Egoist okur

SİBER ÂLEM: Daha büyük, daha derin bir yalnızlık…

Demokrasi bütün görüşlerin açıkça ifade edilebildiği bir yönetim biçimi ya, dünya üzerinde de henüz bu tür bir sistemi eksiksiz bir biçimde oluşturup sürdürebilen bir ülke yok. En azından şimdilik. Bir ülke yok ama bir gezegen var, adına “Blogosfer” deniyor. Bizde kimsenin haberi olmasa da, blogosfer dünyanın şimdilik en büyük ve en kapsamlı medya gücü. Konuya […]

Read More

Terry Pratchett’ın intihar sözleşmesi

12 Mart 2015 editi: Terry Pratchett kararını değiştirdi ve evinde öldü. Bunun dışında 2011 yılında hazırladığım bu yazıya dokunmadım.  İlk hikâyesini 13 yaşında sattı ve ikinci el bir daktilo almaya yetecek kadar para kazandı. The Carpet People adlı ilk romanı 1971’de yayımlandı. Sonra gazetecilik yaptı, özel şirketlerde medya ilişkileri görevini üstlendi. 1983’te ona asıl ün […]

Read More

Gay romanı yazmak için ille gay mi olmalı? Ve akla gelen başka sorular…

Yazar Ayşe Kulin’in yeni romanı Gizli Anların Yolcusu tartışmaları da beraberinde getirdi. Şimdi twitter’da ve internetteki başka mekanlarda eşcinsel olmayan bir yazarın eşcinsel dünyayı anlatan bir roman yazmasının doğru olup olmadığı, daha doğrusu bilmediği bu dünyayı hakkıyla anlatıp anlatamayacağı konuşuluyor. Gay romanı yazmak için ille gay mi olmalı? İnternette Ayşe Kulin’in yeni romanı Gizli Anların […]

Read More

Tolstoy’un büyük aşkı Elisabeth bir Türk’le evlenmiş

Sermet Sami Uysal’ın Eşlerine Göre Ediplerimiz adlı kitabından öğreniyorum. 1950’lerde yazılan kmitaba göre hikaye şöyle… Gencecik bir delikanlı olan Uysal ilk romanını Cumhuriyet’in o dönemdeki genel yayın yönetmeni Cevat Fehmi’ye götürmüş. Romandaki karakterlerden biri de Tolstoy’muş. Üstelik anlaşılan, romanda anlatılan her şey gerçekten yaşanmış. Tolstoy’un büyük aşkı Elisabeth bir Türk’le evlenmiş Sonya’yla evli olan Tolstoy, […]

Read More

Umberto Eco, Prag Mezarlığı’nı niçin yazdı?

“Sevgiye adanmış sayısız roman var ama artık sevgiden çok daha yaygın bir duygu olan nefreti anlatmak için bir roman yazmanın zamanı gelmişti.” Umberto Eco, Prag Mezarlığı’nı niçin yazdı? “Sevgiye adanmış sayısız roman var ama artık sevgiden çok daha yaygın bir duygu olan nefreti anlatmak için bir roman yazmanın zamanı gelmişti. Yaygın; çünkü nefret olmasaydı, savaş, […]

Read More

Paul Auster: Piyangodan büyük ikramiyeyi kazanmasa, yazar olmayacaktı!*

Paul Auster’ı niçin seviyoruz? Kitapları bize ne hatırlatıyor? Hayatta sıfır noktasına gelmek ne demektir, neye yarar? Peki ya Auster’ın pek alelacayip diyebileceğim sıfır noktasından çıkış hikayesi… Hepsi bu yazıda. Buyurun okuyun. * Bir okur, aşağıda göreceksiniz, kahramanca bir düzeltme işine girişmiş ama kendisine de söylediğim gibi, gerek yoktu. Birincisi hata yapmamak gibi bir iddiam yok, […]

Read More

Prenses ve kurbağanın masalı: VAROLUŞÇU BİR AŞK HİKAYESİ

‘Ateş Karınlı’ diye bir kitap var elimde, J. C. Michaels yazmış. Bildiğimiz ‘Kurbağa Prens’in harikulade bir versiyonu; ilk yarısı çocuklara, ikinci yarısı yetişkinlere seslenen bir ‘melez’ kitap. Kahramanı, evcil bir hayvan olarak rahat bir hayat sürmekle vahşi doğada tekinsiz maceralara atılmak arasında seçim yapmaya çalışan bir kurbağa. Prenses ve kurbağanın masalı: VAROLUŞÇU BİR AŞK HİKAYESİ […]

Read More

Kendini mobilya gibi hissetmeye başlamışsan, çekip gideceksin!

Bu yazının konusu, parayı, şöhreti, hayran kitlelerini terk ederek yeni bir hayat kurmayı deneyen yazarlar… Sebepler değişiyor. Sanat, kimi zaman başkaldırı adına veya basitçe yorgunluktan, kimi zamansa hazin trajedilerin ya da gözalıcı başarıların ardından terkedilebiliyor. Bazıları sanatı ve hayatı anlamsız bulmaya başlıyor, bazılarıysa ilk bakışta aşk gibi çiçek açan yepyeni ve şiddetli bir tutkuya teslim ediyor […]

Read More

Nazım Hikmet ve Karl Detroit’in hikayesi

Salacak açıklarında yer alan tarihi Kız Kulesi, İstanbul’un simgelerinden biri. Hakkında çok efsane biliyoruz, şairlerin şiirlerine konu olduğunu, hatta Nazım Hikmet’in 12 yıllık hapishane hayatından kurtulduğu ilk gün onu seyretmeye gittiğini bile… Ama Kız Kulesi’nin Karl Detroit adlı bir Alman’la ilgili pek azımızın bildiği müthiş bir hikayesi daha var. Yazının devamında nasılsa okuyacaksınız, şimdilik şu kadarını […]

Read More

Simyacı’nın yazarı Paulo Coelho meğer satanistmiş!

Yıllarca kara büyü yapmış hatta Şeytan’la bir sözleşme imzalamış, günün birinde büyük bir yazar olabilmek için. Yani eskiden. Gerçeği, bizde yeni çıkan biyografisi “Bir Savaşçının Yaşamı”ndan öğreniyoruz. Barış sözcüsü Coelho’nun  biyografisini üç yılda kaleme alan Fernando Morais şöyle anlatıyor: “Bu kitabın içinde her şey var… Seks, şiddet, uyuşturucu, az da olsa eşcinsellik, rock’n roll ve […]

Read More

En şanslı yazarlar, hatta Nobelli olanlar bile bir gün unutulacak!

Nobel Edebiyat Ödülünü bu yıl İsveçli şair Tomas Tranströmer kazandı. Ben de bu vesileyle “Nobel’den de Öte” adlı kitaptan söz etmek istedim. Kitap, İspanyol gazeteci Xavi Ayén’in 16 Nobelli yazarla yaptığı röportajlardan oluşuyor. Orhan Pamuk da var. En şanslı yazarlar, hatta Nobelli olanlar bile bir gün unutulacaksa… Nobel Edebiyat Ödülünü son olarak İsveçli şair Tomas […]

Read More

Sahte Nobel Hadisesi: Bir gün her faşist 15 dakikalığına Nobel alabilir!

Geçen hafta tüm batı dünyası Tomas Tranströmer’ın aldığı Nobel’i, kitaplarının bir anda New York dahil bütün büyük metropollerde yok satmaya başlamasını konuştu. Oysa ödülün açıklanmasından dakikalar önce, Sırp gazeteleri, kendi vatandaşları Dobrica Cosic’in 2011 Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldüğü haberini almıştı. Haber kaynakları, www.nobelprizeliterature.org adresli internet sitesiydi. Sevinç dalgası kısa sürede tüm ülkeye yayıldı, radyolar […]

Read More

SON TOLSTOY: Zahar Prilepin

Hiçbir romanını okumadım ama yazılanlardan anladığım kadarıyla Ruslar bu yazarı bir rock yıldızını sever gibi seviyorlar. Sokaklarda posterleri satılıyor, imza günleri hınca hınç dolup taşıyor, dergiler, gazeteler boyuna ondan söz ediyor. Kısacası, son 10 yılda birçok önemli ödülü toplayan Zahar Prilepin, Rus gençliğinin yeni idolü. SON TOLSTOY: Zahar Prilepin Rusların yazıyla ilişkilerinin sağlamlığı ortada. Edebiyatın […]

Read More

Egoist Okur, New Yorklu popüler edebiyat blogu The Literary Kicks’te

The Literary Kicks (Yazınsal Tekmeler) civardaki en iyi 10 edebiyat blogundan biri kabul ediliyor. Kurucusu New Yorklu Levi Asher, borsacı olarak başladığı iş hayatında uzun süre PowerPoint prezantasyonları hazırlayarak “çalışır gibi” yapmış. Asıl iş hayatı, şu hayatta tam olarak ne yapmak istediğini keşfettiğinde başlamış. O gün bugün popüler blogu The Literary Kicks aracılılığıyla edebiyatla ilgilenmeyi […]

Read More

Hangisi elzem: “Saf ve Düşünceli Romancı” mı, Katy Perry parfümü mü?

“Romanlar ikinci hayatlardır” cümlesiyle başlıyor Orhan Pamuk’un yeni kitabı. Ve roman okurken zihnimizin ne şekilde işlediğini araştırıyor. Okurken insan zihninin bir tarafı, romanın karakterler, olaylar, mekânlar, nesneler, renkler, tatlar, kokular aracılığıyla yarattığı devasa manzaranın, daha doğrusu bir nevi düşsel müzenin tadını çıkarıyor. Bu bizim kendi gerçekliğimizi terk ederek romanın içine girme, onun bir parçası haline […]

Read More