çevirmek meselesiyle ilgili yazımın ikinci bölümüne geldi sıra. Sadece Alice çevirilerimi değil bu yazımı da mutlaka okuyun. Sayısız dilsel ve kültürel zorluğu barındıran Alice Harikalar Diyarında’nın niçin rahatlıkla bir çevirmenin kâbusu sayılabileceği üzerine kafa yormuştuk ya, bu kez gerçek, unutulmuş, uydurulmuş ve varsayımsal 174 dildeki bazı Alice çevirmenlerinin uyguladıkları stratejilere göz atıyoruz… Varsayımsal bir dile […]
Read MoreBir hafıza pratiği: Camondo’ya Mektuplar
“Sevgili dostum, sanırım artık anlamışsınızdır, evinizde tesadüf eseri bulunuyor değilim.” Böyle diyor Edmund de Waal tam 58 mektup yazdığı “dostu” Kont Moïse de Camondo’ya. Neden orada olduğunu romanı okurken öğreneceksiniz. De Waal, Camondo’ya Mektuplar romanında, zengin, kültürlü ve “Avrupalı” olmanın güvenli illüzyonuna kapılan Osmanlı kökenli bir Sefarad bankacı ailenin hikayesi aracılığıyla Avrupa belleğinin ikiyüzlü kayıtsızlığını sorguluyor. Camondo’ya […]
Read MoreHangi kitap bir müzeye dönüşsün isterdiniz?
Masumiyet Müzesi’ni gezerken yanımdaki arkadaşıma “İlk kez bir romanın içinde dolaşıyorum,” demiştim. Orhan Pamuk’un romanını okumak güzeldi, evet ama içinde dolaşmak da harikaydı. İnternette rastladığım bir anket de aynı histen yola çıkarak hazırlanmış. Yeni değil aslında, on küsur yıl öncesinin anketi. Fakat Camondo’ya Mektuplar dolayısıyla bu tarz küçük müzeler üzerine düşündüğüm bir dönemde okuyunca Egoist […]
Read MoreOrhan Pamuk’a ilham veren müzenin romanı
Bugünlerde annemin bana bıraktığı başkaları için önemsiz ama benim için dünyalara değecek hazineyi hayalimde küçük bir müzeye dönüştürmekle meşgulüm. Bunda Edmund de Waal’in Camondo’ya Mektuplar romanını okuyup çevirmiş olmamın da etkisi vardır muhakkak. Çünkü roman İstanbul’dan Fransa’ya göç eden Camondolar ve Nissim de Camondo Müzesi’nin hikayesi aracılığıyla bireysel belleğin ve o belleği somutlaştıran küçük müzelerin […]
Read MoreBurçak Gönül’den yaza özel harika bir tarif: Pavlova Tatlısı
Seyahat etmeyi çok seven Sayım Çınar, kendi gibi seyahat etmeyi çok seven Burçak Gönül’le, Ayağımın Tozuyla Aşk romanını konuşmuştu. Roman çağdaş bir Külkedisi masalı anlatıyordu, tek farkla: O iyi bildiğimiz masal bu romanda yazarın gezi notları ve dünyanın dört bir yanından topladığı yemek tarifleriyle birleşiyordu. Sayım’cığım bu romanın Laura Esquivel’in ünlü Acı Çikolata’sıyla akraba denebilecek […]
Read MorePınar Kür: “İnsan kendi ülkesinde daha çok acı çekiyor”
Bir süredir bunun olacağını seziyor hatta neredeyse biliyordum. Kaç kez aramayı düşündüm ve kaygıya benzer bir his bana engel oldu. Kaybettiğimiz Pınar Kür, benim için Asılacak kadın gibi müthiş sarsıcı, insanı allak bulak eden bir romanın yazarıydı her şeyden önce, bir de sevgili Jean Rhys’ın çevirmeni… Çok üzgünüm. Asılacak Kadın, Yarın Yarın, Akışı Olmayan Sular, […]
Read MoreTrevanian’ın çığır açan sinema kitabını buradan okuyun
Biricik Trevanian’ımızın bir zamanlar, yani romancı olmadan ve ABD’yi terk etmeden önce Rodney Whitaker olan gerçek adıyla üniversitede sinema dersleri verdiğini biliyoruz. Peki ne düşünüyordu sinema sanatına dair, hangi filmleri seviyordu? Eh, onları da aşağıda okuyabilirsiniz. Bu arada ben elbette hizmette kusur etmiyorum ve en sona Whitaker’ın yıllardır peşine düşülmüş efsane kitabı The Language of […]
Read More“Sevdiğin karakteri yarat ve ona işkence etmeye başla”
Çok satan kitaplar ille kötü olmak zorunda diye düşünmediğimden dünyada çok okunan yazarlardan Janet Fitch’i şahsen seviyorum. Bilhassa ilk romanı Beyaz Zakkum‘u epey seviyorum. Şöyle böyle bir 20 yıl olmuştur okuyalı ama son cümlenin etkisi hala duruyor bende. Dolayısıyla Fitch’ten bir yazma dersi görünce dayanamadım çevirdim. Yazarın karaktere nasıl davranması gerektiği konusundaki tavsiyesine ise resmen bittim. […]
Read MoreAgatha Christie ve George Sand mutfakta
George Sand ve Agatha Christie’nin ortak noktası ne olabilir. Mutfakta da harikalar yaratmaları elbette. işte kendilerinden üç tarif. Agatha Christie’den Somonlu Börek Malzemeler 300 g taze somon 3-4 taze soğan 4 dal maydanoz 20 g ekmek içi 20 g sosis 1 hazır milföy hamuru 1 yumurta sarısı Et suyu, tuz, karabiber Yapılışı Somonu derin bir […]
Read MoreNabokov’dan çeviride sadakatin doğası üzerine bir şiir
Gene Nabokov’layız. Gene çeviri üzerine düşünüyoruz. 1955 yılında hayatının projesi saydığı Onegin çevirisini tamamladığında New Yorker dergisine bir şiir göndermiş ve bir ad bile koymadığı bu şiir aracılığıyla “harcıâlem” çevirisi için Puşkin’den özür dilemişti. Ben de işte şimdi o şiiri çevirmeye cüret ettim, “Hepsi diken, ama akraba senin gülüne,” dizesinin çeviride sadakatin doğasına ilişkin çok şey söylediği […]
Read MoreLabatut’tan Arsız Yeşillik: Dünyayı anlamayı bıraktığımızda
“Ne zaman dünyayı anlamayı bıraktık? Hiroşima ve Nagasaki’yi yerle bir eden atomları bir generalin yağlı parmakları değil, elinde bir avuç denklem olan bir grup fizikçi parçalamıştı. İnsanlığın sonunu insanlığı kurtarmayı amaçlayan fikirler mi getirecek?” Benjamín Labatut’ın dilimize Saliha Nilüfer’in çevirdiği kitabı Arsız Yeşillik‘in arka kapağında bunlar yazılı. Kitap, bilim, deha ve delilik arasındaki ilişkiye odaklanıyor. Bir de […]
Read MoreBir özgürlük hareketi olarak FLÖRT
Flört nedir? Gülünüp geçilecek harcıâlem bir uğraş mı? Hayatta güç bela kurabildiğimiz hassas dengeleri anında alaşağı edecek gereksiz bir maceraya atılma denemesi mi? Güzel sanatların unutulmaya yüz tutmuş bir dalı mı? Yoksa bir varoluş biçimi mi? Schopenhauer’a göre zor iş bir kirpinin bir kirpiye sarılması Flört Üzerine adlı kitabın yazarı Adam Phillips. (Daha cazibeli bir […]
Read More







