Posted by gülenay börekçi on January 7, 2012 · 10 Comments
Bir deney için bir grup sıradan insan, üniversitenin bodrumunda yaratılan cezaevi simülasyonunda mahkum ve gardiyan olarak ikiye ayrılır. Ve çok geçmeden kendilerini rollerine öyle kaptırırlar ki “mahkum” olanlar firar etmenin yollarını aramaya, “gardiyan” olanlarsa sükûneti sağlamak adına şiddete başvurmaya başlar. Deneyi gerçekleştiren psikoloji profesörü Philip Zimbardo. Birkaç gün içinde patlak veren dehşet verici olaylar üzerine […]
Read More
Filed under egoist okur kitaplığı, vitrin · Tagged with araştırma, deney, gülenay börekçi, hannah arendt, john milton, kötülüğün sıradanlığı, kötülük, kültür, metis yayınları, pembe panter, peter sellers, philip zimbardo, popüler kültür, psikiyatri, sel yayıncılık, şeytan etkisi, stanford hapishane deneyi, the exorcist, toplumsal psikoloji, vaclav havel, william peter blatty
Posted by gülenay börekçi on January 7, 2012 · 6 Comments
Kaldığımız yerden devam edelim. Prof. Zimbardo içimizi kararttıktan sonra umut verici şeyler de söylüyor: “Son yıllardaki yaygın normallik karşıtı propagandanın aksine kötülük aslında sıradan bir şey. Canavarca şeyler yapan insanlar normal hayatta ‘korkutucu biçimde normal’ görünüyorlarsa, kahramanca şeyler yapan adamlar da muhtemelen normal hayatta ‘leziz bir biçimde sıradan’ görünüyorlardır. Sessiz gözlemci olmayı reddeden, kötülüğe sadece […]
Read More
Filed under egoist okur kitaplığı, vitrin · Tagged with araştırma, deney, gülenay börekçi, hannah arendt, john milton, kötülüğün sıradanlığı, kötülük, kültür, metis yayınları, philip zimbardo, popüler kültür, psikiyatri, sel yayıncılık, şeytan etkisi, stanford hapishane deneyi, the exorcist, toplumsal psikoloji, vaclav havel, william peter blatty
Posted by gülenay börekçi on January 7, 2012 · 3 Comments
Tabii ki Acun Ilıcalı’nın programı değil konum. Oradaki kavgalar, dövüşler de değil. Yani yazıda kavgalar, dövüşler, aşağılamalar ve hakaretler var ama olay 60 yıl önce geçiyor. İlginizi çekeceğine eminim… Hikâye epey eski. Türkiye’de sol görüşleri sebebiyle hapse girmiş hatta işkence görmüş olan genç psikolog Muzaffer Şerif sonunda ülkeyi terk ederek ABD’ye gitmiş. Ve toplumsal psikoloji […]
Read More
Filed under egoist okur kitaplığı, vitrin · Tagged with acun ılıcalı, araştırma, deney, gülenay börekçi, muzaffer şerif, popüler kültür, psikiyatri, robbers cave experiment, sineklerin tanrısı, sürvivor, televizyon, toplumsal psikoloji, william golding
Posted by gülenay börekçi on December 27, 2011 · 13 Comments
Çek yazar Franz Kafka’nın son büyük eserini kimin için yazdığını biliyor muydunuz? Oyuncak bebeğini kaybettiği için hıçkıra hıçkıra ağlayan bir küçük kızın yüzünü güldürmek, onu yeniden hayata bağlamak için… Ayrıntılar Gert Schneider’ın Kafka’nın Bebeği adlı romanında. Kafka’nın Bebeği benim kitaplığımda, büyük yazar ve düşünürlerin adlarını taşıyan güzel romanlar serisinin bir parçası olarak, Flaubert’in Papağanı (Julian […]
Read More
Filed under egoist okur kitaplığı, vitrin · Tagged with edebiyat, flaubert'in papağanı, franz kafka, gert schneider, gülenay börekçi, Julian Barnes, kafka'nın bebeği, karl marx'ın hayaleti, kırmızı kedi yayınları, Nikolaj Frobenius, paul auster, roman, Ronan de Calan, sade'ın uşağı, thomas bernhard, wittgenstein'ın yeğeni, yaşam dersleri
Posted by gülenay börekçi on December 25, 2011 · 1 Comment
İlk ve tek romanının yayınlanmasıyla tüm zamanların en büyük yazarlarından biri haline gelen ve aradan geçen yıllarla birlikte ünü, saygınlığı hiç eksilmeyen, üstelik bunu korumayı insan içine çıkmayarak, röportaj vermeyerek, fotoğraf çektirmeyerek ve çok uzun süredir tek satır yazmayarak başaran kaç kişi biliyorsunuz? Hafızanızı zorlamayın; Salinger’dan başkası yok. Ve işin kötüsü, artık o da yok. […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on December 18, 2011 · 2 Comments
Olmayan Kelimeler’i 52 hafta boyunca elinizden düşüremeyeceksiniz. Her baktığınızda hangi kelimelere ihtiyaç duyduğumuzu görecek, edebiyatçıların uydurduğu kelimelerden bazılarını hayatınıza katmayı isteyeceksiniz. Şimdilik söyleyeceğim kısa ve öz: Bahab’ınız bol olsun, evkeder sizden uzak dursun, akılyürek yolunuzu aydınlatsın…. 2012 için yeni bir dil önerisi: Bahab’ınız bol olsun, evkeder sizden uzak dursun! Her yıl dikkat çekici ajandalarla okur […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on December 17, 2011 · Leave a Comment
Demokrasi bütün görüşlerin açıkça ifade edilebildiği bir yönetim biçimi ya, dünya üzerinde de henüz bu tür bir sistemi eksiksiz bir biçimde oluşturup sürdürebilen bir ülke yok. En azından şimdilik. Bir ülke yok ama bir gezegen var, adına “Blogosfer” deniyor. Bizde kimsenin haberi olmasa da, blogosfer dünyanın şimdilik en büyük ve en kapsamlı medya gücü. Konuya […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on November 27, 2011 · Leave a Comment
12 Mart 2015 editi: Terry Pratchett kararını değiştirdi ve evinde öldü. Bunun dışında 2011 yılında hazırladığım bu yazıya dokunmadım. İlk hikâyesini 13 yaşında sattı ve ikinci el bir daktilo almaya yetecek kadar para kazandı. The Carpet People adlı ilk romanı 1971’de yayımlandı. Sonra gazetecilik yaptı, özel şirketlerde medya ilişkileri görevini üstlendi. 1983’te ona asıl ün […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on November 20, 2011 · 4 Comments
Yazar Ayşe Kulin’in yeni romanı Gizli Anların Yolcusu tartışmaları da beraberinde getirdi. Şimdi twitter’da ve internetteki başka mekanlarda eşcinsel olmayan bir yazarın eşcinsel dünyayı anlatan bir roman yazmasının doğru olup olmadığı, daha doğrusu bilmediği bu dünyayı hakkıyla anlatıp anlatamayacağı konuşuluyor. Gay romanı yazmak için ille gay mi olmalı? İnternette Ayşe Kulin’in yeni romanı Gizli Anların […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on November 20, 2011 · Leave a Comment
Sermet Sami Uysal’ın Eşlerine Göre Ediplerimiz adlı kitabından öğreniyorum. 1950’lerde yazılan kmitaba göre hikaye şöyle… Gencecik bir delikanlı olan Uysal ilk romanını Cumhuriyet’in o dönemdeki genel yayın yönetmeni Cevat Fehmi’ye götürmüş. Romandaki karakterlerden biri de Tolstoy’muş. Üstelik anlaşılan, romanda anlatılan her şey gerçekten yaşanmış. Tolstoy’un büyük aşkı Elisabeth bir Türk’le evlenmiş Sonya’yla evli olan Tolstoy, […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on November 14, 2011 · Leave a Comment
“Sevgiye adanmış sayısız roman var ama artık sevgiden çok daha yaygın bir duygu olan nefreti anlatmak için bir roman yazmanın zamanı gelmişti.” Umberto Eco, Prag Mezarlığı’nı niçin yazdı? “Sevgiye adanmış sayısız roman var ama artık sevgiden çok daha yaygın bir duygu olan nefreti anlatmak için bir roman yazmanın zamanı gelmişti. Yaygın; çünkü nefret olmasaydı, savaş, […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on October 31, 2011 · 4 Comments
Paul Auster’ı niçin seviyoruz? Kitapları bize ne hatırlatıyor? Hayatta sıfır noktasına gelmek ne demektir, neye yarar? Peki ya Auster’ın pek alelacayip diyebileceğim sıfır noktasından çıkış hikayesi… Hepsi bu yazıda. Buyurun okuyun. * Bir okur, aşağıda göreceksiniz, kahramanca bir düzeltme işine girişmiş ama kendisine de söylediğim gibi, gerek yoktu. Birincisi hata yapmamak gibi bir iddiam yok, […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on October 24, 2011 · 1 Comment
‘Ateş Karınlı’ diye bir kitap var elimde, J. C. Michaels yazmış. Bildiğimiz ‘Kurbağa Prens’in harikulade bir versiyonu; ilk yarısı çocuklara, ikinci yarısı yetişkinlere seslenen bir ‘melez’ kitap. Kahramanı, evcil bir hayvan olarak rahat bir hayat sürmekle vahşi doğada tekinsiz maceralara atılmak arasında seçim yapmaya çalışan bir kurbağa. Prenses ve kurbağanın masalı: VAROLUŞÇU BİR AŞK HİKAYESİ […]
Read More
Posted by gülenay börekçi on October 14, 2011 · Leave a Comment
Bu yazının konusu, parayı, şöhreti, hayran kitlelerini terk ederek yeni bir hayat kurmayı deneyen yazarlar… Sebepler değişiyor. Sanat, kimi zaman başkaldırı adına veya basitçe yorgunluktan, kimi zamansa hazin trajedilerin ya da gözalıcı başarıların ardından terkedilebiliyor. Bazıları sanatı ve hayatı anlamsız bulmaya başlıyor, bazılarıysa ilk bakışta aşk gibi çiçek açan yepyeni ve şiddetli bir tutkuya teslim ediyor […]
Read More
Filed under egoist okur kitaplığı, vitrin · Tagged with arthur cravan, arthur rimbaud, b. traven, bartleby ve şürekası, celal sılay, edebiyat, enrique vila-matas, gülenay börekçi, juan ruolfo, marcel duchamp, oscar wilde, salinger
Posted by gülenay börekçi on October 13, 2011 · 1 Comment
Salacak açıklarında yer alan tarihi Kız Kulesi, İstanbul’un simgelerinden biri. Hakkında çok efsane biliyoruz, şairlerin şiirlerine konu olduğunu, hatta Nazım Hikmet’in 12 yıllık hapishane hayatından kurtulduğu ilk gün onu seyretmeye gittiğini bile… Ama Kız Kulesi’nin Karl Detroit adlı bir Alman’la ilgili pek azımızın bildiği müthiş bir hikayesi daha var. Yazının devamında nasılsa okuyacaksınız, şimdilik şu kadarını […]
Read More