İşte hakiki “yeraltı” edebiyatı
Soma’da atıyor kalplerimiz günlerdir. Keder ve öfkeyle filmi geri sarmayı hayal ediyoruz; boşuna elbette. Ama filmi geriye saramasak da biraz geriye, “literatüre” bakabiliriz. Hazır mısınız? Dünyanın açık ara en tehlikeli, en ölümcül mesleği madenciliğin edebiyattaki yansımalarına bakıyoruz… “Madenciler zaman yolcularıdır” İlk örnek bir çocuk kitabı… İngiliz romancı David Almond sayısız ödül kazanmış ve bizde Günışığı Kitaplığı tarafından […]
Read MoreSylvia Plath & Ted Hughes: Yakıcı, yıkıcı, kanlı bir aşkta ilk karşılaşma
“… sonra birden dudaklarıma yapıştı ve güneşten ve fazla sevilmekten yıpranmış ve benzerini asla bulamayacağım saç bandımı, o çok sevdiğim kırmızı saç bandımı ve en sevdiğim gümüş küpelerimi zorla çekip aldı: hah, bunlar bende kalsın, diye böğürdü. Boynumu öperken yanağını uzun uzun sertçe ısırdım, odadan çıktığımızda, yüzünden kanlar sızıyordu. Onun şiiri, “I did it, I.” Böylesi […]
Read MoreArtemisia Gentileschi: Ruhun gizli yaralarından bir kar tanesi
Artemisia Gentileschi 17. yüzyıl başında yaşamış gerçek bir şahsiyet, resim tarihine geçmiş az sayıdaki kadın ressamdan biri (1593-1651). Bugün Caravaggio’dan sonraki ressamlar kuşağının en önemli temsilcisi kabul edilen Gentileschi’nin resimleri hâlâ bakanı derinden etkiliyor. Dönemin diğer ressamlarının aksine fazlasıyla ateşli, yoğun, şiddetli tablolar onunkiler. En ünlüsü 1614 tarihli “Judith Holofernes’i Katlediyor”. Gentileschi güçlü ama incitilmiş […]
Read MoreTutunduğun anlamlar uğruna neyini verirdin?
“Kızmaya değer şeyler olacaksa, sevinmeye değer şeyler de olacaktır. Sevinmeye değer şeyler olacaksa, demek ki o şeylerin de bir anlamı olacaktır. Ama öyle şeyler yok bu dünyada!” Sesini bir ton daha yükseltip “Birkaç yıl sonra hepiniz ölecek, unutulacak ve hiçbir şey olacaksınız; onun için, kendinizi buna bir an önce alıştırmaya bakın!” dedi. İşte o an, […]
Read MoreKayıp “espri” defterlerim ve Mensa fahişeleri
Mensa fahişelerini duydunuz mu? Rivayet bu ya; kendileri karşılaştırmalı edebiyat doktorası yapmış bir hanımın genelevinde çalışan güzel ve pek entelektüel birkaç kızmış. Müşterilerin entelektüel şehvetlerini doyuruyorlarmış. Mesela adamlar orada, “kafası çalışan” bir fahişeyle Dostoyevski yahut Proust tartışabiliyorlarmış. Fazladan 200 dolara kıyarlarsa, Chomsky’nin dil kuramını çürütecek kızlarla bile sevişebiliyorlarmış. Kime göre? Öykülerini filmlerinden bile daha çok sevdiğim […]
Read More“Örtbas etme kültürü var gücüyle işledi”
“Onun ölümünün ardından adını vermeyen bir kişi ailesini arayarak Mustafa’nın arkadaşı olduğunu söylemiş ve şu bilgileri vermişti: “Çocuğunuzu öldüresiye dövdükleri sırada üzerinde sivil elbiseler vardı, sonra onu bir malzeme deposuna götürdüler. Burada, bir üniforma giydirdiler ve intihar süsü vermek için astılar. Ardından, sivil kıyafetlerini attılar. Onlar gittiklerinde, ben elbiseleri topladım ve size ulaşması için gizlice […]
Read More“Bizi özgürleştiren ‘ötekiler’dir”
“Öykü küratörü” Murathan Mungan, okurla ilk kez buluşan öykülerden oluşan iki yeni seçkiyle yeniden okur karşısında. “Merhaba Asker”i gelecek hafta tanıtacağım, bu haftanın konusu “Kadınlar Arasında”. Küratör dediğim için anlamışsınızdır zaten, öyküler Mungan’ın değil, başka edebiyatçıların. Konu? Kendi deyişiyle; “Kısaca ve kabaca, kadınlar arasında aşk… Öte yandan her aşk hikâyesinin aslında başka şeylerin de hikâyesi […]
Read MoreDÂHİYANE (!) TAVSİYE: Kendi kusursuz eşini kendin yarat!
Ama ya eline yüzüne bulaştırırsan? Eh, o da ihtimal dahilinde tabii. Şöyle ki… Wendy Moore’un kitabının adı bile beni paralize etmeye yetmişti: “İyi Bir Zevce Yaratmanın Yolları: Britanya’nın En İstenmeyen Bekarı ve İdeal Eşini Eğitmenin Peşindeki Mücadelesi”. İçinde de insanın nutkunun tutulmasına sebep olan şeyler vardı. Mesela hikayesini anlattığı 18. yüzyıl İngiliz enteli Thomas Day’e […]
Read MoreALİS’İN AYAKKABISI: Büyümüyor ama yaşıyor
Can Gürses’i duymuş muydunuz? Kitap-lık dergisine yaptığı röportajlardan yahut Bir+Bir için hazırladığı Edebiyat Gardrobu sayfalarından hatırlayabilirsiniz. Acayip yetenekli bir kalem olan dünyalar güzeli Can’ın ilk romanı da yayınlandı: En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın… Kemal Gökhan Gürses’in illüstrasyonlarıyla zenginleşen bu nefis romanı okumalısınız. Önümüzdeki hafta Can’la röportajımızı okuyunca zaten koşa koşa gidip alacaksınız. Ama o zamana dek […]
Read MoreGÖNÜL ÇELMENİN TARİHİ: Kızlı erkekli bir tarih kitabı
Flörtün, birilerini tavlamanın, onları türlü çeşit oyunla baştan çıkarmanın da bir tarihi olabileceğini hiç düşünmüş müydünüz? Eh, siz düşünmediniz ama bunu düşünen hatta kitabını yazanlar bile var. Mesela yeni keşfettiğim Gönül Çelmenin Tarihi adlı kitap bu açıdan tam bir hazine. Bilhassa da Özel Hayatın Tarihi, Güzelliğin Tarihi, Çirkinliğin Tarihi, Bedenin Tarihi gibi resmi olmayan tarih […]
Read MoreBir bardak suyun kelebek etkisi
Tarkovski’nin Stalker filminden bir mesel geliyor aklıma: Kederli bir adam, içeri girenin en büyük arzusunun gerçekleştiği rivayet edilen odada, ölen kardeşinin “canlanmasını” diler. Döndüğünde evinin ağzına kadar elmaslar, zümrütler, yakutlarla dolu olduğunu görür ve intihar eder… Öyle ya! Minicik bir aralıktan en korunaklı mekanlara bile “hırsız” girebilir. Sırça fanus içinde özenle saklanan ruhlar bile kötülüğe […]
Read MoreGeoff Dyer: “Her seyredişte bana harikulâde gelen o film…”
Kimilerinin “yaşayan en iyi İngiliz romancısı olmaya aday” dediği bol ödüllü yazar Geoff Dyer, Zona adını taşıyan yeni kitabında Andrey Tarkovski’nin 1979 tarihli başyapıtı Stalker’ı analiz ediyor. Konunun ilgimi çekmesinin sebebini beni tanıyan herkes anlamıştır: Dyer’la ortak bir noktamız var; Tarkovski ikimizin de en sevdiği yönetmen, Stalker’sa saplantıyla sevdiğimiz film… Dyer kitapta Tarkovski’nin çocukluk yıllarından, […]
Read MoreGramer Nazisi: “Hey dostum, kusursuz gramer seksidir!”
Kendilerini Gramer Nazisi diye adlandıranları duymuş muydunuz? Ben çok sevgili Ayşe Karasu’nun HT Pazar’daki “Gramer Nazisi aranıyor!” başlıklı yazısından öğrendim ve fark ettim ki Nazi’nin gramer ırkçılığı yapanı karşısında boynum kıldan incedir, ona her durumda uslu uslu boyun eğebilirim… Neden biliyor musunuz, çünkü kusursuz gramer seksidir ve düzenli olarak yapılan gramer hatası kadar insanın seksapelini zayıflatan, […]
Read MoreLACANIAN INK: Felsefe+edebiyat+pop kültür
Batıda tutkulu okurlar daha mı fazla, yoksa kendilerini daha mı az gizliyorlar, bilmiyorum. Belki daha meraklıdırlar. Yahut üşenmiyorlardır. Bildiğim, orada tek bir yazara ya da tek bir kitaba adanmış dergilere bile rastlanabildiği. Bunlardan biri de mesela Laurence Sterne’ün başyapıtı Tristram Shandy’e adanan The Shandean. Bir de tabii New York kökenli Lacanian Ink var; Jacques Lacan’a […]
Read More








