Egoist okur

FLASH FICTION: Altı kelimeyle öykü yazılır mı?

Hayatımızın her alanına hakim olmaya başlayan internetin icadıyla edebiyat da değişmeye, farklılaşmaya başladı. Dijital yayıncılıktan söz etmiyorum, üsluba ait değişimlerden söz ediyorum. Yeni edebiyat türlerinin en yaygın olanıysa “flash fiction”… Çok kısa öykü anlamına geliyor. Anlaşılan ne kimsenin uzun uzun yazmaya zamanı var, ne de uzun uzun okumaya… Murakami’den bir aşk öyküsü: Yüzde 100 Kusursuz […]

Read More

Okumak Kraliçe’yi bozar mı?

Alan Bennett‘ın yazdığı ve birçoklarınca hâlâ tehlikeli bir eylem sayılan okumanın, iktidara en önce iktidardakilerin karşı çıkacağı ideal bir dünyayı mümkün kılabileceğini anlatan Kraliçe Kitap Okursa, en sevdiğim kitaplardan biri. İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth’in nasıl “egoist bir okur” ve şefkatli bir insan haline geldiğini hatta daha ötesini hayal ediyor. Tevfik Uyar: Pardon, siz hâlâ astrolojiye […]

Read More

“Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı”nın hikayesi

15 Mart 1991 tarihinde ‘Gizli Kalmış Bir İstanbul Masalı’ adlı roman Haldun Taner Öykü Ödülü’nü kazanmıştı. Kitabın yazarı Nurten Ay gidip ödülünü bizzat aldı, hatta gazetelere ve televizyona bol bol da röportaj verdi. Fakat inandırıcılığı zedeleyen bir şey vardı, yazarda ve kitabında; jigsaw puzzle’ın iki uyumsuz parçası gibiydiler. Nurten Ay’ın o kitabı gerçekten yazıp yazmadığı yıllarca […]

Read More

Ne kadar okumuşsan o kadar çoksun…

Çocuktum, zamanı hızlandırıp yeryüzünü şahsi alanın haline getirmenin en garantili ve güzel yolu kitap okumaktı. Kitaplar beni alıp başka yerlere götürürdü… Okumak Kraliçe’yi bozar mı? Ne kadar okumuşsan o kadar çoksun Marcel Proust “Bize yaşanmamış gibi gelen çocukluk yıllarımızda, çok sevdiğimiz bir kitapla geçirdiğimiz günler kadar dolu dolu yaşanmış başka bir zaman belki yoktur” diyor. […]

Read More

Benim de bir yazı evim olsa!

Birkaç yılda bir taşınmak isterim ben, iyi gelir ruhuma, canlanırım… Bir sürü gereksiz eşyayı atarım, artık seyretmeyeceğim filmlerin DVD’lerini ve bir daha okumayacağım kitapları isteyenlere dağıtırım, onlar gittikçe ben ferahlarım. Bugünlerde gene taşınmak istiyorum, tabii aynı zamanda üşengecin teki olduğum için sanırım bu taşınma projesi gerçekleşmeyecek ama olsun, hayalini kurmak bile güzel. Burası kime ait […]

Read More

“Neden ağlıyordum, yoksa biri mi ölmüştü? Ben ölmüştüm!”

Ray Bradbury sevdiğim bir yazardı. Ama hayatımın en mutsuz günlerinden birinde internette karşıma çıkan üç beş satırıyla imdadıma koşacağı doğrusu aklımın ucundan bile geçmemişti. Onun kitapların ve tutkuların yok edilmek istendiği karanlık bir çağda insanları kitaba dönüştürmek gibi radikal bir eylem planı yarattığını unutmuş olmalıyım… İşte Ray Bradbury’nin bir hayranına yazdığı mektup ve benim için […]

Read More

Oscarlı aktör Colin Firth’ün yazdığı öyküleri okudunuz mu?

Oscar ödüllü oyuncu Colin Firth’ün aynı zamanda çok iyi bir öykü yazarı olduğunu biliyor muydunuz? Nick Hornby sağolsun, ben biliyordum. Daha doğrusu Hornby’nin Sel Yayıncılık’tan çıkan “Melekle Sohbet” adlı kitabından biliyordum. Bu derlemesinde Hornby, Melissa Bank, Zadie Smith, Irvine Welsh, Helen Fielding ve Dave Eggers gibi önemli yazarların arasında Colin Firth’ün de bir öyküsüne yer […]

Read More

Gondal ve Angria: Brontë Kardeşler’in çocukken yarattığı fantastik dünyalar

Nehirlerinden süt ve bal akan, zümrüt ağaçlarla bezeli harikulade bir dünya, sakin ve huzurlu Gondal… Bir de karşıtı var, Angria. Orada nehirler kan kırmızı sularla çağlıyor, yer altından gümbür gümbür sesler duyuluyor. Vahşi mi vahşi, acımasız mı acımasız bir yer. Gondal ile Angria, üçü sonradan çok ünlü olacak dört çocuk tarafından yaratıldı. Hem de 19. […]

Read More

Türkan Şoray olmayı kim istemez?

Kemal Tahir ‘genç yazar’ Hulki Aktunç’a sormuş: “Türk ve dünya öykücülüğünde nasıl bir eksik gördünüz ki onu tamamlamayı düşündünüz?” Aktunç’un ne dediğini bilmiyorum ama hayal ettiği, yazmayı arzuladığı ya da yazdığı her şey bu soruya bir cevap denemesiymiş gibi geliyor bana. Henüz yazmamış olan herkes Türk ve dünya öykücülüğünde bir eksiktir çünkü. Bu yüzden ‘büyük […]

Read More

Kötülük; bile isteye zalimlik!

Kötülüğün tarifini yapabilir miyim, bilemiyorum. Kötü, keskin hatlı ve net bir şey değildir çünkü. Bizi kendisine bir türlü alıştırmayandır. Her seferinde yeni tuzaklar, yeni masum yüzler edinendir. Oyunlarına kanıp faka bastığımızdır. Hele benim gibi kötücül karakterlere karşı bir çeşit zaafınız varsa, işiniz adamakıllı zordur. Kötülük; bile isteye zalimlik! Şimdilerde edebiyata sardıran hatta All Story adında […]

Read More

Egoist Okur, Popüler Bakar’a karşı

Arkadaşınız çok sevdiğiniz bir kitabı siz daha son sayfaya gelmemişken istese, verir misiniz? Ben vermem. Hem konu okumanın hazzı olunca, egoist olduğumu itiraf etmekten de hiç utanmam. Bu sitenin adı, başka sebeplerin yanı sıra, biraz da bu yüzden Egoist Okur. Kendi de bir “egoist okur” olan Toros Öztürk leziz yazısında okur egoizmini anlatıyor… Toros Öztürk […]

Read More

Nedir bu Kafkaesk porno dedikleri?

Kimsenin böyle bir şey dediği yok tabii, bunu ben uydurdum. Nereden çıktı? Şuradan… “Seninle seks yapmak, Kafkaesk bir deneyim” diyordu “Annie Hall” filminde Diane Keaton, Woody Allen’a… Filmdeki seksin neye benzediğini görmüştük. Pek bi’ şeye benzemiyordu. Yine de ‘Kafkaesk seks’ nedir diye merak etmiştik. “Pek bi’ şeye benzemeyen seks” olamazdı. Neydi peki, neydi? Kafkaesk Porno […]

Read More

Gözetleme teknikleri ve ilişki temrinleri

Kadınla erkeği bir araya getiren haz ya da güvenlik gereksinimi değilse; nedir? Koskoca bir ömür hep aynı kişiyle geçer mi? Sadakatsizlik bir inanç değişimi midir, yoksa kutsalın ihlali mi? Tekeşlilik insanın doğasını inkar etmesi midir? Sınırsız özgürlük mutluluk getirir mi? Katie Roiphe’nin “edebiyat sevenler için bir kişisel gelişim kitabı” denebilecek “The Uncommon Arrangements: Seven Marriages” […]

Read More

Müzeler İçin Mütevazı Bir Manifesto

Çok sevdiğim ve önemsediğim bu metnin Egoist Okur’da da bulunmasını istedim… Manifestosunun sonuna iki küçük liste eklemiş Orhan Pamuk. Bir tarafta eskiden olanlar var, diğer tarafa olması gerekenler: Resim aslında çok basit… Eskiden destanlar, temsiller, anıtsal binalar, tarihler, milletler, gruplar, takımlar, büyük ve pahalı nesneler vardı. Gerçekte olması gerekense, romanlar, ifadeler, evler, hikayeler, insanlar, tek […]

Read More