Egoist okur

Lucia Puenzo: Cemal Süreya’yı seven Arjantinli yazar

Arjantin filmi Resmi Tarih’i küçükken seyretmiştim. Kendisi de tarihçi olan ve resmi tarihin bize dayattığı bilgileri sorgulamamız gerektiğini düşünen, bu yolda büyük çabalar harcayan babamın zorlamasıyla… Normalde bir filme gitmem ya da gitmemem için beni zorlayan biri değildi babam ama bunu seyretmemi özellikle çok istemişti. Peki dedim, gittik. Tabii pek bir şey anlamadım. Önemini, aslında […]

Read More

Orhan Pamuk: “Ruhum ikiye bölünmüştü, şimdi birleşti”

Her zaman kolay olduğunu söyleyemem ama benim için Orhan Pamuk, röportaj yapması en zevkli insanlardan biri olmuştur. Fakat bu röportajımız daha öncekilerin aksine sükunetle başladı, sükunetle bitti. Sebep, Masumiyet Müzesi’nin onun ve benim üzerimdeki etkisiydi muhtemelen. Pamuk’un 15 yıl sonra müzesini nihayet tamamlamaktan ötürü duyduğu mutluluğu aşağıda okuyacaksınız. Bana gelince; birkaç yıl önceki şüpheciliğimi hatırlayarak […]

Read More

Bejan Matur: “Eski bir kaplan, tarihten bana ve tüm insanlığa bakıyor…”

Orhan Pamuk, “Bejan Matur’un zarif ve şiddetle hissedilen şiirleri’nden bahsediyor. John Berger, “Onun amacı, anlamsızı kuşatarak, kurnazlıkla alt etmek. Bunu yapıyor, başarıyor” diyor. Moris Fahri, Matur’un insanlık hali üzerine bir yolculuğa girişirken tutkulu bir feryatla, yanıtlanamaz görünen sorular sorduğuna değiniyor. Bense her şeyden önce, Bejan Matur’un kısa süre önce İngilizce cevirisi yayınlanan İbrahim’in Beni Terketmesi adlı […]

Read More

Ahmet Ümit: “Toplum olarak babayı öldürecek olgunluğa henüz gelmedik”

Sigmund Freud bildiğimiz kadarıyla Osmanlı İmparatorluğu’na dair tek satır yazmadı. Fatih Sultan Mehmet üzerine de herhangi bir şey söylemedi. O halde “Bu başlık ne alaka!” demeyin. Yazının, edebiyatın sihirli dünyasında her şey olabilir hatta Freud, Fatih’i rüyada da olsa psikanaliz koltuğuna oturtabilir. En azından Ahmet Ümit’in yeni romanı Sultanı Öldürmek’te böyle oluyor. Daha doğrusu Ümit’in […]

Read More

Esra Pekin: “Masumiyet mi? Olmayan bir şeyi tanımlamak imkansız”

İşte dünyanın en eski hikayesinden birkaç ayrıntı: Tanrı’nın Adem’e eş olarak yarattığı ilk kadın, yani Lilith hiç de yumuşak başlı bir kadın sayılmazmış. Adem’le eşit olduğunu göstermek için onunla kıran kırana bir rekabete girmekten çekinmemiş. Bunun üzerine Adem için dikbaşlı olmayan yeni bir eş yaratılmış. Cennet”ten kovulan Lilith’se sonsuz karanlıkta kaybolup gitmiş. Günün birinde yeniden, […]

Read More

Seray Şahiner: “Biz gizliden prenses olmaya hazırlanırken…”

“Seni üzmek istemiyorum, diyen erkekler uğraştırır insanı en çok. Mutlaka üzüyor onlar çünkü. Akıllı davranıp riski önceden söylüyorlar. Kırkıncı odanın kapısını açmak istemeyecek kadın var mı? Neticede, sen bile bile lades dediğinle kalıyorsun. Tersine bir Pamuk Prenses hikayesi gibi. Pamuk Prenses daha en başta aşık olur Avcı’ya. Avcı ise ‘Seni üzmek istemiyorum’  imasıyla bir ceylan kalbi […]

Read More

Karsu Dönmez’le caz, blues, funk, reggea ve türkü etkili tuhaf ve güzel şarkılarına dair

Bugünlerde Avrupa ve Amerika’da herkes Hollanda’da doğup büyüyen genç müzisyen Karsu Dönmez’i konuşuyor. Şarkıcı, piyanist, besteci ve söz yazarı olan Karsu kimilerine göre önümüzdeki 10 yılda adını en çok duyacağımız şarkıcı olacak. Hollanda doğumlu şarkıcı, piyanist, besteci ve söz yazarı olan Karsu Dönmez henüz 21 yaşında ama klasik müzik ve caz çevrelerinde şimdiden çok ünlü. Yakında […]

Read More

Uzun Bir Şarkı: Ayten Alpman röportajı

Az önce Deniz Durukan’la konuştuk. Bugün yitirdiğimiz Ayten Alpman’dan bahsettik; onun muhteşem şarkıcılığından, siyah küt saçlarıyla yıllardır hayatımızda hep aynı kalabilmiş nadir güzel şeylerden biri oluşundan… Ve tabii ona dair diğer şeylerden… Yazarlığının, şairliğinin yanı sıra tanıdığım en iyi röportajcılardan biri de olan Deniz, Ayten Alpman’la 10 yıl önce yaptığı bir röportajı gönderdi sonra Egoist […]

Read More

Murat Bardakçı Neslişah Sultan’ı anlatıyor: “O güzel, entelektüel, âlicenap Türk prensesi”

Sarayda başlayan bir hayat… Farklı ülkeler ve farklı zamanlarda bir değil, iki kez uğranan sürgün… Debdebe ve şâşaâ dolu günlerde mücevherlerin en parıltılısı, giyim-kuşamın en gözalıcısı… Sahip olunan tek elbise kullanılmayacak kadar eskiyince mektebe bile gidememek. Çok uzak ve yabancı bir memleketin first lady’liği… Askerî mahkemelerde çatık kaşlı hâkimlerin ürkütücü sorgu sualleri… Krallarla, siyasetçilerle, dünyaca […]

Read More

Biz uyurken uyumayanların romanı: TANRI ACIKINCA

Altay Öktem’in Tanrı Acıkınca adlı romanını okurken, “Ne şahane bir çizgi roman olur bundan” diye düşündüm. En iyi bildiğimiz yahut öyle sandığımız bir yerde, tam içimizde büyüleyici bir dünya, bambaşka bir coğrafya tasarlamış Altay. Bu coğrafyada engebeli dağlık araziler, kıvrımlı patikalar, yüzeyi düz ve parlak olan uçsuz bucaksız ovalar var. Aralarından şırıl şırıl sular akıyor. Biraz […]

Read More

Füruzan: “Aşksız hayat boşa yaşanmıştır!”

“Hayatta incelikli dikkatler geliştirmemiz için gerekli olan şeyler bozuluyor… Kabalık gündelik bir alışkanlık durumuna geçti. Çevremizi saran her şeyin kirletilmesi bu hoyratlıkla besleniyor.”  Türk edebiyatının en büyük isimlerinden biri ama 1999’dan beri yeni bir kitabı yayımlanmadı. Hayatını, yazarlığını, film yönetmenliğini, aşklarını, kederli ya da sevinçli anlarını anlattığı Füruzan Diye Bir Öykü hariç. Pek ender olarak […]

Read More

“Aşık olduğun kadınla her gece tek gecelik ilişki gibi geçmeli”

Polisiye ve gerilim türündeki kitaplarıyla tanıdığımız Hakan Karahan son kitabında kendini; hayatının en mahrem anılarını okura adeta günah çıkarırcasına açık sözlü bir biçimde anlatıyor. İlk itirafı çok acayip: “Yaşlılık çok tuhaf. Ne zaman yaşlandığımı hatırlamıyorum. Bir sabah yaşlı kalktım sanki. Yepyeni bir mesleğe başlar gibi. Seçmediğim, emrivaki olarak yapmak zorunda kaldığım bir meslek” diyor ilk […]

Read More

Deniz Durukan anlatıyor: Fahriye Abla’dan Çanakkaleli Melahat’e

Üniversitede İngiliz ve Amerikan edebiyatı okumuştum. Oradaki eğitim sisteminin hepimizi şiir ve edebiyatın erkeğe özgü bir sanat olduğuna inamaya yönlendirdiğini yıllar sonra fark ettim. “Kadınlar yazmayı beceremez” denmiyordu okulda elbette ama kadın şairler neredeyse yok sayılıyordu. Daha çok erkek eleştirmenlerle edebiyat tarihçilerinin methiyelerine mazhar olmuş erkek şairleri tanıyıp öğreniyorduk. Geçen hafta Deniz Durukan’ın da dahil […]

Read More

Replikas: “Anadolu Pop, postmodern bir başkaldırıdır!”

“Yeni bir şey yok belki, ama farklı bir durum var. Mesela Replikas’ın Biz Burada Yok İken adlı Anadolu Pop çalışması… Bir yanıyla vefa borcunu ödeyerek geçmişe saygı, bir yanıyla da “ben neyin devamıyım” sorusuna bir cevap… Bir de şöyle bakalım: Bellek haindir ve yeterince güvenli değildir; her şeyi unutmaya yatkındır. Ama şarkı söylemek çoğu zaman […]

Read More

GÖKSEL: “İçimden daha cesur bir kadın çıkardım”

Göksel’in yeni albümü “Bende Bi’ Aşk Var” çıktı. İlk arkadaş olduğumuzda ben henüz gazeteci değildim. Onun da müzikle, her fırsatta şarkı söylemek dışında bir alakası yoktu. Anlayacağınız Göksel’in büyük acılardan sonra, her seferinde anka kuşu gibi küllerinden doğan bir kadın olduğunu, incecik, naif görünümünün altında çok güçlü bir ruh taşıdığını bilecek kadar iyi tanıyorum onu. […]

Read More