Egoist okur

Ahlaki bir ikilem: Hitler’in kazağını giyer miydiniz?

Rolf Dobelli’nin Hatasız Düşünme Sanatı adlı kitabında, tekrar tekrar tuzağına düştüğümüz “en sinsi düşünce hataları” mercek altına alınıyor. Ve bize çok acayip gelen bazı soruların cevaplarını veriliyor. Mesela… Kendi bilgimizi neden sistematik olarak gözümüzde büyütür ve neden diğer insanları olduklarından daha aptal sanırız? Neden bir şeyi, sırf milyonlarca insan doğru buluyor diye olduğundan daha doğru sanırız? Neden yanlış […]

Read More

Goethe şeytan çıkarıyor: GENÇ WERTHER’İN ACILARI

Johann Wolfgang von Goethe için Genç Werther’in Acıları bir iç savaşı, doğrudan kendi içindeki iyilik-kötülük mücadelesini simgeliyordu. Genç, hararetli, huzursuz yıllarına bir veda niteliği taşıyan bu romanda dile getirdiği şey aslında kendi arınma arzusuydu. O da tıpkı kahramanı gibi Charlotte adlı evli bir genç kadına umutsuzca âşık olmuş, reddedilmişti. Kısmen utanç, kısmen suçluluk hissediyordu. Bu yüzden kahramanının hikayesini […]

Read More

Yeni bir ülkeye, yeni bir dile ve yeni kitaplara alışmak

ON8’den çıkan Çıplaklar’ın yazarı Iva Procházková’nın bir röportajından parçalar. Bir bölümde, zamanında siyasi sebeplerle ülkesini terk ettiğinde kitaplarından da ayrılmak zorunda kalışını ve bunun sonradan ona nasıl bir özgürlük alanı açtığını anlatıyor. Kitaplarından ayrılamayacağını düşünen benim için bunu okumak bir parça ürkütücü ama yine de enteresan bir deneyim oldu, size de tavsiye ederim. Gülenay Börekçi “Ah, […]

Read More

Hiçbir ressam can sıkıntısından ölmedi, kesin bilgi!

Elizabeth Lunday’in Büyük Sanatçıların Gizli Hayatları adlı kitabını okuduktan sonra resim sanatına farklı gözle bakmaya başlayacaksınız. Hatta hiçbir müze gezisi sizin için durağan ve sıkıcı olmayacak. Lunday’e göre hiçbir dahi ressam can sıkıntısından ölmedi. Zira hepsi de büyük sanatın  doğduğu yerde, kaosun tam kıyısında yaşamıştı… Hiçbir ressam can sıkıntısından ölmedi, kesin bilgi! Elizabeth Lunday’in Büyük […]

Read More

Nihai Big Bang’den hemen önce: MİM SAVAŞLARI

“Gerçek dünyanın sorunları bütün ağırlığıyla hissedilirken, hep aynı Gayrisafi Milli Hasıla, arz-talep ve piyasa hurafeleriyle oyalanmaktan usandığınızı biliyoruz. Mim Savaşları, bütün sosyal bilim öğrencileri için gerçek sorulara gerçek cevaplar arayan alternatif bir iktisat ders kitabı. Hatta iktisatla hiç ilgilenmemiş ya da iktisattan soğumuş olanların da heyecanla okuyacağı, sanat, aktivizm ve mizahla dopdolu bir kitap bu. […]

Read More

İşte hakiki “yeraltı” edebiyatı

Soma’da atıyor kalplerimiz günlerdir. Keder ve öfkeyle filmi geri sarmayı hayal ediyoruz; boşuna elbette. Ama filmi geriye saramasak da biraz geriye, “literatüre” bakabiliriz. Hazır mısınız? Dünyanın açık ara en tehlikeli, en ölümcül mesleği madenciliğin edebiyattaki yansımalarına bakıyoruz… “Madenciler zaman yolcularıdır” İlk örnek bir çocuk kitabı… İngiliz romancı David Almond sayısız ödül kazanmış ve bizde Günışığı Kitaplığı tarafından […]

Read More

Sylvia Plath & Ted Hughes: Yakıcı, yıkıcı, kanlı bir aşkta ilk karşılaşma

“… sonra birden dudaklarıma yapıştı ve güneşten ve fazla sevilmekten yıpranmış ve benzerini asla bulamayacağım saç bandımı, o çok sevdiğim kırmızı saç bandımı ve en sevdiğim gümüş küpelerimi zorla çekip aldı: hah, bunlar bende kalsın, diye böğürdü. Boynumu öperken yanağını uzun uzun sertçe ısırdım, odadan çıktığımızda, yüzünden kanlar sızıyordu. Onun şiiri, “I did it, I.” Böylesi […]

Read More

Artemisia Gentileschi: Ruhun gizli yaralarından bir kar tanesi

Artemisia Gentileschi 17. yüzyıl başında yaşamış gerçek bir şahsiyet, resim tarihine geçmiş az sayıdaki kadın ressamdan biri (1593-1651). Bugün Caravaggio’dan sonraki ressamlar kuşağının en önemli temsilcisi kabul edilen Gentileschi’nin resimleri hâlâ bakanı derinden etkiliyor. Dönemin diğer ressamlarının aksine fazlasıyla ateşli, yoğun, şiddetli tablolar onunkiler. En ünlüsü 1614 tarihli “Judith Holofernes’i Katlediyor”. Gentileschi güçlü ama incitilmiş […]

Read More

Tutunduğun anlamlar uğruna neyini verirdin?

“Kızmaya değer şeyler olacaksa, sevinmeye değer şeyler de olacaktır. Sevinmeye değer şeyler olacaksa, demek ki o şeylerin de bir anlamı olacaktır. Ama öyle şeyler yok bu dünyada!” Sesini bir ton daha yükseltip “Birkaç yıl sonra hepiniz ölecek, unutulacak ve hiçbir şey olacaksınız; onun için, kendinizi buna bir an önce alıştırmaya bakın!” dedi. İşte o an, […]

Read More

Kayıp “espri” defterlerim ve Mensa fahişeleri

Mensa fahişelerini duydunuz mu? Rivayet bu ya; kendileri karşılaştırmalı edebiyat doktorası yapmış bir hanımın genelevinde çalışan güzel ve pek entelektüel birkaç kızmış. Müşterilerin entelektüel şehvetlerini doyuruyorlarmış. Mesela adamlar orada, “kafası çalışan” bir fahişeyle Dostoyevski yahut Proust tartışabiliyorlarmış. Fazladan 200 dolara kıyarlarsa, Chomsky’nin dil kuramını çürütecek kızlarla bile sevişebiliyorlarmış. Kime göre? Öykülerini filmlerinden bile daha çok sevdiğim […]

Read More

Yazarlar hakkında ne dedikodular, ne sırlar, ne hikayeler…

Ünlü ve büyük yazarların hayatlarını niye okuruz? Pek çok sebepten. Ama biraz da şundan: James Joyce’ın kırık gözlüğünü, Agatha Christie’nin altındaki yara bandını ve Mark Twain’in çenesindeki jilet kesiğini fark etmek için. Başka bir deyişle onları insanca yaraları ve zaaflarıyla da tanımak için. W.G. Sebald’ın ölmeden 3 gün önce girdiği dersten notlar PATTI SMITH: “Ölüler konuşuyor […]

Read More

“Örtbas etme kültürü var gücüyle işledi”

“Onun ölümünün ardından adını vermeyen bir kişi ailesini arayarak Mustafa’nın arkadaşı olduğunu söylemiş ve şu bilgileri vermişti: “Çocuğunuzu öldüresiye dövdükleri sırada üzerinde sivil elbiseler vardı, sonra onu bir malzeme deposuna götürdüler. Burada, bir üniforma giydirdiler ve intihar süsü vermek için astılar. Ardından, sivil kıyafetlerini attılar. Onlar gittiklerinde, ben elbiseleri topladım ve size ulaşması için gizlice […]

Read More

“Bizi özgürleştiren ‘ötekiler’dir”

“Öykü küratörü” Murathan Mungan, okurla ilk kez buluşan öykülerden oluşan iki yeni seçkiyle yeniden okur karşısında. “Merhaba Asker”i gelecek hafta tanıtacağım, bu haftanın konusu “Kadınlar Arasında”. Küratör dediğim için anlamışsınızdır zaten, öyküler Mungan’ın değil, başka edebiyatçıların. Konu? Kendi deyişiyle; “Kısaca ve kabaca, kadınlar arasında aşk… Öte yandan her aşk hikâyesinin aslında başka şeylerin de hikâyesi […]

Read More

DÂHİYANE (!) TAVSİYE: Kendi kusursuz eşini kendin yarat!

Ama ya eline yüzüne bulaştırırsan? Eh, o da ihtimal dahilinde tabii. Şöyle ki… Wendy Moore’un kitabının adı bile beni paralize etmeye yetmişti: “İyi Bir Zevce Yaratmanın Yolları: Britanya’nın En İstenmeyen Bekarı ve İdeal Eşini Eğitmenin Peşindeki Mücadelesi”. İçinde de insanın nutkunun tutulmasına sebep olan şeyler vardı. Mesela hikayesini anlattığı 18. yüzyıl İngiliz enteli Thomas Day’e […]

Read More

ALİS’İN AYAKKABISI: Büyümüyor ama yaşıyor

Can Gürses’i duymuş muydunuz? Kitap-lık dergisine yaptığı röportajlardan yahut Bir+Bir için hazırladığı Edebiyat Gardrobu sayfalarından hatırlayabilirsiniz. Acayip yetenekli bir kalem olan dünyalar güzeli Can’ın ilk romanı da yayınlandı: En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın… Kemal Gökhan Gürses’in illüstrasyonlarıyla zenginleşen bu nefis romanı okumalısınız. Önümüzdeki hafta Can’la röportajımızı okuyunca zaten koşa koşa gidip alacaksınız. Ama o zamana dek […]

Read More