Egoist okur

Gülse Birsel de ayakkabı fırlatmıştı

Gülse Birsel, geçen yıl çıkan Velev ki Ciddiyim adlı kitabının kapağında sivri topuklu kırmızı bir ayakkabıyı fırlatıyordu kameraya doğru. Ve şöyle diyordu: “O ayakkabı, kimseye zarar vermeden çalışıp daha iyi yaşamayı hayal ederek hayatını sürdürenlerin suçlulara attığı bir ayakkabı. Adi suçlular değil; birbirimizden nefret etmemize yol açan karar vericiler, yediğimiz besinlerin genetiğini değiştirenler, denizlere balık […]

Read More

Ahmet Hakan: “Bir Rosebud’ım varsa bile, onu çoktan unutmuşumdur…”

Ahmet Hakan’la bir öğleden sonra kendini en rahat hissettiği ama farklılığını ve yabancılığını hâlâ koruduğu yerde, Nişantaşı’nda buluşup siyaset ve inanç üzerine konuştuk. Tabii başka şeyler üzerine de… Şüpheyi ve tevekkülü, yalnızlığı ve huzur kaçırma yöntemlerini, kadınlarda arayıp bulamadığı şeyi, yitirdiği mutluluk hayallerini ve ehlileşme sürecini… Edindiğim izlenim şuydu: Onu adeta bir pop star haline […]

Read More

Andre Acıman: “Siz dünyalılarla aynı dili konuşuyoruz ama ben sahteyim”

Tutkulu bir aşkın anlatıldığı Adınla Çağır Beni’nin ardından dünyanın sayılı Proust uzmanlarından Andre Acıman’ın Proust Projesi adlı kitabı da nihayet Türkçe’de… Yazarın ailesinin Türkiye kökenli olduğunu bilmek onu tanımayı biraz daha acil hale getiriyor. Üstelik güzel yazıyor, güzel konuşuyor… Gençlik yıllarındaki yazınsal tercihlerini ve sonra nasıl değiştiğini şöyle anlatıyor mesela: “Ne yazarsam yazayım, benden sadece […]

Read More

Seray Şahiner’den salonda hanımefendi, mutfakta aşçı, bienalde küratör, sokakta serseri kadınlara

Annesinin konfeksiyon atölyesinde büyürken, overlokçuluk da öğrenmiş Seray Şahiner ve oradaki kadınları çok dinlemiş. Sonra başka kadınları, annesini, onun arkadaşlarını. Çok okumuş, çok film seyretmiş. Ödüllü ilk kitabı Gelin Başı ve çok ses getiren oyunlarının ardından şimdi ikinci öykü kitabıyla karşımızda. “Bu kitabın konusunu 13’ümdeyken buldum” diye anlatıyor, “Röntgenci denebilecek bir çocuktum zaten, büyükler ne […]

Read More

İnci Aral: “Bazı erkekler boyalı kuş gibi çekicidir”

İnci Aral ‘Kırmızı Kedi Yayınları’ndan çıkardığı Şarkını Söylediğin Zaman’da yarım kalan hüzünlü bir aşk hikayesi anlatıyor. Şarkını söylediğin zaman aşkın çarpıcı hallerini anlatırken kadın, erkek ilişkilerine dair sorulara cevap veriyor ve sanki kapanması hiç mümkün değilmiş gibi görünen aşk yaralarına merhem olunuşuna tanıklık ediyor. Sibel Ateş Yengin İnci Aral: “Bazı erkekler boyalı kuş gibi çekicidir” […]

Read More

Murathan Mungan: “Edebiyat insanı erken büyütür”

Kötü ve vasat yazarları geçelim. Hatta yazdıklarını okumaktan zevk aldığınız ama dünyanızı değiştirmeyen “iyi” yazarları da geçelim. Murathan Mungan onlardan değil. Bakın, onunla üç yıl önce bir kış günü öğleden sonra yaptığımız röportajdan ne öğrendim… 1. Herhangi birine değil, gölgeli bir roman kahramanına, 30’larında görünmesine rağmen mesela 120 yaşında bir şaire benzediğini… 2. Tanıdığım en […]

Read More

Solmaz Kâmuran’dan İbrahim Müteferrika’nın esrarengiz hayatı

Macar, Solmaz Kamuran’ın altıncı romanı ve Türkiye’ye ilk kez matbaayı getiren ve böylece okumanın yaygınlaşmasında pay sahibi olan İbrahim Müteferrika’nın hayatını anlatıyor. Ama bir biyografi kesinliğinde yazılmamış, yelkenlerini yazarın hayalgücünün şişirdiği bir tekneyle yol alıyor. Müthiş. Solmaz Hanım’la Üniteryen doğup Mevlevi olarak ölen Macar asıllı bu ilginç şahsiyeti konuştuk. Hem de Habertürk Kütüphanesi’ndeki orijinal İbrahim […]

Read More

Egoist Okur’unuz: “Şahsi tercihlerimin peşine takılarak okumaktan güzel şey yok”

Egoist Okur dolayısıyla benimle bir röportaj yapan Deniz Yalım Kadıoğlu Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu. Üniversite döneminden itibaren çeşitli dergi ve  internet sitelerinin editör ve yazar kadrosunda yer aldı. Öyküleri, Notos Edebiyat’ta ve altZine’de yayımlandı. Fransa’da yaşıyor, öykülerin yanı sıra süreli yayınlar için çeşitli konularda yazmayı sürdürüyor. Yolculuk dergisi de bunlardan biri. Bu ay, “Blog […]

Read More

Melida Tüzünoğlu: “Islıkla çalınan bir melodi gibi, dalgacı ve hüzünlü…”

Melida Tüzünoğlu, ilk kitabı Ambulansla Dünya Turu’nu yazmaktan çok yayınlatmaya vakit harcamış ve yayınevi bulmakta epey zorlanmış. “Avangard metinlere inanmayan, cesarete ve tutkuya yüz vermeyen, risk almayan yayınevlerinin aksine” sonunda romanı basmayı April Yayınları kabul etmiş. Büyük bir heyecanla… Üstelik hiçbir zaman bir “çok satan” olamayacağını bile bile… Bana gelince; ben romanı okumakta bir parça […]

Read More

Ali Teoman: “İnsan ağzını açmayınca, ses de çıkmıyor, inanın!”

Ve işte arkadaşım Ufuk Matara’nın Ali Teoman’la üç yıl önce, o büyük itirafını yaptıktan hemen sonra gerçekleştirdiği röportaj… Şöyle diyor: “Yedi ay kadar önce, beynimde büyük bir tümör olduğunu öğrendim. Birkaç gün içinde ameliyat olmam gerekiyordu. Bu hayli riskli bir ameliyattı. Tümör beynin tehlikeli bir bölgesindeydi. İşin ucunda gidip de dönmemek vardı. Dönersem de nasıl […]

Read More

PERİLİ PORNO: “Siz okudukça ben güzelleşiyorum”

Bir insanın karakterini anlamak için onunla röportaj yapmanın en iyi yol olduğuna inanırım. Fakat elbette internet üzerinden yapılan röportajlar için tam olarak böyle söyleyemem. Hele karşınızdaki oyun seven biriyse, kimi zaman karakterini çözmek bir yana, onu öncekinden daha da belirsiz ve kafa karıştırıcı bulabilirsiniz. Gerçek ismini gizleyerek Perinin Sarkacı diye bir roman yazan ve kitabında […]

Read More

Ayşe Kulin, Ayşe Kulin’i anlatıyor

Ayşe Kulin’in sihri, parıltısı, etkileyiciliği ve okur tarafından çok sevilmesinin sebeplerinden biri, edebiyatının merkezine hayatı yerleştirmesi, kahramanlarının gerçek, üslubunun alabildiğine sahici olması… Biliyorsunuz, Kulin belki de yazı hayatının en zor basamaklarından birine adım attı. Aynı anda çıkan son iki kitabı Hayat ve Hüzün’de ilk kez bizzat kendini; tanıklık ettiği hayatı ve acısıyla tatlısıyla yaşadıklarını anlatıyor… […]

Read More

Alain de Botton: “Bizim okulda aşk öğretilmez fakat muhakkak yaşanır”

Okulda aritmetik öğretilir ama aşkı itiraf etmenin yolları öğretilmez. İnsan artık sevmediği birini nasıl terkedeceğini de okulda öğrenemez. Üzgün birini teselli etmek için söylenmesi gerekenleri anlatan bir ders kitabı da yoktur bildiğim kadarıyla. Düş kırıklığının ardından nasıl iyileşileceği, orta yaş krizini sağ salim atlatıp yola nasıl devam edileceği, utangaçlığın nasıl yenileceği ve toplum içinde nasıl […]

Read More

Adını BEBEK semtinden alan Amerikalı topluluk

“Çocukken bizimle oturan anneannemin dinlediği Türk ve Rum müziklerini seviyordum. Ermeni müzisyenlerin adları vardı plakların üzerinde. Gençliğinde Boğaz kıyısında dolaşmayı çok severmiş anneannem, bir de geceleri udîleri dinlemeyi… Ud aşkını bana da aşıladı.” Philadelphia’lı Bebek grubu üyeleri yaptıkları müziği “organik elektronik” diye tarif ediyor, bazılarına göre ise düşsel pop yapıyorlar. ABD’li bu beş genç müzisyeni benim […]

Read More

Mithat Şen: “Hikaye büyük bir tuzak”

Beden, binlerce yıllık görsel sanatlar tarihinde en çok üretilmiş imge. Mithat Şen de çok uzun süredir beden resimleri yapıyor. Ama onun bedenleri tamamen özel ve başka bir evrene ait. Hem yazıyı hem figürü andıran fakat ne hat ne figür olan yapılar bunlar. Bugüne dek üzerlerine çok yazıldı, hatta birkaç da kitap kaleme alındı, ama bana […]

Read More